Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yetkisi olmayan soruşturma mercileri tarafından verilen kararlar uyarınca konutta ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı ve ko
Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yetkisi olmayan soruşturma mercileri tarafından verilen kararlar uyarınca konutta ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının, elkoyma işlemi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, en son Danıştay tetkik hâkimi olarak görev yapmıştır. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016 tarihli yazılı talimatıyla "Türkiye genelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek suçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesi üyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu" gerekçesiyle başvurucunun gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde arama yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 18/7/2016 tarihinde soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre şüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleri incelemelerinin ve belgelerden örnek almalarının kısıtlanmasına karar verilmesini Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik 19/7/2016 tarihinde dosya içeriğini incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Ankara Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucunun konutunda, aracında ve işyerinde 18/7/2016 tarihinde arama yapılmış ve suç delili olabileceği değerlendirilen bazı dijital materyaller ile başvurucuya ait iki silaha el konmuş; aynı gün başvurucu gözaltına alınmıştır. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Savcılık, ifade alma işleminden önce başvurucuya isnat edilen suçu anlatmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu örgüte para yardımında bulunmadığını, Asya Finans Grubuna bağlı yerlere para yatırmadığını, yargı imamları olduğu iddia edilen A., O.K. ve A.A.yı tanımadığını, hâkim olarak görev yaptığı süre boyunca eğitim ya da gezme amacıyla hiçbir yurt dışı gezisine katılmadığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca darbe teşebbüsü sırasında bir arkadaşı ile Ankara'nın Balgat Mahallesi'nde bir arkadaşı ile bir mekânda oturduklarını, darbeye ilişkin olarak kendisine herhangi bir kimse tarafından görev verilmesinin ya da teklif edilmesinin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Son olarak başvurucu, hakkında yapılan soruşturmanın ilgili mevzuatta öngörülen usullere aykırı bir şekilde yürütüldüğünü savunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında "[başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım] şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; şüphelilerin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi" gerekçesine dayanılarak tutuklama talebinde bulunulmuştur. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinde aynı gün yapılmıştır. Savcılığın talep yazısı ve kısıtlama kararı kapsamı dışında kalan belgeler, sorgu işlemi öncesinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında, başvurucuya isnat edilen suçun anlatıldığı da belirtilmiştir. Sorgu işlemi sırasında başvurucunun avukatı da hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda alınmıştır. Başvurucu, sorgu sırasındaki ifadesinde genel olarak herhangi bir örgütün üyesi olmadığı ve suçlamaları kesinlikle kabul etmediği yönünde beyanlarda bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheliler ...Selim Öztürk, ...'inüzerlerine atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından haklarında alınan karar içerikleri, dosyada mevcut bilgi, belge ve araştırma tutanakları, arama ve el koyma tutanakları ile tüm dosya kapsamındaki somut delillere göre soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun temadi eder nitelikte suçlardan olduğu, şüpheliler hakkında delillerin henüz toplanamadığı, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin mevcut olduğu, açıklanan nedenlerle adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/2-11 maddesi hükmündeki suçlardan olması da değerlendirilerek CMK’nun maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS [Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi] maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına... [karar verildi.]" Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 15/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 8/11/2016 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 23/12/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, itirazın reddine dair kararı 23/12/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 18/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 29/1/2018 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak başvurucunun ByLock programını kullanmış olması ve bir kısım beyanda adının örgüt üyesi olarak geçmesi hususlarına dayanıldığı görülmektedir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 5/2/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2018/97 sayılı dosyası üzerinden ve başvurucu tutuklu hâldeyken sürdürülmüştür. Yapılan yargılama sonucunda Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 24/7/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...sanığın 2002 yılında Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdiği, 2004 yılında Ankara idari yargı hakim adayı olarak çalışmaya başladığı, tanık R.'un beyanında geçtiği üzere sanığın idari yargı hakim adaylığı döneminde Ankara Hukuk Fakültesi mezunu örgüt üyelerinin kaldığı örgüt evinde ikamet ettiği, 2006 yılında stajını tamamlayarak Van İdare Mahkemesi üyesi olarak atandığı, tanık R.Ü. beyanlarında özetle, sanığın 2011 yılında Batman İlinde hakim T., c.savcı[sı] G. ile birlikte sohbet gurubu oluşturduğunu, dönemsel olarak düzenlenen bu toplantıları organize ve idare eden kişinin sanık Selim Öztürk olduğunu, toplantılarda Selim Öztürk'ün sohbet adı altındaki konuşmalarını dinlediklerini, her ay maaşının %luk bir kısmını himmet adı altında sanık Selim Öztürk'e verdiğini, sanığın daha sonra bu paraları Diyarbakır ilinde bulunan tanımadığı başka bir örgüt üyesine aktardığını söylediği, sohbet adı altında düzenlenen toplantılarda terör örgütü lideri Fetulah Gülen'e ait kitapların okunarak konuşmalarının bulunduğu lerin izlenildiği, bu şekilde örgütsel bağlılığın canlı tutulmaya çalışıldığı, Mahkememizce dinlenilen 'Defne' kod isimli gizli tanık beyanında özetle, sanığın 2011 yılında örgütsel saik ile Ankara ilinde düzenlenen toplantıya katıldığını, bu toplantıda görev yeri olan Batmanilinde bulunan ve terör örgütü FETÖ/PDY. ile irtibatlı hakim-savcılar ve aileleri ile ilgili konularda kendisine görev verildiğini söylediği, gizli tanığın bu anlatımların tanık R.Ü.'ın beyanları ile uyumlu bulunduğu, Ankara Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde sanığın 73686 USER İD.numarası ile adına kayıtlı bulunan *** *** **** numaralı GSM hattı ile Bylock isimli programı kullandığının tespit edildiği,...-Netice olarak zaman içerisine yayılan süreçte sanığın gösterdiği ısrar, süreklilik, çeşitlilik ve eylemsel yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde, Fetulahçı Terör Örgütü-FETÖ/PDY.nin hiyerarşik yapısı içerisine giren, Bylock isimli kriptolu haberleşme programını cep telefonuna yükleyerek değişik zamanlarda çok kere kullanan, hakim-savcı adayı olduğu dönemde kendisi gibi örgüt üyesi hakim-savcı adayları [ile] birlikte kalan, Batman ilinde görevli örgüt üyesi hakim-savcılar arasında oluşturulan gruba liderlik eden, onlara sohbet adı altında ders veren, bu şekilde örgütsel bağlılığı canlı tutmaya çalışan, grubunda bulunan hakim-savcılardan himmet adı altında para toplayan, daha sonra topladığı bu paraları örgütün finans kaynaklarına aktaran sanığın bizzat terör örgütü üyesi olarak kabul edilmesi gerektiği, sanık ile örgüt arasındaki organik bağın bu şekilde kurulduğu, ...-Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere sübut bulduğu anlaşılmakla..." Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) kararı.