(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/427 E. , 2007/4510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 24.7.1993 tarihinde Bursa İnegöl ilçesindeki arsayı davalıdan satın aldığını, arsanın tapuda devredilmediği gibi ödediği paranın da i
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/427 E. , 2007/4510 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 24.7.1993 tarihinde Bursa İnegöl ilçesindeki arsayı davalıdan satın aldığını, arsanın tapuda devredilmediği gibi ödediği paranın da iade edilmediğini, sözleşmede akdin yerine getirilmemesi halinde ödenen bedelin iki katı kadar tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 20.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, emlakçılık yaptığı dönemlerde sattığı yerlerin tapularının da verildiğini, yapıldığı iddia edilen sözleşme tarihinden itibaren 13 yıllık sürenin geçtiğini, davacının böyle bir hakkı varsa şimdiye kadar araması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının zamanaşımı savunması yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Medeni Usul Hukukumuzda, bir davaya muhatap olan davalının başvurabileceği çeşitli savunma araçları bulunmaktadır. Bunlardan biri de def’ilerdir. Def’ide, davalının borçlu bulunduğu edimi, özel bir nedene dayanarak ödemekten kaçınma olanağı sağlanmaktadır. Zamanaşımı da, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükendiğinin davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli olan bir def’idir. Zamanaşımı def’ini öne süren davalı, zamanaşımı nedeniyle edimi ifa etmek zorunda olmadığını ifade etmektedir. Hak düşürücü süre niteliğinde olmadığından Borçlar Kanununun 140. maddesi gereğince, ileri sürülmediği sürece, bir davanın zamanaşımına uğramış olduğu hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaz. Zamanaşımı, alacak hakkını değil, alacağı talep hakkını ortadan kaldırdığından, zamanaşımı def’inin davalı tarafından yargılama sırasında açık bir şekilde veya ... süre geçmesi nedeniyle davacının alacağını artık dava edemeyeceği yolunda dolaylıda olsa ileri sürülmesi zorunludur. Dava konusu olayda davalı esasa cevap süresi içinde ... olduğu 27.3.2006 tarihli dilekçesinde, “Davacının iddia ettiği sözleşmenin yapılmasından bu yana 13 sene geçmiştir. Davacı böyle bir hakkı varsa şimdiye kadar neden hakkını aramamıştır.” sözlerine yer ... olup, bu sözler mahkemece zamanaşımı def’i olarak kabul edilmişse de, anılan sözler, davacının alacağını talep hakkını yitirdiği şeklinde yorumlamaya elverişli bulunmadığından davalının bu sözlerle zamanaşımı def’inde bulunduğunu kabule olanak yoktur. Davalı bu sözlerle, aradan geçen süre nedeniyle edimini ifa etmek zorunda olmadığını değil, davacının kendisinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, böyle bir hakkının hiç doğmadığını belirtmiş olup, aradan geçen süreyi de bunun bir delili olarak göstermektedir. O halde davada usulüne uygun olarak yapılmış bir zamanaşımı def’i mevcut olmadığından mahkemece işin esasına girilerek, tarafların ibraz etmiş oldukları delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmelerle yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINApeşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 2.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.