Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu en son İstanbul Bölge İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 10/8/2016 tarihli kararı ile görevinden uzaklaştırılmış, 31/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Darbe teşebbüsü sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından FETÖ/PDY'nin yargıdaki örgütlenmesine ilişkin olarak başlatılan bir soruşturma kapsamında başvurucu 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu; ifadesinde özetle 2016 yılında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi üyesi olarak atandığını, devlet okullarında eğitim aldığını, eğitim hayatı süresince örgüte müzahir ev ve yurtlarda kalmadığını, sadece 1995 yılında lise döneminde ikamet ettikleri ilçede tek dershane olması münasebetiyle örgütün dershanesine gittiğini ancak söz konusu kurumun örgüt ile iltisakına dair bilgisinin olmadığını, eski eşi ile üniversite döneminde tanıştığını, çocuklarını örgüte ait okullara göndermediğini, dergi yahut gazete aboneliğinin bulunmadığını, Bank Asyada hesabının olmadığını, 2011 yılında Somali için başlatılan kurban bağışı kampanyası için bir kereye mahsus olmak üzere bağış yaptığını ancak bu davranışının örgütsel saik taşımadığını, örgütsel iletişime hizmet eden herhangi bir programı kullanmadığını, HSYK seçimlerinde herhangi bir çalışma yahut faaliyet içinde bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 13/8/2016 tarihinde Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafi huzurunda yaptığı savunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucu, Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgunun ardından 13/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...15/07/2016 günü saat 00 sıralarında TSK bünyesinde görevli bir grup muvazzaf askerler öncülüğünde örgüte bağlı polis ve bir kısım sivilin de katılımıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasal Düzenine karşı siyasal iktidarı sonlandırmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini ortadan kaldırma, kamu kurum ve kuruluşlarını ele geçirip işlevsiz kılmak ve yönetimi ele geçirmek maksadıyla darbe eyleminin yapılmaya çalışıldığı, yurdu ve vatanı savunmak amacıyla hareket eden çok sayıda insanın hayatını kaybettiği ve binlerce insanın yaralandığı, milyonlarca maddi zararın ortaya çıktığı, kalkışma ile demokratik düzenin büyük bir yara aldığı, halen açık ve yakın tehlikenin devam ettiği, bu nedenle suçun temadi etmekte olduğu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/08/2016 tarihli kararı ile günü gerçekleştirdiği toplantıda ilgililerin darbe eylemini gerçekleştiren aynı örgüte mensup kişilerden olduğu gerekçesiyle hakimlik ve savcılık mesleğinden el çektirildiği ve Ankara Başsavcılığı Anayasal Suçlar Bürosu'na suç ihbarında bulunulduğu, dosyadaki mevcut delil durumu, bilgi ve belge ile isnat edilen suçla ilgili eylemin vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, öngörülen ceza miktarının yüksek oluşu, atılı suçlama ile ilgili soruşturmanın Türkiye genelinde yapılması ve şüpheli beyanlarının tamamının alınmamış, suç ve şüpheli hakkında delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçların CMK'nun 100/3-a maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlardan oluşu, öngörülen ceza miktarı ile talep edilen tedbir karşılaştırıldığında ev ortaya çıkan netice ve zarar dikkate alındığında tutuklama tedbirinin bu aşamada ölçülü kabul edilmesinin gerektiği ve adli kontrol uygulamasının yetersiz olacağı kanaatiyle şüphelinin eylemi Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs (Darbeye Kalkışma) suçu ile birlikte değerlendirildiğinde 2802 sayılı Yasa'nın maddesindeki suçüstü şartlarının oluştuğu gözetilerek atılı suçtan dolayı CMK'nun 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]" Devam eden soruşturma sürecinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 26/9/2016 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da 12/1/2017 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/9/2016 tarihli kararı ile başvurucu hakkında tutukluluğun devamına hükmedilmiş, başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz ise Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/10/2016 tarihli kararı ile kesin olmak üzere reddedilmiştir. Anılan kararın başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin bir veriye erişilememiştir. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6/3/2017 tarihinde başvurucu hakkında yapılan tutukluluk incelemesi neticesinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince adli kontrol tedbirleri uygulanarak başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin FETÖ/ PDY Silahlı Terör Örgütünün şifreli haberleşme aracı olan Bylock programını bu aşamada kullanmadığının anlaşıldığı, sabit ikametgah sahibi olduğu, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle tutuklama tedbiri yerine Adli Kontrol Tedbirinin bu aşamada uygulanmasının daha uygun olduğu kanaatine varılmakla, 5271 sayılı CMK'nun 103/1 maddesine istinaden şüpheli hakkında adlî kontrol altına alınarak TAHLİYESİNE..." Soruşturmanın devamında başvurucudan elde edilen dijital materyallere ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bir tanığın başvurucu hakkındaki ifadesi dosyaya alınmıştır. Dijital verilere dair 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; başvurucuya ait telefon, bilgisayar ve haricî belleğin incelendiği, inceleme sonunda suç unsuru içeren herhangi bir veriye rastlanmadığı belirtilmiştir. Başka bir soruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile ve etkin pişmanlık kapsamında ifadesine başvurulan U.nun 4/11/2016 tarihli beyanının başvurucu ile ilgili kısmı ise şu şekildedir: “…cemaat mensubu olmadığı halde bu süreçte ihraç edilip tutuklanan Vergi Mahkemesi Başkanı A.’ın mağdur olduğunu düşünüyorum. Kendisi H.B. ve K.K. ile samimiyeti nedeniyle cemaatçi olarak algılanmış olabilir. 2014 seçimlerindeki tavrı bu intibaya sebep olmuş olabilir.” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 8/6/2020 tarihli iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede belirtilenler özetle şöyledir:-Polis memuru olarak görev yapmakta iken cinsel taciz iddiasıyla hakkında soruşturma yapılan ve ihraç kararı verilen bir kişi tarafından bu karara karşı açılan davada hakim olarak görevli olan başvurucunun yürütmenin durdurulması kararı verdiği yönünde bir ihbar dilekçesi bulunmaktadır.- A. tanık olarak 13/3/2018 tarihinde verdiği beyanında özetle İstanbul İdare Mahkemesi başkanı olarak görev yapmakta olduğunu, başvurucuyu üniversiteden tanıdığını, aynı sınıfta okuduklarını, öğrenci olduğu dönemde Ankara Hacı Bayram Camisi çevresinde kurulan kitap stantlarında başvurucunun FETÖ/PDY lideri Fettullah Gülen'in kitaplarını sattığını gördüğünü, başvurucunun öğrencilik hayatı boyunca örgüt evlerinde kaldığını, 2001 yılında hâkimlik stajına beraber başladıklarını, 2003 yılında İstanbul’da beraber kura çektiklerini, meslek hayatı boyunca başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğunu bildiğini, kendisinin FETÖ/PDY hakkında olumsuz beyanlarda bulunması üzerine adı geçenin kendisi ile irtibatını kestiğini, 2014 yılında HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY'nin desteklediği sözde bağımsız adaylar için dönem arkadaşları olan A., B., Y. ve A.E.den oy istediğini bildiğini belirtmiştir.- A.E. tanık olarak 15/3/2018 tarihinde verdiği beyanında özetle İstanbul Vergi Mahkemesi başkanı olarak görev yaptığını, başvurucuyu birlikte staj yapmaları sebebiyle tanıdığını, onunla çalışmadığını ancak 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde başvurucunun görev yaptığı mahkemeye gelip kendisini ziyaret ederek bağımsız adaylardan E. isimli şahıs için oy istediğini belirtmiştir.- A. tanık olarak 14/3/2018 tarihinde verdiği beyanında özetle İstanbul İdare Mahkemesi başkanı olarak görev yaptığını, başvurucuyu üniversiteden tanıdığını, aynı sınıfta okuduklarını, o dönemde başvurucuyla fazla samimiyetinin olmadığını, 2001 yılında staja beraber başladıklarını, birlikte görev yapmadıklarını, 2014 yılı HSYK seçimlerinde İstanbul'da görev yapan arkadaşları arayıp oy istediğini duyduğunu, kendisinden oy istemediğini ancak FETÖ/PDY destekli bağımsız adaylar lehine söylemlerde bulunduğunu ifade etmiştir.- Y. tanık olarak 14/3/2018 tarihinde verdiği beyanında özetle İstanbul İdare Mahkemesi başkanı olarak görev yaptığını, başvurucuyu üniversiteden tanıdığını, aynı sınıfta okuduğunu, o dönemde başvurucuyla fazla samimiyetinin olmadığını, 2001 yılında staja beraber başladıklarını, 2008-2009 yılları arasında Gaziantep İdare Mahkemesinde farklı mahkemelerde üye olarak görev yaptıklarını, 2014 yılı HSYK seçimlerinde İstanbul'da görev yapan arkadaşları arayıp oy istediğini duyduğunu, kendisinden oy istemediğini ancak FETÖ/PDY'nin desteklediği bağımsız adaylar lehine birçok ili gezerek oy topladığını bildiğini belirtmiştir.- B. tanık olarak 14/3/2018 tarihinde verdiği beyanında özetle İstanbul Vergi Mahkemesi başkanı olarak görev yaptığını, başvurucuyu üniversiteden tanıdığını, aynı sınıfta okuduğunu, o dönemde fazla samimiyetinin bulunmadığını, 2001 yılında staja beraber başladıklarını, 2011-2013 yılları arasında Gaziantep İdare Mahkemesinde farklı vergi mahkemelerinin başkanı olarak görev yaptıklarını, 2013 Yaz Kararnamesi öncesinde odasına gittiğinde telefonla görüşme hâlinde olduğunu, kendisine de sessiz olmasını işaret ettiğini, sonrasında görüştüğü kişinin eski HSYK Üyesi A.B. olduğunu anladığını, Manisa Vergi Mahkemesi başkanlığı talebinin bu sene olamayacağını, Manisa Bölge İdare Mahkemesi üyeliği veya görev süresinin bir yıl daha devam etmesi seçeneğinin ona sunulduğuna şahit olduğunu, 2014 yılı HSYK seçimlerinde İstanbul'da görev yapan arkadaşları arayıp oy istediğini duyduğunu, kendisinden oy istemediğini belirtmiştir.- R.Ş. tanık olarak 15/3/2018 tarihinde verdiği beyanında özetle İstanbul İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi üyesi olarak görev yaptığını, başvurucuyu Kocaeli idare ve vergi mahkemelerinde görev yaptığı 2011-2015 döneminde tanıdığını, 2014 yılı HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY'nin desteklediği E. lehine olumlu fikirler beyan ettiğine, o dönemdeki HSYK ve Hükûmet aleyhinde siyasi fikirler beyan ettiğine şahit olduğunu belirtmiştir.- FETÖ/PDY örgüt üyeliği suçundan hakkında soruşturma yürütülen T.Ç., İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/61017 numaralı soruşturması kapsamında verdiği 16/6/2017 tarihli ek ifadesinde başvurucu ile ilgili özetle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinden yararlanmak istediğini, bu kapsamda örgüte ait kaldığı yer ve görüştüğü kişilerle ilgili bilgiler verdiğini, 2003 yılında İstanbul İdare Mahkemesi üyeliğine atandığını, kalacak yer sorunu sebebiyle Sulhi Dönmezer Eğitim Merkezinde kaldığını, bu süre içinde cemaatle ilgisi olmayan ve İstanbul Vergi Mahkemesi üyesi olan başvurucu ile birlikte farklı odalarda kaldıklarını belirtmiştir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48 ve ilgili Yargıtay kararları için bkz. A., B. No: 2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-