Başvuru, üniversite hastanesinde görev yapan doktor tarafından darp edilme iddiasıyla yapılan şikâyet hakkında men-i muhakeme kararı verilmiş olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, üniversite hastanesinde görev yapan doktor tarafından darp edilme iddiasıyla yapılan şikâyet hakkında men-i muhakeme kararı verilmiş olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 8/6/2016 tarihinde eşi ve iki kız çocuğuyla birlikte muayene olmak üzere Gazi Üniversitesine (Üniversite) bağlı Gazi Hastanesi Göz Polikliniğine gitmiştir. Muayene sonrası doktor K.B. ile başvurucu arasında tartışma çıkmıştır. Olay sonrası aynı gün alınan adli muayene raporuna göre başvurucunun boynunda kızarıklık mevcuttur. Başvurucu, eşi S.E.B. ve doktor K.B. aynı gün karşılıklı olarak birbirlerinden şikâyetçi olmuş ve ifade vermişlerdir. Başvurucunun 8/6/2016 tarihinde kollukta vermiş olduğu ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...08/06/2016 günü saat:13:30 sıralarında Gazi Tıp Eğitim Fakültesi Göz polikliniğini polikliniğe 2 çocuğumuzu muayene ettirmek için eşim [S.] ile birlikte gittik, saat:14:40 sıralarında ilk muayenemiz oldu. Bu sırada orada doktor olan ve ismini [K.B.] olarak söylenen doktor bize muayene esnasında sert bir şekilde bana kabaca ve sert bir pislik gibi hissettirerek 'diğer çocuğu da al çık dışarıya' dedi. Ben dışarıya çıktım. Yaklaşık 30 dakika sonra çocukları tekrar muayeneye soktuk, ben muayenenin bitiminde eşim doktora kibar şekilde 'size birşey söylemek istiyorum, doktor olmanız size hastalarınıza bu şekilde davranmanızı gerektirmez, lütfen bu şekilde davranmayın, üstelik sendromlu çocuğumla zor şartlarda sizi bir saate yakın beklemişken bu muameleyi hak etmedik' dedi. Doktor da ' sen benim ne yaşadığımı biliyormusun' dedi. Eşim de 'sen o yaşadığın şeyleri benden kaynaklı yaşamadın, sorununu onunla çöz' dedi. Sonra doktor ayağa kalkarak eşimin üstüne yürüyerek 'terbiyesiz kadın, çık dışarıya' dedi. Bende doktora 'eşimle nasıl konuşuyorsun, bir kadınla nasıl böyle konuşuyorsun' deyince doktor tekme savurarak benim boğazıma sarıldı ve sıktı boğazım çizildi. Çocuklar ağlamaya başladı. Bu esnada doktor bana '[O...] çocuğu, ana avrat küfür etti.' Daha sonra bizde odadan çıkarak doktor raporu aldım. Bu olaylarla ilgili olarak bahse konu doktordan davacı ve şikayetçiyim...." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) Üniversite Hastanesinde görev yapmasından dolayı doktor hakkındaki soruşturma dosyasını ayırmış ve 22/11/2016 tarihinde görevsizlik kararı vererek evrakı soruşturma yapmak üzere Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne göndermiştir. Üniversite Rektörlüğü tarafından 2/12/2016 tarihinde K.B. hakkında ceza ve disiplin soruşturması açılmasına karar verilmiş ve Prof. Dr. İ.K. soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir. Soruşturma kapsamında şüpheli K.B.nin yazılı savunması alınmış ve özel güvenlik görevlileri Y.S., H.E., sağlık teknisyeni Z. ve doktor A.B.T.nin tanık olarak ifadelerine başvurulmuştur. Tanık Y.S.nin ifadelerinin içeriğine göre başvurucu, doktor K.B.ye hakaret etmiş ve kendisinin müdür olduğunu söyleyerek onu tehdit etmiştir. Tanık Z. ifadelerinde başvurucunun doktor K.B.ye hakaret ve tehditler savurduğunu beyan etmiştir. Tanık H.E.; başvurucu Adem Başar'ın eşiyle konuştuktan sonra "Ben ona haddini bildiririm." diyerek muayene odasına girdiğini, içeride doktorun üzerine yürüyerek doktoru itekleyip yakasından tutmaya çalıştığını ve ikisinin birbirlerinin yakasına yapışarak dışarı çıktığını ifade etmiştir. Tanık bu andan sonra olaya müdahale ederek tarafları ayırdıklarını belirtmiştir. Tanık A.B.T ise başvurucunun doktor K.B.nin üzerine yürüyerek fiziksel müdahalede bulunmaya çalıştığını, başvurucunun doktorun boğazına ve yakasına sarıldığına şahit olduğunu beyan etmiş ve olay yerindeki güvenlik görevlisinin tarafları ayırdığını belirtmiştir. Tanığa göre başvurucu, doktora hakaret etmiş ve doktoru mahvetmekle tehdit etmiştir. Soruşturma kapsamında doktor K.B. 30/12/2016 tarihinde savunma yapmıştır. Söz konusu savunmanın ilgili kısmı şöyledir:"...08/06/2016 günü Kat Göz Hastalıkları yataklı servis bölümünde bana danışılan bir hastanın muayenesinin uzaması üzerine 45 de 15 dakikalık gecikme ile poliklinikte hasta bakmaya başladım. Saat 00 de randevu saatinde polikliniken içeri aldığım ismini olay nedeniyle öğrendiğim Adem Başar, [S.E.B] ve iki çocuğu poliklinikten içeri gergin ve sert bir şekilde girdiler. Poliklinik odasının küçük olması ve küçük çocukların muayene esnasında birbirlerinden etkilenmesi nedeniyle muayenenin daha verimli olması için Adem Başar ile bir çocuğun dışarda beklemesini rica ettim. Adem Başar isimli şahıs kapıyı sert bir şekilde kapatarak dışarı çıktı. İlk çocuğun detaylı muayenesini tamamladıktan sonra Adem Başar'ı ve diğer çocuğu da içeri alarak onun da detaylı muayenesini gerçekleştirdim. Her iki çocuğun ileri tetkik ve tedavisi için Pediatrik Oftalmolaji birimimize yönlendirmek üzere dosyalarını oluşturmaya başladım. Bu esnada [S.E.B], ne olduğunu anlamadığım bir şekilde bana bağırarak 'Bize köpek gibi baktın, hastaya nasıl bakılacağını öğren, sen ne biçim doktorsun' şeklinde hakaretler etmeye başladı. Ben de kendisine terbiyeli olması için ikazda bulundum. Ancak bağırmaya devam edip elini hararetli bir şekilde kaldırarak 'Zaten 1 saat geç geldin, bizi beklemeye hakkın yok' dedi. Kendilerini tam randevu saatinde içeri alıp kendileri ile ilgili herhangi bir gecikme yaşanmamasına rağmen, 15 dakikalık polikliniğe geç başlamamın nedenini izah etmeye çalışırken sözümü keserek 'Neden geç kaldığın beni ilgilendirmez, eşek gibi zamanında burada olacaksın' diyerek hakaret etti. Kendisinin benimle bu şekilde konuşamayacağını ifade ettim. Bu esnada Adem Başar yanıma yaklaşarak 'Şşşş noluyo lan, kendine gel, sen benim kim olduğumu biliyor musun' dedi, ben de kendisine kim olduğunun beni ilgilendirmediğini, görevini yapmaya çalışan bir doktora bu şekilde davranamayacaklarını söyledim. Bunun üzerine eşine döndü ve 'Sen dışarı çık ben bu şerefsize haddini bildireceğim' diyerek eliyle boğazımdan tutarak sıkmaya çalıştı. Bende şahsı iterek kendimden uzaklaştırmaya çalıştım. Bu esnada oradan geçmekte olan güvenlik görevlisi [H.E.] olayı görerek, müdahale etti ve şahsı ayırarak uzaklaştırdı. Daha sonra şahıs hakaretlerine devam ederek 'Şerefsiz, sen bittin, sana kim olduğumu göstereceğim, seni mahvedeceğim, seni burada barındırmayacağım' şeklinde tehditlerde bulundu. Doktor [A.B.T.], ölçüm odası teknisyenimiz [Z.] ve güvenlik görevlisi [Y.S. de] bu olaya şahitlik etmişlerdir. Bu olay sonrasında şahıslarla ilgili olarak başhekimlik ile birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığımız şikayet üzerine şahıslarla ilgili kamu davası açılmıştır...." Soruşturmacı olarak görev yapan İ.K. soruşturma sonucunda düzenlediği raporla Üniversitenin oluşturduğu Ceza Soruşturma Kuruluna (Kurul) doktor K.B. hakkında men-i muhakeme teklifinde bulunmuştur. Kurul 1/2/2017 tarihli kararıyla doktor K.B. hakkında men-i muhakeme kararı vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Yazılı ifadeler tekrar gözden geçirilmiş ve değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili bilgi sahibi olan [A.B.T.] ve [H.E.nin] yazılı ifadelerinden olaya büyük ölçüde şahit oldukları anlaşılmıştır. Soruşturma dosyasından, görüşmelerden ve yazılı ifadelerden, olayın hasta yakınlarının sözlü ve fiili saldırısı ile göz polikliniğinde görevli Dr. [K.B.nin] kendi şahsı ve mevkiini savunmak zorunda bırakılması sonucu geliştiği kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak Dr. [K.B.] hakkında ceza soruşturması açısından ceza tesisine yer olmadığına ilişkin kanaati bildirilmiştir. ..." Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Danıştay Birinci Dairesi tarafından 29/3/2017 tarihinde reddedilerek karar onanmıştır. Başvurucu 31/5/2017 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 22/6/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında açılan kamu davası sonucunda Ankara Asliye Ceza Mahkemesinin 9/11/2017 tarihli kararıyla hakaret suçu yönünden ceza verilmesine yer olmadığına, tehdit suçu yönünden ise başvurucunun beraatine karar verilmiştir. İstinaf kanun yolu denetiminden geçen bu karar kesinleşmiştir. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Genel esaslar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:".. c. (Değişik: 14/4/1982 - 2653/3 md.) Ceza soruşturması usulü: Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:...(2) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına;...c) Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul,d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul,e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu,Karar verir.... (3) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. ...(4) Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakeme kararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel Kuruluna, diğer görevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine aittir..."