8. Ceza Dairesi 2010/11122 E. , 2010/14324 K. "İçtihat Metni" Yasak bıçak bulundurmak suçundan sanık ...'nın, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 15/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adlî para, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis ve 416,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî
**8. Ceza Dairesi 2010/11122 E. , 2010/14324 K.** **"İçtihat Metni"** Yasak bıçak bulundurmak suçundan sanık ...'nın, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 15/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adlî para, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis ve 416,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine, davanın niteliği gereği hapis ve para cezasını birlikte içermesi sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5-6. maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair (FATİH) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.2.2010 tarihli ve 2009/882 esas, 2010/139 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre; 1-6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 15/1. maddesinin 5728 sayılı Kanun'un 158. maddesiyle değiştirilmeden sonraki hâline göre temel cezanın 25 gün adlî para cezası olduğunun gözetilmemesinde, 2-5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca, hükmolunan ceza miktarının iki yıl hapis cezasını veya adlî para cezasını içermesi ve işlenen suçun da inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması durumunda, Türk Ceza Kanunu ve özel kanunlardaki istisnalar dışında kalan diğer suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin olanaklı olduğu, anılan maddedeki kararın verilebilmesi için aranan 6. fıkranın (c) bendindeki zararın giderilmesi koşulunun ise, yalnızca zarar suçları bakımından uygulama yeteneğinin bulunduğu cihetle, sanığın sabıkasız olması ve ortada herhangi bir zararın bulunmaması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanması için gerekli şartların mevcut olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.6.2010 gün ve 42619 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 12.7.2010 gün ve KYB-2010/165850 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi: TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Suç tarihi 15.5.2009 olduğu halde, sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 158. maddesiyle değişik 6136 sayılı Kanunun 15/1. maddesindeki hüküm uygulanırken temel adli para cezasının "25 gün" yerine "500 TL" adli para cezası olarak fazla tayini, 2- Sanığa yüklenen yasak bıçak taşıma suçuna ilişkin olarak 6136 sayılı Yasanın 15/1. TCK.nun 62. madde ve fıkrası uyarınca cezanın 5 ay hapis ve 416 TL adli para cezası olarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında; adli sicil kayıtlarına göre sabıkası bulunmayan, mahkemece de duruşmadaki tutumu ve kişiliği olumlu kabul edilip, suça eğilimli bir kişiliği bulunmadığı kanaatine varılan sanık hakkında, CMK.nun 231. maddesi hükmü yanlış yorumlanarak, takdir edilen temel cezanın hem hapis, hem de para cezasını gerektirdiğinden sözedilip CMK.nun 231. maddesinin salt bu nedenle uygulanamayacağı gerekçesiyle sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi yasaya aykırı olduğu, Bu nedenlerle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.6.2010 tarihli kanun yararına bozma istemine dayanılarak düzenlenen 2010/165850 sayı, 12.7.2010 tarihli ihbarname içeriği yerinde görülmekle, Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.2.2010 tarih ve 2009/882-2010/139 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde tamamlanmasına 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.