T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1147 KARAR NO : 2026/106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2022 NUMARASI : 2021/861 E. 2022/861 K. DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ : 23.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23.01.2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih 2021/861 E. 2022/861 K. sayılı ka…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1147 KARAR NO : 2026/106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2022 NUMARASI : 2021/861 E. 2022/861 K. DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ : 23.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23.01.2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih 2021/861 E. 2022/861 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, Müvekkili şirketin, ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile 13.10.2010 tarihinde sicile tescil edilerek kurulduğunu ve halen varlığını sürdürdüğünü, şirket bünyesindeki ortaklardan birinin davalı .... olduğunu, davalı.....'ün, müvekkili şirketin 22.01.2019 tarih, 2019/3 karar sıra no'lu yönetim kurul kararına istinaden eski ortak .....'ün ortaklık haklarının tümünün davalıya devredilmesini talep etmesi ve bu devrin yönetim kurulunca kabul edilmesi üzerine ortaklık sıfatının haiz olduğunu, davalının, ortaklık sıfatını kazanmasına müteakiben karşılıklı anlaşma sonucunda ve kooperatif ortaklığı sebebiyle .... Mahallesi .... Sokak No..../... .../ ....'de yer alan konutun ferdi mülkiyetini elde ettiğini ve bu devrin ardından davalının İzmir 25. Noterliği'nin 23.10.2020 tarih 18637 yevmiye numaralı istifanamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini bildirdiğini, davalının istifasından sonra müvekkili yönetim kurulu tarafından 2021/66 karar sıra numaralı ve 12.03.2021 tarihli Kararı ile davalının istifasının kabulüne, Kooperatifler Kanunu 17. Maddesi ve müvekkil 03.07.2019 tarihli genel kurulunun 11. Maddesi düzenlemesi uyarınca davalının istifa tarihine kadar ödediği üyelik aidatlarının istifa tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde iadesine karar verildiğini, kooperatif konusu inşaatın henüz tamamlanmadığını, oturma izinleri alınmadığını ve bir kısım eksiklerin giderilmediğini, inşaatın tamamlanması için kooperatif çalışmalarına devam ettiğini, kooperatifin henüz tasfiye olmadığını, istifa ile kooperatif ortaklığından ayrılan kişinin ortaklık nedeniyle edindiği haklarının tümünü kooperatife iade etmesi gerektiğini, davalının kooperatif üyeliğinden istifasının ardından işbu ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm haklarını kooperatife iade etmesi ve bu nedenle üyelik sıfatına bağlı olarak olarak kendisine verilen taşınmazın kooperatife devredilmesi gerektiğinin müvekkili şirket tarafından bildirilmiş ise de davalının müvekkilinin bu şifahi uyarılarının hiçbirini dikkate almadığını, aksine devirden imtina ederek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davaya konu taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye devri halinde; müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararları oluşacağını, açıkladığı nedenlerle fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile ; öncelikle dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ve öncelikle teminatsız olarak veya uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın müvekkili şirket adına tescil edilmesine, mahkeme aksi kanaatte olursa kooperatifin kuruluş amacı ve devamında ödenmesi gereken eksik bedellerin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalı/eski kooperatif ortağından tahsil edilerek müvekkil şirkete iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı tarafın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi gereğince zorunlu olmasına rağmen arabuluculuğa başvurmadığını, ferdi mülkiyete geçilerek, konutların mülkiyetinin ortaklara devredildiğini ve davacı kooperatifin dağılma sürecine girdiğini; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/7. maddesine göre, bu aşamadan sonra çıkan ve çıkarılan ortaklara ait konut ve işyerlerinin geri alınamayacağını; taşınmazların mülkiyetinin ortaklara devredilmesinin, amacın gerçekleştiğini ve ortaklık borçlarının ödendiğini açıkça ortaya koyduğunu; tasfiye masrafları ile ilgili bir genel kurul kararının dosyaya ibraz edilmemesinin yanı sıra müvekkilinin temerrüde düşürüldüğünü gösteren herhangi bir delil de sunulmadığından, müvekkilinden talep edilebilecek bir alacak bulunmadığını; dolayısı ile böyle bir dava açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığını, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının, kısmi dava açıldığı anlamına geldiğini ancak ortaklık alacağı likit ve istenebilir olduğundan, kısmi dava açılamayacağını; tapu iptali ve tescil davasında, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağını; taşınmazın değeri davacı tarafça bilindiğinden ve işbu dava kısmi dava niteliğinde olmadığından, hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davanın hukuki bir sebebe dayandırılmadığını; esasen davanın dayandırılabileceği hukuki bir sebep de bulunmadığını; dava dilekçesinin hukuki sebepler bölümünde sadece, “1163 sayılı Ko-operatifler Kanunu ve HMK” denildiğini; dava dilekçesinin içeriğinde yalnızca Kooperatifler Kanunu’nun17.maddesinden bahsedildiğini ancak sonuçta sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edildiğini; davanın TBK hükümlerine dayandırılmadığını, Kooperatifler Kanununda ise böyle bir madde bulunmadığını; bu haliyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı kooperatife, davalının annesi ....’ün, taşınmazların 130.000,00 TL’ye ta-mamlanacağı, bunun 22.400,00 TL’sinin teslimde ödeneceği garantisi ile ortak olduğunu; kooperatifte gerçekleşen usulsüzlükler ve yolsuzluklar nedeniyle bir takım sorunlar yaşandığını ve ....’ün aleyhine icra takibi başlatıldığını; yapılan görüşmeler neticesinde tüm edimlerin yerine geti-rildiğinin ortaya çıktığını ve sonrasında .... adına tesis edilen ortaklığın, davacı ....’e devrinin, 21.01.2019 tarih, 20196/3 sayılı kararla kabul edildiğini ve taşınmazın mülkiyetinin aynı tarihte ferdileşme yoluyla ....’e devredildiğini, davacı tarafın da beyan ettiği üzere, hisse devrinden sonra bir süre daha ortaklığını devam ettiren ...’ün, gördüğü lüzum üzerine ortaklıktan istifa edip, bu hususu davacı koo-peratife yazılı olarak (İzmir 25. Noterliği, 23.10.2020 / 18637) bildirdiğini; istifanın 12.03.2021 tarih ve 2021/66 sayılı kararla kabul edilmesine karşılık, kooperatif ortaklığının, istifa bildiriminin kooperatife ulaştığı tarihte sona erdiğini, dava dilekçesinin ekinde 30.06.2019 tarihli genel kurul tutanağı ibraz edilmiş ise de, sözü edilen toplantıya davet edilmeyen müvekkiline, genel kurulda alınan kararların da tebliğ edilmediğini, davacı kooperatif tarafından inşa edilen konutların mülkiyetinin, ferdileşme yoluyla ortaklara devredildiğini ve Kat Mülkiyeti hükümlerine göre bir site yönetimi (... Sitesi) oluşturulduğunu; ferdi mülkiyete geçildiği tarihten itibaren davacı kooperatif tarafından herhangi bir hizmet verilmesinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın öncelikli olarak mevcut tapunun iptal edilip, kooperatif adına tescil edilmesini; bu mümkün olmadığı takdirde, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince eksik bedellerin ödenmesini istediğini ancak bunun tam olarak anlaşılamadığını; ferdileşmenin, davacı kooperatifin amacını gerçekleştirdiğini açıkça ortaya koyduğunu; müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiği-ni ve ödenmemiş ortaklık borcunun bulunmadığını; ödenmediği iddia edilen borçlar konusunda müvekkilinin bilgilendirilmediğini ve temerrüde düşürülmediğini, ferdileşmeden sonra ortaklıktan ayrılan müvekkilinden, tasfiye giderlerinin talep edilmesi mümkün ise de henüz tasfiye kararı alınmadığını ve Genel Kurulca belirlenmiş tasfiye gideri bulunmadığını; bunun ötesinde dayanaksız olması nedeniyle, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak alacak talep edilemeyeceğini belirterek böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın öncelikle usulden ve her halükârda esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ....’ün, annesi ...’ün hissesini devir almak suretiyle davacı koopera-tife ortak olduğu; bu ortaklık nedeniyle kendisine bir adet taşınmaz (..... İli, ....İlçesi, .... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel üzerinde inşa edilen...Bloktaki ... nolu mesken) tahsis ve teslim edildiği, taraflarca kabul edilmekte ve bu konuda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflarca kabul edilen bir diğer husus ise, davalı .....’ün, İzmir 25. Noterliği kanalı ile keşide ettiği 23.09.2020 tarih, 18637 yev. nolu ihtarname ile ortaklıktan istifa ettiğini bildirmesi ve bu istifanın 12.03.2021 tarih, 2021/66 sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilmesidir. Kooperatifler Kanunu (mad:13) ve Ana Sözleşme (mad:13) hükümlerine göre, ayrılma isteğinin noter kanalı ile bildirilmesi halinde, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi, bildirimin kooperatife ulaştığı tarih itibariyle sona ermektedir. Tebliğ şerhi işletilmediği için sözü edilen ihtarnamenin hangi tarihte ulaştığı tespit edilememiş ise de, 2020/Eylül veya Ekim aylarında tebliğ edilmiş olduğunun düşünüldüğü, bu haliyle taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin 2020 yılı içinde sona erdiğinin kabul edilmiştir. Davacı kooperatifin, kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek, davalıya bir adet konut teslim edip, mülkiyetini de devrettiği; buna karşılık davalının, kooperatifin tasfiye edilmesini beklemeden ortaklıktan istifa etmek suretiyle ortaklıktan kaynaklanan parasal yükümlülüklerden kurtulmak istediği anlaşılmaktadır. Buna karşılık Yönetim Kurulunun da, kooperatifin mağduriyetini önlemeye çalıştığı anlaşılmıştır. 03.06.2010 tarihinde kabul edilen 5983 sayılı Kanunla, Kooperatifler Kanunu’nun 81. maddesine, ikinci fıkranın ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere, “Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar” hükmü eklenmiştir. Davalı ...., davacı ... .inin ortağı iken, ortak olarak kendisine tahsis edilen konutun mülkiyetinin de devredilmesinden sonra istifa ederek ortaklıktan ayrıldığı, davacı kooperatifin dava dilekçesi ile ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ...Ada,...Parsel üzerinde inşa edilen ... Bloktaki ... nolu meskenin mevcut tapusunun iptal edilerek, yeniden kooperatif adına tescil edilmesini, talebinin kabul edilmemesi halinde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak tazminat ödenmesini talep ettiği, davacı kooperatifin Ana Sözleşme ile belirlenen amacının ortakların konut ihtiyaçlarını gidermek, inşaat imalatları tamamlanıp, konutların ortaklara devretmek olduğu ve bunun gerçekleştirildiğinden, kooperatifin amacına ulaştığı, buna göre davacı kooperatifin, davalı ...’e karşı tapu iptali ve tescil davası açması mümkün olmadığı aynı zamanda davalının tasfiye giderlerini katılmakla yükümlü olsa da Kooperatifler Kanunu ve Ana Sözleşmeye göre sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunamayacağından davacının davasının reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bilirkişi tarafından düzenlenip hükme esas alınan raporda yeterli inceleme yapılmadığı, yeni bir bilirkişiye tevdi talebinin karşılanmadığı, kooperatifin amacına ulaşmadığına dair yapılan açıklamaların ve itirazlarda ileri sürülen örneklerin karşılanmadığı, fiilen tamamlanan bir işlem olmadığından 4 bloktan oluşan inşaat işlerinin 2 bloğunun işlerinin tamamlanmadığı ve oturma raporunun mevcut olmadığı sabit iken aksi değerlendirmenin yerinde olmayacağı, fiilen tasfiyenin yapıldığı yönündeki görüşün doğru olmadığı, dava tarihinden itibaren 2 sene sonunda tasfiye aşamasına girilebilecekken bunun da değerlendirmeye alınmadığı, bi an aksi düşünülse bile eksik kalan bedele ilişkin yeterli araştırma yapılmadığından kooperaitifin açıkça zarar uğratıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesine yönelik mahkeme tespit ve değerlendirmesi yerinde ise de hüküm kısmında tedbirin kesinleyene kadar devam edeceği yönündeki kararın mülkiyet hakkını sınırlandıracağı ve bu şekildeki değerlendirmelerin yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacı adına kayıtlı olan tapunun iptali ile davacı adına tescili olmadığı takdirde kuruluş amacı ve devamında ödenmesi gereken eksik bedellerin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda ardır; davalı yanca yukarıdaki gerekçeler ile hükmün ihtiyati tedbir kısmının istinaf edildiği anlaşılmış ise de daha evvelden bu hususta 10/07/2023 tarihli ara karar kurulduğundan yeniden bu hususta bir karar verilmesi mümkün olmayacağından davalı yanın istinaf itirazı hakkında yeniden bir değerlendirme yapılmamış, davacı yan istinaf sebepleri yönünden dairemizce incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda ortakların konut ihtiyacını gidermek için 13/10/2020 tarihinde sicile tescil ile kurulan davacı kooperatifin bu amaç için ... ili ... ilçesi .... Mahallesi ... pafta,... adada yer alan ...nolu parsel için arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmakla söz konusu yerde A, B, C ve D bloktan oluşan konutların yapılacağı, davacı kooperatifteki .... adına kayıtlı olan hissenin davalı yanca devir alınmakla bu devrin davacı yanın 22/01/2019 tarihli ve 2019/3 YK kararı ile kabul edilerek davalı yanca ortaklık sıfatının kazanıldığı, davalı yanın bu ortaklık sebebi ile .... mahallesi,.... ada ... parselde kain .... blok....nolu bağımsız bölümün mülkiyetinin davalı yana devir ve tescil edildiği, davalı yanca devirden sonra İzmir 25. Noterliğinin 23/10/2020 tarih ve 18637 yevmiye sayılı belgesi ile istifa edildiğinin davacı yana bildirildiği, davacı kooperatifin 12/03/2021 tarih ve 2021/66 YK kararı ile istifasının kabulü ile istifa tarihine kadar ödenen aidatların istifa tarihinden itibaren üç yıl içinde ödenmesine yönelik karar alındığı, konutlardan A ve D blokların oturma izinlerinin alındığı tasfiyeye yönelik karar alınmadığı anlaşılmıştır. Aksi iddia edilmekle birlikte İDM'ce hükme esas alınan raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği, taraf iddia ve savunmaları kapsamında taleplerin incelendiği ve raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmekle bu kapsamda davacı yanca ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Toplanan delliler tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinin yerinde ve yeterli olmasına, davalı yanın istifasına yönelik karar alınmasına gerek olmamasına, istifanın davacı yan bildirilmesi ile hüküm ve sonuç doğurmasına, her ne kadar diğer bloklar yönünden yapı kullanma izin belgeleri alınmamış, resmi tasfiye usulu tamamlanmamış ise de dosya kapsamına göre davacı kooperatifin fiilen tasfiyeye girdiğinin kabul edilmiş olmasına, davacı kooperatifin amacının gerçekleşmiş olduğunun kabul edilmesine ve bunun sonucuna bağlı olarak davalı yanca taşınmaz mülkiyetinin devir alınmasından sonra tasfiyenin tamamlanması beklenmeden yaptığı istifa sebebiyle davacı yanın tapu iptal ve tescil davası açmasının mümkün olmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmesine, yapılan bu şekildeki istifa sebebiyle davalının tasfiye giderlerinden sorumlu olmasına ve ancak davacı yanca davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında ödenmesi gereken eksik bedellerin tahsili talep edilmiş ise de söz konusu tahsil isteminin tasfiye gideri olarak kabul edilmemesine yönelik yerel mahkemenin tespit ve değerlendirmelerinin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'nin harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 23.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.