Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/6541 E. , 2024/1128 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/6541 Karar No : 2024/1128 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) :1- ... Genel Komutanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İl …
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/6541 E. , 2024/1128 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/6541 Karar No : 2024/1128 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) :1- ... Genel Komutanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde Asb.Kd.Çvş. olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava konusu işlemin dayanağı 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesinde, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu, davacının adli soruşturma aşamasında verdiği ifadede etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek lise döneminde üniversiteye hazırlık amacıyla FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile tanıştığını, devam eden süreçte tanıdığı örgüt mensuplarını anlattığı, HTS kayıtlarında kullandığı GSM hattı ile iletişime geçtiği şahısların, haklarında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan işlem yapılan şahıslar olduğu, adli soruşturma kapsamında alınan tanık ifadelerinde de bu hususun belirtildiği, bu çerçevede davalı idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklinde yapılan değerlendirmenin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü belirtilmiş ve böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzenini ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda verilere ulaşılan davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Mahkemece davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmayıp doğrudan beraatine karar verildiği, davacı hakkındaki ifadelerin 2013 yılı öncesine, 2009 yılına ilişkin olduğu, 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra davacının terör örgütü ile bağlantısı olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmadığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin davalı idarece başkaca bir delil ibraz edilmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin yasal mevzuata ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde ...Ağır Ceza Mahkemesince verilen gerekçeli karar incelendiğinde, davacının adli soruşturma aşamasında verdiği ifadede etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtilerek lise döneminde üniversiteye hazırlık amacıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile tanıştığını, devam eden süreçte tanıdığı örgüt mensuplarını anlattığı, HTS kayıtlarında kullandığı GSM hattı ile iletişime geçtiği şahısların, haklarında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan işlem yapılan şahıslar olduğu, adli soruşturma kapsamında alınan tanık ifadelerinde de bu hususun belirtildiği, bu çerçevede idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkinin olduğu şekilinde yapılan değerlendirmenin makul ve hakkaniyete uygun olduğu, ayrıca Bornova İlçe Jandarma Komutanlığında müdafi huzurunda alınan şüpheli ifade tutanağında da aynı şekilde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini, lise eğitimini tamamladıktan sonra üniversite hazırlık eğitimi için Sakarya İli, Geyve ilçesinde FEM Dershanesine gittiğini, dershane eğitimi başladıktan sonra dershane öğretmeninin yönlendirmesi ile örgüt evlerine gitmeyi kabul ettiğini, bu evlere ders çalışmak için gitmeye başladığını, evlerde örgüt elebaşına ait kitapların okunduğunu, ev abileri tarafından bu eve sohbete gelenlere astsubay olmak isteyen olursa kendilerine yardımcı olabileceklerini söylediğini beyan ettiği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinde, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın sübut derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı, idarece yapılacak değerlendirmenin yeterli görüldüğü, uyuşmazlığın ceza davası olmadığı, bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığının bu davada denetlenme imkanı olmadığı, diğer bir ifadeyle işbu temyizen incelenen davada suç ve suçlu bulunma hallerinin değil, kamu görevinden çıkarılan kişinin kamu görevine iadesini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi ve İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılacağı düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarih ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Van İl Jandarma Komutanlığı emrinde Asb.Kd.Çvş. olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ...tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince davacının anılan suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hakimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında sözleşmenin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan ceza yargılaması neticesinde verilen beraat kararı, dava dosyasındaki, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından ifadesine başvurulan E.A.'nın 19/07/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı ve davacının 25/05/2018 tarihinde Bornova İlçe Jandarma Komutanlığı'nda müdafi huzurunda alınan şüpheli ifade tutanağı, UYAP kayıtlarındaki ve UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası'ndaki bilgi ve belgeler davacının alınan örgütle bağlantısı yönünden incelendiğinde; Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından ifadesine başvurulan E.A.'nın 19/07/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "...2009 yılı sonlarında Ben Geyve Meslek Lisesi 4. Sınıfta iken okuldan sınıf arkadaşım olan ... bir gün bana 'ÜNİVERSİTEDE OKUYAN ABİLERİN EVİNE GİDİP geliyorum, SENDE GEL ASTSUBAY OLALIM' şeklinde beyanları sonrasında bu arkadaşım aracılığıyla Sakarya ili Geyve ilçesi ... sayılı adreste kalan o dönem Sakarya Üniversitesinde okuyan öğrenci olan ABİLER ile tanıştım. Yine ben ve ...gibi buraya Astsubay olmak için gelen yine liseden aynı sınıftan arkadaşım R.U. vardı. -...: Aslen Sakarya-Geyvi'li, birlikte aynı Teknik Lisede okuduk, babasının ismi E'dir.. Kendisi de benim gibi bu abiler tarafından Astsubaylık için hazırlandı ancak benimle birlikte kazanamadı. Sözlü mülakatta elendi. Sonrasında iki yıllık dışarıda üniversite okudu ve (6) aylık eğitim sonrası Jandarma Astsubay oldu. 2015 yılında Astsubay olup halen görevdedir. Son görev yeri İzmir iken 2017 tayinlerinde Van'a atandı..." şeklinde beyanda bulunduğu, Sakarya Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından ifadesine başvurulan R.A.'nın ise, 31/10/2018 tarihli ifade tutanağında, "...Ben Geyve Meslek lisesi 3. Sınıfta okurken okulun çıkış saatine yakın elektrik bölümü hocası H.B. içeride bulunan öğrencilere bir abiniz geldi sizinle konuşacak diyerek içeri birisini davet etti. Bu şahsı ben daha sonra Cafer abi olarak tanıdım .Bu şahıs Geyvede ikamet eden Aslen İstanbul Maltepeli olduğunu bildiğim Sakarya Makine Mühendisliği bölümünde okuyan şahıstı. Bu şahıs önce kendisini tanıttı. Daha sonra size ders çalıştıralım diye teklifte bulundu. Aynı zamanda H.B. isimli hocamızda bize bu abilerinize gidin size ders çalıştırsın diye telkinde bulundu. Bizde E.Y., C.Ö. (bu arkadaşımız 2011 yılında vefat etti.) H.Ş., Y.H., M.Ö. ve ... isimli arkadaşlarımızla birlikte kendisini Cafer olarak tanıtan şahsın yönlendirdiği Geyve merkezde açık adresini bilmediğim üniversite öğrencilerinin kaldığı eve gittik. ... Biz ilk yıl bu evde hiç FETÖ sohbetine katılmadık. Lise son sınıfa geçince ben kültür dershanesine kayıt oldum. Okul açıldıktan 1-2 ay sonra tekrar ... abi bizi telefonla arayarak ne yapıyorsunuz görüşelim tatlı yiyelim diyerek bizleri Geyve'de Lezzet Börekcisinde toplayarak bize pasta yedirdi. Burada bizlere tekrar gelmeye başlayın sizi çalıştıralım diyerek kendi kaldığı eve bizi çağırdı. Bu evede yine aynı arkadaşlarım E.Y., C.Ö., M.Ö. ve Enes DÖNMEZ ile birlikte gitmeye başladık. ... Bu dönemde ... abi bize ders verirken Fethullah GÜLEN 'in kitaplarından vererek okumamızı istiyor en çok okuyana çeşitli hediyeler veriyordu. - Ayrıca evdede bize FETÖ sohbetlere vermeye başlamıştı. Üniversite sınavı biraz daha yaklaşınca ... abi bize Askeri okul sınavlarına girmemizi tavsiye etmeye başladı..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Ayrıca, davacının 25/05/2018 tarihinde Bornova İlçe Jandarma Komutanlığında müdafi huzurunda alınan şüpheli ifade tutanağında özetle; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini, 2010-2011 eğitim yılında lise eğitimini tamamladıktan sonra örgüt yapılanmasına ait dershanede eğitim gördüğünü, dershanede görevli öğretmen tarafından örgüt evlerinde ders çalıştıran "abilerin" bulunduğu ve isterse bunlarla tanıştırabileceğine yönelik teklif geldiğini ve bu teklifi kabul ederek gittiğini, bu evde ders anlatımları bittikten sonra FETÖ/PDY elebaşına ait kitapların okutulduğunu ve bu şahsın vaazlarının dinletildiğini, ilerleyen süreçte başka bir örgüt evine gidip gelmeye başladığını, bu evde de FETÖ/PDY elebaşına ait vaazların dinletildiğini ve sohbetlerin yapıldığını, bu sohbetlere 4-5 ay gibi bir süre katıldığını, dershanenin ara tatil döneminde yapıya ait öğrenci yurduna ders çalışma kampına götürüldüğünü, dershane eğitiminin bitimine yakın bir tarihte polis okulu sınavına girmeye hak kazandığını öğrenen dershane öğretmeninin yönlendirmesiyle yapıya ait bir yurtta kamp yaptığını, 2012 yılında yapılan sınavı kazanamadığını, 2014 yılı polislik sınavına hazırlanmak için de yurt kampına çağırdıklarını ancak kabul etmediğini, 2014 yılı Temmuz veya Ağustos ayından sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı veya bağı olan hiçkimseyle görüşmediğini beyan ettiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının örgüt ile bağlantısının olduğuna, örgüte ait evlere gittiğine, bu evlerde FETÖ/PDY elebaşına ait vaazların dinlettirildiğine ve örgütün sohbet adı verilen toplantılarının gerçekleştirildiğine, "abiler" tarafından astsubaylık için hazırlandığına, C. "abi" tarafından askeri okul sınavına girmeleri yönünde tavsiyelerde bulunulduğuna ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile örgüte müzahir dershaneden eğitim gördüğüne, eğitim gördüğü dershanede görevli öğretmen tarafından örgüt evlerine yönlendirildiğine, örgüte ait evlere gittiğine, bu evlerde FETÖ/PDY elebaşına ait vaazların dinlettirildiğine ve örgütün sohbet adı verilen toplantılarının gerçekleştirildiğine, dershanenin ara tatil döneminde yapıya ait öğrenci yurduna ders çalışma kampına götürüldüğüne, 2012 yılı polislik sınavına hazırlanmak için örgüte ait bir yurtta kamp yaptığına ve diğer hususlara yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkeme kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/02/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.