2. Ceza Dairesi 2019/8269 E. , 2019/10774 K. "" Hırsızlık suçundan sanık ...'nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143, 35, 290/2, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli ve 2009/593 esas, 2010/588 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/03/2019 gün ve 94660652-105-48-3886-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dav…
**2. Ceza Dairesi 2019/8269 E. , 2019/10774 K.** **"İçtihat Metni"** Hırsızlık suçundan sanık ...'nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143, 35, 290/2, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli ve 2009/593 esas, 2010/588 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/03/2019 gün ve 94660652-105-48-3886-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/04/2019 gün ve 201934577 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında... İcra Müdürlüğünün 11/10/2008 tarih ve 2008/1135 talimat sayılı haciz tutanağı ile müşteki ...'ye yediemin olarak teslim edilen balık havuzundaki levrek cinsi balıkların bir kısmını müştekinin rızası dışında 07/08/2009 tarihinde alıp götürdüğünden bahisle yapılan yargılama sonucunda, Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/593 esas sayılı dosyasında sanığın mahkumiyetine dair karar verilmiş ise de; sanığın 04/08/2009 tarihinde balık havuzunda bulunan balıklardan bir kısmını alıp götürdüğünden bahisle hakkında 16/09/2009 tarihinde iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı ve Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2017 tarihli ve 2016/296 esas, 2017/231 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine dair karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 04/06/2018 tarihli ve 2018/870 esas, 2018/7304 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmakla; her iki dosyanın suç tarihlerinin çok yakın olduğu, sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette bulunduğu ve aynı müştekiye karşı gerçekleştiği, dolayısıyla bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanunun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uygulandıktan sonra kesinleşen kararda verilen cezanın mahsup edilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: