Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3641 E. , 2024/3080 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3641 Karar No : 2024/3080 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3641 E. , 2024/3080 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3641 Karar No : 2024/3080 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, taşınmaz satışından kaynaklanan değer artış kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle tanzim edilen vergi inceleme raporu uyarınca 2012 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması ile söz konusu vergi ve cezanın tahsili amacıyla adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri, davalı idare tarafından takipten kaldırıldığından davanın bu kısmının esasının incelenemeyeceği, davacının 2012 yılında satın aldığı ve yine aynı yıl içinde sattığı taşınmazlardan elde ettiği değer artışı kazancını beyan dışı bıraktığı ileri sürülmüş ise de gerek dava dilekçesinde gerek inceleme aşamasında davacı tarafından, söz konusu gayrimenkullerin daha önce babası adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazların alınan borca karşılık teminat olarak A.S isimli şahsa satılmış gibi gösterildiği, bu şahıstan alınan borçların ödenmesinden sonra teminat olarak verilen taşınmazların gerçekte bir bedel ödenmeyerek adına satış gösterilmek suretiyle tescil edildiği, aynı yıl içinde ... A.Ş ile yaplan anlaşma gereği taşınmazların bu firmaya ailenin borçlarının kapatılması amacıyla satıldığı, tahsil edilen satış bedelinin bir kısmı ile davacının akrabalarına olan borçlarına kapatıldığının beyan ve ifade edildiği halde inceleme esnasında bu ifadeler doğrultusunda taşınmazın daha önceki alım satım aşamalarına taraf olan kişiler nezdinde vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin tespit edilmesi amacıyla herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı ve olayın gerçek mahiyetinin somut olarak ortaya konulmadığı, nitekim söz konusu gayrimenkullerin 437.000 TL ye satın alındığı halde iki ay gibi kısa bir süre içinde herhangi bir nitelik değişikliği olmaksızın 1.975.020 TL bedelle satılmış olmasının ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu, bu durumda inceleme elemanınca elde edilen bilgi ve belgelerle birlikte davacının inceleme elemanına vermiş olduğu ifade değerlendirildiğinde, vergi inceleme elemanınca ilgili kişilerin ifadelerine başvurulmak suretiyle gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının elde etmiş olduğu değer artış kazancını beyan etmediği kabul edilerek yapılan dava konusu tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, vergi ve ceza ise kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının değer artış kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporu dayanılarak adına 2012 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istenilmiştir. Davacı tarafından, İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parselde yer alan 4 adet taşınmaz 16/04/2012 tarihinde toplam 437.000,00 TL bedelle satın alınmış, söz konusu taşınmazlar 25/06/2012 tarihinde toplam 1.975.020,00 TL bedelle satılmıştır. Satın alma ve satışa ilişkin bilgiler tapu kayıtlarında gösterilen bilgiler olup, idarece yapılan araştırmada aynı binaya ait bağımsız bölüm satışlarının bedellerinin de dava konusu satış bedeline yakın olduğu; ayrıca alıcı nezdinde yapılan karşıt incelemede ilgili bedelin gerek muhasebe kayıtlarında takip edilen tutar ve gerekse davacıya düzenlenen çek tutarıyla örtüştüğü tespit edilmiştir. Davacının, vergi inceleme tutanağına da aktarılan, sözü konusu taşınmazların elde edilmesiyle ilgili borç karşılığı teminat olarak verildiği şeklideki iddiasını ispat için herhangi bir belge sunamadığı ve başkaca gideri olduğunu bildirir belge ibraz etmediği değerlendirilerek elde edilen değer artış kazancının tespiti amacıyla endeksleme yapılarak safi değer artış kazancı tespit edilip dava konusu tarhiyat yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrasında; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlenmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Gelirin unsurları" başlıklı 2. maddesinde, gelire giren kazanç ve iratlar; ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar olarak sayılmıştır. 193 sayılı Kanun'un mükerrer 80. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde ise, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70. maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı sayılacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında, maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin, maddede yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade edeceği hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Kanun'un 70. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (4) numaralı bentlerinde belirtilen mal ve hakların içinde arazi ve bina ile gayrimenkul olarak tescil edilen haklara yer verilmiştir. Aynı Kanunun mükerrer 81. maddesinde, mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedelinin, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edileceği, şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olmasının şart olduğu belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bakılmakta olan davada, 16/04/2012 tarihinde iktisap edilen taşınmazların 25/06/2012 tarihinde elden çıkarıldığı ihtilafsızdır. Bu anlamda değer artış kazancı için yasada aranılan süre koşulu olayda gerçekleşmiştir. Öte yandan, davalı idarece, dosyaya da ibraz edilen "GİB İntranet Gayrimenkul Alanları Sorgulama"larından görüldüğü gibi, taşınmazların, toplam 437.000,00 TL bedelle satın alınıp toplam 1.975.020,00 TL bedelle satıldığı da ortaya konulmuştur. Davacı tarafından ise gerçek satın alma bedelinin tapuda gösterilen bedel olmadığına dair ispat edici hukuken geçerli bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Bu durumda, taşınmazların iktisap edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde elden çıkarıldığı görüldüğünden, elde edilen kazancın değer artış kazancı olarak vergilendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Aksi gerekçeyle verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddinde hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 17/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşü ile karara katılmıyoruz.