T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1020 KARAR NO : 2025/1893 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.04.2023 NUMARASI : 2021/1751 E. - 2023/249 K. DAVANIN KONUSU : Yönetim Kayyımı Atanması KARAR TARİHİ : 30.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.01.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.04.2023 tarih 2021/1751 E. - 2023/249 K. sayıl…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1020 KARAR NO : 2025/1893 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.04.2023 NUMARASI : 2021/1751 E. - 2023/249 K. DAVANIN KONUSU : Yönetim Kayyımı Atanması KARAR TARİHİ : 30.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.01.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.04.2023 tarih 2021/1751 E. - 2023/249 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket kayyımı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %50 ortağı olduğunu, davalı şirketin 2016, 2017, 2018 , 2019 ve 2020 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 03.12.2021 tarihinde yapıldığını ancak yönetim kurulu seçilemediğinden şirketin organsız kaldığını, davalı şirket aleyhine önceki yöneticiler tarafından İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/26297 E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibi neticesinde şirketin tek mal varlığı olan yapım halindeki teknenin haczedilip satışa çıkarıldığını, bunu haricen öğrenen müvekkillerinin menfaati davalı şirkete ait olmak üzere İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/25 E. sayılı dosyasıyla takibin iptali davası açtıklarını, mahkeme tarafından satışın düşürülmesine ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak şirketi davada temsil edecek temsilci kayyımı olmadığından davanın bekletildiğini, şirket genel kurulunda yönetici seçilemediğinden ve organsız kalmış olduğundan, yeniden bir genel kurula çağrılması ve kayyum nezaretinde yapılacak genel kurulda da yönetim kurulu seçilememesi halinde şirketin tasfiye sürecinin başlatılması için bir kayyum tayin edilmesi gerektiğini iddia ederek; öncelikle tedbiren, yargılama sonunda ise kesin olarak TMK'nın m.426 gereğince davalarda ve takiplerde temsil etmek üzere temsil kayyumu atanmasına, şirket organsız kaldığından TMK.m.427 ve TTK.m.412 gereğince görev yapmak üzere yönetim kayyumu atanmasına, şirketin organlarının seçilememesi ve tasfiye sürecine girilmesi halinde ise tasfiye kararı verilerek TTK.m.531 gereğince tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Mahkemece temsil kayyımı olarak atanan Av..... tarafından sunulan cevap dilekçesinde, anonim şirketlerde öncelikli amacın şirketin varlığının devam etmesi olduğunu, genel kurulun toplantıya çağrılması için yönetim kurulu başkan vekili ve ortağı dava dışı ....'nun görevlendirildiğini, bu nedenlerle şirketin tasfiyesinin son çare olduğunu belirterek, şirketin ayakta tutularak alternatif çözüm yollarına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı şirketin 16.12.2011 tarihinde kurulduğu, şirket ortaklarının davacı .... %15, davacı ..... %5, davacı .... %30, dava dışı ... %32,50, dava dışı ...%16,50 ve dava dışı .... %1 olduğu; ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere ilk yönetim kurulu olarak ...., .....,.....,.....'ın seçildikleri, 05.12.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında üç yıllık süre ile yönetim kuruluna seçilen... .'ın yönetim kurulu başkanlığına, davacı .....’nun yönetim kurulu başkan vekilliğine ve .....'ın yönetim kurulu üyeliğine getirilmesine karar verildiği, yönetim kurulu başkanı..... ve yönetim kurulu başkan vekili ....'nun şirket unvanı altına atacakları müşterek imzaları ile şirketi tam yetki ile temsil ve ilzam etmelerine oy birliği ile karar verildiği, davalı şirketin yönetim kurulunun toplanamaması nedeniyle TTK'nın 531/1 maddesi kapsamında mahkemenin 28.03.2022 tarihli ara kararı ile davalı şirket genel kurulunu toplantıya çağrı için davacı şirket yönetim kurulu başkan vekili ve ortağı davacı ....'nun görevlendirildiği, 07.09.2022 tarihinde yapılan genel kurulda yine yönetim organının seçilemediği ve şirkette organ boşluğu oluştuğu, TTK'nın 410/2 maddesi delaletiyle, TMK'nın 427/1-4 maddesi gereğince Av. ....'un davalı şirkete yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiği, davalı şirket yönetim kurulunun toplanamaması nedeniyle, şirket ortakları arasında açılan karşılıklı davalar, uyumsuzluklar ve görüş ayrılıklarının bulunduğu, şirketin gayri faal durumda bulunduğu, müşteri portföyünün bulunmadığı, şirketin faaliyet alanı ile ilgili şirketin devamı yönünde şirket ortaklarının herhangi bir iradesinin bulunmadığı, bu nedenlerle haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu; fesih yerine davacı ortakların payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilerek tüzel kişiliğin devamında hukuki yarar bulunmadığı, şirketin tek mal varlığının ve satıldığında gelir elde edebileceği ürün olan....isimli teknenin bir an önce tamamlanıp satışının gerçekleştirilebilmesi için şirketin feshine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, TTK'nın 531. maddesi gereğince davalı şirketin feshine, TTK'nın 536/3 maddesi gereğince şirketin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere mali müşavir ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, TTK'nın 410/2 maddesi delaletiyle, TMK'nın 427/1-4 maddesi gereğince Muğla Barosu avukatlarından Av.....'un yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir. Karara karşı davalı şirket yönetim kayyumu Av. .... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı şirket yönetim kayyumu Av. ...., her ne kadar davacı tarafça şirketin feshi talep edilmiş ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ortaklığın devamında daha çok hukuki yarar mevcut olduğunu, davacıların elinde bulunan tüm hukuki imkanları kullanmadan eldeki bu davayı açıp açmadığının yerel mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, öncelikli amacın anonim şirketin varlığının devam etmesi, onun ayakta tutulması olduğunu, mahkemece son çare prensibinin karar aşamasında dikkate alınarak TTK 531 ve 636 maddelerine uygun olarak öncelikle diğer çözümlerin uygulanma imkanının değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay tarafından haklı nedenle feshi sebebi olarak anonim şirketin kötü yönetilmesi, genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, TTK’nın ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler, şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması, uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması ve ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebeplerin kabul edildiğini, bu sebeplerden birinin varlığının tek başına kesin olarak ortaklığın feshini gerektirdiğinden söz edilemeyeceğini, TTK’da düzenlenen özel hükümlerin, somut olayın şartları ve içinde bulunulan durumun ayrıca değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 529-532 maddelerinde anonim şirketin sona erme hallerinin belirlendiğini, davacı tarafın şirketin feshi talebinin aksine öncelikle davalı şirketin ayakta tutularak yerel mahkemece alternatif çözüm yollarına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürülmekle kararın kaldırılması talep olunmuştur. GEREKÇE : Dava, davalı anonim şirkete TMK'nın 426. maddesi gereğince temsil kayyumu atanması, şirket organsız kaldığından TMK'nın 427. ve TTK'nın 412. maddeleri gereğince yönetim kayyumu atanması, şirketin organlarının seçilememesi ve tasfiye sürecine girilmesi halinde ise TTK'nın 531. maddesi gereğince şirketin tasfiyesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, TTK'nın 531. maddesi gereğince davalı şirketin feshine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'da limited şirketler yönünden hem haklı nedenle şirketin feshi hem de haklı nedenle şirket ortaklığından çıkma hali açıkca düzenlenmiş iken anonim şirketlerde haklı nedenlerle şirketin feshi başlığında tek bir maddeye yer verilmiştir. Anonim şirketler yönünden geçerli olan "Haklı Nedenlerle Fesih" başlıklı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmünü içermektedir. Haklı sebep kavramından neyin anlaşılması gerektiği kanunda tanımlanmamıştır. Bununla beraber, anonim şirketlerde pay sahiplerinin kişisel ilişkileriyle ilgili haklı sebeplerin limited şirketlere nazaran daha dar bir kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirketin feshini haklı kılan sebepler bulunması halinde şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan uygun ise şirketin feshi en son çare olarak düşünülmelidir. Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin son olağan genel kurul toplantısının 05.12.2016 tarihinde yapıldığının, davalı şirketin gayri faal olduğunun, müşteri portfoyünün bulunmadığının, şirketin atıl durumda kaldığının tespit edilmesine, ilk derece mahkemesince 28.03.2022 tarihli ara karar ile genel kurulu toplantıya çağırmaya izin kararı üzerine 07.09.2022 tarihinde tüm ortakların katılımı ile gerçekleştirilen genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkan ve üyelerinin seçilememiş olmasına, böylece şirketin organsız kalmış olmasına, ortakların ortaklığı sürdürme iradesinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, TTK'nun 531 maddesinde aranan haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu yönündeki mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı şirket yönetim kayyumu Av......'un istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.