3. Hukuk Dairesi 2025/680 E. , 2025/2553 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1402 E., 2023/2053 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/155 E., 2020/24 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından ha
**3. Hukuk Dairesi 2025/680 E. , 2025/2553 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1402 E., 2023/2053 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/155 E., 2020/24 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; eczacı olan müvekkilinin olduğunu ... Eczanesini işlettiğini, 04.08.2017 tarihinde terör örgütüne üye olma iddiası ile gözaltına alınan müvekkilinin 16.08.2017 tarihinde tutuklandığını, yürütülen soruşturma neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin mor beyin yazılımı mağduru olduğunu, müvekkilinin tutuklanması üzerine davalı Kurumun müvekkilinin Medula ekranını kapattığını ve davalı Kurum ile arasındaki ilaç teminine ilişkin sözleşmenin FETÖ terör örgütü üyesi olması şüphesi nedeniyle süresiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin davalı Kurum ile yeniden sözleşme akdetmek istediğini belirterek dilekçe sunmasına rağmen davalı Kurumca dilekçelere cevap verilmediğini, müvekkilinin haklı taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/18 D.İş sayılı dosyası ile davalı Kurum tarafından yapılan fesih işleminin tedbiren durdurulması ve Medula ekranının açılmasının istendiğini, Mahkemece taleplerinin kabul edildiğini, işbu karar ile müvekkilinin Medula ekranının açıldığını ve fesih işlemlerinin icrasının geçici olarak durdurulduğunu, bu süreçte davalı tarafından müvekkili aleyhine 20.552,82 TL borç tahakkuku yapıldığını, ayrıca davalı kayıtlarındaki alacaklarına da bloke koyulduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu reçeteli satışlara ve kestiği faturalara göre davalıdan 49.320,55 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek; müvekkili ile davalı Kurum arasındaki SGK'ya tabi kişilere ilaç temini hakkındaki sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğinin tespiti ile sözleşmenin feshi işleminin iptalini, Medula sistemi ekranının açılmasını, müvekkilinin davalı Kuruma 20.552,82 TL borçlu olmadığının tespiti ile borcun iptalini, müvekkilinin muaccel hale gelmiş bulunan 49.320,55 TL alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının işlettiği eczanenin OHAL kapsamında kapatıldığını, bu kapsamda kapatılan iş yerleri ile ilgili yapılan işlemler hakkında dava açılamayacağını ve tedbir kararı verilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında üzerine atılı suçtan dolayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/67311 sayılı soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, alınan bilirkişi raporunda davacının 2017 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında davalı sigortalılarına vermiş olduğu ilaç bedeli karşılığında 69.873,37 TL alacaklı olduğunun bildirdiği, davacı vekili tarafından sunulan 14.01.2020 tarihli dilekçede özetle; dava sürecinde davalı Kurum tarafından müvekkilinin hak edişlerine el konulmak suretiyle menfi tespite ilişkin taleplerinin istirdata dönüştüğünü, davalı tarafından önce müvekkilinin cari hesabına borç olarak kaydedilen ve ilerleyen süreçte müvekkilinin davalıdan olan hak edişlerinden mahsup edilen 67.028,41 TL'nin davalı Kurum tarafından ödendiğini, bakiye alacağın 2.050,14 TL olduğunu, bu bakımdan huzurdaki davanın 2.050,14 TL yönünden istirdat davası olarak devam ettiğinin bildirildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin (5.1) maddesi gereğince davalının bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman fesih hakkının bulunduğu, basiretli bir tacir gibi davranması beklenen eczacının sözleşmeyi imzaladıktan sonra sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, kaldı ki tarafların her zaman yeniden sözleşme yapma imkanına sahip oldukları, davalı Kurumun yapmış olduğu işlemde hukuka aykırı ve işlemin iptalini gerektirecek bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının sözleşmenin feshi işleminin iptali ve Medula sisteminin açılması talebinin reddine, davalı tarafından ödeme yapıldığından davacının alacak talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2.050,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin (5.1) maddesi gereğince yapılan fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı Kurumun müvekkiline fesih konusunda yazılı bildirimde bulunmadığı gibi bir aylık süreye de riayet etmediğini, Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2016 yılı Protokolünün (7.1) maddesine göre Sosyal Güvenlik Kurumunun bir eczane ile sözleşme yapıp yapmama ya da yenileyip yenilememe konusunda herhangi bir takdir yetkisinin bulunmadığını, müvekkili hakkında yürütülen soruşturma neticesinde FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olma suçundan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da müvekkilinin davalı Kurum ile ilaç alım sözleşmesi yapmasının uygun olacağının bildirildiğini, dava konusu işlemin OHAL kapsamındaki 6755 sayılı Kanun'un 38. maddesi gereğince gerçekleştiği gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmenin feshine ilişkin Kurum işleminin iptali ve Medula sisteminin açılarak muarazanın giderilmesi, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 1. Taraflar arasında 01.01.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere imzalanan Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacılar Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokolün (5.1.) maddesi; "Taraflar bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Protokolün bu maddesi taraflara herhangi bir sebep belirtmeden sözleşmeyi feshetme yetkisi vermektedir. Ancak haklı bir sebep bulunması halinde tarafların her zaman sözleşmeyi feshetme hakkı mevcuttur. Anılan Protokolün (7.1.) maddesi; “…Kurum, Protokol hükümlerini kabul eden ve başvuru formunu getiren her eczacı ile (feshi gerektirecek hususlar nedeniyle sözleşmeleri feshedilenlerin fesih süreleri boyunca ve muvazaalı olarak açıldığı kanıtlanan eczacılar hariç) sözleşme yapar…”; (6.3.) maddesi ise; "Bu Protokol hükümleri ile ilgili olarak hakkında suç duyurusunda bulunulan ve açılan kamu davası sonucunda ceza mahkemesi tarafından beraat kararı verilen eczacının beraat kararından sonra talebi halinde sözleşme yapılır.” şeklindedir. Öte yandan, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un (6176 sayılı Kanun) 4. maddesinde; eczacılık yapmaya mani haller tahdidi olarak sayılmış, (A) bendinde ise Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar eczacılık yapmaya mani haller arasında gösterilmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı eczacı, davalı Kurum tarafından haklı bir gerekçe gösterilmeksizin önce Medula ekranının kapatıldığını, akabinde bir ay önceden bildirim yapılmadan aralarında imzaladıkları sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fesih işleminin iptalini talep etmiş; davalı vekili ise eczanenin OHAL kapsamında kapatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; her ne kadar taraflar arasındaki Protokolün (5.1.) maddesi gereğince davalının bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman fesih hakkının bulunduğu gerekçesiyle fesih işleminin iptali talebinin reddine karar verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere Protokolün bu maddesinin taraflara herhangi bir sebep belirtmeksizin sözleşmeyi feshetme yetkisi tanıdığı, ancak haklı bir sebep bulunması halinde tarafların sözleşmeyi her zaman feshetme hakkına sahip olduğu, davacı hakkında ise 6197 sayılı Kanun'un 4. maddesinde eczacılık yapmaya mani haller arasında gösterilen terör örgütüne üye olmak suçu nedeniyle soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, hakkında ceza soruşturması yürütülen davacının sözleşmesinin feshini gerektirecek haklı sebepler bulunduğu, haklı sebeplerin varlığı halinde fesih için ayrıca süre verilmesinin aranmadığı, Protokolün (6.3.) maddesine göre de hakkında takipsizlik kararı verilen davacı eczacının talebi halinde Kurum ile yeni bir sözleşme yapabileceği gerekçesiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun m. 370/4 hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.