T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 12/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1 -... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2 -... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambi…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 12/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1 -... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2 -... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...tarafından, müvekkili davacı Kooperatif aleyhine 10.000,00 TL bedelli 6 adet bonoya dayalı olarak ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini, müvekkil kooperatifin takip alacaklısı şahsa ve diğer davalı ciranta olan ...'a böyle bir borcu bulunmadığını, ...ın müvekkil davacı kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, kooperatif yönetiminde görev aldığı dönemde yapmış olduğu bir çok hukuka aykırı eylem ve işlemler nedeni ile aleyhine kooperatif tarafından davaların ikame edildiğini ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetlerde bulunulduğunu, yargılama süreçlerinin devam ettiğini, bu dava dosyalarında müvekkil kooperatifin zarara uğradığı/uğratıldığının açıkça bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, söz konusu bonoların tarihlerinin davalılardan...tarafından yapıldığı öne sürülen usulsüzlükler ile aynı döneme ait olduğunu, davalılardan... ile müvekkil kooperatif arasında uzun süreden beri devam eden yargılamaların söz konusu olduğunu, müvekkil kooperatifin borcunun olmadığının tespitini talep ettiklerin bonoların bedelsiz olduğunu, dava konusu bonoların ihdas nedeni hanesinde ibaresinin bulunduğunu, bu hususun dahi söz konusu bonoların karşılıksız olduğunu açıkça göstertiğini,. bonolarda lehdar olan ... tarafından müvekkil kooperatif kasasına nakden ödenen bir tutarın olmadığını, müvekkil kooperatifin davalı...'dan nakden para alması için sebep ve gerekçenin de olmadığın, bu nedenle söz konusu bonoların düzenlenmesi için gerekçenin de bulunmadığını ve hukuki dayanağın olmadığını, müvekkil kooperatifin tüzel kişiliğe haiz olduğundan tüm işlemlerinin resmi kayıtlara işlendiğini, müvekkili kooperatifin tüzel kişiliğe haiz 376 üyeden oluşan kooperatif olduğunu, bonoların içeriklerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olan ... kötüniyetli olarak ciro ile bonoları...i'ye devir ettiğini, ...ise bonoları iktisap ederken bilerek müvekkil kooperatifin zararına hareket ettiğini, ......'ın ablasının damadı olduğunu, iyiniyet iddiasında bulunmak amacı ile bu danışıklı ciro işlemi yapıldığını, bu nedenle söz konusu tüm defilerin ...'ye karşı sürülmesinin hukuken mümkün olduğunu,... müvekkil kooperatifi zarara sokmak amacı ile bilerek ve isteyerek bonolarla işlem başlattığını, ..., eşinin dayısı olan ...'ın gerçekte böyle bir alacağının olmadığı bilgisi ve bilincinde olduğunu, bunların dışında da ... ile...arasında başkaca danışıklı işlemler, ortaklıklarında yapıldığını takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığını beyan ederek müvekkili kooperatifin bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalarının kabulüne, ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası ve takip dosyasına konu 6 adet bono ile ilgili olarak müvekkil kooperatifin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına konu 6 adet bononun müvekkile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatif, önce senetlere karşı imza itirazında bulunduğunu, davacının ...İcra Hukuk Mahkemesinde ...esas sayılı dosya ile öne sürdüğü imzaya itiraz, mahkeme kararı ile reddedildiğini ve senetlerdeki imzaların kooperatif yöneticileri olan ... ve ...a ait olduğunun tespit edildiğini, daha önce dosya kapsamındaki senetlerdeki imzanın sahte olduğunu iddia ettiğini, iş bu davayı da senetlerin bedelsiz olduğunu iddia ederek davayı açştığını, kooperatifin borcu ödememek ve alacaklı müvekkilini zarara uğratmak için kötü niyetli olarak her yolu denediğini, dava dilekçesinde iddia ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının böyle bir borcun hiç var olmadığı yönündeki iddialarının müvekkili bağlamadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bonolardaki imzalara yapmış olduğu itirazlar hususunda Adli Tıp Kurumunda rapor alındığını ve ... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından hüküm tesis edildiğini, yapılan inceleme ile bonolar üzerindeki imzaların kooperatif yetkileri ... ve...'a ait olduğunun edildiğini, incelemenin fotokopiler üzerinden yapıldığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu,... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyada alınan Adli Tıp Raporunda mukayeseye konu belgeler açıkça sayıldığını, imzaya itiraz hususunda .... İcra Hukuk Mahkemesi ...E sayılı dosya ile açılan davanın istinaf aşamasında ve derdest olduğunu, davacının iddialarının çelişkili olduğunu, senetleri imzalayan kişilerin tanık olarak dinlendiğinde davacının iddialarının çürütüleceğini, davacının müvekkilinden borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddialarının yazılı belgeler ile örtüşmediğini, senetlerin tanzim tarihlerinde müvekkil kooperatifin yönetim kurulu üyesi olmadığını, icra takibine konu senetlerin tanzim tarihlerinin10.07.2017 olduğunu12.06.2017 tarihli yönetim kurulu kararından da tespit edileceği üzere 10.06.2017 tarihinde davacı kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ...olduğunu, müvekkilinin davacı şirketteki yönetim kurulu başkanlığı Ocak 2017 tarihinde sona erdiğinin 2017 yılı yönetim kurulu karar defterleri ve genel kurul kararları ile sabit olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkil ile Aytek Keklikci arasındaki ilişkiye dair iddiaların da dava konusu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davanın, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olduğu, dava konusu senette davacı keşideci, davalıların ise ise lehtar durumunda olduğu, HMK’nun 201. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın ve def’inin senetle ispatı gerektiği, taraf tanıkları ...., ..., ...'ın Mahkememizce dinlenilmişse de, tanık dinlenerek sonuca ulaşılamadığı, davacı tarafından iddiasını ispatlar yazılı delil sunulmadığı, Kooperatif defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere dosyanın mali müşavir bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi raporunda davacı vekilinin, davalı kooperatifin müvekkile sıralı senetler (ödendiği için takibe konu edilmeyen ve dava konusu olmayan) karşılığında ödeme yaptığını beyan ettiğini ancak Kooperatifin banka kayıtlarının incelenmesinde söz konusu tarihlere yapıldığı beyan edilen ödemelerin yapıldığına ilişkin bir tespit yapılamadığını, yapıldığı beyan edilen ödemeler ile ilgili dava dosyasına herhangi bir belge sunulmadığı yönünde rapor tanzim edildiği, dava ve icra takibinin dayanağı bononun incelenmesinde, bononun unsurlarının tam olduğu, davacı tarafça davasının yazılı bir delil ile ispatlayamadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı bu nedenle 15/10/2024 tarihli celse de yemin delili davacı tarafa hatırlatıldığı ancak davacı taraf süresinde yemin metnini sunmadığı, kural olarak kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğu, davacının iddiasını yazılı delille ispat edemediğinden yerleşmiş Yargıtay emsal kararları ve HGK. 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 esas 2003/768 Kararı da dikkate alınarak, davanın reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Söz konusu kararın eksik incelemeye dayalı olup, açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalılardan Aytek Keklikci tarafından, davacı Kooperatif aleyhine 10.000,00 TL bedelli 6 adet bonoya dayalı olarak ....İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiğini, davacı kooperatifin takip alacaklısı şahsa ve diğer davalı ciranta olan ...a böyle bir borcu bulunmadığını, zira yargılama esnasında davalı...tarafından sunulan yeni iddia ile ispat yükü ...'a geçmiş olup, davalı ... tarafından da iddiasının ispat edilemediğini, dosya içine iddiası ile ilgili yazılı delil sunmadığı gibi davacı kooperatifin resmi olan ve usulüne uygun tutulan defter ve kayıtlarında da bu yönde kayıt bulunmadığını, Yerel Mahkeme kararı karar tesis eder iken büyük bir hataya düştüğünü, zira, ... davacı kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olup, kooperatif yönetiminde görev aldığı dönemde yapmış olduğu bir çok hukuka aykırı eylem ve işlemler nedeni ile aleyhine kooperatif tarafından davalar ikame edildiğini, Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetlerde bulunulmuş olup, yargılama süreçleri devam ettiğini, bu dava dosyalarında davacı kooperatifin zarara uğradığı/uğratıldığı açıkça bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, bu yöndeki dosyalar ve içeriğinde tesis edilen bilirkişi raporları incelenmeden karara tesis edildiğini, hal bu olmakla birlikte, söz konusu bonoların tarihleri davalılardan ... tarafından yapıldığı öne sürülen usulsüzlükler ile aynı döneme ait olduğunu, açıklanan nedenlerle takip konusu bonoların dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlem davalılar ile davacı kooperatif arasında olmadığını, davalılardan...ın danışıklı ve muvazaalı olarak ablasının damadına ciro ettiği kaydı içeren bonolar ve karşılığı, kooperatif kayıtlarında olmadığını, davacı kooperatifin bonoları düzenlemek için gerekçesi olmadığı gibi, arada herhangi bir hukuki ilişki de olmadığını, ...i'nin bu hususu çok iyi bilmekte ve bile bile borçlu zararına olacak şekilde bonoları takibe koyduğunu, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı kooperatifin bonolardan dolayı borçlu olmadığını beyan ederek açıklanan nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; kıymetli evrak olan takibe konu bono sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”, 6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine belli bir olaydan, belli olmayan diğer bir olay için çıkarılan sonuçtur. Karineler ispat yükünün bir istisnasını oluşturur. Lehine karine olan taraf ispat yükünden kısmen veya tamamen kurtulur. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyeti yerine karine ile kabul edilen durumun aksinin ispat edilmesi söz konusu olur. Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2019 tarihli ve 2017/19-1656 E., 2019/548 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkideki talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (eTTK) 691/1. maddesi). Bonoda şekil şartları eTTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senet bono niteliğini kaybeder. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı sebebin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin, senedin lehtarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Ayrıca senedi malen kaydı ile ciro alan kişi de sonuçlarını tahmin etmelidir. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun sebebini içeriyorsa, sadece bu sebebin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (YİBK'nın 12.4.1933 tarihli ve 1933/30-6 sayılı ilamı). Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (sebebe, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun sebebi "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) sebebine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Nihayet, “malen” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir (YHGK 2019/(19)11-122 Esas- 2022/400 Karar- 29.03.2022 tarihli karar). Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya ise menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), Ankara 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer bir deyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir sebeple sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına sebep olan temel alacağın herhangi bir sebeple mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, e.TTK’nın 599 madde (6102 sayılı TTK) m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir. Somut olayda; kural olarak bononun bedelsizliği iddiasını ispat yükünün borçlu üzerinde olduğu, takip konusu bonoda nakden ibaresinin yer aldığı, alacaklı tarafından da borç para verildiğinin ileri sürüldüğü, senedin tahsis nedeninin değiştirilmediği, davacının dava dilekçesindeki iddialarını ispatlayamadığı, senetteki imzaların davacı tarafa ait olduğu, davacının süresinde yemin metnini sunmadığı anlaşılmış olup; koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında; istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.