Başvuru; kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi ve bu karara karşı açılan davanın reddi nedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda ve hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayata saygı hakkı ve kötü muamele yasağının, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal e
Başvuru; kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi ve bu karara karşı açılan davanın reddi nedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda ve hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayata saygı hakkı ve kötü muamele yasağının, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru formundaki anlatımına göre Tacikistan vatandaşı olan başvurucu 25/8/2015 tarihinde Türkiye'ye yasal yollardan giriş yapmış ve ikamet izni almıştır. İkamet kaydını uzatmak için 11/1/2017 tarihinde İl Göç İdaresine müracaatta bulunan başvurucu; işlem esnasında GöçNet Sistemi'nde, hakkında G-87 (genel güvenlik) ve M-26 (yasa dışı örgüt faaliyetleri) tahdit kayıtları bulunduğunun tespit edilmesi üzerine adli işlem yapılması için polis merkezine götürülmüştür. Daha sonra İstanbul Valiliğinin (İdare) 16/1/2017 tarihli kararıyla başvurucunun 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi gereği sınır dışı edilmesine karar verilmiştir. İdare tarafından sınır dışı edilmesine karar verilirken aynı tarihli kararla bir ay süre idari gözetim altına alınmasına karar verilen başvurucu, Kırklareli Geri Gönderme Merkezine nakledilmiş; Kırklareli Valiliği tarafından başvurucu hakkında verilen idari gözetim kararı altı ay uzatılmıştır. Başvurucu, hakkında uygulanan idari gözetimin kaldırılması talebiyle Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğine başvurmuştur. Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği 17/8/2017 tarihli kararıyla ve "6458 sayılı Yasanın 57/3 maddesinde idari gözetim süresinin 6 ayı geçemeyeceği, ancak bu sürenin, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde en fazla altı ay daha uzatılabileceği düzenlenmesi karşısında; FARRUKH SOLIEV'in işbirliği yapmadığına, ülkesi ile ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamadığına dair somut bir verinin dosya içerisinde bulunmadığı, ayrıca itiraz eden hakkındaki G-87 genel güvenlik kodunun gerekçelendirilmediği ve terör örgütüne üye olduğuna ilişkin dosyada delil bulunmadığı" gerekçesiyle başvurucunun serbest bırakılmasına karar vermiştir. Başvurucunun söz konusu sınır dışı işleminin iptali için İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı iptal davası, Mahkemenin 23/6/2017 tarihli kararıyla başvurucunun ülkesinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin olarak somut bir iddiada bulunmamış olması ve ciddi emare oluşturacak bilgilerin bulunmaması gerekçesiyle kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucunun iptal davasını açmak için mahkemeye sunduğu dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde ülkesine gönderilmesi hâlinde kötü muameleye uğrayabileceği iddiasına ilişkin olarak sadece zorla ülkesine gönderilmesi hâlinde zorlu şartlara maruz kalacağını ve ülkesinde hukuk diye bir kavramın neredeyse olmadığını ifade ettiği, ülkesinde kötü muameleye maruz kalmasına neyin sebep olacağına dair herhangi somut bir açıklamada bulunmadığı görülmüştür. Başvurucu 30/4/2018 tarihli dilekçesi ile mahkemeye başvurarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş; yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak pasaport bilgilerinin isim benzerliği olan bir başkası tarafından kullanılarak hakkında gerçeğe aykırı kırmızı bülten çıkarılmasını ve bu bilginin karardan sonra ortaya çıkmasını göstermiştir. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebini içeren dilekçesinde ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin bir iddia ileri sürmediği görülmüştür. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi aşamasında, 15/10/2018 tarihli ek beyan dilekçesiyle ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiasını ileri sürmüştür. Bu ek beyan dilekçesinde başvurucu, vatandaşı olduğu Tacikistan'ı can güvenliği nedeniyle terk etmek zorunda kalması sebebiyle yargılama aşamasında birtakım belgeleri temin edip iddiasına dayanak olarak mahkemeye sunma imkânı bulamadığını, yasaklı olan Tacikistan İslami Yeniden Doğuş Partisi üyesi olduğunu, bu üyeliğe ilişkin belgeleri ülkesinden uzakta olması, iletişiminin kısıtlı olması nedeniyle sonradan temin edebildiğini ifade ederek dilekçe ekinde 20/3/2016 tarihli İngilizce olarak yazılmış bir belge ve bu belgenin çevirisini Mahkemeye iletilmiştir. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebi Mahkemece şartların oluşmadığı gerekçesiyle 19/10/2018 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 22/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, sırf muhalif kişiliği nedeniyle ülkesine iadesi hâlinde adil yargılanmayacağını ve kötü muameleye maruz kalacağını belirterek 10/12/2018 tarihinde tedbir talepli bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun sunduğu bilgileri dikkate alarak sınır dışı işleminin 12/1/2019 tarihine kadar geçici olarak durdurulmasına karar vermiştir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ve başvurucunun vekilinden tedbir talebini değerlendirmeye yarar tüm bilgi ve belgelerin Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istenmiş; Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, başvurucunun 11/1/2017 tarihinde İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne kısa dönem ikamet izni müracaatı sırasında hakkında G-87 (genel güvenlik) ve M-26 (yasa dışı örgüt faaliyetleri) tahdit kayıtları bulunduğu tespiti üzerine başvurucunun adli işleme tabi tutulduğunu, ardından da sınır dışı edilmek üzere İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiğini belirtmiştir. Anılan cevabi yazıdan başvurucunun kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan yabancılardan olduğuna ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü INTERPOL-EUROPOL Daire Başkanlığının 24/11/2016 tarihli yazısına istinaden başvurucu hakkında sınır dışı kararı tesis edildiği anlaşılmıştır. Başvurucu 46715/18 başvuru numarası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapmış; AİHM'in önce 5/10/2018 tarihli kararı ile başvurucunun tedbiren 22/10/2018 tarihine kadar Türkiye'den sınır dışı edilmemesine, sonra da 22/10/2018 tarihli kararıyla sınır dışı işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verdiğini belirtmiştir. Başvurucu vekili 17/12/2018 tarihli dilekçeyle INTERPOL kaydında adı geçen kişinin başvurucu olmadığını, keza kayıttaki pasaport bilgilerinin başvurucunun bilgileri ile uyuşmadığını ileri sürerek iddiasını desteklediğini düşündüğü belgeleri dilekçesine eklemiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan inceleme neticesinde başvurucunun aynı sınır dışı işlemine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine yaptığı önceki tarihli altı başvuru daha olduğu görülmüştür. Bu başvuruların incelenmesi neticesinde başvurucunun;- 18/1/2017 başvuru tarihli, 2017/4840 numaralı ve 30/4/2018 başvuru tarihli, 2018/11315 numaralı bireysel başvurularda yasaklı olan Tacikistan İslami Yeniden Doğuş Partisi üyesi olduğunu ileri sürmediği, ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin olarak soyut ve genel ifadeler kullandığı,- 18/5/2018 başvuru tarihli ve 2018/13565 numaralı bireysel başvurusunda, bu başvuruyu takip eden diğer başvurularda ise yasaklı olan Tacikistan İslami Yeniden Doğuş Partisi üyesi olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür. Başvurucunun aynı sınır dışı etme işlemine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine yaptığı bu başvurulara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesince değişik tarihlerde verilen kararlarla dosyalar 2016/24615 ve 2017/20451 numaralı bireysel başvuru dosyalarında birleştirilmiş, bu iki dosyada da ihlal iddialarına ilişkin değerlendirme yapılması için zaruri nitelikteki bilgi ve belgeleri başvurucunun sunmaması nedeniyle işin esası hakkında bir değerlendirme yapılabilmesi mümkün görülmemiş, başvurularını azami dikkat ve özenle takip etmesi gereken başvurucunun ihtarata rağmen olması gerekenin dışında pasif bir tutum sergilediği anlaşıldığından başvuruların reddine karar verilmiştir (Alı Javıd ve diğerleri, B. No: 2017/20451, 20/4/2020, §§ 22-30). Birinci Bölüm tarafından tedbir talebi hakkında ara kararıyla adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.