Başvurucu, tutuklulukta geçirdiği sürenin uzun olduğunu, müdafi yardımından faydalandırılmadığını, gereğinden daha uzun süre yüksek güvenlikli cezaevinde tutulduğunu ve denetimli serbestlik hükümlerinden faydalanması gerekirken faydalandırılmadığını bu nedenle özgürlük ve güvenlik ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, tutuklulukta geçirdiği sürenin uzun olduğunu, müdafi yardımından faydalandırılmadığını, gereğinden daha uzun süre yüksek güvenlikli cezaevinde tutulduğunu ve denetimli serbestlik hükümlerinden faydalanması gerekirken faydalandırılmadığını bu nedenle özgürlük ve güvenlik ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 2/5/2013 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 23/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 24/1/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü 26/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 4/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ancak başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Silivri 4 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, suç işlemek amacıyla kurulan örgüt yöneticisi olmak, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak suçlamaları ile 2/5/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve Balıkesir Sulh Ceza Mahkemesinin 5/5/2008 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu ve yedi arkadaşı hakkındaki dosya Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 25/6/2008 tarihli fezlekesi ile haklarında iddianame düzenlenerek kamu davası açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK Maddesi ile Görevli ve Yetkili) gönderilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10/7/2008 tarihli iddianamesi ile başvurucunun örgüt yöneticisi olmak, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak suçlarından cezalandırılması için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine (CMK Maddesi ile Görevli ve Yetkili) kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 5/12/2008 tarihli kararı ile yetkisizlik kararı ile dosyayı Van Ağır Ceza Mahkemesine (CMK Maddesi ile Görevli ve Yetkili) göndermiştir. Van Ağır Ceza Mahkemesi, 4/2/2009 tarihinde karşı yetkisizlik kararı vererek olumsuz yetki uyuşmazlığını çözmek amacıyla dosyayı Yargıtay Ceza Dairesine göndermiştir. Daire, 8/6/2009 tarihli ilamı ile İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 6/5/2011 tarih ve E.2009/208, K.2011/79 sayılı kararı ile başvurucunun toplam 8 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm edilmesine ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, 27/7/2011 tarihinde kararı temyiz etmiştir. Başvurucun cezaevinde bulunduğu sırada 5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen 105/A maddesi ve 24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile aynı Kanun’a eklenen geçici madde 4 ve 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici maddesi çerçevesinde hükümlülerin herhangi bir süre öngörülmeden açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına imkân tanıyan düzenlemeler yapılmıştır. Başvurucu, tutuklu olduğu mahkûmiyet kararının onanması halinde 27/2/2014 tarihinde koşullu salıverilmeye hak kazanacağını ve anılan yasal düzenlemelerden yararlanması halinde koşullu salıverilme tarihinden bir yıl önce denetimli serbestlik tedbirinden yararlanarak cezaevinden çıkması gerektiğini belirterek 18/11/2012 tarihinde Silivri İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. İnfaz hâkimliği, 9/11/2012 tarihli kararı ile yasal düzenlemelerin hükümlüler için olduğu ve tutukluları kapsamadığı gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucunun ret kararına yaptığı itiraz da Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2012 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, temyiz talebini inceleyen Yargıtay Ceza Dairesine hitaben yazdığı 11/2/2013 tarihli dilekçesi ile denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma talebinin infaz hâkimliğince reddedildiğini ve bu düzenlemeden yararlanması için ilgili mercilere bildirimde bulunulmasını ve bihakkın tahliyesini talep etmiştir. Dilekçeye herhangi bir cevap verilmemiştir. Başvurucunun temyiz talebine ilişkin olarak Yargıtay Ceza Dairesi, 23/1/2013 tarihli ilamı ile mahkûmiyet kararını onamıştır. Karar, 6/3/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince kesinleştirilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri Ceza infaz Kurumlarının devredilmesi üzerine 14/3/2013 tarihinde ilamı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. İlam, başvurucuya 3/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 2/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra Silivri İnfaz Hâkimliğinin 17/5/2013 tarihli kararı ile başvurucunun koşullu salıverme tarihi olan 27/2/2014 tarihine kadar kalan süresinin denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmesine karar verilmiştir. Başvurucunun uyumlu tutum ve davranış sergilemesi üzerine de Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2014 tarihli kararı ile başvurucu 27/2/2014 tarihinden itibaren koşullu salıverilmiştir.B. İlgili Hukuk 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.” 6411 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde 4 şöyledir:“Bu Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şart 31/12/2015 tarihine kadar uygulanmaz.” 6352 sayılı Kanun’un geçici maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"(2) Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere;a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların,b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların,cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 3l/l2/2017 tarihine kadar uygulanır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:“(Değişik madde: 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un md)(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar- hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.” 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un ile değiştirilmeden önce başvurucu hakkında yapılan yargılama tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (3), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:“…(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”