Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle Anayasa’nın ve maddelerinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 3/6/2013 tarihinde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş; başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık, görüşlerini 24/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 13/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 24/3/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, “İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi Gazi mahallesinde 18/2/2007 tarihinde PKK/KONGR-GEL terör örgütü lehine molotofkokteyilli korsan gösteride bulunduğu” gerekçesiyle 6/3/2007 tarihinde yakalanmış ve 9/3/2007 tarihinde ifadesi alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülmüş ancak sorulan sorulara cevap vermeyip susma hakkını kullanmıştır. Aynı tarihte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vererek suçlamaları kabul etmeyen başvurucu, yasa dışı örgüt üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilmiştir. Başvurucu, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 9/3/2007 tarihli ve 2007/13 sorgu numaralı kararı ile “PKK terör örgütüne yardım etmek suretiyle bu örgütün üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarını işlediğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, atılı örgüt üyeliği suçunun CMK.nın 100/ maddesinde sayılan suçlardan olması da dikkate alınarak CMK.nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca” tutuklanmıştır. Başvurucu ile birlikte dört şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma, Örgüt mensuplarına yardım ederken veya propaganda yaparken bir başka suç oluşturmak, gösteri yürüyüşlerine silah veya madde belirtilen aletlerle katılma, silahlı örgüte üye olma, mala zarar verme suçlarından cezalandırılmaları için TCK. nın 314/2, 174/1, 170/1-c, 152/l-a-2-a ve 2911 sayılı Kanun’un 33/a maddeleri uyarınca cezalandırması” istemiyle 29/3/2007 tarihli ve E.2007/507 sayılı iddianame düzenlenmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine açılan E.2007/215 sayılı kamu davasının 20/4/2007 tarihli tensiben yapılan incelemesinde başvurucu hakkında “atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren bulguların varlığı, kaçma şüphesi, suçun yasal yaptırımı, suçun CMK.nın 100/ fıkrada belirtilen suçlardan olması dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamına” karar verilmiş ve yargılama 28/8/2007 tarihine ertelenmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşma 28/8/2007 tarihinde yapılmış ve başvurucunun “üzerine atılı suçun yasal yaptırımı ve kuvvetli suç şüphesinin devam ettiğini gösteren mevcut bulgular dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına, koşullar oluşmadığından CMK maddesi kapsamında koruma tedbirlerinin uygulanmasına yer olmadığı” gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülen E.2008/285 ve E.2009/58 sayılı dosyaların, hukuki ve fiilî irtibat bulunması nedeniyle başvuruya konu E.2007/215 sayılı dosya ile birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinden devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2011 tarihli kararı ile başvurucunun; terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile, patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 500 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 500 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde atma suçundan 5 ay hapis cezası ile, 13/8/2007 tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 500 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemi nedeni ile patlayıcı madde atma suçundan 5 ay hapis cezası ile, 27/11/2007 tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2011 tarihinde verdiği ilk kararına kadar on bir celse duruşma yapılmış ve başvurucunun benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2011 tarihli kararı başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan inceleme üzerine Başsavcılığın 7/9/2012 tarihli ve 9-2011/191083 sayılı yazısı ile başvurucunun hukuki durumunun 5/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun uyarınca yeniden değerlendirilmek üzere yargılama dosyasını Derece Mahkemesine iade etmiştir. Bozma sonrası yargılama İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/145 sayılı dosyasında görülmeye başlanmış, 28/9/2012 tarihinde tensiben yapılan incelemede mahkeme, “…. kuvvetli suç şüphesinin varlığının devam ediyor olması, tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmaması, serbest bırakma halinde atılı suçların ağırlığı dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu, bu nedenle tutuklamaya alternatif tedbirlerin bu aşamada yetersiz kalacağı ve tutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu…” gerekçeleriyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş ve yargılama 18/12/2012 tarihine ertelenmiştir. Başvurucu, 2/5/2013 tarihinde “dosya kapsamına göre, tutuklu kaldığı süre” göz önüne alınarak tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkında tahliye kararı verilene değin üç celse yapılmış ve Mahkeme benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/2013 tarihli ve E.2012/145 sayılı kararı ile başvurucunun terör örgütüne üye olmak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile, patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 4 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 4 yıl 2 ay 55 gün hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde atma suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ile, 13/8/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 4 yıl 2 ay 55 gün hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile, 27/11/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 4 yıl 2 ay 55 gün hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, diğer suçlardan ise beraatine karar verilmiştir. Başvurucu 3/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki dava Yargıtayda temyiz aşamasındadır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.” 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir:“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), (4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”