(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13686 E. , 2009/14583 K. MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil kademeli olarak tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.08.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağı…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13686 E. , 2009/14583 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil kademeli olarak tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.08.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, yüklenicinin temliki işlemi nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise yapılan ödemenin istirdadı taleplerine ilişkindir. Davalı yüklenici, davacının dayandığı 18.05.2007 tarihli sözleşmede imzası bulunan ...’nın şirketi temsile yetkili olmadığını, kaldı ki sözleşmede alındığı yazılı olan 149.800 Euro’nun ödenmediğini açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava reddedilmiştir. Hükmü, taraflar temyiz etmiştir. 1-Burada öncelikle yükleniciyle aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğu anlaşılan ... ve diğerlerinin davada taraf durumu almaları gerektiği yönü üzerinde durulmalıdır. Zira arsa sahibi ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunan yükleniciden, sözleşmede ona bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü temlik alan üçüncü kişinin arsa sahibini (borçluyu) ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 167. maddesi gereğince; “Borçlu, temlike vakıf olduğu zaman; temlik edene karşı haiz olduğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir.” Buna göre temliki öğrenen borçlu (arsa sahibi), temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür def’iler ileri sürebilecekse, aynı def’iler yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa payı karşılığı arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden hak kazanmadığını üçüncü kişiye temlik etmesi arsa sahibi bakımından önemsizdir. Ayrıca, yüklenici arsa sahibine karşı öncelikli edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye temlik etmişse, üçüncü kişi Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz. Bütün bu anlatılanların sonucuna göre bu tür davalarda yükleniciyle arsa sahipleri arasında bir bakıma zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan arsa sahipleri de davada taraf olmalıdır. Gerçekten; davada dayanılan 18.05.2007 günlü sözleşmede yüklenici şirketin kaşesi altındaki imzanın ... tarafından atıldığı anlaşılmaktadır. Davalı yüklenici, bu kişinin şirketi temsile yetkili olmadığını imzasının şirketi bağlamayacağını savunmuştur. Bir tanımlama yapmak gerekirse “temsil” başkasının nam ve hesabına işlem yapmak demektir. Başkası nam ve hesabına işlem yapma yetkisi ise “temsil yetkisi” olarak bilinir. Borçlar Kanununun 32. maddesi hükmüne göre karine olarak, sözleşmeyi şirket kaşesini basarak imzalayan kişi şirketi temsile yetkili olduğunu muhatabına beyan etmiş sayılır ve bu sözleşme temsilcisi olduğu şirketi de bağlar. O yüzden mahkemenin karine uyarınca araştırma yapması gerekir. Öte yandan sözleşmede 149.800 Euro’nun şirket adına alındığı da yazılıdır. Bu durumda mahkemece davalı şirket ve defter kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ...’nın yaptığı benzeri işlemleri şirketin benimseyip benimsemediği saptanmak ve bilirkişilerden bu konuda etraflı rapor almak, sözleşmede alındığı yazılan 149.800 Euro’nun ticari defter ve kayıtlara intikal ettirilip ettirilmediğini belirlemek, benzeri olaylarda şirketin benimsemesi varsa ...’nın yaptığı sözleşmenin şirketi bağlayacağını düşünmek ve uyuşmazlığın esasının yukarıdaki bentte açıklandığı üzere arsa sahiplerinin de taraf olması sağlanarak onların huzurunda incelenip sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekir. 2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davalı yüklenici şirketin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent uyarınca yüklenici şirketin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 23.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.