Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1400 E. , 2024/7042 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1400 Karar No : 2024/7042 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı ... kooperatifi
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/1400 E. , 2024/7042 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1400 Karar No : 2024/7042 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı ... kooperatifi tarafından, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 34. ve 40. maddeleri uyarınca ağaç kesim işi verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, çalışmak isteyen kooperatifin orman köylüleri ve kasabada kurulmuş olması gerektiği, ilgili kooperatifin ise kuruluş tarihi itibari ile çalışmak istediği Tekir Orman Fidanlığı'nın mahalle kapsamında olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin Orman Genel Müdürlüğü Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü Göksun Orman İşletme Müdürlüğü'nün … tarih ve E…. sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 6831 sayılı Kanun'un 34. maddesi uyarınca davacının istediği kesim hakkının, Devlet ormanı bulunan köy ve kasabalarda yerleşik hanelerce kurulan kooperatifler için tanınan bir hak olduğu ancak ilgili Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde davacı kooperatifin, Tekir yerleşim biriminin kasaba statüsünde iken 6360 sayılı Kanun uyarınca mahalle statüsünde dönüşmesinden sonraki bir tarih olan 17/11/2017 tarihinde kurularak Ticaret Sicili'ne tescil edildiğinden 6831 sayılı Kanun'un 34. maddesi lafzı itibariyle ilgili madde hükmündeki haklardan yararlandırılması mümkün görülmediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay Aşaması: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 6831 sayılı Kanun'un 34. maddesi uyarınca davacının istediği kesim hakkının, Devlet ormanı bulunan köy ve kasabalarda yerleşik hanelerce kurulan kooperatifler için tanınan bir hak olduğu, ancak 6360 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 12. maddesine eklenen ek uyarınca, mevzuatla orman köyleri ve orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazların orman köyü iken mahallaye dönüşen yerler için de devam edeceği düzenlemesine yer verildiği, ayrıca 28/04/2018 tarih ve 30405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7139 sayılı Kanun'un 17. maddesinin son fıkrası uyarınca, 6831 sayılı Orman Kanunu'na ek madde eklenmiş ve buna göre ek 17. maddede: "Orman köyü veya orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlardan istifade eden kasaba iken; 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanun ile 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanun kapsamında mahalleye dönüşen yerler, büyükşehir belediyesi kapsamında olmayan yerlerdeki köy ve kasabalarla aynı hak, sorumluluk ve imtiyazlardan faydalanmaya devam ederler." düzenlemesi getirildiği, bu durumda, davacı kooperatifin kurulduğu Tekir yerleşim biriminin kasaba statüsünde iken 6360 sayılı Kanun uyarınca mahalle statüsüne dönüştürüldüğü, düzenleme uyarınca orman köyü iken mahalleye dönüşen yerler için imtiyazların devam ettiği, davacı kooperatifin 6360 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra (17.11.2017 tarihi) kurulmuş olmasının bu haklardan faydalamayacağı şeklinde değerlendirilemeyeceği, esas olanın bir kooperatife ya da bir şirkete değil daha önce orman köylüsüne tanınan hakların devam etmesi olduğundan davacı kooperatife iş verilemeyeceğine ilişkin tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata uyarlılık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu kararın, temyiz incelemesi sonucu Dairemizin 06/04/2023 tarih, E:2020/2655, K:2023/1707 sayılı kararı ile; 6831 sayılı Kanun'un 34. maddesi uyarınca davacının istediği kesim hakkının, Devlet ormanı bulunan köy ve kasabalarda yerleşik hanelerce kurulan kooperatifler için tanınan bir hak olduğu, ancak ilgili Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde davacı kooperatifin, Tekir yerleşim biriminin kasaba statüsünde iken 6360 sayılı Kanun uyarınca mahalle statüsünde dönüşmesinden sonraki bir tarih olan 17/11/2017 tarihinde kurularak Ticaret Sicili'ne tescil edildiği, dolayısıyla davacı kooperatifin kurulduğu 17/11/2017 tarihi itibariyle mahalle statüsünde bulunan bir yerleşim yerinde ikamet edenler tarafından kurulmuş bir kooperatif olduğundan, hem 6831 sayılı Kanun'un 34. maddesi lafzı itibariyle; hem de 6360 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 12. maddesine eklenen ek fıkra kapsamında değerlendirildiğinde ise söz konusu ek fıkra ile düzenlenen hükmün, köy ve kasabalarda yerleşik hanelerce halihazırda kurulmuş ve faaliyet gösteren kooperatifleri kapsayacağı, bu kooperatiflerin kazanılmış hak olarak kullandıkları kesim haklarının mahalleye dönüşümleri sonrasında da devam edeceği anlaşılmakta olup, 6360 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarih olan, Resmi Gazete'de yayımlandığı 06/12/2012 tarihinden sonraki bir tarihte kurulmuş kooperatiflerin kazanılmış bir hakları bulunmayacağından bu maddede tanınan haktan yararlanamayacakları, davacı kooperatifin de 17/11/2017 tarihinde kurulmuş olduğu açık olduğundan bu madde hükmünden yararlanması mümkün bulunmadığı, dava konusu işlem tarihinden sonra 28/04/2018 tarih ve 30405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7139 sayılı Kanun'un 17. maddesinin son fıkrası uyarınca, 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 17. maddede: "Orman köyü veya orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlardan istifade eden kasaba iken; 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanun ile 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılı Kanun kapsamında mahalleye dönüşen yerler, büyükşehir belediyesi kapsamında olmayan yerlerdeki köy ve kasabalarla aynı hak, sorumluluk ve imtiyazlardan faydalanmaya devam ederler." hükmüne yer verilmiştir. 6360 sayılı Kanun ile mahalle statüsüne dönüşen, orman köyü veya orman köylüsüne tanınan haklardan yararlanan kasabaların, büyükşehir olmayan yerlerdeki kasabalarla aynı haklardan faydalanabileceğinin öngörüldüğü, dolayısıyla bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarih olan 28/04/2018 tarihinden sonraki bir tarihteki 6831 sayılı Kanun'dan doğan hak talebi başvurularında, başvurucu ilgili kooperatifin kuruluş tarihi itibariyle kurulduğu mahallin kasaba ya da mahalle statüsünde bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ilgili Kanun hükümlerinden yararlandırılması gerekeceği anlaşılmakta olup, dava konusu işlemin tesis edildiği 05/01/2018 tarihinde, 28/04/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren söz konusu ek fıkra hükmü yürürlükte bulunmadığından, bahsi geçen değişikliğin dava konusu işleme uygulanamayacağı, kurulduğu tarih itibariyle mahalle statüsünde bulunan davacı kooperatifin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle 6360 sayılı Kanun'un 34. maddesinde düzenlenen kesim hakkından yararlanması mümkün olamayacağından, davacı kooperatifin kesim işi verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine dosya görevli … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince incelenmiş ve bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra “Başvuruya konu Mahkeme Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararlarının gerekçeli olmak zorunda olduğu, temyize konu karar incelendiğinde herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, sadece Danıştay kararına uyulmak suretiyle davanın reddine karar verildiği, oysa Danıştay'ca yeniden bir karar verilmek üzere önceki kararın bozulmasına karar verildiği, bozma ilamından sonra verilen kararda, kararın gerekçesinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu durumun başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmak üzere mer'i tüm mevzuata aykırı bulunduğu, 7139 sayılı yasa ile Orman yasasına eklenen ek 17. madde ve … tarihli dilekçe ekinde sunulan Orman Genel Müdürlüğü İşletme ve Pazarlama Daire Başkanlığının ... tarih ve E… sayılı yazısına göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğu, ”Mevzuatla Orman Köyleri ve Orman Köylüsüne tanınan hak,sorumluluk ve imtiyazlar orman köyü iken Mahalleye dönüşen yerler için devam eder” hükmünün dikkate alınmamasının usul ve yasalara aykırı olduğu, Yasada, yasanın yürürlüğünden sonra kurulmuş kooperatiflerin imtiyazlardan yararlanamayacağına dair bir hüküm bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı kooperatifin, 6831 sayılı Kanun kapsamında Tekir Orman Fidanlık Şefliği'nde kendilerine de kesim işi verilmesi talebiyle 05/01/2018 tarihli dilekçeyle Göksun Orman İşletme Müdürlüğü'ne başvuruda bulundukları, başvurunun "çalışmak isteyen kooperatifin orman köylüleri ve kasabada kurulmuş olması gerektiği, ilgili kooperatifin ise kuruluş tarihi itibari ile çalışmak istediği Tekir Orman Fidanlığı'nın mahalle kapsamında olduğu" gerekçesiyle davacı kooperatife iş verilemeyeceğine ilişkin olarak Orman Genel Müdürlüğü Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü Göksun Orman İşletme Müdürlüğü'nün … tarih ve E…. sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.” ; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinin 3. fıkrasında "Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir" hükmü 4. fıkrasında ise "Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir..." hükmü bulunmaktadır. 2577 sayılı Kanunun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde "Kararın dayanağı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı"'nın Mahkeme kararında yer alması gerektiği belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun 50. maddesinin 3. bendine göre Bölge İdare Mahkemeleri Danıştayca verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararında ısrarda edebileceği hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Türk Dil Kurumu gerekçeyi "Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler" olarak tanımlamıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında; ' 23.Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez. 24.Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyucak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortaya usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 25.Bununla birlikte derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yönde' olduğu belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak istinaf isteminin reddine karar verebileceği gibi mahkemenin yerine geçerek hukuka uygun bulmadığı gerekçeyi, hükmü kaldırıp ilk derece mahkemesinin yerine geçip yeni bir gerekçe ile hüküm sevk edebileceği açıktır. Yukarıda belirtilen yargılama süreci dikkate alındığında, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, ... İdare Mahkemesi kararının, davacı kooperatifin kurulduğu Tekir yerleşim biriminin kasaba statüsünde iken 6360 sayılı Kanun uyarınca mahalle statüsüne dönüştürüldüğü, düzenleme uyarınca orman köyü iken mahallaye dönüşen yerler için imtiyazların devam ettiği, davacı kooperatifin 6360 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra (17.11.2017 tarihi) kurulmuş olmasının bu haklardan faydalamayacağı şeklinde değerlendirilemeyeceği, esas olanın bir kooperatife ya da bir şirkete değil daha önce orman köylüsüne tanınan hakların devam etmesi olduğundan davacı kooperatife iş verilemeyeceğine ilişkin tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz incelemesi sonucunda ise temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararın dayanağı gerekçenin yerinde olmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin bozma kararı, Bölge İdare Mahkemesi hakkında verilmiş olup, anılan kararın 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde de sayılan hususlar yönünden değerlendirilmesinden ibarettir. Bozma kararı bir bütün olarak incelendiğinde gerekçenin İdare Mahkemesi kararından farklı olduğu ancak aynı sonuca yani davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı görülmektedir. Bölge İdare Mahkemelerinin Danıştay tarafından verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararlarında ısrar da edebileceği açıktır. Görülmekte olan davada; İdari Dava Dairesi bozma kararına uyduğunu belirttikten sonra kararında herhangi bir gerekçe göstermeden İdare Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verdiği görülmektedir. Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesince Dairemizce verilen bozmaya uyma kararı sonrası hukukun genel ilkeleri ve Yasa kuralı uyarınca benimsediği gerekçeyi kararına yansıtması gerektiği açıktır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu gerekçesiz Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 18/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.