T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/630 Esas KARAR NO : 2025/888 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2022 NUMARASI : 2022/366 Esas-2022/988 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/630 Esas KARAR NO : 2025/888 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2022 NUMARASI : 2022/366 Esas-2022/988 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 14/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirketi arasında, 27.09.2021 tarihinde, "Türkan Saylan Açık Saha İçine Sentetik Çim Ve Kauçuk Esaslı Koşu Parkuru Uygulama İşi"ne yönelik olarak sözleşme imzalandığını, davalı ile yapılan sözleşme gereği, malzeme temini, işçilik ve sair bütün masrafların davalıya ait olduğu, işin bedelinin 1.630.000,00TL olarak belirlendiğini, sözleşmede, anlaşılan miktar ile ilgili ödeme planının detaylı olarak düzenlendiği, sözleşmenin tanzim tarihinde 300.000,00 TL'nin avans olarak davalı şirkete verildiğini, müvekkili şirketin sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimi yerine getirerek, daha hiç bir hizmet almadan 300.000,00 TL avans gönderdiği halde, davalı şirketin üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirmekten imtina ettiğini, sözleşmenin 2. maddesinde "İşin Süresi ve Malzemenin Teslimi ve Gecikme Cezası" Maddesinde "Malzemelerin Teslim Süresi" bölümlerinin düzenlendiğini, davalı şirketin, iş sahasına, malzemeleri süresi içinde teslim etmediği gibi, süresi içinde işe başlamadığı ve öngörülen sürede işi tamamlamadığını, işin, sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmemesi nedeniyle, sözleşme kapsamında daha fazla cezai şart talep edilmesi mümkünken, müvekkili şirketin, 20 günlük süre için cezai şart talebi ile Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 202213787 E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, hiçbir haklı gerekçesi olmadığı halde davalı yanca icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafın haksız tutumu nedeni ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve sonuç alınamadığını, izah edilen hususlar ve resen gözetilecek nedenlerle haksız itiraz ile duran takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20' den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar davanın konusu değil ise de davacı tarafın müvekkili şirkete 300.000,00 TL avans ödemesi gerçekleştirdiğini beyan ederek bu ödemeye rağmen müvekkili şirketin üstelendiği edimleri yerine getirmediğini belirttiğini, ancak davacı şirketin bu durumu eksik anlattığını, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete yapılan ödemelerin, ödemeyi yapan hesaba iade edildiğini, bu hali ile müvekkilin işe devam etmeyeceğinin davacı şirketin de bilgisi ve onayında olduğunu, davacı tarafından takibe konu sözleşmenin 2. ve 9. maddelerinden bahsedilmekle cezai şart taleplerinin bu maddelerden kaynaklandığının ileri sürüldüğünü ancak 9. maddenin içeriğinin açıkça belirtilmediğini, 27109/2021 tarihli sözleşmenin 9. maddesi gereği müvekkili şirketin "sentetik saha ve kauçuk koşu alanı" işine başlaması için davacı şirketin müvekkili şirkete yazılı bildirimde bulunarak işin yapımı için gerekli malzemelerin teslimini ve işe başlanmasını talep etmesi gerektiğini, ancak davacı şirketin, işin yapılacağı alanı müvekkilinin halı saha ve koşu pisti döşenmesi işinin başlanmasına uygun hale getiremediği ve işin başlama süresinin davacı şirketin kusuru nedeni ile uzadığını, bu arada müvekkili şirket yetkilisinin sürekli olarak Ankara'dan Bodrum'a gittiği ve işin yapılacağı alanın fotoğraflarını çektiğini, davacı şirkete iş alanının düzeltilmesi için yardımcı olarak supervisor atadığını ve bu kişinin ücretini de kendisinin karşıladığını, bu kişinin ... olduğunu, ilk çalışma tarihi olan 10 Ağustos 2021 tarihinden sonraki tarih 10 Kasım 2021 'e geldiği halde işin yapılacağı sahanın henüz müvekkilinin halı saha işini yapmasına uygun hale getirilmediğini, davacı şirketten kaynaklanan nedenler ile işin her geçen gün gecikmesi ve maliyetlerin aydan aya değişiklik göstermesi nedeni ile davacı şirkete avans iadesi de yapıldığını, davacı şirketin yine müvekkilinin aracılığı ile dava dışı ... Ltd. Şti. - ... isimli şahıs ile anlaşma yaparak işi bu kişiye yaptırdığını, davacı şirketin kendisinden kaynaklanan gecikme nedeni ile işe başlanamaması bakımından müvekkili şirketi sorumlu tutmadığını ve başka bir firma ile çalışmayı da kabul ettiğini, müvekkilinin tüm çaba ve masraflarına karşın davacı şirketin kusuru ile sözleşmenin sürdürülemez hale gelmesi neticesinde ve sözleşmenin 9. maddesi gereği davacı şirketin bir türlü yazılı bildirimde bulunarak malzemeleri istememesi nedeni ile işe de başlanılamadığından karşılıklı rıza ve anlaşma ile sözleşme konusu işin başka bir firmaya davacı şirket tarafından yaptırıldığını, iş bu nedenle davacı şirketin gecikme tazminat talebi yerinde olmayıp davasının reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile asıl alacağın %20' sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, dava masraf ve yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2022 tarihli 2022/366 Esas 2022/988 Karar sayılı kararında özetle; Mahkememizce mali müşavir bilirkişi ... ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ...'den oluşan heyetten 14/10/2022 tarihinde bilirkişi raporu aldırılmıştır. Dava, sözleşmeden kaynaklı cezai şart isteminin tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemlidir. Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3787 takip sayılı dosyası, davaya konu sözleşme, bilirkişi raporu, müzekkere cevapları ile tüm getirtilmesi gerekli deliller dosyaya celp edilmiştir. Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2022/3787 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde: Davacı tarafından davalı aleyhine 18/02/2022 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 100.000,00 TL diğer asıl alacak olmak üzere toplam 100.000,00 TL istendiği, takibin dayanağının 27/09/2021 tarihli sözleşemeye istinaden 100.000,00 TL olduğu, ödeme emrinin davalıya 23/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 24/02/2022 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, davacının yasal süresi içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, sözleşmede şirket olarak davacı ... Mühendislik Mim.Tic.Ltd.Şti.'nin, firma olarak davalı ... Mobilya Dek.İnş.Teks.Tic.Ltd.Şti.'nin gözüktüğü, sözleşmenin 1. maddesinde sözleşme konusu ve fiyatının şirketin taahhüdü altında bulunan “Türkan Saylan Açık Saha İçine Sentetik Çim ve Kauçuk Esaslı Koşu Parkuru” uygulama işi 1.630.000,00 TL (KDV Dâhil) şeklinde belirtildiği, 2. maddede ''işin tamamı bu sözleşmenin imzalanmasından sonra yağmur, kar, fırtına, sel ve olağanüstü doğa şartlarının olmaması, herhangi bir mücbir halin olmaması halinde sözleşmede belirtilen işin yapım süresi, madde 9'da belirtilen halı ve diğer malzemelerin şantiyeye (halı sahanın yapılacağı yere) intikalini takiben teslim süresi olarak 60 (altmış) gündür. İşin tamamı belirlenen sürede FİRMA tarafından teslim edilir. Firma vaat etmiş olduğu sürede ürünü sahaya teslim edemediği her gün için 5.000,00 TL (Beşbin Türk Lirası) ve işin montajı teslim edilemeyip yetiştirilemediği takdirde; FİRMA alacağından günlük 5.000,00 TL (Beşbin Türk Lirası) ceza kesilir.'' şeklinde hüküm bulunduğunu, sözleşmenin 9. maddesinin ''ŞİRKET yazılı (faks, elektronik posta, kargo, mektup vb şekilde) isteği üzerine FİRMA'ya sözleşme konusu sentetik çim halı ve malzemeleri sahanın yapılacağı yere ŞİRKET' in yazılı isteğinin geliş tarihinden itibaren ve Madde-2 'deki olumsuz hallerin olmaması durumunda 72 saat içinde başlanacak olup, yardımcı malzemeler ve halı dâhil olmak üzere teslimat 20 gün içerisinde tamamlanacaktır. Bu süre içinde gerçekleşmeyen durumlar vukuu bulduğunda Madde-2' de yer alan cezai şartlar uygulanacaktır.'' şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Dosya üzerinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Deliller değerlendirilmiştir. Somut olayda; Davacı vekili davalının sözleşmeyi yerine getirmediğini, vaad edilen ürünlerin sahaya getirilmediğini, sözleşmede bu nedenle koyulan sürelere uyulmadığını belirterek cezai şart nedeniyle alacağın oluştuğunu belirterek bu nedenle başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “cezai şart (ceza koşulu)” kavramı üzerinde durulmasında fayda vardır. Kanun koyucu mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 158-161. maddelerinde “cezai şart” kavramını kullanmış, TBK’nın 179-182. maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramını tercih etmiştir. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Akman Sermet/Burcuoğlu Haluk/ Altop Atilla/ Tekinay, Selahattin Sulhi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359). Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 179–182. maddelerinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlar. Bununla birlikte her ikisinde de sözleşmenin alacaklı tarafından feshedilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, sözleşmenin 9. maddesinde davalının sözleşmeyi ifa etmediği ve alacaklının sözleşme gereğince mevcut bir ifayı kabulü de söz konusu olmadığından seçimlik cezai şartın talep edildiğinin kabul edileceği, davacı tarafından davalıya malzemelerin teslim edilmesi için sözleşmede belirtilen şekilde yazılı bir bildirimde bulunulduğuna dair delil ibraz edilmediği, davalı vekilince ileri sürüldüğü ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının davalıya sözleşmenin 3. maddesi gereği verdiği 300.000,00 TL avansın 260.000,00 TL'sinin davacıya iade edildiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde sözleşme konusu işin dava dışı firma tarafından yaptırıldığına yönelik beyanlarının aksine davacı tarafın bilgi-belge sunmadığı, bu olgular bir araya getirildiğinde sözleşmenin ayakta olduğundan bahsedilemeyeceği, dosyada feshe dair yazılı bir belgeye rastlanmasa da eylemli olarak sözleşmenin feshedildiği ve bu nedenle asıl borca bağlı olan cezai şart talebinin yerinde olmadığı, başlatılan icra takibinde sunulan deliller kapsamında davacının açıkça kötüniyetli olduğuna dair kanaatin oluşmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine ve davalının kötü niyet tazminatı isteminin de şartları oluşmadığından reddine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 21/03/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Ankara 12. Asliye Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, davaya konu uyuşmazlığın, sözleşmede cezai şartın düzenlendiği, sözleşmeye konu işin davalı tarafından yerine getirilmediği hususunun, gerek davalı gerek bilirkişinin gerekse mahkemenin kabulünde olduğunu, davalının almış olduğu avansları iade etmesi ile işin başka bir firmaya yapılması konusunda bağ kurarak müvekkili aleyhine yorumda bulunan mahkemenin, davalının avans iadesi yaptığı tarihleri nazara almadığını, davalının, 30.12.2021 tarihinden itibaren (yani sözleşmenin tanzim tarihinden itibaren 60 gün sonra) avans ödemesini peyder pey iade etmeye başladığını, bu avans iadeleri sonrası, davalının işi yapmayacağını belirtmesi üzerine işin başka bir firmaya yaptırıldığını, davalının, sözleşmeyle üstlenmiş olduğu edimi yerine getiremeyeceğini belirterek sözleşmeyi feshettiğini ve başka bir firmayı iş için müvekkiline önerdiğini, davalının bu konudaki beyanlarının açıkça sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini gösterdiğini, mahkemenin hatalı tespitlerde bulunduğunu, davalının, işi yapamadığı için, uzunca süre müvekkilini oyaladığını ve sonunda işi başkasına yaptırma kapısını açmaya çalıştığını, davalının fesih konusunda haklı olma gibi bir durumun ise söz konusu olmadığını, sözleşmenin başında 300.000,00 TL'nin kendisine avans olarak verildiğini ve sözleşmede 1 ay içinde fesih yetkisinin sadece kendisine verildiğini, davalı haklı olsaydı, sözleşmenin 8. maddesi gereği avansı iade etmeyeceğini ve sözleşmeyi feshedeceğini, sözleşmenin kim tarafından feshedildiği konusunda mahkemenin hatalı değerledirme yaptığının açıkça ortada olup, fesih tespitinin hatalı yapıldığından, kararın da hatalı olduğunu, Esasa ilişkin olarak ise; davalı ile müvekkili şirket arasında, 27.09.2021 tarihinde tanzim edilen Türkan Saylan Açık Saha İçine Sentetik Çim Ve Kauçuk Esaslı Koşu Parkuru Uygulama İşine yönelik sözleşmenin davalı tarafından hazırlandığını, sözleşmede sadece davalının fesih yetkisinin tanımlandığını, davalı ile yapılan sözleşme gereği, malzeme temini, işçilik ve sair bütün masraflarının davalıya ait olduğunu, işin bedelinin 1.630.000,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşmede, anlaşılan miktar ile ilgili ödeme planının detaylı olarak düzenlendiğini, sözleşmenin tanzim tarihinde 300.000,00 TL avans olarak davalı şirkete ödendiğini, müvekkilinin sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimi yerine getirerek, daha hiç bir hizmet almadan 300.000,00 TL avans gönderdiği halde, davalı şirketin üstlenmiş olduğu edimleri yerine getirmekten imtina ettiğini, davalı şirketin, iş sahasına, malzemeleri süresi içinde teslim etmediği gibi, süresi içinde işe başlamadığını ve öngörülen sürede işi tamamlamadığını, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında 300.000,00 TL davalıya ödendiği ve davalının edimlerini yerine getirmesi gerektiği halde, davalının, sözleşmenin 9. maddesinde belirtildiği şekilde kendilerine, malzeme teslimi konusunda yazılı bildirim yapılmadığı iddiasında bulunarak, müvekkilinin talebi olmadığı için malzeme teslimi yapmadıklarını beyan ettiklerini, sözleşme ile birlikte 300.000,00 TL ödeme yapan müvekkili şirketin, malzeme teslimi için talepte bulunması gerektiği hususunun mantığa aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, sözleşmenin 8. maddesinin davalının iddialarını çürüttüğünü, davalının bir diğer beyanının, sözleşmeye konu işin başka bir firma tarafından yapılması hususu olduğunu, sözleşmeye konu iş ile ilgili 01.10.2021 tarihinde 300.000,00 TL ödeyen müvekkilinin, 20 gün içinde malzeme teslim edilmemesini ve 60 gün içinde de işin teslim edilmemesi üzerine, doğal olarak işi başka bir firmaya yaptırdığını, davalının, kendisine ödenen 300.000,00 TL avansı iade ettiğini belirttiğini ve ödeme dekontlarını dosyaya ibraz ettiğini, her ne kadar eksik iade yapılmış olsa da, avans iadelerinin 30.12.2021 tarihinden itibaren sonra olduğunu, mahkeme dosyasına kazandırılan bilirkişi raporundaki tespitlerin, sözleşmenin uzunca süre davalı tarafça sürüncemede bırakıldıktan sonra fehedildiğini ve henüz sözleşmenin başında 300.000,00 TL avans ödemesi yapan müvekkili şirkete atfedilebilinecek bir kusur olmadığının açık olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki 27/09/2021 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkindir. Davalı vekili yukarıda belirtilen cevap dilekçesi ile haksız davanın reddine karar verilmesini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece uzman bilirkişi kurulundan alınan rapor ile tüm dosya kapsamından edinilen kanaate göre taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak feshedilmiş olduğu, bu sebeple sözleşmenin ifası kapsamında ve sözleşme ayakta iken talep edilebilecek olan cezai şartın asıl borca bağlı olması ve taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğinin kabulü gerektiğinden davacının cezai şart alacağı isteminde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, yine davacının icra takibini kötü niyetle yapmış olduğunun davalı yanca kanıtlanamadığı kabul edilerek davalının da kötü niyet tazminatı isteminin de reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2022 tarihli 2022/366 Esas 2022/988 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır