Başvurucu, bir gazeteci olan Fatih Altaylı’nın internet sitesinde yayınlanan bir köşe yazısı ve iki televizyon programında kendisi hakkında kullandığı sözlerin tahkir içerdiği halde başvurduğu hukuk yollarından sonuç alamadığını belirterek şeref ve itibarın korunması hakkının, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, bir gazeteci olan Fatih Altaylı’nın internet sitesinde yayınlanan bir köşe yazısı ve iki televizyon programında kendisi hakkında kullandığı sözlerin tahkir içerdiği halde başvurduğu hukuk yollarından sonuç alamadığını belirterek şeref ve itibarın korunması hakkının, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 18/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 26/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 25/3/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına, dosyanın Genel Kurula sevk edilmesine ve başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 2/4/2015 tarihli yazısında, daha önce benzer olaylarda görüş bildirildiğinden yeniden görüş bildirilmeyeceği belirtilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Türkiye’nin bilinen işadamlarından biri olan başvurucu, ayrıca Türkiye’nin önde gelen spor kulüplerinden birinde de yöneticilik yapmıştır. Bu nedenlerle kamuoyunca iyi bilinen bir kişidir. Gazeteci Fatih Altaylı ise ulusal ölçekte yayın yapan gazetelerde çalışan bir gazeteci, köşe yazarı ve televizyon programı sunucusudur. Başvurucu, Fatih Altaylı’nın www.fatihaltaylı.com.tr adlı internet sitesindeki 2/11/2007 tarihli “Nihat Özdemir Olayı” başlıklı yazısı ile 6/2/2008 ve 16/4/2008 tarihinde yayınlanan “Olaylar ve Gerçekler” adlı programda kendisi hakkında gerçek dışı açıklamalarla kişilik haklarına saldırıda bulunduğu ve tarafı olduğu bir ceza yargılamasında henüz nihai karar verilmemiş iken mahkum olduğu izlenimi yaratarak masumiyet karinesini çiğnediği iddiasıyla Fatih Altaylı aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Davanın görüldüğü Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, 21/12/2010 tarihli kararla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"... Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/269 esas sayılı davasında davacıya ait Limak A.Ş. tarafından yürütülen Cumhur Başkanlığı Muhafız Alayı inşaatı ile ilgili olarak ihaleye fesat karıştırmak, resmi evrakta sahtekarlık, dolandırıcılık suçlarından şirket temsilcileri ve muhtelif şahıslar yargılanmıştır.Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/113 esas sayılı davası derdest olup; davacı, kamu oyunda Mavi Hat olarak adlandırılan Petrol Boru Hatları inşaatında yolsuzluk ithamıyla yargılanmaktadır.Muhafız Alayı İnşaatı ile ilgili Ankara Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karar bozulmuş ve dava derdesttir.Davacı veya şirketleri ile ilgili olarak basında çok sayıda haber yayınlanmış olup bu haberlerde Botaş ihaleleri ile ilgili olarak ‘Nihat Özdemir’in Şeref Trübününde, ortağı kaçak Operasyon kapsamında Nihat Özdemir Serbest bırakıldı, ancak yurt dışına çıkışı yasaklandı, beş tutuklama daha çıktı’ ‘Mavi Hat Operasyonu kapsamında ünlü zenginlere dava açıldı… aralarında Nihat Özdemir gibi isimlerin de bulunduğu 71 kişi hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak…vs suçlardan dava açıldı, Mavi Hatta Nihat Özdemir sürprizi’ gibi açıklamalar yer almıştır.Davalının TV programları metin haline getirilmiş ve sülük olarak vasıflandırılan kişilerin vergi vermeyi aptallık olarak görenler olduğu, davacının kastedilmediği, davacının ticari faaliyetleri sebebiyle vergi vermemiş olması ve kendisi veya şirketi hakkındaki yolsuzluk ithamları sebebiyle tutuklanmamış olmasının eleştirildiği görülmüştür.Yayınlardaki amaç davacının kamuoyu önünde küçük düşürülmesi değil, bazı kişilerin vergi vermemesi veya yolsuzluk ithamları sebebiyle müeyyideye tabi tutulmamasından duyulan kaygıların dile getirilmesidir.Yargıtay Yüksek H.H.nin13/06/2006 tarih ve 2005/3738 esas, 2006/7165 karar sayılı kararında açıklandığı gibi gazetecinin görevi o anda mevcut bilgilere göre haber yapmaktır, polis ya da savcı gibi somut gerçeği aramak zorunda değildir.Davalının davacıyı küçük düşürme, kamuoyunun kin ve nefretine yol açma düşüncesi taşımadığı, eleştiri sınırlarının dışına çıkılmadığı, ceza davalarının beklenmesinde hukuki fayda olmadığı kanaatiyle davanın reddi gerekmiştir." Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/5/2012 tarihli ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. Onama kararına karşı yapılan düzeltme istemi aynı Dairece, 22/1/2013 tarihli ilamla reddedilmiş ve bu ilam başvurucu vekiline 18/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru, 18/3/2013 tarihinde yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı maddesinin şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”