17. Hukuk Dairesi 2020/917 E. , 2020/2382 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline sigortalı işyerini su basması sonucu 22.958,00 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, sigortalı bankanın binanın …
**17. Hukuk Dairesi 2020/917 E. , 2020/2382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline sigortalı işyerini su basması sonucu 22.958,00 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, sigortalı bankanın binanın 1-2-3. katlarında, davalıların işlettikleri polikliniğin ise 4-5-6. katlarda faaliyet gösterdiğini, poliklinikteki pinömatik borunun patlaması sonucu sızan suyun şubenin asma tavanlarına, elektrik tesisatına ve laminant parkelerinde hasara sebep olduğunun tespit edildiğini, Borçlar Kanunu 49-61 maddeleri gereğince davalıların kusurlu ve sorumlu olduklarını beyanla, ödenen 22.958,00 TL'nin 02/05/2014 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile, 8.256,60.-TL'nin 02/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat talebine ilişkindir. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.