Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4716 E. , 2024/6365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/4716 Karar No : 2024/6365 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Komutanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Diyarbakır ili, ... İl
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/4716 E. , 2024/6365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/4716 Karar No : 2024/6365 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Komutanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Diyarbakır ili, ... İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde "Uzman Jandarma Çavuş" olarak görev yapmakta iken, 28/10/2010 tarihinde ceza infaz kurumundan bir hükümlünün tedavi edilmesi amacıyla hastaneye nakledilmesi görevini yerine getirdiği sırada hükümlünün getirildiği hastanede bir şahıs tarafından yapılan saldırı sonucunda sol bacağından yaralandığından bahisle oluşan maluliyeti nedeniyle memuriyet görevinden ayrıldığı ileri sürülerek uğradığı iddia edilen iş gücü ve kazanç kaybı zararlarına karşılık 600.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonucu 836.491,15 TL) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayda davalı idarenin herhangi bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte, davacının görevinin neden ve tesiriyle uğradığı zararının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği; davacıya dava konusu olay nedeniyle emekli maaşı bağlandığı, nakdi tazminat ödendiği, 17/09/2014 tarihinden itibaren ise 3713 sayılı Yasa'nın Ek 1. maddesi kapsamında kütüphaneci unvanıyla memur olarak görev yapmaya başladığı, bu kapsamda elde ettiği yararların zararından fazla olduğu, dolayısıyla tazmini gereken maddi zararının bulunmadığı, olayın vuku buluş şekli ve davacının bacağının sakatlanması nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, olay nedeniyle uğradığı 554.154,48 TL maddi zararının idareye başvuru tarihi olan 14/09/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece giderilmesi gerektiği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına ve maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı taraflarca temyiz isteminde bulunulması üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/12/2022 tarih ve E:2018/3918, K:2022/6182 sayılı kararıyla; Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemine ilişkin kısmının onanmasına, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin anılan bozma kararına uyularak, bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan hesap raporu hükme esas alınarak maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle davacının maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay bozma kararında efor kaybı hesabında 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil hesap yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen bilirkişi raporunda bu dönem için de AGİ hariç hesap yapıldığı, emsal alınan personelin özel kesintilerinin hesaba dahil edilmemesi gerektiği, emsal maaşta yer alan bazı kesintilerin emeklilik maaşında dikkate alınmaması gerektiği, emsal personel ile davacı arasında evli ve çocuklu olmaktan doğan farkların da hesaba dahil edilmesi gerektiği, efor kaybı zararının asgari ücret esas alınarak hesaplanmaması gerektiği, kütüphanede çalışarak elde ettiği gelirin düştüğü, bu durumun hesaba yansıtılması gerektiği, kütüphane memuru olarak çalışması nedeniyle hesapta indirim yapılamayacağı, sosyal güvenlik ödemelerinin indirime konu edilemeyeceği, hesaplamada rapor tarihine en yakın değerlerin dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, Diyarbakır ili, ... İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde "Uzman Jandarma Çavuş" olarak görev yapmakta iken, 28/10/2010 tarihinde ceza infaz kurumundan bir hükümlünün tedavi edilmesi amacıyla hastaneye nakledilmesi görevini yerine getirdiği sırada hükümlünün getirildiği hastanede bir şahıs tarafından yapılan saldırı sonucunda sol bacağından yaralanmış ve hakkında GATA Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda TSK'de görev yapamayacağına, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı özürlü sağlık kurulu raporunda da %72 oranında özürlü olduğuna karar verilmiş, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan alınan ... tarih ve ... sayılı raporda ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre davacının %32,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği mütalaa edilmiştir. Olay nedeniyle davacıya 15/10/2012 tarihinden başlamak üzere 5434 ve 2330 sayılı Kanunlar uyarınca 6. derece vazife malullüğü aylığı bağlanmış, Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla da 17.0002,39 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Davacı, 3713 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi kapsamında 17/09/2014 tarihinden itibaren Ereğli İzzettin Süllü Halk Kütüphanesi Müdürlüğüne ... kadrosunda göreve başlamıştır. Davacı tarafından; oluşan maluliyeti nedeniyle memuriyet görevinden ayrıldığından bahisle uğradığı iddia edilen iş gücü ve gelir kaybı zararlarına karşılık 600.000,00 TL maddi (miktar artırımı sonucu 836.491,15 TL) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz (objektif) sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, hukuka uygun olarak yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin etmekle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı 5434 ve 2330 sayılı Kanunlar uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanmak suretiyle emekliye ayrılmıştır. Davacıya anılan Kanunlar uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanmış olması nedeniyle 3713 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde tanınan yeniden istihdam hakkından yararlanarak 17/09/2014 tarihinden itibaren Ereğli İzzettin Süllü Halk Kütüphanesi Müdürlüğünde ... kadrosunda (memur) göreve başlamıştır. 5434, 2330 ve 5510 sayılı Kanunların ilgili maddeleri uyarınca vazife malulü veya harp malulü aylığı bağlananlardan, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmemektedir. Burada kanun koyucu tarafından sağlanan yarar, yeniden istihdam olanağı sağlanması değil, vazife malullüğü aylığının kesilmemesidir. Nitekim kanun koyucu, bu hususu, 5510 sayılı Kanun'da "vazife veya harp malullüğü aylığı bağlananlardan sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez" şeklinde ifade etmek suretiyle "yarar"ı vazife malullüğü aylığının kesilmemesi olarak belirlemiştir. Bununla birlikte, harp/vazife malullüğü aylığı alan bu kişilerin, yeniden istihdam hakkından yararlanarak kendilerine ödenen görev aylıklarının, çalışmalarının karşılığı hak ettikleri bir gelir olması ve angarya yasağı gereği maddi zararların tespitinde hesaba katılmaması gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla, yeniden istihdam hakkı kapsamında davacıya ödenen görev aylıkları, maddi zarar miktarından düşülecek ifa amaçlı bir ödeme olmadığı gibi zarardan mahsup edilecek bir yarar kalemi de değildir. Dolayısıyla yeniden istihdam hakkı kapsamında davacıya ödenen görev aylıkları aktif ve pasif dönem gelir kaybı hesabında dikkate alınacak bir gelir /yarar kalemi olmamaktadır. Zira, yeni görev aylığı, olay nedeniyle elde edilen, bir başka ifadeyle, zarar ile doğrudan illiyet bağı bulunan bir gelir kalemi olmadığı gibi, zarar nedeniyle kişiye doğrudan ve otomatik olarak kanunen yapılan bir ödeme de değildir. Kişinin, zarara konu olay sonrası çalışmasını/beden gücünü bu yeni görevine/işine özgülemesi nedeniyle elde edilen bir gelirdir. Davacıya bağlanan vazife malullüğü aylıkları, görev aylığı kadar zarara uğrayan davacının bu zararının kısmen de olsa karşılanması amacıyla yapılan bir ödeme olup, davacının vazife malullüğü aylığı bağlanmasından önceki görevi, yani zarardan önceki (Uzman Jandarma Çavuş) geliri olan görev aylığından mahsup edilecek bir ödeme kalemidir. Dolayısıyla, bu gibi hallerde; kişinin gelir kaybı zararı hesap edilirken, olay öncesi görev aylığından (zarar), olay nedeniyle bağlanan vazife malullüğü aylığı (yarar) ve nakdi tazminat ile tütün ikramiyesi (yarar) tutarının çıkarılması sonucu ortaya çıkan fark "net zarar/yarar miktarı" olarak kabul edilmelidir. Dosyanın incelenmesinden; davacının Uzman Jandarma Çavuş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaparken 28/10/2010 tarihinde ceza infaz kurumundan bir hükümlünün tedavi edilmesi amacıyla hastaneye nakledilmesi görevini yerine getirdiği esnada kişisel kusuru bulunmaksızın yaralanması, daha açık bir anlatımla görevinin neden ve tesiri sonucu çalışma gücünü kısmen kaybetmesi karşısında, uğradığı zararların kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi uyarınca tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, her ne kadar, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararına esas alınan 03/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda, Dairemizin 20/12/2022 tarih ve E:2018/3918, K:2022/6182 sayılı bozma kararında belirtildiği gibi davacının yeni görev aylığı da yarar kabul edilerek hesaplama yapıldığı görülmekteyse de, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 31/05/2023 tarihli toplantıda; yukarıda belirtildiği üzere harp/vazife malullüğü aylığı alan kişilerin, yeniden istihdam hakkından yararlanarak yeni görevleri veya işleri karşılığında ödenen aylıklarının, çalışmalarının karşılığı hak ettikleri bir gelir olması ve angarya yasağı gereği maddi zararlarının tespitinde hesaba katılmaması gerektiği yönünde alınan ilke kararı gereğince yeniden istihdam hakkından yararlanarak yeni görevleri veya işleri karşılığında ödenen aylıkların yarar olarak kabul edilmesine ilişkin içtihadında değişikliğe gidilmiş olup, dolayısıyla bu değişiklik nedeniyle davacıya yeni görevi (memur/...) karşılığında ödenen aylıkların hiçbir şekilde zarar hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir. Esasen, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Unedic/Fransa, B. No:20153/04, 18/12/2008, S 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin / Türkiye, S 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:36815/03, 14/01/2010. S 38). Öte yandan; işçi veya memur emeklisi ayrımı yapılmaksızın SGK'dan aylık ve gelir bağlanan herkese bayram ikramiyesi ödendiğinden, bu ikramiyelerin kamu kaynağından/Hazineden karşılansa bile ödemenin sosyal amaçlı olduğu anlaşılığından yarar kabul edilip hesaplanan zarardan mahsup edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararına esas alınan 03/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının memur kadrosunda ... olarak çalışarak kazanacağı yeni görev aylığının ve bayram ikramiyesinin yarar kabul edilerek hesaplanan zarardan mahsup edildiği görüldüğünden, anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu olay nedeniyle davacıya ödenecek gelir kaybına ilişkin maddi tazminatın, Dairemizin 20/12/2022 tarih ve E:2018/3918, K:2022/6182 sayılı kararında yer alan ilkeler gözetilerek ve fakat davacının memur kadrosunda ... olarak çalışıp kazanacağı yeni görev aylığı ile bu yeni görevinden emekli olması halinde alacağı emekli aylığı ve bayram ikramiyesinin yarar kabul edilmeden hesaplanması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.