Başvuru, kamu makamları tarafından öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olduğu ileri sürülen canlı bomba saldırısı sonucu meydana gelen yaralanma olayından kaynaklanan zararların tazmini talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu makamları tarafından öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olduğu ileri sürülen canlı bomba saldırısı sonucu meydana gelen yaralanma olayından kaynaklanan zararların tazmini talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 10/10/2015 tarihinde bazı sivil toplum örgütlerinin çağrısı ile Ankara Gar Meydanı'nda düzenlenen açık hava toplantısında IŞİD-DEAŞ mensubu teröristler tarafından bombalı saldırı gerçekleştirilmiş, 100'ü aşkın katılımcı ölmüş, aralarında başvurucunun da olduğu çok sayıda katılımcı yaralanmıştır (söz konusu patlama ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığının yaptırdığı ön incelemeyle ilgili süreç, bu süreç sonundan düzenlenen soruşturma raporu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan diğer işlemlere ilişkin tüm açıklamalar için bkz. Hasan Kılıç, B. No: 2018/22085, 27/1/2021, §§ 11-15). Meydana gelen canlı bomba saldırısı sonrası başvurucu, kendisine isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle ayağı başta olmak üzere vücudunun muhtelif yerlerinden yaralanmış; ayrıca işitme kaybı yaşamıştır. Başvurucunun sürekli engellilik oranı, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulunca düzenlenen 11/8/2017 tarihli rapora göre %19, 18/2/2019 tarihli rapora göre ise %27'dir. Başvurucu, maddi zararlarının karşılanması için önce idari başvuru yapmış; akabinde 4/4/2016 tarihinde Ankara İdare Mahkemesi nezdinde -fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla- 000 TL maddi tazminata hükmedilmesi talebiyle tam yargı davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde, idarenin hizmet kusuru nedeniyle yaralandığını iddia ederek uğradığı geçici ve kesin iş gücü kaybı ve belirli bir süre çalışamaması nedeniyle oluşan zararlarının, ayrıca tedavi, bakım, protez vb. sağlık ürünleri ve diğer sağlık giderlerinin maddi tazminat namı ile karşılanmasını talep etmiştir. Yargılama sonunda İdare Mahkemesi 29/11/2019 tarihli kararıyla, tam yargı davalarında idarenin tazmin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için diğer şartların yanı sıra ortada bir zararın bulunması gerektiği, maddi zararın idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığında meydana gelen azalma veya elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranan bir zarar olduğu, dava konusu olayda davacının kamu görevlisi olup sürekli iş gücü kaybı bulunmadığı, görevine devam ettiği, tedavisi sırasında geçici süreyle çalışamamasından dolayı bir gelir kaybı yaşamadığı ve tedavi masraflarının sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılandığı gerekçesiyle davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. İdare Mahkemesi, idarenin tazmin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için aranan şartlardan olan zarar şartının oluşmadığı gerekçesiyle davayı kesin olarak reddetmiş; kusur yönünden bir değerlendirme yapmamıştır. Başvurucu, anılan hükmü 7/4/2020 tarihinde öğrendikten sonra 14/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun ile COVID-19 pandemisi nedeniyle yargı alanındaki sürelerin 13/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar uzatılması nedeniyle başvuru süresinde yapılmıştır. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.