14. Hukuk Dairesi 2016/13899 E. , 2019/5439 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.08.2014 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 11.02.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar in…
**14. Hukuk Dairesi 2016/13899 E. , 2019/5439 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.08.2014 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 11.02.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davacının ... Köyünde çiftçilik yaptığını, taşınmazı ve suyun kaynağı ile sulama sisteminin köyde bulunduğunu, su kaynağından davacının serası, muzları ve bahçesinin sulandığını, davalı tarafından sulama sistemine yapılan müdahaleler ve boruların sökülmesi nedeniyle su kaynağından davacının yararlanamadığını, muzlar ve bahçenin sulama yapılamadığından zarar gördüğünü belirterek, davalının elatmasının önlenmesini, suyun kullanımının tedbiren sağlanmasını ve davacının zararının tespitini istemiştir. Davalı, davacının yıllardır tarlalarını suladığı suyuna hortumu atarak tecavüz ettiğini, asıl suya müdahale edenin davacı olduğunu, suyu hiçbir zaman akıtmadıklarını, dava konusu yerin hemen üzerinde üç tane su kaynağı olduğunu, bu kaynaklardan bir kısmının üzerine karayolları yol çalışması nedeniyle toprak döküldüğünü, kış mevsimi olunca suyun kaynaktan taşarak dereye aktığını, davacının da bu akan suyu sahiplenmek istediğini, daha önceden kullanımının olmadığını, suyun kadim kullanım hakkının kendisine ait olduğunu, sorunun çözümü için davacının kendisinden para istediğini, iddiaların doğru olmadığını belierterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının davacının kullandığı kaynağa müdahalesinin menine, davacının zarar tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Dava, suya vaki elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazisinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir. Kaynak suyu, kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir. Uygulamada kaynak "yer altı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer" olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular yeraltı suyu olarak kabul edilir.