Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2710 E. , 2024/3701 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2710 Karar No : 2024/3701 DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... / ANKARA VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Genel Müdürü ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müş. ... DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından; Türk vatandaşlığını kaybeden babalarının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 27/10/2014 tarihli ve 2014/6962 sayılı Bakanlar
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2710 E. , 2024/3701 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2710 Karar No : 2024/3701 DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... / ANKARA VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Genel Müdürü ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müş. ... DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından; Türk vatandaşlığını kaybeden babalarının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 27/10/2014 tarihli ve 2014/6962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca geri alınmasına yönelik 31/10/2016 tarih ve 2016/9490 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kaldırılarak babalarının Türk vatandaşlığına alınması istemiyle 15/04/2019 tarihinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yaptıkları başvurularının zımnen reddine ilişkin işlem ile ... tarih ve ... sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacıların Türk anne ve babadan doğmuş olan babalarının, Bakanlar Kurulunun 01/07/2002 tarih ve 2002/4483 sayılı kararı ile 403 sayılı Vatandaşlık Kanunu’nun 25. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca Türk vatandaşlığını kaybettiği, daha sonra başvurusu üzerine Bakanlar Kurulunun 27/10/2014 tarih ve 2014/6962 sayılı kararı ile yeniden Türk vatandaşlığını kazandığı, ancak 13/03/2014 tarihinde vefat etmesi üzerine Bakanlar Kurulunun dava konusu 31/10/2016 tarih ve 2016/9490 sayılı kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın geri alındığı, 2016/9490 sayılı karar tarihinde babalarının ölü olduğu ve bunun da mahkeme ve nüfus kayıtlarında sabit olduğu, bu nedenle ölüm tarihinden sonra yapılan vatandaşlığın geri alınması işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından; yeniden Türk vatandaşlığına alınmadan önce vefat eden davacıların babası olan ...'ın yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın geri alınması işleminin hukuka uygun ve iptali gerektirici bir yönünün bulunmadığı, bu sebeple haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesinde, Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınacağı hükmünün bulunduğu, davacıların babaları ...’ın Bakanlar Kurulunun 27/10/2014 tarihli yeniden Türk vatandaşlığına alınması kararından önce 13/03/2014 tarihinde vefat ettiğinin sabit olduğu, karar tarihi itibariyle öldüğü açık olan ...’ın hukuki şartlar oluşmadığı sonradan anlaşıldığı için yeniden Türk vatandaşlığına alınması kararının geri alınmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, bu nedenle haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, Davacılar Türk vatandaşlığı kaybettirilen babalarının Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin kararın kaldırılarak babalarının Türk vatandaşlığına alınması talebiyle yapmış oldukları başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlem ile babalarının Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine yönelik 31/10/2016 tarih ve 2014/9490 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Vatandaşlık kararlarının geri alınması başlıklı 40. maddesinde," (1) Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü, anılan kanunun 43. Maddesinde de, " (1) Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 inci maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olan kişiler, başvurmaları halinde, millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak kaydıyla, Türkiye’de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlık kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler. (2) Mülga 28/5/1928 tarihli ve 1312 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununa göre vatandaşlıktan ıskat edilmiş kişiler, başvurmaları hâlinde, millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak kaydıyla, Türkiye’de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlık kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler. (3) Millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü yer almıştır. Anılan yasaya dayalı olarak yürürlüğe konulan Türk vatandaşlığı Kanununun uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin Vatandaşlık kararının geri alınması başlıklı 66. Maddesinde," (1) Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." hükmü yer almıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların babası Suriye uyruklu ...'ın mülga 403 sayılı yasanın 25/ç maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 01.07.2002 tarih ve 2002/4483 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığının kaybettirildiği, daha sonra ...'ın başvurusu üzerine anılan şahsın 27.10.2014 tarih ve 2014/6962 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla tekrar Türk vatandaşlığına alındığı, ancak Diyarbakır Valiliğince anılan şahsın Türk vatandaşlığına alınmadan önce vefat ettiğinin bildirilmesi üzerine, bu kez dava konusu Bakanlar Kurulu Kararıyla anılan şahsın Türk vatandaşlığına geri alınmasına ilişkin işlemin geri alınması suretiyle Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine karar verildiği, davanında bu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, olayda, Türk vatandaşlığına geri alındığı tarihte hayatta olmadığı anlaşılan davacıların babası ...'ın Türk vatandaşlığına sehven alındığı anlaşılarak yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin işlemin geri alınmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiş olup, davacıların talep ve iddialarında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacıların babası olan, Türk anneden doğma ve Türk babadan olma ..., Suriye uyruklu bir kadınla evlenip Suriye’ye yerleşmiş, daha sonra mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi (Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak veya Türkiye’de savaş ilanı üzerine, yurt dışında bulunup da, yurt savunmasına katılmak için yetkili kılınmış makamlar tarafından usulen yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde icabet etmeyenler.) uyarınca Bakanlar Kurulunun 01/07/2002 tarih ve 2002/4483 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığını kaybetmiş, 05/11/2013 tarihli yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemli başvurusunun Mardin Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi üzerine Bakanlıkça yapılan araştırma sonucunda 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 27/10/2014 tarih ve 2014/6962 sayılı kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınmıştır. Ancak Diyarbakır Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısında, ...'ın Türk vatandaşlığına geri alınmadan önce 13/03/2014 tarihinde vefat ettiğinin bildirilmesi üzerine, anılan Kanun'un 40. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu'nun 31/10/2016 tarih ve 2016/9490 sayılı kararı ile ...'ın yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı geri alınmıştır. Davacılar tarafından, 15/04/2019 tarihinde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne verilen dilekçeyle, Türk vatandaşlığını kaybeden babalarının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 27/10/2014 tarihli ve 2014/6962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca, hukuki şartlar oluşmadığından bahisle geri alınmasına yönelik 31/10/2016 tarih ve 2016/9490 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kaldırılarak babalarının Türk vatandaşlığına alınması istemiyle başvurulmuş, ancak başvurularının zımnen reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. Diğer taraftan, davalı İçişleri Bakanlığının savunması ve ekindeki belgeler incelendiğinde, davacıların 15/04/2019 tarihli başvurularının reddine yönelik olarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce ... tarihli ve E... sayılı işlemin tesis edildiği, ancak bu işlemin davacılara tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davaya konu zımni ret işleminin hukuka uygunluğunun denetlenmesi uygun görülmüştür. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Davacıların babası ...’ın Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine yönelik 01/07/2002 tarih ve 2002/4483 sayılı Bakanlar Kurulu kararı tarihinde yürürlükte bulunan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Kaybettirme" başlıklı 25. maddesinde, "Aşağıdaki kişilerin Türk vatandaşlığına kaybettiklerine Bakanlar Kurulu tarafından karar verebilir. ... ç) Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak veya Türkiye’de savaş ilanı üzerine, yurt dışında bulunup da, yurt savunmasına katılmak için yetkili kılınmış makamlar tarafından usulen yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde icabet etmeyenler. ..." hükmü; 12/06/2009 tarihinde yürürlüğe girerek 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nu ilga eden 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun, 2014/6962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın tesis edildiği 27/10/2014 tarihinde yürürlükte olan haliyle 43. maddesinde, "(1) Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 inci maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olan kişiler başvurmaları halinde, milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak kaydıyla, Türkiye'de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk vatandaşlığına alınabilirler." hükmü; "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir. Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Hak ehliyeti" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Her insanın hak ehliyeti vardır. (2) Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler." hükmüne; "Doğum ve ölüm" başlıklı 28. maddesinde, "(1) Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. (2) Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari işlemin unsurları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde de ifade edildiği üzere, "yetki", "şekil", "sebep", "konu" ve "amaç"tan oluşmaktadır. İdari işlemin "konu" unsuru, o işlemin hukuk aleminde yaptığı etki ve doğurduğu hukuki sonuç veya hüküm olarak ifade edilmektedir. İşlemin konusu, onun içeriğidir. İşlemin konusunun hukuka ve genel ahlaka aykırı olmaması, ayrıca imkânsız bulunmaması gerekir. 5901 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümleri incelendiğinde, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesince, hastanede tedavi gören ...'nin Midyat Kaymakamlığı Geçici Barınma Merkezi Tanıtım Kartına dayanılarak düzenlenen ölüm belgesinde, Suriye/Halep 01/07/1934 doğumlu ...'nin 13/03/2014 tarihinde öldüğünün belirtildiği, davacılar tarafından, vefat eden Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu ...'nin, aynı zamanda Türk vatandaşı olan (çift uyruklu) ... T.C. kimlik numaralı ... olduğu ve bu kişinin de babaları olduğu, ölüm belgesinin T.C. nüfus kayıtları yerine Tanıtım Kartına istinaden düzenlenmesi nedeniyle karışıklık yaşandığı ileri sürülerek vefatının T.C. nüfus kütüklerinde ...'ın hanesine tescil edilmesinin talep edildiği, anılan talebin, Tanıtım Kartındaki ana-baba adı ve doğum tarihi ile T.C. nüfus kaydındaki bilgilerin uyuşmadığı gerekçesiyle reddedildiği, ardından davacılar tarafından yapılan tespit talepleri üzerine ... T.C. kimlik numaralı ...'ın, önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı (kesinleşen) kararıyla, Suriye/Halep 01/07/1934 doğumlu ... ile aynı kişi olduğunun tespitine, ardından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı (kesinleşen) kararıyla, ölüm belgesinde vefat ettiği belirtilen ... (...) ile aynı kişi olduğunun ve 13/03/2014 tarihinde vefat ettiğinin tespiti ile ...'ın T.C. nüfus kaydının ölü olarak düzeltilmesine, son olarak da ... Aile Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla ...'ın davacıların babası olduğunun tespiti ile aralarında soy bağının kurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlıkta, ... T.C. kimlik numaralı ...'ın, aynı zamanda Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğu ve bu ülkenin kayıtlarında .../.../... olarak kayıtlı bulunduğu, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen ölüm belgesinde 13/03/2014 tarihinde öldüğü belirtilen ... ile aynı kişi olduğu ve adı geçen kişinin davacıların babası olduğu, özetle davacıların babası ... T.C. kimlik numaralı ...'ın 13/03/2014 tarihinde vefat ettiği hususunda tereddüt ve ihtilaf bulunmamaktadır. Buna göre, davacıların babası ...'ın, 5901 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 2014/6962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının tesis edildiği tarih olan 27/10/2014 tarihi itibarıyla müteveffa olduğu sabit bulunduğundan ve vefat ederek hak ehliyetini yitirmiş bir kişi hakkında idari işlem tesis edilmesi hukuken mümkün olmadığından, yetkili makam olan Bakanlar Kurulunca bu durumun fark edilerek hukuki şartlar oluşmadan, yani işlemin konu unsurunu teşkil eden "hayatta bulunan bir gerçek kişi"nin Türk vatandaşlığına yeniden alınması söz konusu olmadan verilen 27/10/2014 tarihli ve 2014/6962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının geri alınmasına ilişkin 31/10/2016 tarih ve 2016/9490 sayılı kararda ve bu kararın kaldırılarak babalarının Türk vatandaşlığına alınması istemiyle yaptıkları başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Başka bir ifadeyle, davacıların babası ...'ın vefat ettiği 13/03/2014 tarihinden sonra Türk vatandaşlığına yeniden alınması, ölü bir kişinin vatandaşlığa alınmasının imkânsız bulunması nedeniyle idari işlemin konu unsuru yönünden hukuka aykırı olup, bu hukuka aykırılığın fark edilerek yeniden vatandaşlığa alma kararının geçmişe etkili olarak (hiç tesis edilmemiş gibi) geri alınmasında ve bu işleme yapılan itirazın cevap verilmeyerek reddedilmesinde hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 07/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.