Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında mal varlığı üzerinde uygulanan ihtiyati haciz nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında mal varlığı üzerinde uygulanan ihtiyati haciz nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/6/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay olarak görev yapmaktayken 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi sonrasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu başta olmak üzere birçok suçtan tutuklu olarak yargılanan başvurucu; Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 20/6/2019 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmış, diğer suçlardan delil yetersizliği nedeniyle hakkında beraat kararı verilmiştir. Dosyanın Yargıtay aşamasında olduğu ve başvurucunun 20/6/2019 tarihinde tahliye olduğu anlaşılmıştır (15 Temmuz darbe girişimine ilişkin arka plan bilgisi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017). Millî Savunma Bakanlığı tarafından 7/2/2019 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Genel Kurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı karargâh binalarında güvenlik ve emniyetin sağlanmasına yönelik oluşan hasarlardan doğan zararların giderilmesi amacıyla başvurucu hakkında tazminat davası açılmıştır. Dava dilekçesinde, başvurucunun 15 Temmuz 2016 günü darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığında konut astsubayı olarak görev yaptığı ifade edilmiştir. Ceza yargılamasında tanık olarak dinlenen T.nin samimi ikrarından başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması mensubu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. 16/7/2016 günü saat 00'te başlatılması düşünülen darbe girişiminin planında T.nin Genelkurmay Başkanı'nı konutunda etkisiz hâle getirecek ekibin içinde yer aldığı, darbe saatinin 00'ye çekilmesi üzerine Genelkurmay Başkanı'nın konutundan ayrılmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun Genelkurmay Başkanı, Başkan ve Kara Kuvvetleri Komutanı eşleri ve çocuklarını tüm gece boyunca lojmanlara ait sığınakta gözetim altında tuttuğu, 28/7/2016 tarihinde kanun hükmünde kararname ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edildiği belirtilmiştir. Dilekçede haksız eylem nedeniyle zarar oluştuğu, doğan zararın Millî Savunma Bakanlığınca tespit edildiği, bilirkişi raporu ile tespit edilecek zarar miktarında artış olursa fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun ve dava dilekçesinde belirtilen diğer kişilerin adına kayıtlı taşınmaz, kara, hava ve deniz taşıtları, üçüncü kişiler, bankalar ve yardımlaşma kurum ve sandıklarında mevcut alacakları üzerine 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun ve devamı maddeleri gereğince dava konusu yapılan 425 TL değerinde teminatsız kayden ihtiyati haciz konulması ile bu miktarın davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme 12/2/2019 tarihli ara kararı ile başvurucu ve diğer davalıların menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile kara, deniz ya da hava ulaşım araçları, yardımlaşma sandık ve kurumlarında olan alacakları üzerine dava değeri olan 425 TL ile sınırlı olarak ihtiyati haciz konulmasına karar vermiştir. Başvurucu, yargılama sırasında ihtiyati haciz kararına 22/3/2019 ve 25/3/2019 tarihli dilekçeler ile itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçelerinde; olay günü Genelkurmay Başkanlığı bölgesinde hiç bulunmadığını, oluşan zarar nedeniyle kusurunun olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, ceza yargılaması devam ettiğinden mal varlığı üzerinde tedbir bulunduğunu ve ceza dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddi ile mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece henüz karar verilmeden başvurucu hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/109 sayılı dosyasında hüküm verilmiştir. Başvuru konusu davada başvurucu, hakkında -ihtiyati hacze dayanak suçtan- beraat hükmü verildiğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. İhtiyati haciz kararına yapılan itiraz 24/1/2020 tarihli duruşmada değerlendirilmiştir. Mahkemece itirazın reddine karar verilmiştir. Ret gerekçesinde 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesine atıf yapılarak ceza soruşturması aşamasında sulh ceza mahkemesinin, kovuşturma aşamasında ise davayı yürüten mahkemenin terör eylemleri nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazminini sağlamak için şüpheli ve sanıkların mal varlığına tedbir koyabileceği ifade edilmiştir. Gerekçede somut olayda haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında alacaklı tarafın ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, 2004 sayılı Kanun'un maddesindeki yasal şartların oluştuğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu hakkında darbe girişimi nedeniyle açılan davada verilen kararların henüz kesinleşmediği, hukuk hâkiminin beraat kararıyla bağlı olmadığı, dolayısıyla itirazın yerinde olmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu, karara karşı 3/4/2019 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde önceki dilekçelerini tekrarlayarak ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 20/4/2020 tarihli karar ile istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, ceza dosyası kapsamı nazara alındığında davacının maddi zararlarının olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu, alacağın kesin olarak kanıtlanmasının gerekmediği, davacının alacağının rehinle de temin edilmediği, istinaf yoluna başvuran davalılara ait mal varlığına istinaf istemine konu ara kararında belirtilen şekilde ve dava değeri ile sınırlı olarak ihtiyati haciz konulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu hakkında ceza yargılamasında verilen beraat kararına yapılan istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 13/10/2020 tarihli ve E.2020/1, K.2020/746 sayılı kararıyla esastan reddedilmiştir. Başvurucu 24/3/2021 tarihli dilekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 24/3/2021 tarihinde ihtiyati haczi kaldırmıştır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan inceleme neticesinde yargılamanın devam ettiği ve duruşmanın 29/12/2023 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir...." 2004 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra:17/7/2003 – 4949/60 md.; Değişik: 2/3/2005-5311/16 md.) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." 2004 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür." 2004 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatîhaczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.; Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz."