11. Ceza Dairesi 2024/5338 E. , 2025/3506 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/2305 Değişik İş SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Ya…
**11. Ceza Dairesi 2024/5338 E. , 2025/3506 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/2305 Değişik İş SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2020 tarihli ve 2018/24308 Soruşturma, 2020/23687 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 22.09.2020 tarihli ve 2020/2305 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 22.09.2020'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/14445 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96300 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96300 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müştekinin mimarlık şirketinin bulunduğu, şüphelinin ise müştekinin şirketinde çalışan ....’nun eşi olduğu, işyerine sık sık geldiği, şüphelinin müşteki ile tanışarak güven uyandırdığı, kendisini bankacı ve hisse alım satım uzmanı olarak tanıttığı, müştekiye 30.000 adet ... Güvenlik adında hisse senedi aldırmasını takiben daha hızlı işlem yapabilmek adına hisseleri kendi hesabına virman edilmesini sağlayarak müştekiye 42 adet virman talimatı sunduğu, birinci sayfada metin altında imza yeri kalmadığı için ikinci sayfanın hemen altına pul iliştirerek pulun altının imzalanmasını istediği, müştekinin güven ilişkisi nedeniyle bu kısımları imzalamasını müteakip müştekiye ait imzalar kullanılarak sahte olarak üretilen bonoların takibe konulması sonucunda 798.000 Euro ve 415.000 Usd tutarında haksız icra takibi başlattığından bahisle şikayetçi olması üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/06/2020 tarihli karar ile atılı suçun oluşmadığı gerekçesiyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; 23/01/2019 tarihli ve 118719 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda ''..bonoların üst kısımda yer alan makine yazıları ile ad soyad, kimlik numarası, imza makine yazıları arasında fark tespit edilemediği, ikinci yazıcıya ait mürekkep bakiyesi, silinti, kazıntı, tahrifat tespit edilemediği, imzanın müştekinin eli ürünü olduğu, mürekkep yazı yaşı tarihine ilişkin kullanılan bilimsel yöntem olmadığının açıklandığı..'' müşteki tarafından alınan 09/04/2018 tarihli uzman mütalasında ise ''..bono metin yazısındaki yazılar ile alt tarafta ad soyad, kimlik numarası, imza yazıları arasında ortak harflerin, toner tankındaki mürekkebe bağlı olarak metindeki harflerin daha koyu renkte olduğu, harfler arasında mikroskobik olarak kesinlik farklılıkları bulunduğu, simetrik harf tamlamalarında mikroskobik farklılıklar olduğu, bu nedenle üst metin yazısı ile alt kısımda bulunan, adı soyadı, kimlik numarası, imza yazılarının farklı zamanda yazıldığı ve montajla belge haline getirildiği, bono metni altında el ile yazılan ... yazısı ile devamında.... sitesi no 24 Mudanya Bursa yazısının, yazıların tersim tarzı, meyil ve işleklikleri, kaligrafik, karakteristlik ve grafolojik özellikler yönünden farklı olduğu ve ... yazısı ile devamındaki yazının iki farklı el ürünü olduğu..'' şeklinde belirlemenin olduğu anlaşılmakla, Bu itibarla, bonolarla birlikte belgelerin yazıcıdan çıktısının alınması esnasında belge üzerinde önceden imza varsa bu imza üzerinde oluşabilecek kartuş izinden hareketle, belgenin metin kısmının bilgisayarda hazırlanıp yazıcıdan çıktısı alındıktan sonra mı imzalandığı, yoksa boş kağıda önceden atılan imzanın üst kısmındaki boşluğa denk gelecek şekilde bilgisayardan yazının metin kısmı hazırlandıktan sonra mı yazıcıdan çıktı alındığı, bonoların davacıdan hileli yoldan elde edilen imzalardan yararlanılarak sahte olarak üretilip üretilmediği, taraflar arasında daha önceden imzalanan ibraname isimli belgelerdeki davacı ad, soyad, kimlik numarası, adres yazılı kısım ile bonolardaki yazıların benzer olması nedeniyle, daha önceden imzalanan ibraname isimli belgelerdeki imzalardan yararlanılarak bonoların tanzim edilip edilmediği, raporlar arasındaki mübayenetin nereden kaynaklandığı hususlarında üniversitelerin grafoloji bölümü veya polis, jandarma kriminal labaratuar daire başkanlığı gibi yerlerden rapor alınarak, bonoların tanzim edilmesinde sahte veya şüpheli bir durum olup olmadığı tespit edilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelinin eşinin şikâyetçiye ait iş yerinde çalışması nedeniyle aralarında eskiye dayalı tanışıklık bulunduğunun, şikâyetçinin kendisini yatırım uzmanı olarak tanıtan şüpheliye borsadaki yatırımlarının bir bölümünü takip etmesi hususunda yetki verdiğinin ve hesabında bulunan hisselerini yönetmesi için şüphelinin hesabına yönlendirdiğinin, şüphelinin hisse senetlerini iade etmediğinin ve bunların satışından elde edilen geliri de şikâyetçiye vermediğinin, şikâyetçinin bu eylemler nedeniyle dolandırıcılık suçundan şüpheli hakkında şikayette bulunması üzerine, şüphelinin daha önceden farklı amaçlarla şikâyetçiye imzalattığı boş kağıtların 5 tanesini "ibranemedir" başlıklı belgeye dönüştürerek lehine delil olmak üzere kullandığının, 2 tanesini ise 20.11.2017 tarihli ve 415.000,00 USD, 22.11.2017 tarihli ve 798.000,00 EURO bedelli bono haline getirerek Bursa 14. İcra Müdürlüğünün 2018/3900 sayılı dosyası kapsamında icra takibine konu ettiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüphelinin suç tarihinde borsada şikâyetçi adına işlem yapma hususunda yeterliliğe sahip olup olmadığının, bu işle ilgili olarak herhangi bir kurum ve kuruluşta çalışıp çalışmadığının, gerçekleştirilen işlemlerin mevzuata uygun olup olmadığının araştırılması, suça konu belgelerin ve bonoların düzenlendikleri tarihlerde şikâyetçi ve şüphelinin aynı yerde bulunduklarını gösterir şekilde cep telefonlarının ortak baz istasyonlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, şüphelinin bonoların düzenlenme tarihi itibarıyla şikâyetçiye bu miktarda borç verebilecek ekonomik gücünün olup olmadığının belirlenmesi bakımından ilgili vergi dairesinden şüphelinin 2016-2017 yıllarına ait beyan edilen gelirinin sorulması, dosyada bulunan bilgiler ile tüm bankalarda bulunan her türlü vadeli/vadesiz mevduat, yatırım, hisse senedi...vs hesaplarına ait hesap dökümlerinin getirtilmesi, bu belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak hesaplarda bulunan para ve diğer menkul değerlerin ne suretle elde edildiğinin, yatırım amaçlı üçüncü kişiler tarafından şüpheliye gönderilen para miktarının ortaya konulması, tanık olarak isimleri bildirilen ...,...,..., ve ...'ın olayla ilgili bilgilerine başvurulması, şüpheli hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/29012 Soruşturma, Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/3904 Soruşturma sayılı dosyaları ile şikâyetçi ve şüpheli arasında ihtilaf konusu olayla ilgili görülmekte olan tüm icra/hukuk dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, bu yargılamalar sırasında temin edilen bilirkişi raporları başta olmak üzere iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, temin edilen tüm bilirkişi raporları ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin 23.01.2019 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve var olan imzalı boş kağıtların üzerine sonradan oluşturulduğu iddia edilen belgelerin/bonoların mutat şekilde meydana getirilip getirilmediğinin, belgeler üzerinde ataç-pul izi bulunup bulunmadığının, tüm belgelerde ortak olan "adı-soyadı, T.C. No, imza" yazılı bölümlerin kağıdın aynı yerinde yer alıp almadığının, ıslak imzalı olarak yazılan bölümlerin üzerinde belgenin yazıcı yardımıyla sonradan oluşturulup oluşturulmadığının tespitine yönelik herhangi bir toner mürekkep izi olup olmadığının ortaya konulması bakımından 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan yeni bir bilirkişi raporu aldırılmasından sonra sonucuna göre şikâyetçinin dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarına yönelik tüm iddiaları ayrı ayrı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, "...soruşturma konusu senetlerin, bononun zorunlu geçerlilik unsurlarını içerdiği, senetler ve ibranamelerde Adli Tıp Kurumu Fizik ve İhtisas Dairesince her hangi bir ekleme çıkarma, yazılar arasında fark, farklı bir yazıcıya ait mürekkep kalıntısı, tahrifat bulunmadığının bildirildiği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 22.09.2020 tarihli ve 2020/2305 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2025 tarihinde karar verildi.