21. Hukuk Dairesi 2008/18031 E. , 2009/3630 K. "" MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 18/07/2008 Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundukta…
**21. Hukuk Dairesi 2008/18031 E. , 2009/3630 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 18/07/2008 Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava 28.08.2006 tarihinde meydana gelen iş kazasında ölen M.K.’nın eşi ve çocuğu ile anne ve babasının maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacılar eş ve çocuk ile annenin maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş davacı baba B.K.’nın maddi tazminat istemi ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun aidiyeti ve oranı ile sigortalının ölümünün iş kazasından kaynaklandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarının işçinin rapor tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, bilinen dönemdeki kazancın, mevcut veriler nazara alınarak işçinin günlük net geliri tespit edildikten sonra iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancın ise; 60 yaşına kadar (aktif) dönemdeki zararın, bilinen devredeki son kazancının yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemdeki zararın ise asgari ücret esas alınarak ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, Hak sahibi eşin destek süresinin işçinin bakiye ömrü ile sınırlı olacağı, kaçınılmazlık, kusursuzluk veya kusurun ağırlığı gibi nedenlerden ötürü Borçlar Kanununun 43.44.maddeleri gereğince zarardan indirim yapılacağı ve en son olarak ta, aktif ve pasif dönemde, elde edilen kazançlar toplamından, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bildirilen peşin sermaye değerinin indirileceği, böylece belirlenen tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütüleceği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.