5. Hukuk Dairesi 2025/12080 E. , 2026/4898 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/33 Esas, 2025/1477 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/521 Esas, 2024/595 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca taz…
5. Hukuk Dairesi 2025/12080 E. , 2026/4898 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/33 Esas, 2025/1477 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/521 Esas, 2024/595 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerine ait Bartın ili, ..., ... köyü 1 25... (Eski 84) parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığından Orman Genel Müdürlüğü tarafından Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2011/266 Esas sayılı davada tapusunun iptali ile orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olan Devletin zararı karşılaması gerektiğini ileri sürerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik inceleme neticesinde düzenlendiğini, bu rapora istinaden hüküm kurulması nedeniyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişilerce dayanağı belli olmayan hukuka aykırı hesaplamaların yapıldığını, emsal taşınmazlarla dava konusu taşınmazların hemen hemen aynı niteliklere sahip oldukları hususunda görüş bildirdikleri hâlde, buna rağmen ek raporda objektif değer artışı uygulanmadığını, bilirkişi heyetince taşınmazın çıplak metrekare birim fiyatı 27,64 TL olarak tespit edilmişse de objektif değer artışının %200 oranında olması gerektiğinden değinilen emsal taşınmazlara uygulanan en az objektif değer artışı olan %150 oranında objektif değer artışı uygulandığında dahi basit matematik hesabı ile 27,64 TL + (27, 64... .5) = 69,10 TL ettiğini, dava konusu taşınmazın 18.308,92 m² alanında olduğu ve buna göre taşınmazın tapu iptali tescil tarihi olan 12.05.2013 tarihi itibarıyla değerinin 1.265.146,37 TL ettiğini, hal böyleyken mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kararına aykırı olarak yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bunun yanı sıra Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/1530 Esas, 2022/16135 Karar sayılı kararında, davalının harçtan muaf olduğu durumlarda davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcının kararın kesinleşmesi beklenmeden talep halinde derhal iadesine karar verilmesi gerektiği içtihat edilmiş olmasına rağmen davacılarca peşin ve ıslah sırasında yatırılan harçların iadesi istendiği halde bu talebin hukuka aykırı olarak kabul edilmediğini, harçların karar kesinleştiğinde iadesine karar verildiğini İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın ıslah edildiği şekli ile kabulüne, aksi halde asıl dosya yönünden 791.357,30 TL, birleştirilen dosya yönünden 263.785,77 TL olmak üzere toplam 1.055.143,07 TL tazminatın tapu iptali tescil kararının kesinleşme tarihi olan 13.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve payları oranında davacılara ödenmesine, peşin ve ıslahla yatırılan harçların kararın kesinleşmesi beklenmeden davacılara iadesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak davalı adına özel mülk olarak tespit ve tescil edildiğini, ikinci kadastronun yolsuz ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağını, bu tür kayıtlarda 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağını, yolsuz tescil halinde iyi niyetle kazanma şartları oluşmadığından, yerel mahkeme kararının uygulanmasının mümkün olmadığını, orman vasfı taşıyan taşınmazın tapusunun iptalinde, Anayasa'nın 1 69... sayılı Kadastro Kanunu'nun 16 ncı maddesi göz önüne alınarak, kamu yararının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, somut olayda davacılar yararına makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken 2013 yılından itibaren işleyecek yasal faiziyle fahiş bir meblağın tazminat olarak hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davada Hazinenin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, hükmün bu yönden de usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak değerlendirilerek net gelir metoduna göre hesaplama yapılmasında, kapitalizasyon faiz oranının %4 alınması ile objektif değer artış oranı uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak Dairelerinin kaldırma kararı üzerine alınan ve hükme esas kabul edilen bilirkişi kök raporunda da üretim giderlerine değişen masraflar faizi, idarecilik giderleri ve beklenmeyen giderler eklenmek suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve brüt gelirden indirilmesi gereken üretim masraflarının Türkiye ortalaması dikkate alındığında brüt gelirin 1/3'ü oranında olması gerektiği hususunun dikkate alınmaması doğru görülmediği ve mahkemece 31.10.2024 tarihli ek rapora göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı bulunduğu gerekçesiyle davalı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda zemin bedelini belirlemede esas alınan kuru arazide yetişen buğday, buğday samanı, slajlık mısır, fiğ ürünlerinin asıl ve birleştirilen dosyalarda değerlendirme tarihinin dava tarihi olan 2020 yılı alınmak suretiyle dekar başına asgari ve azami verim miktarını, ayrıntılı üretim giderini (harcama kalemlerini tek tek gösteren) ve kilogram başına toptan satış fiyatını gösteren İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bartın İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden alınan resmi veri cetvellerinin getirtilip bilirkişi raporunun denetlenmesi gerektiği düşünülmeden istinaf denetimden geçen emsal dosyalar, mahkemece yapılan birinci ve ikinci keşif sonucu rapora esas veriler, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ortalama verilerinin aritmetik ortalaması alınarak değer tespiti yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. 4. Asıl dava ve birleştirilen ek dava aynı hukukî nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar lehine toplam bedel üzerinden tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, asıl ve birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan temyiz olunan kararın BOZULMASINA Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.