T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/413 - 2026/172 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/413 KARAR NO : 2026/172 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2023 NUMARASI : 2022/741 Esas 2023/980 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.03…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/413 - 2026/172 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/413 KARAR NO : 2026/172 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2023 NUMARASI : 2022/741 Esas 2023/980 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.03.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.03.2009 tarihinde davalı sigorta tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile güvence altına alınan, davalı ... Org.ve Turz. Hiz. Tic. Ltd. Şti’ne ait, davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının geçici ve daimi iş göremezlik oluşacak biçimde yaralandığını, davacının yolcu olduğu araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, davacının manevi olarak da zarar gördüğünü ileri sürerek, şimdilik 4.000,00-TL geçici ve 1.000,00-TL daimi iş göremezlik, 2.750,00-TL fizik tedavi, 2.500,00-TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigortacı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen; 23,000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Org.ve Turz. Hiz. Tic. Ltd. Şti. ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, 28.03.2017 günlü ıslah dilekçesi ile daimi iş göremezlik tazminatını 111.685,00-TL’ye; geçici iş göremezlik tazminatını 4.410,00-TL’ye; bakıcı giderini 6.155,00-TL’ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, başvuru yapılmadığını, tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’i yanında, temerrüde düşmediğinden kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, kusurunun bulunmadığını, kaza sırasında alkollü ve hızlı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Org.ve Turz. Hiz. Tic. Ltd. şirketi vekili davalı şirket adına kayıtlı aracın davalı ...’a ait olduğundan husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle talep edilen maddi tazminat isteminin hukuki dayanağının bulunmadığını, manevi tazminat isteminin davalıya yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece daha önce verilen 27.05.2019 tarih, 2014/490 E. 2019/470 K. Sayılı kararın, tüm tarafların istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 14.10.2022 tarih, 2020/263 E. 2022/2052 K. Sayılı ilamı ile kaldırılması sonrasında yeniden yapılan inceleme neticesinde mahkemece; Davanın; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece 2014/90 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde 27.05.2019 tarihli 2019/470 Karar numaralı karar ile "davanın kısmen kabulü ile 73.634,52-TL daimi iş göremezlik, 3.668,34-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 4.677,75-TL bakıcı gideri ve 780,00-TL fizik tedavi gideri olmak üzere toplam 82.760,61-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline davalı sigorta yönünden 30.10.2013, davalılar ... Ltd. Şti. Ve ... yönünden 29.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... Ltd. Şti. ve ...' dan alınarak davacıya verilmesine, bedele 29.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verildiği, iş bu karara karşı istinaf kanun yoluna gidilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 14.10.2022 tarihli 2020/263 esas, 2022/2052 karar sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında yeniden yargılama yapıldığı; Adli Tıp Kurumundan alınan 18.03.2015 Tarihli Adli Tıp Raporunda davacının dava konusu kaza sebebiyle vücut genel çalışma gücünden %4 nispetinde kaybettiği, 9 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği, kaldırma ilamı doğrultusunda, davacının yolcu konumunda olması sebebiyle kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığından, dava dilekçesindeki müşterek müteselsil sorumluluk esasına dayanıldığına ilişkin talepte göz önünde bulundurularak tazminat hesabının dava dışı araç sürücüsü ...’a isnat edilen %25 kusur oranında indirim yapılmaksızın TBK'nın 52 kapsamında %100 kusur oranı üzerinden yapılarak, davacının TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye yaşam süresinin belirlenerek, bilinmeyen / işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilerek progresif rant yönteminin kullanılarak daimi iş göremezlik zararının tespit etmek için (taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek, mahkemece hükme esas alınan 10.04.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın taleplerle de bağlı kalınarak hükme esas alındığı ve davanın kısmen kabulü ile 102.842,00-TL daimi iş göremezlik, 4.410,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 6.155,75-TL bakıcı gideri ve 1.040,00-TL fizik tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, müterafik kusur indirimi değerlendirildiğinde davacının kask ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmaması maluliyetini etkileyip etkilemeyeceğinin tespiti için alınan 06.07.2023 tarihli Adli Tıp Raporunda davacı ...'nun koruyucu ekipman kullanılmasının çarpmanın etkisi ile çarpmaya ikincil yaralanmalara karşı koruyucu olduğu ancak yaralanmaya karşı koruyuculuğunun somut olayda tespit edilmesi için çarpmanın şekli, kazaya karışan araçların türü, kişinin motosiklette bulunduğu konum, koruyucu dizliğin türü, kişinin kaza esnasındaki bilinç durumu gibi pek çok etkenin bilinmesi gerektiği ve bu hususların bilinmesi durumunda da koruyucu ekipman kullanılmasının yaralanmaya olan etkisinin kazanın türü ve yaralanmanın şiddetine bağlı olarak kesin şekilde tespit edilemeyebileceği yönünde rapor düzenlendiği bu nedenle, davacının yaralanmasına etkisi olacağı hususu ispatlanamadığından müterafik kusur indirimi uygulanmadığı; davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; olayın özelliği ile duyulan veya duyulacak elem ve acıya karşılık olarak davalı gerçek kişilere düşen kusur durumu, davacının kusursuz yolcu konumunda olması, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihine göre paranın alım gücü değerlendirildiğinde davacı için 20.000,00-TL manevi tazminatın yeterli ve makul olacağına kanaatine varıldığı gerekçesiyle; "-Davanın kısmen kabulü ile; 102.842,00-TL daimi iş görmezlik, 4.410,00-TL geçici iş görmezlik tazminatı ile 6.155,75-TL bakıcı gideri ve 1.040,00-TL fizik tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta yönünden 30.10.2013, davalılar ... Ltd. Şti. ve ... yönünden 29.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, belirsiz alacak olarak maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini, 28.03.2017 tarihinde de ıslah dilekçesini sunduklarını, yerel mahkeme tarafından yaptıkları haklı itirazları değerlendirilmeden, taleplerinin kabulü yerine eksik inceleme ile kısmen kabulüne karar verildiğini, kaldırma kararından sonra, davalının usuli kazanılmış hakkı olduğunun kabulü ile rapor hazırlanarak davacının hak kaybına uğramasına neden olunduğunu; istinaf kararından önce hesaplama yöntemine, miktarlarına, süresine itirazları olduğu gibi, istinaf taleplerinde de bu hususlara açıkça itiraz edildiğini, buna rağmen davalının usuli kazanılmış hakkı olduğunun yasal dayanağı olmadığını, aksi durumun Avrupa İnsan Sözleşmesine aykırılık oluşturacağını, istinaf talepleri varken davalı yararına usuli kazanılmış hak olmayacağını, ayrıca Yargıtay kaldırma kararından sonra hesaplamanın bilinen asgari ücrete göre yapılması gerektiğini, buna göre bilinen son asgari ücrete göre hesaplama yapılmamasının da hatalı olduğunu, 30.11.2023 tarihli raporda usuli kazanılmış hakkın varlığı halinde zararın 102.842,00 TL olacağı, usuli kazanılmış hak olmadığı durumda ise 468.483,64-TL zarar belirlendiğini, aradaki farka rağmen hak kaybı olmasına göre adil yargılamadan söz edilmeyeceğini, davalarının belirsiz alacak davası olduğunu, tereddüt var ise HMK’nın 119 maddesi gereğince taraflarına süre verilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince 1. talep artırım dilekçesinden sonra, alacağın belirlenmesinden sonra ikinci kez talep artırım dilekçesi verilebileceğinin kabul edildiğini, bu nedenle alacağın 468.483,64-TL belirlenmesinden sonra taraflarına alacak miktarının belirlenmesi için 2 haftalık süre verilmemesinin hatalı olduğunu, taraflarına süre verilmeden esas hakkında karar verilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, manevi tazminatın da tam kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, talep edilen 23.000,00-TL manevi tazminatın uygun olduğunu, kabule göre; hükme esas alınan raporda, hesaplamaların brüt asgari ücretten değil, net ücretten yapılmasının hukuka ve Yargıtay kabulüne aykırı olduğunu, hesaplamanın güncellenmiş ücretten yapılması gerektiği halde yapılmadığını, (Mühendisler ve Mimarlar Odasından gelen ücretin güncellenmiş ücretin yapılmamış olması/eksik yapılması) pasif dönem süresinin de eksik gösterildiğini, hesaplamada doktora gelirinin nazara alınmadığını, önceki raporlara itirazlarına rağmen hesaplamanın aynı şekilde yapıldığı, fizik tedavi giderlerinin de eksik hesaplandığı davacının fizik tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanmadığını, ayrıca hesaplamanın davacının durumuna göre değil, bilirkişinin belirlediği süre ve düşük ücrete göre hesaplanmasının uygun olmadığını, ödenen fizik tedavi ücretinin kanıtlanmasına rağmen eksik takdir edildiğini, davalılar yararına reddedilen miktara göre fazla vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece müterafik kusura yönelik itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, olayda, davacının istiap haddini aşarak motosiklete binmiş olmasının, dizlik ve kask gibi koruyucu malzeme kullanmamış olmasının, müterafik kusur oluşturduğunu, bu hususlar nazara alınmaksızın yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, mahkemece istiap haddinin aşılmasından değerlendirme yapılamadığını, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, istiap haddine ilişkin BAM kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmediğini, ayrıca hesaplamada 10.04.2018 tarihli rapordaki verilerin nazara alınması gerektiği hükme bağlandığı halde bilirkşiler tarafından 2019 yılındaki verilerin nazara alınmasının da doğru olmadığını, bu durumun da çelişki oluşturacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar sonrasında istinafa edilmeyerek kesinleşen hususlar gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Öncelikle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın değerlenmesi açısından, davanın türü üzerinde durulması gerekmektedir. Davacı, eldeki davanın belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürerek istinaf etmiş olduğundan, diğer istinaf sebeplerinden önce bu husustaki uyuşmazlık değerlendirilmiştir. Yargıtay HGK'nın 2021/485 Esas - 2021/971 Karar sayılı kararında fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak açılan davanın "Belirsiz Alacak Davası" kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilmiş, gerekçesinde; "Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Kısmi dava madde 109; (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez”. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E. - 2019/576 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılmış olması halinde dava kısmi dava olup, davanın, özel bir dava türü olan ve HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen "belirsiz alacak davası" olarak açılması için dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiğinden, kısmi dava niteliğindeki davada dava değeri ancak ıslah yolu ile bir kez artırılabilir (Yargıtay HGK'nın 2021/485 E. - 2021/971 K. sayılı emsal kararı) bu nedenle kısmi davada dava değerinin artırılmasına yönelik ilk dilekçesinin talep artırım, ikinci dilekçenin ıslah olarak kabul edilmesine olanak da bulunmamaktadır." denilerek, dava açıkça belirsiz alacak davası olarak açılmadıkça, dava belirsiz alacağa konu edilebilecek alacak dahi olsa belirsiz alacak davası olarak kabul edilmeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenle, dava kısmi dava olarak açılmış ise, davacı kısmi davasını sonradan ıslah yolu ile de olsa belirsiz alacak davasına dönüştüremeyeceğinden, kısmi dava olarak açılan bir davada, dava değerinin belirlenmesine yönelik dilekçe verilse dahi, bu dilekçe ancak ıslah dilekçesi kabul edilebilecektir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, maddi tazminata yönelik taleplerini açıklarken, davasının belirsiz alacak davası olduğuna ya da HMK'nın 107. maddesi kapsamında olduğuna yönelik bir açıklamaya yer vermeksizin, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak taleplerini açıklamış olup, eldeki dava bu haliyle kısmi dava niteliğinde olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar ve karara yönelik istinaf sebepleri tespit edilen durum çerçevesinde değerlendirilmiştir. Olay tarihinde ihbar olunan ...'ın sürücüsü olduğu, tek kişilik motosiklete yolcu olarak davacıyı alarak, seyri sırasında olay yerinde ön ilerisinde seyreden, davalıların sürücü ve işleteni olduğu aracın, gidiş yönüne göre yolun solundaki caddeye doğru dönüş manevrası yaptığı sırada, bu aracın sol ön yan tarafından çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, kaza neticesinde davacının yaralandığı, kaza tespit tutanağı, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, Dairemiz kaldırma kararından önce Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 18.05.2015 tarihli raporda, davacının 2009 yılında geçirdiği kaza nedeniyle alt ekstrimitede meydana gelen patella kırığı nedeniyle vücut çalışma gücünü %4 nispetinde kaybettiği, iş göremezlik süresinin 9 ayı bulacağı 9 ay süre ile bakıma muhtaç kaldığı tespit edilmiştir. Kaldırma kararından önce, ilk derece mahkemesi tarafından kusur, aküer ve doktor bilirkişiden alınan rapor ve sonrasında alınan ek raporda; kazanın meydana gelmesinde, arkasından gelen araçlara dikkat etmeksizin, sola dönüş manevrası yapan davalının asli %75 oranında, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ise dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyet raporu da gözetilerek yapılan aktüer hesaplamada, davacının sürekli iş göremezlik zararının PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant uygulanmak suretiyle ve davacının gelirinin de asgari ücretin 3,65 katı olduğu kabul edilerek, davacının kazanın meydan gelmesinde kusursuz oluşu da nazara alınarak, sürekli iş göremezlik zararının 69.500,00-TL, geçici iş göremezlik zararının 4.410,17-TL, bakıcı giderinin 6.155,19-TL, fizik tedavi giderinin de 600,00-TL olarak hesapladığı, davacının maddi tazminata ilişkin taleplerini 26.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hesaplamanın daha fazla olması gerektiğinden bahisle sürekli iş görmezlik tazminatını 111.685,00-TL, fizik tedavi giderini 2.750,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatını 4.410,00-TL, bakıcı giderini 6.155,00-TL olarak ıslah ettiği görülmüştür. Davacının, itirazları üzerine başka bir heyetten alınan 16.01.2019 tarihli raporda ise, davacının bakıcı giderine yönelik zararının, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %75 kusuru ve davacının da %20 müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılarak hesaplandığında, bakıcı ihtiyacının (6.237X0,75x0,80) 3.742,20-TL, geçici iş görmezlik zararının (4.891,12x0,75x0,80) 2.934,67-TL, fizik tedavi giderinin (1.040x0,75x0,80) 624,00-TL, sürekli iş göremezlik zararının (98.179,36x0,75x 0,80) 58.907,61-TL olarak hesaplandığı, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen kararında; son raporda alınan tazminat miktarları dosya kapsamına uygun görülerek, ancak davacının, davalının %75 kusuruna göre zararını talep edebileceğini kabul ederek, müterafik kusur indirimi uygulamaksızın 16.01.2019 tarihli ek rapordaki yapılan hesaplamaya göre (her ne kadar gerekçeli kararda 18.04.2018 tarihli rapor denilmiş ise de, kabul edilen rakamlara göre 19.01.2019 tarihli raporu esas alındığı anlaşılmaktadır.) davacının talepleri hakkında karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen kararın tüm tarafların istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 2020/263 Esas, 2022/2052 Karar sayılı 14.10.2022 tarihli kararı ile, davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından, müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince zarar verenlerin tamamından ya da bir kısmından %100 kusura göre talep edebileceği, ancak zararın meydana gelmesinde müterafik kusurun değerlenmesi gerektiği, hesaplamanın da TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif ranta göre yapılması gerektiği, ancak hesaplamanın mahkemece hükme esas alınan 10.04.2018 rapor tarihine göre hesaplama yapılması gerektiği de belirtilerek kararın tüm taraflar lehine kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tarafından alınan raporda, ilk hükme esas alınan raporun 16.01.2019 tarihli rapor olduğunu gözetilerek (kaldırma kararında da hükme esas alınan rapordan bahsedildiğinden) alternatifli olarak, ilk hükme esas alınan tarihindeki verilere (2019 Yılı) göre ve hesap tarihi olan 2023 yılı verilerine göre ayrı ayrı hesaplama yapılarak zarar miktarının; 2019 yılı verilerine göre %100 kusur durumuna göre geçici iş göremezlik tazminatının 4.744,26-TL, bakıcı giderinin 6.155,19-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 102.842,00-TL; rapor tarihine göre (2023 yılı) ise sürekli iş göremezlik zararının 468.483,64-TL olarak hesaplandığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında, usuli kazanılmış hakların gözetilmesi gerektiğini belirtilmesi üzerine, ilk karar tarihindeki veriler çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre davacının daimi iş görmezlik zararının 102.842,00-TL, geçici iş görmezlik zararının 4.410,00-TL, bakıcı giderinin 6.155,75-TL ve fizik tedavi giderinin 1040,00-TL olduğu kabul edilerek bu miktarlar üzerinden, maddi tazminata, 20.000,00-TL manevi tazminata karar verildiği görülmüştür. 1-Davacı vekili tarafından, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kaldırma kararından sonra davanın ıslah edilebilmesi için süre tanımamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de; davacı tarafından açılan dava kısmi dava olup, yukarıda da açıklandığı üzere kısmi davanın HMK'nın 176. maddesi gereğince bir kez ıslah edilebilecek olmasına, davacının kısmi dava olarak açtığı davanın türünü, sonuçları itibariyle ıslah ile olsa dahi belirsiz alacak davasına dönüştüremeyecek olmasına göre, mahkemece davacının talebinin, dosyaya sunduğu ıslah talebi çerçevesinde değerlendirilerek karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davacı vekili tarafından yapılan aktüer hesaplamanın hatalı olduğunu ayrıca, fizik tedavi giderlerinin de talebi gibi hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de, aktüer hesap bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından gerçek zarar hesabında kabul edilen yöntem ve ilkelere göre yapılmış olmasına, iş göremezlik zararının hesaplamasını net gelir üzerinden yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamasına, asgari ücretinin 3,6477 katı olarak alınan gelirin üzerinde kazanç elde ettiğinin davacı tarafından kanıtlanamamış olması yanı sıra kabul edilen gelir miktarının dosya kapsamına uygun olmasına, bilirkişi tarafından, alternatifli olarak ilk hükme esas alınan 2019 verileri çerçevesinde ve rapor tarihi olan 2023 yılı verilerine göre hesaplama yapılmış olması karşısında, hükme esas alınacak hesabın rapora yönelik bir eksiklik niteliğinde olmamasına, tedavi giderlerinin gerçek zarar ilkesine göre hesaplanmış olmasında isabetsizlik bulunmasına göre, davacının hesap raporuna ve tedavi giderlerine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 3-Davacı vekili manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının, manevi tazminat talebi kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı BK'nın 47. maddesine istinaden manevi tazminat olup, kazanın oluş şekli, kaza tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü ve davacının maluliyet durumu ve davacının yolcu olduğu motosikletin tek kişilik olması nedeniyle, bu şekilde yolculuk etmesi yasaklanan ve kaza tespit tutanağında açıklandığı üzere sürücü açısından idari yaptırım gerektirecek şekilde, yolculuk yaparak zararın meydana gelmesinde etkisi de nazara alındığında, manevi tazminatın TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde hak ve nesafet ölçüsünde takrir edilmiş olduğundan davacının manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 3-Davacı vekilinin tazminat hesaplanmasında 2023 yılı itibariyle yapılan hesaplamanın nazara alınması gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar tüm taraflar lehine kaldırılmış olup hesap raporunun da uygun olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda, yeniden hesap raporunun alınması gerektiği durumda, davalılar lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu söylenemeyecektir. Hal böyle iken Dairemiz kaldırma kararında, ilk derece mahkemesi gerekçesinde hatalı olarak 10.04.2018 tarihli rapor tarihine göre karar verildiği belirtildiğinden Dairemizce de "hükme esas alınan rapor tarihi" denilmiş olmasına rağmen rapor tarihinin sehven ilk derece mahkemesi kararında belirtilen rapor tarihi olarak belirtilerek bu hususta usuli kazanılmış hakların korunması gerektiği belirtilmiş ise de, söz konusu karara karşı tüm tarafların istinaf yoluna gelmiş olması ve eksik inceleme nedeniyle tüm taraflar yönünden kararın kaldırılmış olması karşısında usuli kazanılmış hakkın varlığından söz edilmeyeceğinden, kaldırma kararında usuli kazanılmış hak denilmiş olması da, ilk derece mahkemesi tarafından bağlayıcı olmadığından, davacının kısmi davada davasını ikinci kez ıslah etme hakkı olmasa da 2023 verileri çerçevesinde alınan aktüer raporu nazara alınarak, davalının müterafik kusura yönelik itirazlarının da, bu miktar üzerinden hesaplanan tazminat miktarı çerçevesinde değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, ilk hükme esas alınan rapor tarihi olan 2019 verilerine göre yapılan hesaplama çerçevesinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 4-Davalı ... tarafından kaldırma kararı gereğince, 10.04.2018 tarihindeki veriler çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere ilk hükme esas alınan rapor tarihi 16.01.2019 olup, ilk derece kararında ve Dairemiz kararında belirtilen tarihin maddi hata ile yazıldığının "hükme esas alınan" ibaresi ile açıkça anlaşılması yanı sıra, tüm taraflarca istinaf edilen ve hesap raporuna yönelik olarak kaldırılan kararda, hesaplamanın son hesap tarihine göre yapılacak olmasına göre davalının buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 5-Davalı vekili tarafından, zararın artmasında davacının da müterafik kusuru olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. Yukarıda, davacının manevi tazminata yönelik istinafı çerçevesinde de açıklandığı üzere, davacının yolculuk ettiği motosikletin tek kişilik olduğu halde, söz konusu motosiklete binmek suretiyle yolculuk yaptığı kaza tespit tutanağından anlaşılmaktadır. Nitekim motosiklet sürücüsü hakkında, yasak olan şekilde istiap haddini aşarak yolcu taşıdığından bahisle idari para cezası uygulandığı da görülmüştür. Bu durumda, davacının tek kişilik motosiklette yasaya aykırı olarak yolculuk etmesinin her ne kadar kazanın meydana gelmesine doğrudan etkisi olduğu düşünülmese dahi zararın artmasına etkisi olduğu nazara alınarak, hesaplanan tazminat miktarından kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı Yasanın 44. maddesi gereğince bir miktar indirim yapılması gerektiği düşünülmeden, davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmediğinden davalının buna yönelik istinaf sebeplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla; yukarıda açıklanan 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin 5. no'lu bentte yazılı nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeninden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatı gözetilerek kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisine, buna göre; davacının talebi, geçici iş görmezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat olup, tüm tarafların istinaf başvurusu üzerine tüm taraflar lehine Dairemiz kaldırma kararı sonrasında, alınan aktüer hesap bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi, bakiye ömür sürelerinin davacının talebiyle bağlı kalınmış olması nedeniyle sonuca etkisinin görülmemesine göre davacının sürekli iş görmezlik tazminatı 468.483,64-TL olarak, geçici iş görmezlik zararı ise 4.744,26-TL olarak hesaplandığından, hesaplama Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlere uygun ve karar tarihine en yakın tarih esas alınarak yapılmış olduğundan, davacının bu miktarda zararı oluşacağının kabul gerekmiştir. Yine bakıcı giderinin 6.155,19-TL ve tedavi giderinin 1.040,00-TL olduğu hesaplanmış, hesaplamanın gerçek zararı uygun olduğunun kabulü gerekmiştir. Davacı tarafından meydana gelen zararını Dairemiz daha önce kaldırma kararında da açıklandığı üzere, davalılardan müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince 818 Sayılı BK'nın 51 ve 142 maddelerine göre borçluların tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından ya da birisinden tamamını talep edebileceğinden, davacının talebi de, %100 kusura çerçevesinde zararının karşılanmasına yönelik olduğundan, bu yöndeki talebinin kabulü gerekmiş ise de; davacının zararın meydana gelmesine ya da artmasına etkisi nazara alındığından, hesaplanan tazminattan mülga 818 Sayılı BK'nın 44. maddesi gereğince %20 oranında indirim yapıldığında davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının (4.744,26x0,80)3.795,41-TL, sürekli iş görmezlik tazminatının (468.483,64-TLX0,80) 374.786.91-TL, bakıcı giderinin ise (6155,19x0,80) 4.924,15-TL, tedavi giderinin (1040x0,80) 832,00-TL olduğunun kabulü ile kararın davalılardan sadece ... vekili tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, davacının diğer davalılar açısından hüküm altına alınan miktara yönelik usuli kazanılmış hakları da gözetilerek, talep çerçevesinde davanın esası hakkında karar vermek gerekmiş, manevi tazminat miktarı ise müteselsil sorumluluk ve müterafik kusuru durumunda da uygun bulunduğundan, ayrıca artırım ya da indirme gidilmeksizin, yine davacının vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri ileri sürerek kararı istinaf ettiğinden, yeni hüküm çerçevesinde, davalılar yararına reddedilen manevi tazminata yönelik olarak hüküm altına alınan vekalet ücreti de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 326 maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesindeki düzenleme nazara alınarak kaldırılarak, ayrıca ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönlerde korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; taleple bağlı kalınarak 111.685,00-TL daimi iş göremezlik tazminatı, 4.410,00-TL (Davalı ... 3.795,41-TL ile sınırlı olarak, müteselsilen sorumlu olacak şekilde) geçici iş göremezlik tazminatı ile 6.155,75-TL (Davalı ... 4.924,15-TL ile sınırlı olarak, müteselsilen sorumlu olacak şekilde) bakıcı gideri ve 1.040,00-TL (Davalı ... 832,00-TL ile sınırlı olarak, müteselsilen sorumlu olacak şekilde) fizik tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı sigorta yönünden 30.10.2013, davalılar ... Ltd. Şti. ve ... yönünden 29.03.2009 tarihinden itibaren tahsil hükmolunan bedele yasal faiz yürütülmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 1.a)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 8.421,99-TL (Davalı ... 8.281,67-.TL ile sınırlı olarak, müteselsilen sorumlu olacak şekilde) nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 567,85-TL harcın ve 391,93-TL tamamlama harcı toplamı 959,78-TL harcın mahsubu ile noksan olan 7.462,21TL'nin (Davalı ... 7.321,89-TL ile sınırlı olarak, müteselsilen sorumlu olacak şekilde) davalılardan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, 1.b)-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına kabul edilen maddi tazminat miktarına göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 1.c)-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalılar yararına reddedilen maddi miktarına 1.810,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine, 2.-20.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... Ltd. Şti. Ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bedele 29.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2.a)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 1.366,20 TL nispi karar ve ilam harcın davalılar ... Ltd. Şti. Ve ...'dan tahsili ile hazineye irad kaydına, 2.b)-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına kabul miktarına göre hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... Ltd. Şti. Ve ...'dan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 2.c)-Manevi tazminat talebinin kısmen reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yatırılan peşin alınan 567,85-TL harcın ve 391,93-TL tamamlama harcı toplamı 959,78-TL harcın davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 24,30-TL başvuru harcı ile 5.752,00- TL tebligat / müzekkere / bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.776,30-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 5.776,30-TL'nin (davalı ... 5.512,33-TL ile sınırlı olacak şekilde müteselsilen sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5.-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 80,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1,09-TL'nin davacıdan alınarak, davalı ... Sigorta'ya verilmesine, 6.-Davalı ... Ltd. Şti. Tarafından yapılan 16,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 0,51-TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.'ne verilmesine, 7.-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde istinaf edenlere iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Başvuru Harcı ve 238,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.407,40-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalı ...'a ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5- Kararın taraflara tebliğine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 (İki) hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.