T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/977 KARAR NO: 2026/477 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/12/2022 NUMARASI: 2022/657 Esas - 2022/985 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/977 KARAR NO: 2026/477 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/12/2022 NUMARASI: 2022/657 Esas - 2022/985 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin oğlu ...'in 25.03.2015 tarihinde sevk ve kontrolündeki ... plakalı motorsiklet ile seyir halinde iken ... plaka sayılı aracın manevra hatası yapması ve çarpması, motorunun bariyerlere sıkışması neticesi vefat ettiğini, davalılar aleyhine tazminat istemiyle açılan İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/501 E. sayılı dosyasında tüm deliller toplanmış olduğunu, bu dosyada mevcut tüm deliller bu dosya için de delil olarak bildirdiklerini, davacılardan baba ... için 52.812,93-TL ve anne Hanım için 92.929,62-TL olmak üzere toplam 145.742,55 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi için talep tarihi olan 18.10.2017 tarihinden itibaren, diğer davalılardan kaza tarihi olan 25.03.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen (Davalı Sigorta şirketi poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, aynı taleplere yönelik İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/501 E. sayılı davasının henüz derdest olduğundan davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkil şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından zmms genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmelerini ya da uzlaşma bildirimleri mahkemece ceza dosyasından tetkik edilerek araştırılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı kaza için İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/501 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, her iki dosyanın tarafları aynı olduğunu ve dosya halen derdest olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1122 E. - 2016/725 E, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/501 E. sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılmasını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için trafik kazasının meydana gelmesinde hangi tarafın ne oranda kusurlu olduğunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; davaya konu kazada vefat eden davacıların oğulları ...’in ölümü nedeniyle davacı anne ... için 92.929,62-TL, davacı baba ... için 52.812,93-TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 145.742,55-TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 18/10/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile müşterek ve müteselsil davalılardan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar .... Şti. ile ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalılar .... Şti ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında eksik inceleme ile karar verildiğini, Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1122 E. - 2016/725 E. sayılı dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, aynı konu ile ilgili İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/501 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, her iki dosyanın taraflarının aynı olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacılar vekilinin davasını İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2020/501 Esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporuna dayandırdığını, derdestlik itirazına rağmen başka bir mahkemede görülen davada alınan bilirkişi raporu esas alınarak ön inceleme duruşması sonrası tahkikata geçilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, mahkemece yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak mahallinde keşif yapılması ve tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 4.4.2007 gün 2007/11-104 E. - 2007/180 K. sayılı ilamına göre işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun tespit edilemediği durumlarda tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığında zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, ceza evrakları incelendiğinde vefat eden ...'in yeterli ehliyeti bulunmadığını ve kaza yerinde fren izinin tespit edilemediğinin kayıtlı olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluk da olmadığını, yerleşik Yargıtay İçtihatları gereği ATK raporunun kabulü ihtimalinde dahi kusura ilişkin kesin bir tespit yapılamıyor ve ihtimalli olarak karar veriliyorsa yapılacak olan aktüer hesaplamanın %50 kusur oranına istinaden yapılması gerektiğini, hukuk hakiminin ceza yargılaması ile bağlı olmadığını, ceza davasında kabul edilen kusur oranının hukuk hakimini bağlamadığı gibi istinafa konu karar aksine kusur denetimi yapmasının yargılamanın adil, hakkaniyetli ve hukuka uygun olması için zaruri olduğunu, hakim tarafından hatalı bir şekilde davacının sunmuş olduğu aktüer rapor esas alınarak karar verildiğini, ilgili aktüer rapor denetlenmemiş olup kesin delil niteliğinde de olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca Genel Şartlar ile belirlenen TRH-2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınması gerektiğini, müteveffanın vukuatlı nüfus kayıt örneğinin talep edilmeden karar verildiğini, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, faize hatalı olarak hükmedildiğini, müvekkili Sigorta Şirketinin hak sahibine ödeme yaparak sorumluluğunu yerine getirmiş olup temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müşterek müteselsil sorumluluk çerçevesinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili 04/11/2024 tarihli ek istinaf başvuru dilekçesi istinaf süresi geçtikten sonra sunulduğundan ek istinaf dilekçesi değerlendirilmemiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Derdestlik, yani davanın görülmekte olması, 6100 sayılı HMK'nın 114/I-ı. maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir. Dava şartı olan derdestlik nedeni ile davanın reddi için iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.Alacağın bir kısmı için dava açılabilir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşulu ile de ek dava açılması olanaklıdır. Ek dava ise; ya asıl dava kesinleştikten sonra ya da zaman aşımını kesmek gibi amaçlarla asıl dava kesinleşmeden önce açılabilmektedir. Davalı taraf, bu ek davada derdestlik itirazında da bulunamaz. Zira, kısmi dava ile ek davanın ilişkin olduğu alacak kesimleri, yani dava konuları farklıdır. Ancak kısmi davada verilen hüküm, ek davayı etkileyecektir.Eldeki ek davaya esas olan İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/501 Esas sayılı dosyasında; davacılar....... ve ... tarafından davalılar ... A.Ş., .... Şti. ile ... hakkında 25.03.2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeni ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak destekten yoksun kalma tazminatının talep edildiği, mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, dosyanın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nde 2023/769 Esas sırasında kayıtlı olduğu ve karara çıkarak kesinleşmediği tespit edilmiştir. Somut olayda; ek dava, asıl dava kesinleşmeden açılmıştır. Bu şekilde ek davanın asıl dava kesinleşmeden açılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında, eldeki dava ile ilk dava arasında derdestlikten söz etmek mümkün değildir. (Yargıtay kapatılan 17. Hukuk Dairesinin 2021/1845 E. - 2021/1557 K. sayılı ilamı).Bu durumda asıl dava dosyası kesinleşmeden, bakiye alacak için ek dava açılmışsa da asıl dava dosyasının sonucunda verilecek kararın, miktar bakımından ek davayı da etkileyecek olması nedeni ile asıl davanın kesinleşmesinin beklenmesi, incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ek dava hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/10921 E.- 2025/7313K. sayılı ilamı). Kabule göre de; Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1122 E.- 2016/725 K. sayılı kararında "Sanık ...'ın olay tarihinde sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile .......istikametinden ........istikametine doğru seyir halindeyken, tanık beyanına göre araç sürücüsü sanığın sağdan yoldan çıkmak için sağ şeride yöneldiği esnada sağ şeritte ilerleyen müteveffa ...'in kullandığı ... plaka sayılı motosiklete arka yakıt deposu kısmı ile çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...'in vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nin 31/03/2015 tarih ve 1158 sayılı otopsi raporuna göre “...kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı sternum, vertebra ve seri kot kırıklarıyla birlikte beyin kanaması ve iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu”, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin 20/08/2015 tarih ve 8229 sayılı raporuna göre (tanık ...'ün anlatımına göre, sanığın şerit değiştirerek sağ şeride yöneldiği esnada olayın meydana geldiğinin kabulü halinde) sanığın olay nedeniyle asli kusurlu olduğunun anlaşıldığı, tanık ...'ün Mahkememizce dikkatli bir şekilde dinlendiği ve tanığın beyanında olayı net olarak gördüğünü sanık yönetimindeki aracın şerit değiştirirken sağ şeritte gitmekte olan müteveffanın kullandığı motosikletin direksiyon kısmına aracın sol arka depo kısmı ile çarptığını ifade ettiği, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin raporunda mevcut bulgulara göre 1. Durumda, kazanın kaza tespit tutanağı ve şüphelinin ifadesinde belirttiği gibi sanık sürücünün en sağ şeritte seyir halindeyken sağından geçiş yapan araç nedeniyle olayın meydana geldiğinin kabulü halinde sanığın kusurunun bulunmadığı; 2. Durumda, tanık ...'ün ifadesinde belirttiği gibi şüpheli sürücünün şerit değiştirerek sağ şeride yöneldiği esnada olayın meydana geldiğinin kabulü halinde ise sanığın kusurlu olduğu belirtilmiş, Mahkememizce tanık ...'ün net ifadesine dayanılarak Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporunda belirtilen 2. durumun olduğu kabul edilmiştir. " karar verilmiş ve karar Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/9536 E.-s 2024/903 K. sayılı onama ilamı üzerine kesinleşmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde; Ceza Mahkemesince kabul edilen maddi olguya göre değerlendirme yapılarak asli tam kusur ile cezalandırıldığı, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda da davalı sürücüye % 100 oranda kusur belirlenerek bu kusur oranı üzerinden tazminat hesaplandığı, olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile uyumlu olarak davalı sürücü kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. davalı ... A.Ş ... plakalı aracın ZMMS sigorta şirketidir. Sigorta hukuk TTK'da düzenlendiğinden açılan davada Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Daire kararının kapsam ve şekline göre; diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalılar .... Şti ile ... vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalılar .... Şti ile ... vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar .... Şti ile ..., davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2026