Başvuru, tutukluluğun uzun süredir devam ettiği, tahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
Başvuru, tutukluluğun uzun süredir devam ettiği, tahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır. Başvuru, 23/10/2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 3/2/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına, başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgesinin bir örneği gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 28/3/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 24/6/2015 tarihinde, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 15/11/2008 tarihinde, yasadışı PKK KONGRA-GEL üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınmış ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 18/11/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında yasa dışı örgüt üyesi olmak ve resmî belgede sahtecilik suçlarından düzenlenen 25/5/2009 tarihli ve 2009/1827 soruşturma sayılı iddianameyle kamu davası açılmıştır. İddianamenin kabul edilmesinden sonra E.2009/363 sayılı dosyada yürütülen yargılamada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 2/9/2010 tarihinde yapılan duruşmada söz konusu dava dosyası ile E.2010/444 sayılı dava dosyası arasında fiilî ve hukuki irtibat olduğunu belirterek davaların birleştirilmesine karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/444 sayılı dosyasında derdest davanın 11/10/2013 tarihli duruşmasında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde itiraz edilebileceği belirtilmiştir. Başvurucu, 23/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 7/3/2014 tarihli ve E.2010/444, K.2014/45 sayılı kararıyla görevsiz olduğuna ve 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile değişik 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Kanun’un geçici maddesi ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Kanun’un maddesi gereğince dava dosyasının bulunduğu aşamadan itibaren kovuşturmaya devam edilmek üzere yetkili ve görevli olan Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Görevsizlik kararı üzerine dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/235 sayılı dosyasına kaydedilmiş olup yargılama hâlen devam etmektedir. Başvurucu, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/251 Değişik İş sayılı kararıyla yargılama esnasında 6526 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 3713 sayılı Kanunu uygulaması ile belirlenen 10 yıllık azami tutukluluk süresinin 5 yıla indirildiği gerekçesiyle 9/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuranveya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. " 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."