TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BEYZA GÜMÜŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/21003) Karar Tarihi: 19/11/2020 Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM M. Emin KUZRıdvan GÜLEÇYıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucular : 1. Beyza GÜMÜŞ 2. Faysal ÜZEYİROĞLU 3. Kamil ERCAN 4. Mehmet ÜZÜMLÜOĞLU 5. Mustafa BAYKAN 6. Şenal OSKAY 7. Şükrü EVKURAN Başvurucular Vekili : Av
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BEYZA GÜMÜŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2018/21003) Karar Tarihi: 19/11/2020 Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM M. Emin KUZRıdvan GÜLEÇYıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucular : 1. Beyza GÜMÜŞ 2. Faysal ÜZEYİROĞLU 3. Kamil ERCAN 4. Mehmet ÜZÜMLÜOĞLU 5. Mustafa BAYKAN 6. Şenal OSKAY 7. Şükrü EVKURAN Başvurucular Vekili : Av. Kenan MUTLU I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, kırma-eleme tesisi ve kireç fabrikası kapasite artır ımı projesine ilgili idarece verilen çevresel etki de ğerlendirmesi raporu ve çevresel etki de ğerlendirmesi olumlu karar ının iptali istemiyle açılan davanın süre yönünden reddedilmesi ned eniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 19/6/2018 tarihinde yapılmıştır.3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 36. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili ola ylar özetle şöyledir: 8. Muğla'nın Merkez ilçesi, Orhaniye Mahallesi, Karabağlar Yolu mevkii civarında kırma-eleme tesisi kapasite artırımı projesi hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (İdare) tarafından 13/3/2012 tarihinde çevresel etki de ğerlendirmesi (ÇED) raporu v e ÇED olumlu karar ı verilmiştir. 9. Karar, Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü (İl Mü dürlüğü) ilan panosunda 9/4/2012-24/4/2012 tarihleri arasında ilan edilmiştir . 10. Başvurucular karardan 25/4/2017 tarihinde haberdar oldukları nı ileri sürmüşler ve anılan kararın iptali talebiyle Muğla 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 15/5/2017 tarihinde dava açmışlardır. 11. Mahkeme 22/9/2017 tarihli kararıyla davaya konu işlemin ipta line karar vermiştir. Karar gerekçesinde, aynı konuda açılan bir başka dav ada Mahkemenin 16/12/2016 tarihli kararı ile 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğ in Islahı ve Yabanilerinin Araştırılması Hakkında Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km 'den daha kısa mesafede kurulması mümkün olmayan tesislerden olan kireç sanayi ve kırma -eleme tesisi için kapasite artırımı projesine yönelik verilen dava konusu ÇED olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği, dolayısıyla ön cesinde hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu ÇED raporu ve ÇED olumlu karar ının iptali gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir. 12. Davalı İdarenin temyiz istemi sonucunda Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) 19/2/2018 tarihli kararıyla Mahkeme kararının bozulmasına, dava nın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine kesin olmak üzere karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, dava açma süresinin başlangıcı olarak dava konusu ÇED olumlu karar ının ilan edildiği tarihin esas alınması gerektiği vurgulanmıştır. Dava konusu işlemin Muğla Va liliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce 9/4/2012-24/4/2012 tarihleri arasında ilan edildiğ i, 24/4/2012 tarihinden itibaren altmış gün içinde en geç 23/6/2012 tarihinde dava açıl ması gerekirken 15/5/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının inceleme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir. 13. Nihai karar başvuruculara 30/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiş , başvurucular 19/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. IV. İLGİLİ HUKUK14. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Demirdöven Köyü Tüzel Ki şiliği ve diğerleri , B. No: 2014/14359, 25/12/2018, 20-24, 28-32. V. İNCELEME VE GEREKÇE15. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 4A. Başvurucuların İddiaları 16. Başvurucular; kapasite artırımı yapılan tesis yakınında mülk lerinin olduğunu, tesisin 1969 yılından itibaren faaliyette bulunduğunu ve kapasi te artırımının bir vatandaşın dışarıdan anlayabileceği bir durum olmadığını belirtmişlerdir. Dava konusu işleme dair ilanın sadece İl Müdürlüğü panosunda yapıldığını ve başka hiçbir tebli gat veya duyuru yapılmadığını, anılan ilanın dava açma süresi ve yerini gösterm emesi sebebiyle tebligat hükmünde olmadığını, kapasite artırımının çevreye zarar verdiği ni ve davayı işlemden haberdar oldukları tarihten itibaren süresinde açtıklarını beli rtmişlerdir. Başvurucular yukarıda yer verilen sebeplerle adil yargılanma, sağlıklı bir ç evrede yaşama, maddi ve manevi varlığın korunması haklarının ihlal edildiğini ileri sür müşlerdir. B. Değerlendirme 17. Anayasa nın " Hak arama hürriyeti " kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir. " 18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucuların şikâyetleri nin özü, açtıkları davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esas ının incelenmemesidir. Bu itibarla belirtilen ihlal iddiası adil yargılanma hakkının güve ncelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar v erilmesi gerekir. 2. Esas Yönünden a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı 20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yarg ı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sa hip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yarg ılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf ol duğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sö zleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaral ı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir ( Özbak ım Özel Sa ğlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, 34). Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 521. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama ö zgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden ger eken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridi r. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hak kı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddiaları nı ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanm a hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz ( Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, 33). 22. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerl endirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyab ilmek ve uyuşmazlığı n etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına ge ldiğini ifade etmiştir ( Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, 52). 23. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın s üre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucuların ma hkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir. b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı24. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, ... yaln ızca Anayasan ın ilgili maddelerinde belirtile n sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu s ınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz. " 25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa nın 13. maddesinde belirt ilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa nın 36. maddesinin ihlalini teş kil edecektir. 26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir seb ebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belir lenmesi gerekir. i. Kanunilik 27. Başvurucuların idari işlemin iptali istemiyle açtıkları dava nın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin derece mahkemesi kararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. ve 8. maddelerine da yandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır. ii. Meşru Amaç 28. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne oldu ğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından mü teaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem ya da eylemle re karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna işaret etmiştir (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Y ıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714, 26/10/2017, 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, 52). Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 6iii. Ölçülülük (1) Genel İlkeler29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye e rişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 1 3. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye erişi mi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal e debilir ( Özkan Şen, 52). 30. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılam anın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınma ları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölç üde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir ( Kamil Koç , B. No: 2012/660, 7/11/2013, 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça a ykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması m ahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir ( Özbak ım Özel Sa ğlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., 38). 31. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da m ahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem ta şımaktadır ( Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 66). Dava açma süresinin h angi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen dere ce mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresin in başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunma maktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin ha ngi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlar ının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir ( Ahmet Y ıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013, 46). Bu kapsamda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçev esinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönem de işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilk esini zedeleyebilir ( Yaşar Çoban, 66). (2) İlkelerin Olaya Uygulanması 32. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcı olarak davaya k onu işlemin İl Müdürlüğü ilan panosunda ilan edildiği tarihin (24/4/2012) esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir. 33. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen dava açma süre sinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı belirtil miştir. Söz konusu hükmün amacı idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anla şılır biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına o lanak sağlamaktır. Dava açma süresinin başlangıcı olarak ilgililere yazılı bildirim yapılmas ı esas olsa da bazen işlemin niteliği veya işlemin muhatabının sayısının çokluğu sebebiyle y azılı bildirim olmamasına rağmen dava açma süresinin başladığı kabul edilebilir. Yazılı b ildirimin yapılmadığı ve dav a açma süresinin başladığının kabul edildiği bu hâllerde de idare tarafından ilgililerin dava açma haklarını kullanabilmeleri için en uygun vasıtaların kulla nılmış olması gerekir. İdare Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 7tarafından yapılan bildirime ilişkin vasıtanın dava açma süresi ni başlatır nitelikte olup olmadığını belirlerken kullanılan ölçütün işlem sahibi idareyi de ağır bir külfet altında bırakır nitelikte olmamasına dikkat edilmelidir. 34. Anayasa Mahkemesi benzer bir başvuruda çevresel etki değerle ndirmesine ilişkin mevzuatta; gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED sü reci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer veya yerlerde ilan yapılmasının öngörüldüğünü, bu ilan ile kararın yöre halkına duyurularak kiş i ve kurumların süreç hakkında bilgilendirilmesinin amaçlandığını ifade etmiştir ( Egeçep Derne ği ve diğerleri , B. No: 2015/4453, 3/7/2018, 40). Dolayısıyla ÇED olumlu kararı verildikten sonra yöre halkına yapılacak bilgilendirmenin halkın haberdar olmasını sağ layacak şekilde yapılması gerekmektedir. 35. Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ni n 14. maddesinde ÇED kararlarının uygun araçlarla halka duyurulma sı gerektiği düzenlenmiştir. 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinin (y) bendine göre askıda ilan tanımının valilik, kaymakamlık ve muhtarlık binaları veya köy odasında bu lunan askı ilan yerlerinde yapılan duyuru olduğunu ifade etmekle halkın idari işlemden hab erdar olmasına yönelik araçların belirlendiği görülmüştür. İdarenin ilan vasıtalarını tercih etmede halkın daha sık irtibatta bulunduğu ve işlemden haberdar olma kapasitesinin yük sek olduğu yerleri öncelikle tercih etmesinin işleme karşı dava açma süresinin başlatılması bakımından önemli olduğu belirtilmelidir. 36. Somut olayda ÇED olumlu karar ının İl Müdürlüğü panosuna asılması ile yetinildiği tespit edilmiştir. Panoya asma yöntemi dışında kapa site artırımına gidilen tesisin bulunduğu aynı mahallede yaşayan yöre halkının konudan haberdar olmasını sağlayacak başkaca herhangi bir yönteme başvurulduğuna ya da başvurucuları n karardan bir şekilde haberdar olduklarının kabulünü haklı kılan bir neden bulunduğun a dair herhangi bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır. 37. Bu bağlamda kapasite artırımı yapılan tesis ile aynı yörede mülkleri buluna n başvurucuların sadece İl Müdürlüğü ilan panosunda yayınlanan ÇED raporu ve ÇED olumlu karar ını takip ederek ilan tarihinden itibaren dava açmalarını beklemen in hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içind e olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların dava açma süresinin başvurucuların h enüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde ha berdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işletil meye başlaması, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılmaktadır. 38. Bu açıklamalar çerçevesinde Daire tarafından başvuruya konu somut olayın koşulları çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın , uygun araçlarla ilân edilmeyen işlemin salt ilan tarihi esas alınarak 60 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın süresinde olmadığına dair yapılan yorumun başvurucuları n mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucula rın mahkemeye erişim hakkını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği tespit edilmi ştir. 39. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa nın 36. maddes inde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye eriş im hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 8Yıldız SEFERİNOĞLU bu görüşe katılmamıştır. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 41. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuşlar dır. 42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiği ne karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 44. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihl ali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük ün 79. maddesinin (1) numaralı fık rasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargı lama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasa l düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ort adan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgüle nen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal ka rarına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargıla manın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama se bebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısı yla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini bekleme ksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı ve rerek devam eden ihlali n sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Do ğan, 58-59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66-67). Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 945. İncelenen başvuruda idari işlemin iptali istemiyle açılan da vanın süre yönünden reddedilmesi nedeniyle davanın esasının incelenememesi nedeniyl e adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkının ihlal edild iği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Daire kararından kaynaklandığı anlaşılmakta dır. 46. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar b ulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasın a yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal k ararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararı n bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay Ondördüncü Dairesine gönderil mesine karar verilmesi gerekir. 47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvur uculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın K ABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE, B. Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye er işim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYL A, C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin so nuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Muğla 1. İd are Mahkemesine (22/9/2017 tarihli ve E.2017/760, K.2017/1663) GÖNDERİLMESİNE, D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .294,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ı Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 10F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11 /2020 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA Engin YILDIRIM M. Emin KUZ Üye Üye Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Başvuru Numarası : 2018/21003 Karar Tarihi : 19/11/2020 11KARŞIOY Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle başv urucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir. "Derece mahkemesinin ÇED raporu ve ÇED olumlu kararının öğrenil mesine ve değerlendirilmesine imkan tanımayan nitelikteki ilan tarihini e sas alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakk ını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği gerekçesiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence a ltına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal e dildiğine" dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. Şöyle ki; Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yö netmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygun araçlarla halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda İdarenin, ilan vasıtası olarak il müdürlüğü panosu na asılması şeklinde yapılmasını tercih ettiği anlaşılmaktadır. ÇED olumlu raporunun sadece il müdürlüğünün divanhanesinde ilan edilmiş olması söz konusu Yönetmelik açısın dan yeterlidir. Kaldı ki yetersiz olduğu kabul edilse bile, bu ilandan tam 6,5 yıldan fa zla bir süre sonra açılan dava açısından bu ilanın tamamen yok sayılarak, sınırsız bir dava aç ma imkanı oluşturulması hukuki belirsizlik ve güvensizlik oluşturmaktadır. İlgili işletme sahipleri ÇED raporuna istinaden işletmelerinde kapasite artırımına gitmek suretiyle ilave yatırım ile değişim gerçekleştirmişlerdi r. Başvurucular, kapasite artırımının dışardan anlaşılmasının mümkün olmadığını dile geti riyorlar, buna karşın kapasite artırımının çevreye olumsuz etkilerinin olacağını dile getirmel eri de ayrıca bir çelişkili durumdur. İlanın yetersiz olduğu kabul edilse dahi, en geç 23/06/2012 tar ihinde açılması gerekirken, 15/05/2017 tarihinde açılan bir davayı makul göste recek bir gerekçe ortay a konabilmiş değildir. Başvurucunun dava açma hakkını kullanabilmesindeki bireysel yar ar ve hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sağlanmasındaki kamu yararı aras ında dava açmanın süreye bağlanmış olmasını anlamsız kılmayacak şekilde bir denge kurulm alıdır. Aksi takdirde dav a açmak için belirlenen sürenin öngörülmesi anlamsız hale gelecek ve kamu yararı ile bireysel yarar arasında gözetilmesi gereken denge kamu yararı aleyhine b ozulmuş olacaktır. Üye Yıldız SEFERİNOĞLU