Başvuru, satın alınan taşınmaz hissesi ön alım hakkını kullanan diğer paydaş adına tescil edildiği hâlde tüm alış masraflarının karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, yetkisiz kişi tarafından açılan ön alım davasının kabul edilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; satın alınan taşınmaz hissesi ön alım hakkını kullanan diğer paydaş adına tescil edildiği hâlde tüm alış masraflarının karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, yetkisiz kişi tarafından açılan ön alım davasının kabul edilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/5/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, merkezi İstanbul'da bulunan bir dernektir. İstanbul'un Fatih ilçesi Kürkçübaşı Mahallesi'nde kâin 224 pafta 2390 ada 62 parsel numaralı ve arsa vasfında olan taşınmazın 3/20 hissesi bir mazbut vakıf olan Harameyn Vakfına (Vakıf), 17/20 hissesi ise gerçek kişilere aittir. Taşınmaz fiilen otopark olarak kullanılmaktadır. Taşınmaz 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun maddesi uyarınca serbest tasarrufa terki ancak taviz bedeli ödenmesi şartına bağlanan vakıf malı mahiyetindedir. Başvurucu, taşınmazın Vakfa ait olmayan 17/20 hissesini 16/3/2015 tarihinde 000 TL bedelle satın almıştır. Başvurucu, taşınmazın serbest tasarrufa terkini sağlayabilmek için Vakıflar Genel Müdürlüğüne (İdare) 722 TL taviz bedeli ödemiştir. Başvurucu ayrıca 206,25 TL tapu harcı ve döner sermaye bedeli ödemiştir. İdare 20/5/2015 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ön alım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dava dilekçesinde, Vakfın taşınmazın hissedarı olması nedeniyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi uyarınca ön alım hakkını haiz bulunduğu ifade edilmiş ve taşınmazın Vakıf adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Dava dilekçesinde sadece başvurucunun ödediği alış bedeli ile tapu harcının başvurucuya ödenmesi gerektiği, taviz bedelinin ödenmesi yükümlülüğünün bulunmadığı ifade edilmiştir. Dilekçede, başvurucunun taviz bedelinin haksız olduğunu düşünmesi hâlinde bunun istirdadı için dava açmasının önünde bir engelin bulunmadığı belirtilmiştir. 22/12/2015 tarihli cevap dilekçesinde başvurucu; taşınmazın taksim edilmesi hâlinde ön alım hakkının kullanılamayacağını, Vakfın mülkiyet hakkından kaynaklanan kullanma ve yararlanma hakkından süresiz bir biçimde vazgeçtiğini ve bunun hissedarlara taksimden daha güçlü haklar bahşettiğini belirtmiş, bu sebeple ön alım hakkının kullanılamayacağını ifade etmiştir. Cevap dilekçesinde; taviz bedelinin hukuki niteliğine ilişkin açıklamalar yapılmış, bu bedel ödenmeden vakıf taşınmazının tapu sicilinde alıcı adına tescilinin yapılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/9/1990 tarihli ve E.1990/6, K.1990/3212/441 sayılı kararına atıfta bulunulan dilekçede, fiilî taksim yapılan hâllerde hissedarın ön alım hakkını kullanmasının kötü niyet teşkil ettiği savunulmuş; olaydaki taşınmazın uzun süredir kiraya verildiğine ve Vakfın hissesine isabet eden tutarın İdareye ödendiğine, ayrıca taviz bedelinin de yatırıldığına dikkat çekilerek İdarenin kötü niyetli olduğu iddia edilmiştir. Dilekçede, İdare tarafından bankaya depo ettirilen bedelin vadeli bir hesaba aktarılması talep edilmiştir. Mahkeme 13/10/2016 tarihli duruşmada 000 TL alış bedeli ile 206,25 TL tapu harcı ve döner sermaye bedeli toplamı olan 206,25 TL'nin bankaya depo edilmesi için bir sonraki duruşma tarihi olan 21/2/2017'ye kadar İdareye süre vermiştir. İdare 7/2/2017 tarihinde 206,25 TL'yi bankada depo etmiştir. Mahkeme 21/2/2017 tarihli kararıyla davanın kabulüne ve karar kesinleştiğinde 206,25 TL ön alım bedelinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararda, 4721 sayılı Kanun'un ve maddelerine yer verilerek ön alım hakkının kullanım koşullarının oluştuğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca başvurucu aleyhine 528,38 TL nispi karar ve ilam harcı ile 574,60 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucu 24/2/2017 tarihli dilekçesiyle ön alım bedelinin birer ay vadeli hesaba yatırılmasını talep etmiştir. Mahkemenin 30/3/2017 tarihli müzekkeresiyle Vakıflar Bankasına ön alım bedelinin birer ay vadeli hesaba yatırılması talimatı verilmiştir. Taraflar karşılıklı olarak istinaf yoluna müracaat etmiştir. İdare, vekâlet ücretinin eksik hesaplandığını ve 856,19 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ise Vakfın yararlanma hakkından vazgeçip vazgeçmediğinin ve İdarenin Vakıf adına dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmamasından yakınmıştır. Başvurucu esasa yönelik ise İdarenin taviz bedeli alarak satışa zımnen muvafakat ettiğine dair iddiasının karşılanmadığından ve ayrıca fiilî taksimin bulunup bulunmadığı araştırılmadan karar verilmesinden şikâyet etmiştir. Başvurucu ayrıca depo edilen paranın vadeli hesaba aktarılmadan karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, lehine hükmedilen tutarın taviz bedelini içermemesine ve aleyhine nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesine yönelik bir iddia ileri sürmemiştir. İstinaf talebini inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 4/10/2017 tarihinde başvurucunun istinaf istemini esastan reddetmiş, İdarenin vekâlet ücretine ilişkin istinaf talebini ise kabul ederek başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücretini 856,19 TL şeklinde düzeltmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ayrıca başvurucu aleyhine 496,98 TL nispi istinaf karar ve ilam harcına hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle şunlar ifade edilmiştir:i. İdarenin taviz bedeli alması ön alım hakkından vazgeçildiği şeklinde yorumlanamaz.ii. 4721 sayılı Kanun'un maddesinde ön alım bedelinin satış bedeli ile alıcıya düşen harç ve giderlerden ibaret olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle taviz bedelinin de ön alım bedeli olarak depo edilmesi talebi yerinde değildir. iii. Başvurucunun Vakfın tasarruf hakkından vazgeçtiği ve taksim iddiası da yerinde değildir. 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin kabulünden sonra aynı taşınmaz üzerinde kuru mülkiyet (rekabe) hakkı ile mirasçılara kalan, nesilden nesile geçen tasarruf hakkı şeklinde ikili ayırım ortadan kaldırılmıştır. 5/6/1935 tarihli ve 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu'yla vakıf taşınmazlarının icareteyn ve mukataya bağlanması yasaklanmış, daha önce kurulmuş bu tür vakıfların tasfiyesi yoluna gidilmiştir. Anılan Kanun ve sonrasında çıkarılan 13/6/1945 tarihli ve 4755 sayılı Vakıflar Kanunu'na Ek Kanun hükümlerine göre taviz bedeli ödendikten veya taviz bedeli ödenmese dahi öngörülen yirmi yıllık süre geçtikten sonra vakıf taşınmazların tam mülkiyeti mutasarrıfa geçmiş, diğer bir söyleyişle vakıf taşınmazı özel mülk, mutasarrıf ise malik olmuştur. Mutasarrıf iken malik olan kişilerin mirasçı bırakmadan ölmeleri üzerine taşınmazları son mirasçı sıfatıyla Hazineye kalmıştır. Ancak kanun koyucu, öncesi vakıf olan taşınmazların vakfına (aslına) dönmesini daha uygun görmüş; -bazı ayrıcalıklar dışında- Hazineye intikal yolunu kapatmak istemiştir. Bu nedenle 22/9/1983 tarihli ve 2888 sayılı Kanun'un maddesiyle 2762 sayılı Kanun'un maddesi değiştirilip Hazinenin mirasçı olacağı yönündeki genel hükümden ayrılınmış ve mutasarrıfları mirasçısız bir şekilde ölen taşınmazların mahlulen vakfına rücu etmesi öngörülmüştür. iv. İdarenin tapudaki payını da bu şekilde Hazineden hükmen iktisap ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda artık Vakfa geçen payın bir mutasarrıfı bulunmadığı ve mutasarrıfın mirasçısı da kalmadığı için mülkiyetin Vakfa geçtiği anlaşılmaktadır. Başvurucu satın aldığı bu payın mutasarrıfı kabul edilemez. Ayrıca Vakfın ve davalının ayrı ayrı kullandıkları yerler de bulunmamaktadır. Taşınmazın tamamı başvurucu tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanılmaktadır. Bu nedenle taksim savunması da yerinde görülmemiştir. v. Mahkemece hüküm altına alınan dava değerinin 206,25 TL olduğu gözetildiğinde hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca bu değer üzerinden hesaplanan nispi avukatlık ücretinin 856,19 TL olması gerekmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucunun lehine hükmedilen tutarın taviz bedeli içermemesine ve aleyhine nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesine yönelik bir iddiası mevcut değildir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 13/3/2019 tarihli kararıyla temyiz istemini reddetmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Daire ayrıca başvurucu aleyhine 528,38 TL nispi temyiz karar ve ilam harcına hükmetmiştir. Nihai karar 15/4/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun ek beyan dilekçesine eklediği Vakıfbank İstanbul Adalet Sarayı Şubesine ait banka dekontlarından başvurucunun banka hesabına 10/4/2019 tarihinde 493,96 TL havale yapıldığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler." 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Önalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satışta önalım hakkını kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir.Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir.Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. " 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır.Önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkim tarafından belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür."