Başvuru, davanın sonucuna etkili olabilecek nitelikteki bir iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, davanın sonucuna etkili olabilecek nitelikteki bir iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, sözleşmeyle satın aldığı aracın teslimi talebiyle Ankara Tüketici Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkemece 2/6/2016 tarihli celsede bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine düzenlenen 3/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle;i. Taraflar arasında 21/4/2015 tarihinde 000 TL, 8/5/2015 tarihinde 000 TL olarak ödenmek üzere toplam 000 TL bedel üzerinden 21/4/2015 tarihinde araç satış sözleşmesinin imzalandığı, 11/8/2015 tarihinde 21/4/2015 tarihli sözleşmenin yerine aynı marka araç için aynı bedelle ikinci defa satış sözleşmesi akdedildiği,ii. Davacının, davalı şirket hesabına 21/4/2015 tarihinde 000 TL, 8/5/2015 tarihinde ise 000 TL gönderdiği, 000 TL'lik havale işleminin açıklamasında "[A.O.E.] Araç Bedeli" ve 000 TL'lik havale işleminin açıklamasında "[B.T.]" ibarelerinin yazıldığı,iii. İhtilaflı olan hususun araç satış bedelinin başka kişilerin davalı şirkete olan borçlarına istinaden gönderilmesinde davacının kusurunun olup olmadığı, o dönem şirket adına satış işlemleri ile ilgilenen H.Ç.nin davacıyı yanıltması veya kusurundan dolayı davalı şirketin sorumlu tutulup tutulamayacağı olduğu, iv. Adı geçenin Temmuz 2013-Ağustos 2015 döneminde davalı şirkette çalıştığı, davacı ile yapılan araç satış sözleşmelerini şirket adına imzaladığı, anılan sözleşmelerin altındaki şirket kaşesinde H.Ç.nin adının yer aldığı, davacı vade tarihlerinde belirtilen tutarları ödediği hâlde havale açıklaması kısmında davalı şirketten araç satın alan başka kişilerin adlarının yazılı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumla ilgili olarak davalı şirketin davacıyı uyardığına dair dosyada herhangi bir bilgi veya beyanın bulunmadığı,v. Davalı şirketin sözleşme tarihinde davacının gönderdiği havale bedellerinden ve söz konusu bedellerin başka alıcılara ait borca ilişkin açıklamalar ile gönderildiğinden haberdar olmamasının olağan kabul edilemeyeceği, davalı şirketin basiretli bir tacir olarak davacıyı uyarması, adına havale yapılan kişiler ile arasında hukuki bir bağ olmadığı hâlde bu kişilerin borçlarına istinaden neden ödeme yaptığını davacıya açıklaması gerekirken, sessiz kalarak adına havale yapılan kişilere araçlarını teslim etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu,vi. Araç satış sözleşmeleri yapılması hususunda alıcılar ile görüşen, sözleşmeleri şirket adına yapan ve olay tarihinde davalı şirket çalışanı olan H.Ç.nin davacıyı yanılttığından davalı şirketin adam çalıştıran ve basiretli tacir olması sebebiyle sorumlu olduğu, dolayısıyla davacının sözleşme konusu aracın teslimini talep etmekte haklı olduğu,hususlarına yer verilmiştir. Mahkeme, anılan raporu hükme esas alarak davanın kabulüne ve 11/8/2015 tarihli araç satış sözleşmesine konu aracın yargılamada davacı taraf olan başvurucuya teslimine karar vermiştir. Davalı şirketin istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) davalının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun bankaya giderek aracın satış bedelini davalı şirket hesabına havale ettiği belirtilmiş, aralarında hiçbir hukuki bağ olmayan kişilerin borçlarına karşılık yapılan ödemelerin neden bu şekilde yapıldığını sorgulaması gereken tarafın ödemeleri yapan ve havale dekontlarına ilgisiz kişilerin isimleri şerh edildiğinde gerekli dikkat ve özeni göstermeyen başvurucu olduğu vurgulanmıştır. Kendi kusurlu hareketi ile dava dışı kişiler adına ödeme yapan başvurucunun bu ödemelere dayanarak sözleşmeye konu aracın teslimini isteyemeyeceği ifade edilmiştir. Söz konusu karar, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesince (Daire) onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu; istinaf cevap ve temyiz başvuru dilekçelerinde davalı şirketin olayda kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, nitekim davalı şirket tarafından ilgili personelin iş akdinin feshedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, nihai hükmü 26/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 19/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.