Başvuru, üzerinde ruhsatlı akaryakıt istasyonu bulunan taşınmazın vasfının imar planında tarım alanı olarak belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, üzerinde ruhsatlı akaryakıt istasyonu bulunan taşınmazın vasfının imar planında tarım alanı olarak belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/6/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, akaryakıt ticareti işiyle iştigal eden bir limitet şirkettir.A. Olayın Arka Planı Sakarya'nın Akyazı ilçesi Uzunçınar Mahallesi'nde kâin 104 ada 828 parsel numaralı ve İstanbul-Ankara D100 kara yolu üzerinde bulunan taşınmazın maliki O.N.S.nin talebi üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü Yollar Bölge Müdürlüğünün 1/10/1964 tarihli yazısıyla söz konusu taşınmaz üzerinde işlem ekindeki plana uygun olmak koşuluyla geçici akaryakıt istasyonu inşasına izin verilmiştir. İşlem ekindeki planda ise "Karayolları Genel Müdürlüğünün istediği zaman tesisin kara yolu ile irtibat yolunu kapatabileceği ve ruhsat sahibinin hiçbir hak talep edemeyeceği" notu yer almaktadır. Taşınmaza ilişkin olarak herhangi bir mevzi imar planı bulunmamaktadır. Başvurucu 7/5/1999 tarihli tapu senediyle taşınmazın tamamını "Büfe, tuvalet, jeneratörü havi benzin istasyonu" vasfıyla 000 TL (000 TL) bedelle satın almıştır. Başvurucu anılan tesisi akaryakıt istasyonu işletmek üzere -kendi beyanına göre- 1999 yılında K. Ltd. Şti.ne kiralamıştır. Adapazarı (Sakarya) Büyükşehir Belediyesi (Büyükşehir Belediyesi) tarafından 26/7/2005 tarihinde kiracı adına gayrisıhhi müesseselere ait açılış ve çalışma ruhsatı düzenlenmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 18/7/2005 tarihinde başvurucunun kiracısı adına akaryakıt satış ruhsatı tanzim edilmiştir. Başvurucunun beyanına göre kiracılık ilişkisi 30/1/2006 tarihinde sona ermiş, bu tarihten sonra istasyonu satmak istemişse de satış ilanıyla ilgilenenler taşınmazın tapu bilgilerini dikkate alarak alıştan vazgeçmiştir. Başvurucu 30/1/2006 tarihinden sonra akaryakıt istasyonunu işletmemiş veya işletilmek üzere kiraya vermemiştir. Kiracı adına düzenlenen lisans, kiracının dağıtım şirketiyle olan ve 2006 yılında dolan sözleşmesinin yenilenmediği gerekçesiyle EPDK tarafından 5/8/2011 tarihli işlemle iptal edilmiştir. Ancak bu işlem başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Başvurucu, sonradan EPDK'ya yaptığı başvuru üzerine EPDK'nın verdiği 13/9/2018 tarihli cevapla bu işlemden haberdar olduğunu belirtmiştir. Taşınmaz 28/5/2008 tarihinde revizyon görerek 101 ada 4 parsel numarasına dönüşmüştür. Ayrıca söz konusu taşınmaz, Büyükşehir Belediyesi Meclisince 8/4/2013 tarihinde onaylanan 1/000 ölçekli nâzım imar planında "tarımsal niteliği korunacak alan" kapsamında kalmıştır. Başvurucu -kendi beyanına göre- bir alıcı adayının taşınmazın imar planında tarla olarak gözüktüğü yönündeki uyarısı üzerine 4/9/2013 tarihinde Büyükşehir Belediyesine başvuruda bulunarak akaryakıt istasyonunun imar planına işlenmesini talep etmiştir. Zabıta Dairesi Başkanlığı tarafından İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığına gönderilen 19/9/2013 tarihli yazıda, 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un geçici maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine atıfta bulunularak 1975 yılından önce inşa edilen tesisin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni almasının zorunlu olmadığı belirtilmiştir. İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığının başvurucuya verdiği 25/10/2013 tarihli cevapta, akaryakıt istasyonuna ait herhangi bir planın olmadığı vurgulanarak imar planında taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak işlenebilmesi için 1/000 ve 1/000 ölçekli imar planlarının hazırlatılarak Büyükşehir Belediyesine başvurulması gerektiği açıklanmıştır. Başvurucu bu sefer 28/5/2014 tarihinde Akyazı Belediyesine başvurarak plan değişikliği için ilgili kurumlardan görüş sorulmasını talep etmiştir. Akyazı Belediyesince sorulması üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 14/11/2014 tarihli yazıyla, D100 kara yolunun Akyazı kavşağı ile Kuzey Marmara otoyolu D100 kesişimi bölgesinde kalan taşınmazın akaryakıt istasyonu amaçlı olarak kullanılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Akyazı Belediyesi 5/12/2014 tarihli yazıyla, Karayolları Genel Müdürlüğünün olumsuz görüş belirttiğini başvurucuya bildirmiştir. B. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucu 11/8/2015 tarihinde Büyükşehir Belediyesine müracaat ederek yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bulunan akaryakıt istasyonunun imar planına işlenememesi sebebiyle oluşan zararları karşılığında 000 TL tazminat ödenmesini talep etmiştir. Başvurucunun talebi 12/8/2015 tarihli yazıyla reddedilmiştir. Başvurucu 8/10/2015 tarihinde Sakarya İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) Büyükşehir Belediyesi aleyhine tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak işletilmesi yönünden kazanılmış hakkı bulunduğu hâlde Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan imar planlarına taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak işlenmemesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere 000 TL tazminat talebinde bulunmuştur. İdare Mahkemesi 2/11/2015 tarihinde davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar vermiş ise de itiraz üzerine bu karar, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 13/12/2016 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma üzerine İdare Mahkemesi yargılamaya kaldığı yerden devam etmiştir. Büyükşehir Belediyesinin savunma yazısında; plan değişikliği yapılamamasının asıl sebebinin Karayolları Genel Müdürlüğünün olumsuz görüşü olduğu, bu nedenle husumetin Karayolları Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği belirtilmiştir. Savunma yazısında esasla ilgili olarak ise başvurucunun akaryakıt istasyonunun planlara işletilememesinde Büyükşehir Belediyesinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı iddia edilmiştir. İdare Mahkemesi 18/12/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle şunlar belirtilmiştir:i. Davalı idarenin taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletilmesini engelleyici hiçbir fiili bulunmamaktadır. Davalı idarenin taşınmazın bulunduğu bölgeyi 1/000 ölçekli nâzım imar planına akaryakıt istasyonu olarak işlememesi tek başına idareyi tazminat ödemekle yükümlü kılmamaktadır. ii. Akaryakıt istasyonu vasıflı taşınmazın imar planlarına akaryakıt alanı olarak işlenmemesi Karayolları Genel Müdürlüğünün otoyol projesi sebebiyle uygun görüş vermemesinden kaynaklanmıştır. Akaryakıt istasyonuna 2981 sayılı Kanun uyarınca 26/7/2005 tarihinde gayrisıhhi müesseselere ait açılış ve çalışma ruhsatı verilmiş olması taşınmazın akaryakıt alanı olarak imar planlarına işlenmesi yönünde başvurucuya kazanılmış hak bahşetmemektedir. iii. Başvurucunun akaryakıt istasyonunun işletilmesinde ve kullanılmasında herhangi bir kısıtlılık hâlinin olmadığı ve taşınmaz üzerinde her türlü tasarrufta bulunabileceği dikkate alındığında 1/000 ölçekli nâzım imar planında taşınmazın "tarımsal niteliği korunacak alan" olarak bırakılmasından kaynaklanan zarardan da bahsetmek mümkün değildir. iv. Kaldı ki söz konusu akaryakıt istasyonunun 2006 yılından beri mevcut durumu ile işletilmemesi, kiraya verilememesi veya satılamamasında idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur da bulunmaktadır. v. Bu durumda davalı idarenin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığından başvurucunun maddi tazminat talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde dava dilekçesindekilere ek olarak İdare Mahkemesinin gerekçesinin çelişkili olduğunu ileri sürmüştür. Karayolları Genel Müdürlüğünün olumsuz görüşünden kaynaklı olarak anılan idareye karşı dava açtığını hatırlatan başvurucu, İdare Mahkemesinin sözü edilen davayı da benzer gerekçelerle reddettiğini belirtmiş; bunun bir çelişki oluşturduğunu ifade etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi 18/3/2019 tarihinde istinaf istemini esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 23/5/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 2981 sayılı Kanun'un geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Aşağıda belirtilen yapılar imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni alınmış yapılar olarak kabul edilir. ......b) 6785 sayılı İmar Kanununun ek madde 8 kapsamına giren alanlarda 10 Ocak 1975 tarihinden önce yapılmış yapılar,..." 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Belediye sınırları ve mücavir alanları içinde ... her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin verilebilir. Akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesi şarttır. Bu istasyonlara çalışma ruhsatı büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi tarafından verilir"