Başvurucu, çalıştığı kamu bankasının, engelli olması nedeniyle kendisini terfi ettirmediğini ve yükselme sınavı hakkında bilgi edinme başvurusunda bulunması nedeniyle il dışına tayin edildiğini, tayinler nedeniyle emekli olmak zorunda kaldığını, söz konusu uygulamalar nedeniyle açtığı tazminat davasının bozma dışı kalan hususlar açısından kesinleştiğini ve aleyhine sonuçlandığını belirterek, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, çalıştığı kamu bankasının, engelli olması nedeniyle kendisini terfi ettirmediğini ve yükselme sınavı hakkında bilgi edinme başvurusunda bulunması nedeniyle il dışına tayin edildiğini, tayinler nedeniyle emekli olmak zorunda kaldığını, söz konusu uygulamalar nedeniyle açtığı tazminat davasının bozma dışı kalan hususlar açısından kesinleştiğini ve aleyhine sonuçlandığını belirterek, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru 8/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 29/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 25/3/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, bir kamu bankasının merkez teşkilatında engelli kadrosunda yönetmen yardımcısı olarak çalışmakta iken, 26/9/2004 tarihinde yönetmenlik sınavına katılmış, sınavın yazılı aşamasında başarılı olmuş, ancak mülakat sınavında 59,70 puan alarak başarısız sayılmıştır. Başvurucu, mülakatta ayrımcılık yapılarak elendiğini ileri sürdüğü bu sınava ilişkin bilgi edinme hakkı çerçevesinde bilgi ve belge talep etmiştir. Başvurucu 17/3/2005 tarihinde Eskişehir şubesine yönetmen yardımcısı olarak atanmış, itiraz etmesi üzerine görev yeri Ankara Dikmen şubesi olarak değiştirilmiştir. Başvurucu daha sonra 10/3/2008 tarihinde Kütahya ili Domaniç şubesine aynı unvanla atanmış, başvurucunun 2/7/2008 tarihi itibarıyla emekliye ayrılacağını bildirmesi üzerine atama işleminden vazgeçilmiştir. Başvurucu, emeklilikten vazgeçtiğini bildirmesi üzerine, 12/6/2008 tarihinde Kütahya iline aynı unvanla atanmıştır. Başvurucu 17/6/2008 ve 21/11/2008 tarihli dilekçeleriyle sağlık nedenlerini ve engelli olduğu hususunu da belirterek merkez teşkilatında bir göreve atanmayı talep etmiş, istemi reddedilmiştir. Başvurucu 15/1/2009 tarihinde emekli olmuştur. Başvurucu 24/11/2009 tarihinde açtığı davada; engelli olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde yönetmenlik sınavı mülakatında elendiğini, sonraki yükselme sınavlarına çağrılmayarak görevde yükselmesinin engellendiğini, isteği dışında farklı şubelere atamasının yapıldığını, bu uygulamalar sonucunda sağlığının iyice kötüye gittiğini, tayin baskısı altında bırakıldığını ileri sürerek yer değiştirme tazminatı, yolda geçen süre için izin ücreti, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, Kütahya ilinde konaklama bedeli, yönetmen ve bölüm müdürü unvanının verilmemesinden kaynaklı tazminat, 65 yaşına kadar çalışma karşılığı tazminat, ayrımcılık, kötü niyet ve ihbar tazminatları ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Ankara İş Mahkemesi, 30/3/2012 tarihli ve E.2009/1621, K.2012/237 sayılı kararıyla, davacının yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ayrımcılık tazminatı ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, diğer istemlerin reddine hükmetmiştir. Tarafların temyiz istemi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/1/2013 tarihli ve E.2012/10838, K.2013/822 sayılı ilâmıyla bozulmuştur. İlâm gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Davacı, işverenin yerini değiştirmesi nedeniyle manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş, Mahkemece davacının Ankara’da çalışmakta iken Eskişehir’e atamasının yapıldığı, atamanın norm kadro çalışmaları kapsamında yapıldığına dair delil bulunmadığı, nakil hakkının iyiniyet ve eşitlik ilkelerine aykırı kullanıldığı gerekçesiyle talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda davacı, işverenin yerini değiştirmesi nedeniyle manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş ise de, dava konusu olayda manevi tazminatın koşulları oluşmamıştır. Bu olay nedeniyle davacı ile davalı arasında, cismani bütünlüğe veya kişiliğe yapılan bir saldırı söz konusu değildir. Dosya içeriğine göre, davacı 17/3/2005’te Ankara’dan Eskişehir Şubesine atanmış, itirazı üzerine ataması durdurularak Ankara Şubesinde görevlendirilmiştir. Dava tarihi ise 24/11/2009 olup, atamanın üzerinden dört yılı aşkın bir süre geçmiştir. Somut olayda ispat yükü davacıya ait olup, davacı atama nedeniyle zarar gördüğü iddiasını da ispatlayamamıştır. Buna göre manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." Anılan ilâm 19/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu manevi tazminat dışında kalan kısımlar için 8/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Davalı tarafından 22/4/2013 tarihinde, bozma kararında değerlendirildiği anlaşılan ayrımcılık tazminatı hakkındaki sonucun sehven yazılmadığı ileri sürülerek maddi hatanın düzeltilmesi dilekçesi verilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin 31/10/2013 tarihli ve E.2013/19144, K.2013/22885 sayılı ilâmıyla, davalının temyiz itirazları yönünden manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatı açısından değerlendirme yapıldığı ve bozmadan önceki takrir raporları ile dosya içeriği tekrar incelendiğinde ayrımcılık tazminatının da açıkça reddine karar verildiğinin anlaşıldığı belirtilerek, kararın yazımında düşülen maddi hata sebebiyle yukarıda belirtilen Yargıtay ilâmı kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararının ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminata ilişkin kısımları bozulmuştur. İlâm gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir. Davacı, işverenin yerini değiştirmesi sebebiyle manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davacının Ankara’da çalışmakta iken Eskişehir’e atamasının yapıldığı, atamanın norm kadro çalışmaları kapsamında yapıldığına dair delil bulunmadığı, nakil hakkının iyiniyet ve eşitlik ilkelerine aykırı kullanıldığı gerekçesiyle talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda davacı, işverenin yerini değiştirmesi sebebiyle manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş ise de dava konusu olayda ayrımcılık ve manevi tazminat isteklerinin şartları oluşmamıştır. Bu olay sebebiyle davacı ile davalı arasında, cismani bütünlüğe veya kişiliğe yapılan bir saldırı söz konusu değildir. Dosya içeriğine göre, davacı 17/3/2005'te Ankara’dan Eskişehir Şubesine atanmış, itirazı üzerine ataması durdurularak Ankara Şubesinde görevlendirilmiştir. Dava tarihi ise 24/11/2009 olup, atamanın üzerinden dört yılı aşkın bir süre geçmiştir. Somut olayda ispat yükü davacıya ait olup, davacı atama sebebiyle zarar gördüğü iddiasını da ispatlayamamıştır. Şartları oluşmayan ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir." Ankara İş Mahkemesi, 11/12/2013 tarihli ve E.2013/388, K.2013/1142 sayılı kararıyla bozmaya uyarak ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminata ilişkin istemleri reddetmiş, bozma konusu yapılmayan alacakların ise önceki hüküm gibi kabulüne hükmetmiştir. Anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/5/2014 tarihli ve E.2014/13622, K.2014/13459 sayılı ilâmıyla onanmıştır. B. İlgili Hukuk 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı maddesi şöyledir: “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. …İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”