DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2486 E. , 2024/3070 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2486 Karar No : 2024/3070 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Daire Başkanı Hukuk Müşaviri ... 2-... İl Özel İdaresi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/3278, K:2024/3025 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmekted…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2486 E. , 2024/3070 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2486 Karar No : 2024/3070 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Daire Başkanı Hukuk Müşaviri ... 2-... İl Özel İdaresi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/3278, K:2024/3025 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Amasya ili, Merzifon ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın, alanda bulunan jeotermal kaynağın kullanımına yönelik tesislerin yapılabilmesi için Amasya İl Özel İdaresi tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 24/02/2023 tarih ve 32114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23/02/2023 tarih ve 6857 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/3278, K:2024/3025 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği; burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelelik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde bulunan jeotermal kaynakları kullanarak jeotermal sera, otel, soğuk hava depoları, balık çiftlikleri ve kurutma tesisleri yapılmasının planlandığından bahisle Amasya İl Encümenince ... tarih ve ... sayılı kamu yararı kararı alındığı, davalı idarelerin savunma dilekçelerinde, proje sahibinin teklifinin en hızlı ve en fazla yatırımı içermesi sebebiyle acele kamulaştırma yönteminin tercih edildiği ifadelerine yer verildiği, Dairelerinin 24/05/2023 ve 17/10/2023 tarihli ara kararları ile acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan onaylı projenin dosyaya sunulması istenildiği halde buna ilişkin bilgi ve belgenin de dosyaya ibraz edilmediği, Uyuşmazlıkta, her ne kadar kamu yararının varlığından bahsedilebilir ise de, acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenlerin açıkça ve acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı görüldüğünden, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" gerçekleşmediğinden, Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, 5686 sayılı Kanun hükümlerine göre sınırları belirlenmiş bir alanda jeotermal kaynak arama ve işletme faaliyetlerinin icra edilebilmesi için arama ve işletme ruhsatı verilebileceğinin öngörüldüğü, söz konusu ruhsatların kaynaktan jeotermal, sera, otel, soğuk hava depoları, balık çiftlikleri ve kurutma tesisleri kurma ve yararlanmada da geçerli olduğu, proje sahibinin teklifinin en hızlı ve en fazla yatırımı içermesi sebebiyle acele kamulaştırma yönteminin tercih edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : 5686 sayılı Kanun'un "İrtifak ve kamulaştırma" başlıklı 12. maddesinde; işletme ruhsatı süresince sadece sondaj yerleri ve isale hattı, kaptaj gibi gerekli olan yerler için kamulaştırma veya irtifak hakkı talebinde bulunulabileceği düzenlenmiş olup, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde bulunan jeotermal kaynaklar kullanılarak jeotermal sera, otel, soğuk hava depoları, balık çiftlikleri ve kurutma tesisleri yapılması amacıyla kamulaştırılmanın yasal olarak mümkün olmadığı ve bu amaçla tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma kararında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir... ..." düzenlemesi yer almaktadır. 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun "İrtifak ve kamulaştırma" başlıklı 12. maddesinde; ... (2) İşletme ruhsatı süresince sadece sondaj yerleri ve isale hattı, kaptaj gibi gerekli olan yerler için taşınmazın sahibi ile anlaşma sağlanamaz ise ruhsat sahibi, idareye müracaat ederek kamulaştırma veya irtifak hakkı talebinde bulunabilir. Talep, idarece incelenip değerlendirildikten sonra uygun bulunması halinde kamu yararı kararı alınır..." hükmü bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açık olup, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, 5686 sayılı Kanun'un 12. maddesinde belirtilen kamulaştırma için gerekli koşulların gerçekleşmesi ve tarım arazisi niteliğinde bulunan taşınmazın, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması koşuluyla, kamu yararının varlığından bahsedilebilir ise de, davalı idarelerin, proje sahibinin teklifinin en hızlı ve en fazla yatırımı içermesi olarak belirtilen gerekçenin, acelelik halini ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenler olarak kabulüne olanak bulunmadığından, acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak nedenlerin, objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı görülmüştür. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" gerçekleşmediğinden, acele kamulaştırmaya yönelik Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptali yönündeki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/05/2024 tarih ve E:2023/3278, K:2024/3025 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 28/11/2024 tarihinde gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın aynen onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.