başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucular batmanın merkez ilçesi köyü sınırlan içinde bulunan bir kısım tarım arazisinin belirli oranlarda malikidirler başvurucuların maliki oldukları tarım arazilerinde tarihinde anız yakıldığının tespit edildiği gerekçesiyle her bir başvurucu adına maliki oldukları tarım arazisinin büyüklüğüne göre belirlenen tl tl ve tl tutarında idari para cezalan işlemi uygulanmıştır başvurucular tarafından söz konusu idar
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucular batmanın merkez ilçesi köyü sınırlan içinde bulunan bir kısım tarım arazisinin belirli oranlarda malikidirler başvurucuların maliki oldukları tarım arazilerinde tarihinde anız yakıldığının tespit edildiği gerekçesiyle her bir başvurucu adına maliki oldukları tarım arazisinin büyüklüğüne göre belirlenen tl tl ve tl tutarında idari para cezalan işlemi uygulanmıştır başvurucular tarafından söz konusu idari para cezasına ilişkin işlemlerin iptal edilmesi talebiyle batman mahkemesinde dava açılmıştır başvurucular dilekçelerinde çok sayıda tarım arazisinin yan yana bulunduğuna dikkat çekerek herhangi bir arazide başlayan yangının rüzgarın etkisiyle diğer arazilere sıçradığını kendi arazilerindeki yangının da bu şekilde meydana gelmiş olabileceğini ileri sürmüşlerdir başvurucular aynca ekilen mısırların tarım makinesi yardımıyla hasat edilmesi sırasında bazı mısır koçanlarının makine içine girmeden saman koçanları arasına karışabildiğini bu durumu bilen ve geri kalan mısır koçanlarını bulup satmak isteyen çocukların yöresel bir alışkanlık olarak mısır koçanlarını ateşe verdiklerini ve bu şekilde çıkan yangının kısa sürede yayılabildiğini ifade etmişlerdir batman mahkemesinin ve tarihli kararlarıyla davaların reddine hükmedilmiştir kararların gerekçesinde tarım arazilerinde her zaman gerçekleştirilebilen anız yakma eyleminde anızı bizzat yakan kişinin idare tarafından tespit edilmesi olanağının bulunmadığı anızı bizzat yakan kişinin tespit edilememesi sonucu idari yaptırım uygulanmaması halinde ise tarım arazisinin veriminin yok olmasına çevre kirliliğine ve yangınlara sebebiyet verileceği dolayısıyla anız yakma eyleminin yaptırımsız kalmaması amacıyla anızı yakan kişinin taşınmazın maliki konumunda bulunan başvurucular olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir gerekçeli kararların ilgili kısımlan şöyledir yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca tarım alanlarında anız yakılmasının yasak olduğu ancak valiliklerin kontrolü ile anız yakılmaya izin verilebileceği söz konusu izin olmaksızın anız yakılması halinde ise anız yakanlara idari para cezası verileceği anlaşılmaktadır buna göre anız yakılması nedeniyle idari para cezasının anız yakanlara verileceği anlaşıldığından anız yakılan taşınmazın maliki olan davacıya idari para cezası verilip verilemeyeceğinin tespiti gerekmektedir başvuru numarası karar tarihi cezaların şahsiliği ilkesi gereğince idari para cezasına konu olan fiil kim tarafından işlenmiş ise ceza sorumluluğunun da o kişiye ait olması gerekmektedir bununla birlikte tarım arazilerinde her zaman gerçekleştirilebilme olanağı bulunan anız yakma eyleminde anızı yakan kişinin idare tarafından bilinmesine olanak bulunmamaktadır anızı bizzat yakan kişinin tespit edilmemesi halinde idari yaptırım uygulanmaması durumunda tarım arazisinin veriminin yok olmasına çevre kirliliği ve yangınlara sebebiyet veren anız yakma eyleminin yaptırımsız kalacağı açıktır bu nedenle anız yakanlar ifadesinin çocuğunu gönderip anızı çevre tarlalarda başlayan anız yangınının kendi tarlasına geçeceğini bildiği halde hiçbir girişimde bulunmayarak sessiz kalanlar vb tarlasında yakılmasına açık ya da örtülü olarak rıza gösterenleri de kapsadığının kabulü gerekmektedir olayda davacının maliki olduğu ve parsel sayılı taşınmazda bulunan anızın yakıldığının tespit edildiği ve batman il merkezine km ve köy meskun alanı olay mahalline gidildiğinde yakan kişiye ait herhangi bir bulguya rastlanılmadığı görülmekle birlikte davacı tarafından da köy meskun alanında maliki olduğu taşınmazının yakıldığı yönünde herhangi bir ihbar suç duyurusu vb başvuruda bulunulmaması karşısında anızı yakan kişinin ancak suçüstü halinde yakalanabileceği bunun da yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda mümkün olmadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda anızı yakan kişinin taşınmazın maliki olan davacı olduğunun kabulü gerekmektedir vurgulamalar anayasa mahkemesince yapılmıştır başvurucuların üzerine diyarbakır bölge mahkemesinin ve tarihli kararları ile mahkeme kararlarının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir başvurucuların karar düzeltme talebi aynı bölge mahkemesinin ve tarihli kararları ile reddedilmiştir başvurucular tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır iv a ulusal hukuk tarihli ve sayılı çevre kanununun ek maddesinin c bendi şöyledir anız yakılması çayır ve meraların tahribi ve erozyona sebebiyet verecek her türlü faaliyet yasaktır ancak ikinci ürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan eylem planı çerçevesinde ve valiliklerin sorumluluğunda kontrollü anız yakmaya izin verilebilir sayılı kanunun maddesinin numaralı bendinin ilgili kısmı şöyledir bu kanunun ek inci maddesinin c bendine aykırı olarak anız yakanlara her dekar için türk lirası idari para cezası verilir anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile meskun mahallerde işlenmesi durumunda ceza beş kat artırılır başvuru numarası karar tarihi b uluslararası hukuk avrupa hakları sözleşmesi avrupa hakları sözleşmesinin sözleşme adil yargılanma hakkı kenar başlıklı maddesinin numaralı fıkrası şöyledir kendisine bir suç isnat edilen herkes suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır avrupa hakları mahkemesi avrupa hakları mahkemesi suçluluk karinelerine ve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir göre sözleşmenin maddesinin numaralı fıkrasında korunan masumiyet karinesi a mahkemelerin kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını b ispat yükünün iddia makamına ait olmasını ve c her türlü şüpheden sanığın yararlandırılmasını gerektirmektedir bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddia makamından savunmaya devredilmesi kural olarak masumiyet karinesi ihlal edecektir b no b no başvurusunda fiili veya hukuki karinelerin her hukuk sisteminde bulunabileceğini sözleşmenin kural olarak bu karineleri yasaklamadığını ifade etmiştir ancak taraf devletlerin ceza kanunlarıyla ilgili olarak bu meselede belli sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulamaktadır göre maddenin numaralı fıkrası sadece mahkemeler tarafından usul kurallarının uygulanması sırasında saygı göstermekten ibaret bir güvence içermemektedir dahası maddenin numaralı fıkrasında geçen hukuka uygun olarak ibaresi iç hukuka referansla yorumlanamaz bu şekildeki bir yorum yasama organının mahkemelerin doğal değerlendirme yetkisini kaldırma ve masumiyet karinesini özünden yoksun bırakma hususunda serbest olması sonucunu doğuracaktır böylesi bir durumun adil yargılanma hakkını ve özellikle masum sayılma hakkını koruma altına almak suretiyle hukuk devletinin temel bir ilkesini güvenceye bağlayan maddenin amaç ve hedefleriyle uzlaştırılması mümkün değildir bu nedenle maddenin numaralı fıkrası ceza kanunlarında düzenlenen hukuki ve fiili karinelere de kayıtsız değildir söz konusu fıkra devletlerin bu karineleri ihtilaf konusu meselenin önemini dikkate alan ve savunma tarafının haklarını gözeten makul çerçevelerle sınırlamasını gerektirir sözleşmeci devletlerin ceza kanunlarına karine davanın konusunun önemi ile savunma tarafının hakları arasında adil bir denge kurma yükümlülüğü altında bulunduklarını ifade etmektedir diğer bir ifadeyle göre başvurulan araç ile ulaşılmak istenen meşru amaç arasında makul bir orantının var olması gerekir b no b no başvurusunda varsayıma dayalı olarak mahkumiyet kararı verilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiğine ilişkin şikayeti değerlendirmiştir olayda yasa dışı yollardan uyuşturucu madde ithal etme ve gümrük kaçakçılığı yapma suçlarından verilen mahkumiyet kararının ilgili gümrük mevzuatında öngörülen kaçak malları mülkiyetinde bulunduran kişinin gümrük kaçakçılığı suçundan sorumlu tutulacağı yönündeki karineye dayandırıldığı ileri sürülerek masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir yaptığı değerlendirmede başvurucunun başvuru numarası karar tarihi savunma araçlarından tamamıyla mahrum bırakılmadığının ve aleyhine yüklenen karinenin aksi ispat edilemez türden olmadığının altını çizmiştir fransız derece mahkemelerinin karar verirken maddi olayı dikkatli bir şekilde değerlendirdiklerini dava dosyasında bulunan delilleri temel alarak mahkumiyet kararı verdiklerini ilgili mevzuatta yer alan karinelere otomatik bir şekilde dayanmaktan kaçındıklarını belirtmiş ve bu nedenle şikayet konusu olayda masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır v