Başvuru, gözaltında kötü muameleye maruz kalma ve bu olay hakkında yapılan ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltında kötü muameleye maruz kalma ve bu olay hakkında yapılan ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 4/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. 2/9/2016 tarihinde tutuklanmasına karar verilen başvurucu 29 gün gözaltında kalmıştır. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde (TEM Şube Müdürlüğü) nezarethane birimi olmaması nedeniyle başvurucunun Asayiş Şube Müdürlüğüne ait nezarethanede tutulduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. 2/9/2016 tarihinde başvurucunun Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yapılan sorgusu sırasında darbedildiğini beyan etmesi üzerine konuya ilişkin ayrı bir soruşturma yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 18/11/2016 tarihinde ayırma kararı verilerek soruşturma başlatılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma kapsamında başvurucunun sağlık raporları dosyaya getirtilmiştir. Başvurucunun 2/9/2016 tarihli adli muayene (gözaltı çıkış) raporunda sol göz altında yaklaşık 3x1 cm alanda morluk, sağ uyluk ön üst tarafta yaklaşık 1x1 cm morluk tespit edilmiştir. Aynı gün alınan ceza infaz kurumu giriş raporunda sol suborbitalde (gözün alt kısmı) 1x2 cm ekimoz, sağ femurda (uyluk kemiği) 1x1 cm eski ekimoz tespit edildiği kaydedilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumundan başvurucunun yaralanmalarını kendisinin yapmasının mümkün olup olmadığı yönünde rapor düzenlemesini istemiştir. Adli Tıp Kurumu, düzenlediği raporda söz konusu lezyonların yerleşim yerleri ve nitelikleri gözönüne alındığında yaralanmanın başkasının eylemiyle meydana gelebileceği gibi kişinin kendi eylemiyle de oluşmasının tıbben mümkün olduğu ancak mevcut bulgularla tıbben bunun ayrımının yapılamayacağını bildirmiştir. Dosya kapsamında başka bir sağlık raporuna rastlanmamıştır. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı 21/11/2016 tarihinde başvurucunun beyanını almıştır. Başvurucunun beyanı şöyledir:"Gözaltına alındıktan sonra 25/08/2016 gece saat: 22:00 sıralarında nezarethaneden çıkarıldıktan sonra Asayiş Müdürlüğü Binası içerisinde bulunan ve kapısında müdür odası yazan aynı zamanda kapı çıkışının sağ tarafında boy aynası bulunan makam odasına götürüldüm. Burada sol tarafta büfe, cm önünde duran makam takımı vardı. Odada 2 kişi mevcuttu. Bunlardan birincisi bıyıklı, yanlardan hafif kır ve geriye taranmış saçlı, esmer sayılabilir 45-50 yaşlarında, 75-80 boylarında kot pantolon giyen kişiydi. İkinci şahıs, kısa boylu, hafif toplu, yaşça birinci şahıstan daha genç, sakalsız, kumral, uzun ve hafif kıvırcık saçlı, yine kot pantolon giymiş bir kişiydi. Birinci şahıs beni burada darp etti. İkinci şahıs herhangi bir müdahalede bulunmadı. Doktor raporunda görülen kaşımda yara ve göz altı morluğu bugün gerçekleşti. Gerçekleştiren kişi birinci şahıstı. Sonrasında tekrar nezarethaneye götürüldüm. Hatırladığım kadarıyla bir saat boyunca bu kişilerle aynı odada kaldım.26/08/2016 tarihinde ise yine saat 22:00 sıralarında nezarethaneden alınarak tarif ettiğim müdür odasına tekrar götürüldüm. Burada ilk olarak saydığım iki kişi dışında bir üçüncü kişi daha vardı. Bu kişi 85 boylarında, kalıplı ve kilolu, sarışına yakın kumral tenli, tahminen ela gözlü, düz kahverengi saçlı ve bebek yüzlü, 38 yaşında bir şahıstı. Bu şahıs da kot pantolon giymişti. Burada birinci ve üçüncü şahıslar beni darp ettiler. İkinci şahıs beni tutarak bu kişilere yardım etti. Beni odada bulunan dolabın önüne yatırdılar, eşofmanımı indirmeye çalıştılar ancak indirmediler ve fiziki temasta bulunmadılar. Birinci şahıs bana 'sana tecavüz ederim' dedi. Bu olay üzerine ben odadan kaçmak için hamle yaptım. Kapıyı açıp 'adam öldürüyorlar' dedim. Sonra benim çıkmama engel oldular ve tekrar aynı şeyi yaptılar. "Senin fotoğraflarını çekeriz, evinin kapısının altından evineatarız" dediler. [Tehdit ile alakalı olayı daha önceki ifadelerinde neden anlatmadığı sorusu üzerine]: Mahkemede anlatmak aklıma gelmedi. Çok fazla gözaltında kaldım. Yaşadığım olay aynı zamanda utanç verici olduğu için anlatmadım.26/08/2016 gecesi yaşadığım olayı benimle birlikte gözaltında bulunan [B. ve F.G.]duyduklarını bana söylediler. Bu şahıslar hakkında yaşadığım olaylarla alakalı kısa bir konuşma yaptım.25/08/2016 günü birinci şahıs bana 'senin için özel geldik' dedi. Nereden geldiklerini söylemedi. 26/08/2016 günü kendilerinden davacı olacağımı, yaptıklarının insanlık suçu olduğunu söylediğimde beni bıraktılar ve sonrasında iyi davranmaya çalıştılar. Beni darp eden şahıslar emniyette ifademi yazılı şekilde alan polis memurları değildir. Bu kişiler bana karşı herhangi bir darp olayında bulunmadı. Bahsettiğim 3 kişiyi gözaltında kaldığım süre boyunca ara sıra görmeye devam ettim. Geldiklerinde beni nezarethaneden yanlarına çağırıyorlardı. Götürülüyordum ve bana hal hatır soruyorlardı. Çay ısmarlıyorlardı. Yine gözaltına alınma sebebimle alakalı sorular soruyorlardı." Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/11/2016 tarihinde Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize İşlerle Mücadele Şube Müdürlüğünden (KOM Şube Müdürlüğü) başvurucunun yakalama ve gözaltı sürecine ilişkin tutulan tutanaklar ile gözaltında kaldığı tarihleri kapsayacak şekilde nezarethane kamera görüntülerinin ve 25/8/2016 ile 26/8/2016 tarihlerine ait tüm kamera kayıtlarının gönderilmesi istenmiştir. 23/11/2016 tarihinde KOM Şube Müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği cevabi yazıda başvurucunun gözaltı işlemlerinin TEM Şube Müdürlüğü tarafından yapıldığını, ilgili belgelerin buradan istenmesi gerektiğini bildirmiştir. Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü 3/1/2017 tarihinde Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına başvurucunun Asayiş Şube Müdürlüğü nezarethanesinde tutulduğunu, kamera kayıtlarının geriye dönük 35 gün süreyle saklanması nedeniyle silindiğini bildirmiştir. Başvurucuya çeşitli tarihlerde tüm şube müdürlüklerinden karışık olarak seçilmiş polis memurlarının fotoğraflarının yer aldığı tutanaklar üzerinden teşhis işlemi yaptırılmış; başvurucu, bu kişiler arasında kendisini darbedenlerin bulunmadığını, ifadesinde belirttiği eşkâl bilgilerinin dikkate alınmadığını, fotoğrafların kalitesiz ve eski tarihli olduğunu, kendisini darbeden polis memurlarının sivil olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, kendisini darbeden polis memurlarından birine daha sonra adliye önünde rastladığını ve bu kişiye Turgay olarak seslenildiğini duyduğunu belirtmiştir. Emniyet İl Müdürlüğü sorulması üzerine Turgay isimli bir personelin mevcut olmadığını bildirmiştir. 30/8/2016 tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğünde bir tutanak tutulmuştur. Bu tutanağa göre başvurucunun gözünde morluk görülmesi üzerine yaralanmasının nasıl meydana geldiği kendisine sorulmuş, başvurucu banyoda kayıp düştüğünü ve gözünü lavaboya çarptığını beyan etmiş ancak tutanağı imzalamaktan imtina etmiştir. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun gösterdiği tanıkların beyanlarını almıştır. B.nin Cumhuriyet savcısı tarafından Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla alınan beyanı şöyledir:"Ben Bartın Rehberlik Araştırma Merkezi'nde çalıştım. Hüsnü Sarı da aynı dönemde Zonguldak Rehberlik Araştırma Merkezi'nde çalışıyordu. Bu sebeple kendisini tanırım. Aynı zamanda gözaltına alındığım sırada aynı yerde bulunuyorduk. Aynı tarihlerde gözaltına alınmıştık. Ben 15/08/2016 tarihinde gözaltına alındım. 12/08/2016'da Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirildim. 05/09/2016'da gözaltından çıkarıldım.Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Çevik Şubesi'ndeydik. Ben 6 numaralı odada kalıyordum. Hatırladığım kadarıyla bu odanın anahtarı üzerinde 'Cinayet Büro' yazıyordu. Hüsnü Sarı ise tuvaletin yanında bulunan demir parmaklıklı nezarethanede kalıyordu. İhtiyaç gidermek için tuvalete gittiğimde kendisini görüyordum. Çok kısa konuşuyorduk.Tarihini tam hatırlamadığım bir akşam sesler duydum. "Allahım yardım et, yardım edin" şeklinde feryatlar geliyordu. Bu sesler Hüsnü Sarı'dan geliyordu. Ertesi sabah lavaboya gittiğimde gözü morarmıştı. [Kendisinden ekimozu tarif etmesi istenince]:Sol gözünün sol kısmında kızarıklık şeklindeydi, tam mor değildi. Gözünün altında ve üst kısmında bu şekilde yara vardı. Ertesi gün bu izler morarmaya başlamıştı.Kendisine ne olduğunu sorduğumda darp ettiklerini söyledi. O gece dışında herhangi bir ses duymadım. Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir" Tanık F.G.nin Cumhuriyet savcısı tarafından SEGBİS aracılığıyla alınan beyanı şöyledir:"... Gözaltına 11/08/2016 tarihinde alındım. 06/09/2016 tarihine kadar gözaltında kaldım. Bu sırada gözaltında bulunan şahıslar fazla olduğu için bizi toplantı salonunda tutuyorlardı. Kapısı kilitli değildi. Ayrıca bizim tuvalet ve banyo ihtiyacımızı gidermek için çıktığımız yol güzergahında bu tuvalet ve banyonun yan tarafında bir nezarethane vardı. Bu nezarethanede Hüsnü Sarı isimli şahıs kalıyordu. İlk günler Hüsnü Sarı ile birlikte başka kişiler de vardı ancak daha sonra bu şahıslar o nezarethaneden gittiler. Uzun bir süre Hüsnü Sarı nezarethanede tek başına kaldı. Kendisini ihtiyaç gidermek için toplantı odasından çıktığımda görüyordum. Zaman zaman 'nasılsın' minvalinde kısa konuşmalar yaptım. 26/08/2016 tarihinde kendisinin gözünü mor şekilde gördüm. [Kendisinden ekimozu tarif etmesi istenince]:Sağ veya sol gözü olup olmadığını tam hatırlayamıyorum. Bir gözü tam göz altı ve göz kapağı simsiyah renkteydi. Kendisine ne olduğunu sorduğumda işkence yaptıklarını söyledi. O akşam bulunduğumuz odadan kendisinin bağırışma seslerini duydum. 'adam öldürüyorlar, kurtarın' şeklinde bağırıyordu.Hüsnü Sarı'nın bulunduğu odanın yanındaki nezarethane zaman zaman dolup boşalıyordu. Hüsnü Sarı ise sabit kaldı. Duyduğum sesleri [ B. ve T. ] isimli kişiler de duymuş. Bu kişileri gözaltındayken tanıdım, daha önceden tanımıyordum. Ayrıca benim gördüğüme göre işkence yapılacağı zaman yüksek sesli bir şekilde 'Ah Memedim Vah Memedim' şeklinde bir türkü çalınıyordu. Bu durumu duyduğum seslerden anladım.Şu anda Hüsnü Sarı ile birlikte aynı koğuşta kalıyorum. Bu tutuklandığımdan bu yana bu şekildedir. Kendisi benden 3-4 gün önce bu koğuşa gelmiş. Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir." Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı 15/11/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; müştekinin gerçekleştiğini iddia ettiği olaya ilişkin olarak tüm muhtemel emniyet personelinin fotoğraflarının üç kez gönderildiği halde müşteki tarafından teşhisinin gerçekleştirilemediği, adli tıp raporuna göre yaralanmanın kişinin kendi kendine de gerçekleştirebileceği bir yaralanma olarak tarif edildiği, süresi dolması sebebiyle olaya ilişkin kamera kayıtlarına ulaşmanın mümkün olmadığı, alınan tanık beyanlarında olay tarihinden bir gün sonrasında şüphelinin gözünün mor olduğunun belirtildiği, ancak yaralanmanın meydana geldiği gün yahut bir gün sonrasında mevcut lezyonun morarmasının mümkün olmadığı, yine tanık beyanlarının birebir görgüye dayalı olmadığı, müştekinin kendilerine anlatmasına dayalı olduğu, tanıkların aynı zamanda müşteki ile aynı koğuşta kalmaları, haklarında aynı terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturma yapılıyor olması sebebiyle müştekinin anlatımlarından etkilenmiş olabilecekleri, tanıkların yardım seslerinin geldiğini belirttikleri günlerin birbirini tutmadığı (tanık nin seslerin geldiği günün ertesinde morarmayı gördüğünü belirttiği, tanık F.nin ise gözünü mor şekilde gördükten sonra sesleri duyduğunu belirttiği) hususları birlikte değerlendirildiğinde müştekinin iddiası hakkında soruşturmaya devam edilmesini yahut kovuşturma aşamasına geçilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte delilin dosyaya yansımadığı..." Başvurucunun anılan karara yapmış olduğu itiraz reddedilmiştir. Başvurucu, itirazın reddi kararını 21/12/2018 tarihinde öğrenmiştir.