3. Hukuk Dairesi 2016/22680 E. , 2017/12892 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalılar ile ortaklaşa olarak ekin ektiklerini, 2013 Ağustos ay…
**3. Hukuk Dairesi 2016/22680 E. , 2017/12892 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalılar ile ortaklaşa olarak ekin ektiklerini, 2013 Ağustos ayında mahsulü kaldırıp depolarına çektiklerini, davalıların deposuna 73.640 kg davacının ambarına ise 55.340 kg buğday yıkıldığını, eşit şekilde bölüşme yapılması gerekirken 9150 kg buğdayın davalılar tarafından fazladan alıkonulduğunu belirterek, 9150 kg buğdayın mevcutsa aynen iadesine, olmadığı takdirde bugünkü değeri olan 6.405 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar; 2011 yılından beri ortak ekim yaptıklarını, 2013 yılı için geçmişe dönük hesaplaşma yaptıklarını, davacıdan alacaklı olmaları nedeniyle karşılık olarak buğday alındığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece; davalıların alacaklarının karşılığı olarak mahsulün alındığına dair yeterli bilgi ve belgeyi dosyaya ibraz ettikleri ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davada; taraflar arasında yapılan (sözlü) adi ortaklık sözleşmesi gereğince, elde edilen üründen, davacıya pay verilmemesi nedeniyle; davacının ortaklık payı talep edilmiştir. Bir ortak tarafından, ortaklık payının talep edilmesi; aynı zamanda tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu çerçevede değerlendirilip ele alınmalıdır. Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tarafların da kabulünde olduğu gibi "adi ortaklık" olarak nitelendirilmesi gerekirken, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri nazara alınmamış ve Türk Borçlar Kanununun 642. madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmemiştir. Ortaklık için yapılan tüm giderler, kar, zarar durumu değerlendirilmeden, ortaklığın dava tarihi itibariyle gerçek alacak ve borç miktarı tesbit edilmeden; davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.