10. Hukuk Dairesi 2022/2711 E. , 2023/5881 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3644 E., 2021/496 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/126 E., 2020/174 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen dosya üzerinden görülen davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve…
**10. Hukuk Dairesi 2022/2711 E. , 2023/5881 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3644 E., 2021/496 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/126 E., 2020/174 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen dosya üzerinden görülen davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararın davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya ait iş yerinde 16.02.2009-13.11.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, ücretinin ve sosyal haklarının resmi kayıtlarda ve bordrolarda görüldüğü gibi olduğunu, ücrete ek olarak yılda 4 maaş ikramiye ve sosyal paket verildiğini, günde bir öğün yemek ve servis hizmetinden yararlandığını, kazanın 16.04.2016 tarihinde davalı iş yerinde meydana geldiğini, iş yerinde ilaçların ham maddelerinin üretimlerinin yapıldığı reaktörlerde üretim bittikten sonra çeşitli kimyasallar da kullanılarak temizlik yapıldığını, temizlik yapılırken meydana gelen reaksiyon sonrasında reaktörde bulunan kaynar su ve sodyum hidroksit karışımının müvekkilinin üstüne boşaldığını, uzun süre tedavi olduğunu, bazı operasyonlar geçirdiğini, kalıcı hasar oluştuğunu, SGK tarafından sürekli iş göremezlik derecesinin %8,10 olarak belirlendiğini, bu nedenle gelir bağlanmadığını, kazanın işveren olan davalının yürüttüğü işin doğrudan yarattığı tehlikenin sonucunda, işverenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının gereklerine uygun davranmaması, gerekli tedbirleri almaması neticesinde meydana geldiğini belirterek, fazlaya ve manevi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili, 20.07.2020 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 145.198,37 TL maddi tazminatı kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davacı vekili, birleşen dava ile kaza nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının şirket nezdinde 16.02.2009- 13.11.2017 arasında çalıştığını, işinden ayrılırken tüm haklarının tam olarak ödendiğini, kazanın 16.04.2016 tarihinde gerçekleştiğini, kazayla ilgili detayların iş kazası bildirim formu ile sabit olduğunu, davacının üretim planlamasına göre 18.04.2016 pazartesi günü yapılması gereken ekipman temizliğini işlerinin yoğun olmamasından hareketle 16.04.2016 cumartesi günü yaptığını fakat bu değişiklikten dolayı üretim yöneticisinden bir onay almadığını veya bir ön bilgilendirme yapmadığını, davacının reaktör sıcaklık derecesine uzaktan baktığını ve ne var ki yanına gidip doğrulama kontrolünü yapmadığını, teknik olarak kontrollerini yapmadan kendisinin inisiyatif kullanarak kimyasal ilavesi yaptığını, bu hususta hiç kimseye de haber vermediğini, davalı işverenlikçe davacıya yaptığı iş ve alınması gereken güvenlik önlemlerine ilişkin tüm eğitimlerin uygulamalı olarak verildiğini, davalı işverenin tüm çalışanlarına iş güvenliği sağlık ve çevre konularında düzenli eğitimler verdiğini, kazaya uğrayan işçiye de kapsamda gerekli eğitimlerin verildiğini, işçinin adeta kazaya davetiye çıkarırcasına aldığı eğitime ve yıllara dayanan tecrübesine rağmen temizlemekle görevi olduğu makineye hatalı bir şekilde temizlemeye çalıştığını, kaza sonrası davacının tüm maddi zararları ve tedavi giderlerinin karşılandığını, ortada talep edilebilir bir zararının olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı iş yerinde geçirdiği iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %85, davacı işçinin %15 oranında kusurlu bulunduğu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen %8,1 sürekli iş göremezlik oranına göre hesaplanan maddi tazminat miktarından SGK gelirlerinin rücuya tabi kısmı tenzil edilmek suretiyle toplam 145.198,37 TL maddi tazminat sorumluluğu bulunduğu, ayrıca kusurlu bulunan davalının olayın meydana gelmesinden, davacının duyduğu elem ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, 1.Maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile 145.198,37 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.04.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.Manevi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.04.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, tüm maddi zararının ve tedavi giderinin karşılandığını, kusur raporunun hakkaniyete aykırı olduğunu, rapordaki "olayda kaçınılmazlık olmadığı" tespitinin hatalı olduğunu, hükme esas hesap bilirkişi raporunda maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, raporda tazminata esas aylık net ücretin, işçilik alacağıymış gibi hesaplandığını, oysa 5510 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; “ a) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise ödenek ve gelire esas alınacak günlük kazanç, ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca, %50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz” hükmü ile iş kazalarında yapılacak tazminat hesaplamalarına sınırlama getirildiğini,hesap raporunda ise ücret dışındaki ödemelerin buna göre hesaplanmadığını, ayrıca yol ve yemek yardımı arızi gelir hesabına dahil edilmişken, tazminata esas aylık net ücret hesabına bir kez daha mükerrer olarak eklendiğini, hesap raporunda aktif ve pasif dönem için uygulanan 96 10 artırım ve iskonto oranının da hatalı olduğunu, bilinmeyen dönem hesabında %10 artırım/ indirim değil %5 oranında artırım/ indirim yapılması gerektiğini, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu ve manevi tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olayın iş kazası olduğu, hükme esas kusur heyet bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, denetime elverişli, yasal düzenleme, içtihat, dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğu, davalının kusura ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığının tespit edildiği, davalı vekilinin maddi tazminat hesap yöntemine ve kabul edilen ücrete ilişkin istinaf nedenlerinin de yerinde görülmediği,manevi tazminat istemi yönünden de mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun bulunmuş olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe C.A Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Dosya içeriğine göre davacı lehine manevi tazminatın 10.000 TL olarak hüküm altına alındığı, bu tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. C.B. Davalı vekilinin, davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Dosya kapsamından, 16.04.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde davacının yaralandığı, sürekli iş göremezlik oranının %8,10 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %15, davalı şirketin %85 oranında kusurlu oldukları, davacının davalı işyerinde operatör olarak çalıştığı, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan ücret bordroları ve tanık beyanlarına göre Nisan/2016 tarihinde davacının net 1.862,70 TL ücret aldığı, yılda 4 defa 1 aylık ücret kadar ikramiye, her ay aile yardımı verildiği, ayrıca bazı aylarda yakacak ve gıda yardımı yapıldığı, her ay yemek ve servis (yol) hizmeti verildiğinin belirtildiği, hükme esas bilirkişi hesap raporunda bu hususların dikkate alındığı anlaşılmaktadır. 3. Hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda, ücrete ilişkin hesaplama yapılırken yemek ve yol yardımının mükerrer şekilde hesaba dahil edilmek suretiyle bulunan ücret tutarı üzerinden davacının maddi zararının hesaplanmış olması hatalıdır. 4.Öte yandan bozmadan sonra yapılacak yargılamada, davacı tarafın kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, hükme esas alınan hesap raporundaki işlemiş (bilinen) devre tarihi sonu olarak esas alınan 31.12.2020 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtmadan alınacak raporun hükme esas alınması gerektiği hususu da gözetilmelidir. 5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesinin maddi tazminata ilişkin kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.