3. Ceza Dairesi 2022/7276 E. , 2024/15982 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/601 E., 2020/192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi 26.09.2017 tarih, 2016/62 Esas - 2017/312 sayılı Kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebepleri…
**3. Ceza Dairesi 2022/7276 E. , 2024/15982 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/601 E., 2020/192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi 26.09.2017 tarih, 2016/62 Esas - 2017/312 sayılı Kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Sanık müdafiinin temyiz talebinin kapsamına göre vekalet ücreti ile sınırlı olarak yapılan incelemede; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca dosyanın Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Vekalet ücreti, avukatın müvekkiline karşı üstlendiği savunma görevinin yerine getirilmesi sonucu hak kazandığı değerdir. Kuşkusuz bu ücret, müvekkil ile avukat arasında gerçekleşen sözleşme ilişkisinden kaynaklanır. Sunulan bu avukatlık hizmeti; dava dışı bir danışmanlık, mütalaa veya idari bir başvuru gibi pek çok hukuki temsil işlemi olabileceği gibi, somut olayda olduğu gibi bir ceza yargılamasının tarafı olan müvekkiline yargı organları önünde temsil veya savunma hizmeti sunulması şeklinde de gerçekleşebilir. Yargı yoluyla kişilerin haklarını savunmak ve hakkın ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla avukatlar tarafından sunulan hukuki yardımla birlikte, yargılama süreci lehine sonuçlanan taraflar için kendilerini bir vekil ile temsil ettirmeleri halinde gerek hukuk gerekse ceza davasında haksız çıkan taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gereklidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Yargılama Giderleri" başlıklı 324. ve devamı maddelerinde de "tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri" yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Ayrıca mahkemelerce verilecek hüküm ve kararlarda yargılama giderlerinin ve kimlere yükletileceğinin gösterilmesi gerektiği de aynı Kanunda gösterilmiştir. CMK'nin "beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi halinde gider" başlıklı 327. maddesi gereği; "...kişi, sadece kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemeye mahkum edilir, ...bu kişinin önceden ödemek zorunda olduğu giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir..." şeklindedir. Maddeye göre, ceza yargılamasında sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve kendisini vekille temsil ettirmesi halinde sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve bu ücretin haksız yargılamaya sebebiyet veren Devlet Hazinesince ödenmesi gerektiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında ilk derece mahkemelerince verilen hükümlere karşı başvurulacak olağan kanun yollarından birisi olan istinaf, temyiz kanun yolundan farklı özellikler içermektedir. İstinaf kanun yoluna ilişkin hükümler, CMK'nin 272 ila 285. maddeleri arasında düzenlenmekte olup, bölge adliye mahkemesi dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığı takdirde istinaf başvurusunun esastan reddine, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesinin kararında CMK'nin 289/1. maddesi "g ve h" bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde hükmün bozulmasına, diğer hallerde gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesi ve duruşma yapılmasından sonra, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması olanaklıdır. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararına karşı istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulması ve Yargıtay tarafından verilen bozma kararı üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş farklılığının nedeni ise; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından yapılan duruşma sonucunda beraatine karar verilen sanık lehine hem ilk derece yargılaması hem de istinaf kanun yolu yargılaması için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi konusundadır. Sanık kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği ilk derece ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda hakkında verilen "mahkumiyete ilişkin" hüküm aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmasını üzerine, ilgili ilk derece ceza mahkemesi kararlarını inceleyen bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin, CMK'nın 280. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verip yapmış olduğu yargılama neticesinde sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı vermesi halinde, yalnızca istinaf kanun yolu yargılaması için değil, aslında ilk derece mahkemesince sanık hakkında hukuka uygun ve doğru karar verilmiş olsa idi lehine hükmedilmesi muhakkak olan vekalet ücretine de ayrıca hükmetmesi gerekli olacaktır. Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince ilk derece mahkemesince görevlendirilen müdafi veya vekilin bölge adliye mahkemelerinde görülen duruşmalı davalar katılması halinde yeniden ücret ödenmesinin mümkün olup olmadığı hususunda Türkiye Barolar Birliği tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden görüş sorulması üzerine, verilen 24.01.2017 günlü yanıt yazıda; “Müdaf'i veya vekil, soruşturma evresinde ifade alma ve sorguya, kovuşturma evresinde ise bir oturuma katılmakla Tarifede belirlenen meblağı almaya hak kazanır. Müdafi veya vekil ilk defa ilk derece mahkemesinde görevlendirilerek bir oturuma katılmış ve daha sonra istinaf aşamasında da duruşmaya katılmış ise Tarifede ilk derece mahkemeleri ye bölge adliye mahkemeleri için belirlenen ücreti ayrı ayrı alacak, ancak ilk defa istinaf duruşmasında görevlendirilmiş ise Tarifede bölge adliye mahkemeleri için öngörülen ücreti almaya hak kazanacaktır.” şeklinde görüş bildirilmiştir. İstinaf kanun yolu incelemesi usulü ile ilk derece mahkemelerinin yargılama usullerinin farklılıklar içermesi, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren ve yargılama sonucu haklı çıkan taraf lehine avukatlık asgari ücret tarifesinin karar tarihindeki düzenlemesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinin zorunlu olması karşısında; yerel mahkeme hükmünün hukuka aykırı olduğunu belirleyerek mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar veren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yalnızca istinaf kanun yolu yargılaması için değil, ilk derece mahkemesi tarafından aslında doğru ve hukuka uygun tespit yapılıp sanığın beraatine karar verilseydi hükmedilmesi gerekecek olan vekalet ücretine de hükmetmesi yerinde ve doğru bir uygulama olacak iken, sanık lehine yalnızca istinaf kanun yolu yargılaması için vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini benimseyen sayın çoğunluğun görüşüne iştirak olunmamıştır.