Başvuru, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıkta arsa payının bedeli karşılığı iptali ve diğer bağımsız bölümlere arsa payları oranında özgülenerek tesciline karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıkta arsa payının bedeli karşılığı iptali ve diğer bağımsız bölümlere arsa payları oranında özgülenerek tesciline karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Uyuşmazlık konusu Kadıköy ili Zühtüpaşa Mahallesi 1147 ada 12 parsel numaralı ana taşınmaz 4/2/1941 tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucunda bahçeli ahşap köşk vasfı ile tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazın alanı 24/8/1959 tarihinde yola terk edilen kısmın ifrazı sonucunda 674 m² olarak tashih edilmiştir. Aynı tashihte beyanlar hanesindeki ahşap evin yıkıldığı ve yerine 9,7x12,90 metre ebadına sahip kargir bir ev inşa edildiği belirtilmiştir. Dava konusu ana taşınmaza ilişkin 15/8/1964 tarihli şahsi irtifak hakkı sözleşmesi yapılmıştır. Tapu siciline tescil edilen bu sözleşmede taşınmaz maliki K.B.nin 1356/2674 payını uhdesinde tutarak taşınmaz üzerine inşaat yapılması amacıyla geri kalan payı A.B. ve A.ya devrettiği, K.B.nin uhdesinde kalan payın 400/2674 payının yeni yapılacak binadan kendisine verilecek dört adet daireye, 956/2674 payının ise mevcut villa (bahçeli kargir ev) için tefrik edildiği belirtilmiştir. Başvurucunun 16/2674 arsa paylı 29 No'lu bağımsız bölüm maliki olduğu 1147 ada 12 parsel numaralı ana taşınmazda 23/1/1968 tarihinde kat mülkiyeti tesis edilirken 31 No.lu bağımsız bölüm 956/2674 oranında arsa paylı olarak "bahçede kargir ev" niteliğiyle tapuya bağlanmış ve 20/7/1999 tarihinde Ş.Ç. adına satış suretiyle tapuya tescil edilmiştir. Ş.Ç.nin 4/8/2005 tarihli dilekçesiyle başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer kat maliklerine karşı açtığı davada; 31 No.lu bağımsız bölümün yeri ayrılmak ve sahibinin kullanımına verilmek suretiyle ana taşınmaz üzerine "otuz bağımsız bölümden oluşan Ç. Palas" adlı apartmanın inşa edildiğini ve kargir evin ise irtifak hakkı tesisinden sonra yıkıldığını bir daha da yapılmadığını belirtmiştir. Ayrıca 31 No.lu bağımsız bölümün arsa payının açıkta kalması nedeniyle bu bağımsız bölüm ve buna özgülenen 956/2674 arsa payının iptaliyle belirlenecek rayiç bedeli karşılığında diğer kat malikleri adına tesciline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesi 9/6/2011 tarihli kararı ile davanın kabulüne hükmetmiştir. Hükmün başvurucuya yönelik kısmında 29 No'lu bağımsız bölümün arsa payının 250/26740 olarak tashihen tesciline buna karşılık 500 TL arsa payı bedelinin başvurucudan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; davacıya ait 31 No.lu bağımsız bölümün fiilen mevcut olmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre fiilen mevcut bulunmayan bağımsız bölüme arsa payı ayrılamayacağı ve davacının arsa payına isabet eden kısmın ana taşınmazdan ifrazı da mümkün bulunmadığından 956/2674 arsa payının belirlenen rayiç değeri karşılığında diğer kat malikleri adına tescili gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 24/9/2013 tarihli kararıyla hüküm onanmış ve 3/11/2014 tarihli karar düzeltme isteğinin reddi kararı ile kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 5/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 4/2/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz."B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/6/2013 tarihli ve E.2013/7611, K.2013/10776 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının maddesi hükmüne göre bir anataşınmazda kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz. Yine aynı Yasanın 10/ fıkrasına göre, anataşınmazın tümünün mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmeden o gayrimenkulün yalnız bir veya birkaç bölümü üzerinde kat mülkiyeti kurulamaz.'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/5/2001 tarihli ve E.2001/2644, K.2001/4360 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''..Bu durumda, var olmayan "kargir ev"e ayrılmış bulunan 956/2674 oranındaki arsa payının iptali ile Kat Mülkiyeti Yasasının maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "anataşınmazda kat mülkiyetine bağlanmamış arsa payı bırakılamaz" emredici kuralı da gözönünde tutularak iptal edilen bu payın (uzman bilirkişi aracılığıyla saptanacak değeri karşılığında) diğer bağımsız bölümlere arsa payları oranında özgülenerek arsa paylarının yeniden düzenlenmesi suretiyle tapuya tesciline, her bir bağımsız bölüme eklenen arsa payına isabet eden bedelin kat maliklerinden alınıp payı iptal edilen malike ödenmesine karar verilmesi gerekir....Davalılar ve karşı davacı vekilleri Kat Mülkiyeti Yasasının maddesine dayanarak, üzerinde kat mülkiyeti kurulmuş olan ana taşınmazdaki 31 No.lu bağımsız bölümün harap olduğunu ve anılan maddede öngörülen süreler içinde yeniden yapılmadığını, böylece kat mülkiyetinin ortak mülkiyete dönüştüğünü öne sürerek, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesini istemiş iseler de, yukarıda belirtildiği üzere 31 bağımsız bölüm No.lu "kargir ev"in kat mülkiyeti kurulmadan önce yıkılıp yok olduğu olgusu karşısında maddenin burada uygulanmasına olanak yoktur. Çünkü, anılan madde hükmü bir bağımsız bölümün kat mülkiyeti kurulduğu tarihte var olup da sonrada harap olması durumuna özgü düzenlemeler içermektedir. O nedenle mahkemece, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından.''