Başvuru, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılma işleminin iptali istemiyle açılan davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılma işleminin iptali istemiyle açılan davanın hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1966 doğumlu olup yurt dışında çalışması sebebiyle ilgili mevzuat hükümleri kapsamında dövizle askerlik hizmeti düzenlemesinden yararlanmak istemiştir. Başvurucunun 5/5/2000 tarihinde dövizle askerlik bedelini peşin ödeyerek yaptığı bu yöndeki başvurusu Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından kabul edilmiştir. 3/7/2000 ile 3/8/2000 tarihleri arasında Burdur Topçu Er Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde temel askerlik eğitimine tabi tutulan başvurucu 3/8/2000 tarihi itibarıyla terhis edilmiştir. Kesin terhis işleminin onay aşamasında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) başvurucunundövizle askerlik bedeli adı altında 5/5/2000 tarihinde yatırdığı tutarı aynı gün geri çektiğinin tespit edildiğini 16/7/2002 tarihli yazı ile MSB'ye bildirmiştir. Of Askerlik Şubesi (Askerlik Şubesi) başvurucunun İngiltere'de bulunan adresine (yurt dışı adresi) 27/8/2002 tarihli bir yazı göndermiştir. Söz konusu yazıda; dövizle askerlik hizmetinden yararlanabilmek için 5/5/2000 tarihinde yatırdığı tutarın TCMB hesabına aktarılmadığının tespit edildiği, kesin terhis çizelgesinin onaylanabilmesi için muhabir bankayla temasa geçerek söz konusu meblağın TCMB hesabına aktarılması işlemini sonuçlandırması gerektiği hususu başvurucuya bildirilmiştir. Yapılan bu bildirime rağmen başvurucuya ait dövizle askerlik bedelinin TCMB hesabına aktarılmaması üzerine Askerlik Şubesi 5/5/2005 tarihinde Londra Başkonsolosluğuna (Başkonsolosluk) bir yazı göndermiştir. Söz konusu yazıda; dövizle askerlik bedelinin otuz sekiz yaş sonuna kadar tamamlanmamış olması nedeniyle üç ay içindeyurda dönmesi gerektiği, aksi hâlde Türk vatandaşlığının kaybettirileceği hususlarının başvurucuya tebliğ edilmesi istenmiştir. Başkonsolosluk 17/6/2005 tarihli cevap yazısında dövizle askerlik bedelinin ödendiğine dair dekontun gönderildiğini belirtmiştir. Bunun üzerine Askerlik Şubesi 8/7/2005 tarihinde Başkonsolosluğa hitaben; başvurucunun bankaya yatırdığı bedeli aynı gün geri çektiğinin tespit edildiğinden bahisle konu hakkında başvurucu ile görüşme yapılması talebini içeren yeni bir yazı göndermiştir. Askerlik Şubesi başvurucunun yurt dışı adresine gönderdiği 17/8/2005 tarihli yazı ile başvurucuya 7/1/2006 tarihine kadar dövizle askerlik bedelini yatırması gerektiği, aksi hâlde dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılacağı ihtarında bulunmuştur. Başvurucu, yapılan ihtarlara rağmen otuz sekiz yaşını tamamladığı yılın sonuna kadar döviz ödemesini yapmadığı gerekçesiyle 16/5/2006 tarihinde dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmıştır. Askerlik Şubesi 2006 ile 2008 yılları arasındaki muhtelif tarihli yazılarıyla Başkonsolosluktan, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartıldığının başvurucuya tebliğ edilmesini istemiştir. Başkonsolosluk 15/1/2008 tarihli yazısı ile başvurucunun yapılan çağrılara icabet etmediğinden tebligatın gerçekleştirilemediğini Askerlik Şubesine bildirmiştir. Aynı mahiyetteki yazışmalar 2011 yılına kadar devam etmiş, nihayetinde 24/11/2011 tarihinde Başkonsolosluk, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartıldığına dair işlemi başvurucuya tebliğ etmiştir. Başvurucu, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmasına ilişkin idari işlemin iptali istemiyle 8/4/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 30/12/2014 tarihinde verdiği kararla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, kesin terhis işleminin onay sürecinde dövizle askerlik bedelinin TCMB'nin özel döviz hesabına aktarılmadığının tespit edilmesi üzerine söz konusu eksikliğin tamamlanması için başvurucunun yurt içi ve yurt dışı adreslerine müteaddit defalar tebligat yapıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. İlgili mevzuat hükümleri uyarınca paranın özel döviz hesabına aktarılmasının sağlanmasından yükümlülerin sorumlu olduğunun hatırlatıldığı kararda, yapılan tüm bildirimlere rağmen başvurucunun eksikliği tamamlama ya da yatırdığını iddia ettiği paranın akıbetini araştırma yönünde bir tutum sergilemediğine, hukuki süreç başlatmadığına dikkat çekilmiştir. Kararda, yatırdığı parayı aynı gün geri çektiğinin TCMB tarafından tespit edilmesi karşısında başvurucunun idareyi aldatıcı tutum ve davranış sergilediği değerlendirmesine yer verilerek bu sebeple idari istikrar ilkesinin somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı ifade edilmiş; netice itibarıyla dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu tespitinde bulunulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 17/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 2/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/7/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun ek maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere yaptıkları başvuruları kabul edilen yükümlülerden,... ödemeleri gereken yabancı ülke parasını yönetmelikte belirtilen sürelere uygun ödemeyenler, ... Millî Savunma Bakanlığı tarafından dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılarak durumlarına uygun askerlik işlemine tâbi tutulurlar." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her ne kadar bizzat madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81). AİHM, medeni hak kavramının özel bir kişi olmaktan ziyade vatandaş olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü itibarıyla kamu hukukuna ilişkin bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini ifade etmektedir. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının askerlik hizmeti ve bu hizmete alternatif kamu hizmetlerine ilişkin yargısal süreçlere uygulanmayacağını kabul etmektedir (Nicolussi/Avusturya (k.k.), B. No: 11734/85, 8/5/1987).