Başvuru, mükerrer zarar indirimi yapıldığı gerekçesiyle ikmalen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarh edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mükerrer zarar indirimi yapıldığı gerekçesiyle ikmalen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarh edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Makul sürede yargılama hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyet yönünden Komisyonca ayırma kararı verilerek anılan şikâyet 2019/970 başvuru numarasına kaydedilmiş ve belirtilen şikâyetin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna 8/3/2019 tarihinde karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kalan bölümünün kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, bankacılık faaliyetinde bulunan bir anonim şirkettir. Başvurucu 2006 yılı Ekim ayında Koçbank Anonim Şirketi (Koçbank) ile devir yoluyla birleşmiş ve Yapı Kredi Bankası Anonim Şirketi unvanıyla faaliyetine devam etmiştir. A. Vergi İncelemesi Süreci 30/1/2002 tarihli ve 4743 sayılı Kanun'la 18/6/1999 tarihli ve mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na eklenen geçici maddeyle, bankacılık sisteminde güven ve istikrarın korunması ve 2001 ekonomik krizinin bankaların sermayeleri üzerindeki olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesi amacıyla bankaların krediler ve diğer alacaklar için ayrılması gereken karşılıklardan, kur değişimlerinden veya diğer faaliyetlerinden kaynaklanan zararlarının belirlenmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna (BDDK) bazı yetkiler verilmiştir. Anılan maddenin (13) numaralı fıkrasıyla, bankaların 2001 yılı bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutmaları imkânı getirilmiştir. Buna göre kanuni ve yedek akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu edilen zararların bankaların kazancının tespitinde gider olarak matrahtan indirilmesi öngörülmüştür. BDDK tarafından anılan maddede tanınan yetki uyarınca Koçbankın 2001 yılı mali tabloları bağımsız denetim kurullarına hazırlatılmış ve incelenmiştir. EPDK'nın hazırladığı 31/12/2001 tarihli mali tablolara ilişkin düzeltmeleri gösteren tablo ile düzeltilmiş konsolide olmayan mali tablolara göre Koçbankın 2001 hesap dönemi zararı 000 TL, geçmiş yıl zararı da 000 TL olarak bulunmuştur. Danıştay Dördüncü Dairesinin aşağıda değinilecek olan kararından anlaşıldığı üzere 000 TL 2001 hesap dönemi zararı BDDK'nın düzeltmesi sonucu ortaya çıkan bir rakamdır. Bu düzeltmenin sebebi -Danıştay kararında aktarıldığı kadarıyla- bankanın enflasyon muhasebesi sonucu fazla hesaplanan iştirak değeri için karşılık ayırması, bankanın iştiraki olan Hür Emlak A.Ş. için karşılık ayrılması ve Sell&Buy back işlemlerine konu edilen menkul kıymetlerin reeskontların düzeltilmesi olduğu anlaşılmaktadır. BDDK 12/6/2002 tarihli yazıyla bu sonuçları Koçbanka bildirmiştir. Koçbank tarafından 14/8/2012 tarihinde sunulan 2001 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde BDDK'nın tespit ettiği enflasyon düzeltmesi zararından 2001 yılı ile ilişkilendirilebilen 000 TL tutarındaki cari dönem zararı "ticari bilanço zararı" satırında bildirilmiş, ayrıca 961,88 TL enflasyon muhasebesi zararı "kanunen kabul edilmeyen gider" içinde matraha ilave edilmiştir. Bankaların 2001 yılı bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutmaları neticesinde bankacılık sektöründe önemli kurum zararları oluşmuştur. Vergi idaresinin görüşüne göre yüksek enflasyon dönemindeki mali tabloların düzeltilmesi sonucunda 31/12/2001 tarihli bilançolarda oluşan cari dönem zararları ve geçmiş yıl zararları vergi mevzuatı uyarınca kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetindedir fakat bankalar bu zararın indirim konusu yapılabileceğini değerlendirdiklerinden mesele yargı mercileri önüne taşınmıştır. Nitekim Koçbank 2003, 2004 ve 2005 yılı kurumlar vergisi beyannamelerini ihtirazi kayıtla vererek bu zararın indirim konusu yapılıp yapılmayacağını vergi yargısına taşımıştır. Vergi mahkemeleri başvurucu lehine kararlar vermiş ancak -başvurucunun beyanına göre- davalar temyiz aşamasında derdest iken 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulüyle Tahsili Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Mahkemeler arasında görüş ayrılıklarının da oluştuğunu dikkate alan kanun koyucu bu uyuşmazlıkların uzlaşma yoluyla çözümlenmesi amacıyla 5736 sayılı Kanun'u ihdas etmiştir. Bu Kanun 27/2/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun'un maddesinde kanuni ve ihtiyari yedek akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu edilen zararların matrahtan indirilmesiyle ilgili olarak bankalar tarafından başlatılan yargısal süreçlerin, bankaların bu zararların %65'ini 2001 yılına ait kurum kazancının tespitinde geçmiş yıl zararı olarak dikkate almaları ve bu konuda açtıkları tüm davalardan feragat etmeleri şartıyla sonlandırılması imkânı getirilmiştir. Başvurucu 27/3/2008 tarihli dilekçeyle Koçbank tarafından açılmış bulunan davalar için anılan imkândan yararlanmak için başvurmuştur. Dilekçeye eklenen düzeltme beyannamesinde ticari bilanço zararı -ilk beyannamede olduğu gibi- 000 TL, 2000 yılı zararı 217,70 TL, geçmiş yıl zararı ise 427,54 TL olarak gösterilmiştir. Enflasyon zararı ise BDDK tarafından tespit edilen 000 TL geçmiş yıl zararı ile 961,67 TL kanunen kabul edilmeyen gider toplamı olan 027,69 TL'nin %65'inin alınması suretiyle 618,70 TL olarak hesaplanmıştır. Vergi idaresince 000 TL'nin dönem zararı olarak dikkate alınmasının, ayrıca gerek 14/8/2002 tarihinde verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gerekse 23/3/2008 tarihinde verilen düzeltme beyannamesinde "geçmiş yılı zararları" bölümünde "2000 yılı diğer zararlar" açıklamasıyla 217,70 TL'nin yer almış olmasının enflasyon düzeltmesi yönünden mükerrer zarar indirimine sebebiyet verdiği gerekçesiyle Koçbankın 2001 yılı hesapları enflasyon düzeltmesi yönünden incelemeye alınmıştır. Gelirler başkontrolünce yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 3/11/2009 tarihli raporda Koçbankın düzeltme beyannamesinde zarar olarak gösterdiği tutarın 961,88 TL'sinin kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olduğu ve bunun indirim konusu yapılamayacağı sonucuna ulaşılmış, ayrıca 217,70 TL olan 2000 yılı zararı da beyannameden çıkarılmıştır. Rapordaki temel eleştirinin 2001 yılı için verilen düzeltme beyannamesinde 2000 yılına ait mali zararın indirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Raporda özetle şu tespitler yapılmıştır:i. 27/3/2008 tarihli 2001 yılı kurumlar vergisi düzeltme beyannamesinde 2000 yılı kurum zararı 217,70 TL, ticari bilanço zararı 000 TL, kanunen kabul edilmeyen gider ise 500,86 TL olarak gösterilmiştir. Kanunen kabul edilmeyen gider kaleminin içinde 961,68 TL enflasyon düzeltmesi zararı, 000 TL forward gelir reeskontu ve 000 TL iştirak değer düşüklüğü karşılığı da yer almaktadır. ii. Kurumun enflasyon düzeltmesi sonrası 2001 hesap dönemi zararının 000 TL ve enflasyon düzeltmesi öncesi ticari bilanço zararının 038,32 TL olduğu gözetildiğinde 961,68 TL enflasyon düzeltmesi zararının kanunen kabul edilmeyen giderlerden tenzili gerekmektedir.iii. Bankalardaki enflasyon muhasebesinin dayanağını BDDK tarafından çıkarılan ve 1/2/2002 tarihli ve 24658 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikte düzenlenen "Enflasyon Muhasebesi" hükümleri oluşturmaktadır. 5736 sayılı Kanun'un maddesi henüz 213 sayılı Kanun'daki enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümlerin yürürlükte bulunmadığı ve BDDK'nın anılan Yönetmeliğine göre enflasyon muhasebesinin yapılması gerektiği bir döneme ilişkindir.iv. Mülga 4389 sayılı Kanun'un geçici maddesi uyarınca yüksek enflasyon dönemindeki mali tabloların düzeltilmesi sonucunda 31/12/2001 tarihli bilançolarda oluşan cari dönem zararları ve geçmiş yıl zararları vergi mevzuatına göre kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetindedir. Ancak 5736 sayılı Kanun bankalar lehine bir hüküm getirerek bunların %65'inin zarar olarak indirim konusu yapılmasına olanak sağlamıştır. Bu durumda 31/12/2001 tarihli bilançoda yer alan geçmiş yıl zararının %65'inin 2001 yılı beyannamesinde "geçmiş yıl zararı" olarak dikkate alınmasının yanında ayrıca 2000 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan geçmiş yıl mali zararının "mukayyet değeri ile geçmiş yıl zararı" olarak dikkate alınması mükerrerliğe yol açmaktadır. v. Bu durumda 961,68 TL enflasyon düzeltmesi zararının kanunen kabul edilmeyen giderlerden tenzil edilmesi gerekmektedir. Bu tutar ile 000 TL geçmiş yıl zararı toplamının %65'inin alınmasıyla bulunan 325,09 TL 5736 sayılı Kanun uyarında indirilebilecek zarar olarak saptanmıştır. Mükellefin devam eden yıllara ilişkin vergi matrahının bu şekilde düzeltilmesi ve bunun sonucunda 2004 yılı için ortaya çıkan 193,07 TL'nin bir kat vergi ziyaı cezalı olarak ikmalen tarh edilmesi gerekmektedir. Vergi inceleme raporundaki öneri doğrultusunda 2004 yılına ilişkin olarak başvurucu adına düzenlenen 1/12/2009 tarihli ihbarnamelerle 193,07 TL kurumlar vergisi tarh edilmiş ve vergi zıyaı cezası uygulanmıştır. B. Vergi Yargısı Süreci Başvurucunun talebiyle 15/4/2010 tarihinde yapılan görüşmelerde uzlaşmanın vaki olmaması üzerine başvurucu, anılan tarhiyatın iptali istemiyle İstanbul Vergi Mahkemesinde (Vergi Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde özetle şunlar ileri sürülmüştür:i. 5736 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasında kanun kapsamında başvuruda bulunanların bu konuda açtıkları davalardan feragat etmeleri hâlinde idarece ihtilafın sürdürülemeyeceği hükme bağlanmıştır. Daha önce konuyla ilgili olarak açtığı davada ilk derece mahkemesince lehine karar verildiği hâlde dava temyiz aşamasında derdest iken 5736 sayılı Kanun'dan yararlanmak için davadan feragat etmiştir. Bunun yanında başvuru dilekçesi ekinde sunduğu düzeltme beyannamesine göre ortaya çıkan vergiyi de ödediği hâlde aynı konudaki ihtilafın sürdürülmesi 5736 sayılı Kanun'un anılan hükmüne aykırıdır. ii. Vergi incelemesinde 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ve devamı maddelerindeki zamanaşımı hükümleri gözardı edilmiştir. İncelenen dönem 2001 yılına ilişkin olduğundan 213 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca 31/12/2006 tarihi itibarıyla tarh zamanaşımı süresi dolmuştur oysa tarhiyat işlemi 2009 yılında yapılmıştır. iii. Vergi inceleme elemanın kabulünün aksine mükerrer zarar indirimi söz konusu değildir. Düzeltme beyannamesi verilirken BDDK'nın tespit ettiği ilave bilanço zararı tutarı dikkate alınmıştır. Vergi inceleme elemanı detaylı bir inceleme yapmadan mükerrer zarar indirimi yapıldığı sonucuna ulaşmıştır. BDDK'nın yaptığı düzeltmeler çerçevesinde hesaplanan cari dönem ve geçmiş dönem zararlarının tümünün kurumlar vergisi matrahından indirilebilmesi gerekir. Davalı idarenin Vergi Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde 5736 sayılı Kanun'un maddesinin (1) fıkrasının son cümlesinde yer alan "Bankalar tarafından bu şartların yerine getirilmesi halinde, ilgili yıllara ait kurumlar vergisi matrahları, 213 sayılı Kanunun zamanaşımı hükümleri dikkate alınmaksızın düzeltilir" hükmüne atıfla olayda zamanaşımının bulunmadığı savunulmuştur. Davalı idare 2000 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan geçmiş yıl mali zararının "mukayyet değeri ile geçmiş yıl zararı" olarak tekrar dikkate alınmasının mükerrerliğe yol açacağını, kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınan 961,68 TL'nin bu giderlerin arasından çıkarılmasının hukuka uygun olduğu belirtmiştir. Vergi Mahkemesinin 24/11/2011 tarihli kararıyla dava kısmen reddedilmiştir.Vergi Mahkemesi 217,70 TL olan 2000 yılı kurum zararının beyannameden çıkarılmasını hukuka uygun bulmuştur. Kararın gerekçesinde, kurum tarafından parasal olmayan kaynakların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması neticesinde 2000 yılına ilişkin olarak hesaplanan geçmiş yıl zararının aslında 2000 yılına ilişkin olarak beyan edilen mali zararın bilanço tarihi itibarıyla satın alma gücü cinsinden ifade edilmesi olduğu, dolayısıyla enflasyon düzeltilmesi neticesinde bulunan geçmiş yıl zarar tutarlarıyla birlikte cari geçmiş yılı zararının da indirim konusu yapılmasının mükerrer zarar indirimine neden olduğu belirtilmiş ve vergi inceleme elemanın yönteminin isabetli olduğu ifade edilmiştir. Kararda ayrıca vergi inceleme elemanı tarafından kurumun 2001 ve takip eden dönemlerine ilişkin kurumlar vergisi matrahlarının düzeltilmesi işlemi yapılırken 2000 yılına ilişkin mali zarar tutarlarının tamamının indirim konusu yapılmasının ve bu tutarın %65'inin değil tamamının dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olmadığı vurgulanmıştır. Buna karşılık Vergi Mahkemesi forward gelir reeskontu ve değer düşüklüğü karşılıklarının dikkate alınmamasını hukuka aykırı bulmuştur. Kararın gerekçesinde BDDK tarafından 4389 sayılı Kanun uyarınca belirlenen bu tutarın (000 TL forward gelir reeskontu ve 000 TL iştirak değer düşüklüğü karşılığı) zarar olarak indirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Taraflar karşılıklı olarak kararı temyiz etmişlerdir. Başvurucu dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları tekrarlamıştır. Danıştay Dördüncü Dairesi (Daire) 18/6/2013 tarihli kararıyla başvurucunun temyiz istemini oyçokluğuyla reddetmiştir. Daire davalı idarenin temyiz istemini kabul ederek Vergi Mahkemesi kararının başvurucu lehine olan kısmını bozmuştur. Kararda BDDK'nın Koçbankın 2001 yılı dönem zararını 000 TL olarak düzelttiğine ve bu düzeltme işleminin bankanın enflasyon muhasebesi sonucu fazla hesaplanan iştirak değeri için karşılık ayırmasından, bankanın iştiraki olan Hür Emlak A.Ş. için karşılık ayrılmasından ve Sell&Buy back işlemlerine konu edilen menkul kıymetlerin reeskontların düzeltilmesinden kaynaklandığından bahsedilmiştir. Kararda BDDK'nın Koçbankın 2001 yılı zararını 000 TL olarak düzeltmesi ve bu zararın içine forward gelir reeskontu iptali ile iştirak değer düşüklüğü karşılığının düzeltilerek dâhil edilmesi karşısında inceleme elemanınca 2001 yılına ait enflasyon düzeltme zararı hesaplanırken sadece 2001 yılına ait cari zarar düşülerek ve düzeltilmiş geçmiş yıl zararı dikkate alınarak hesaplanan zararın %65'inin indiriminin kabul edilmesinde kanuna aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Bozma kararında ayrıca vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmının iptal edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Karara muhalif kalan üye dönem bilanço ve mali tablolarının banka muhasebesi ve mali tabloları konusunda uzman bir bilirkişi heyeti tarafından incelenerek mükerrer zarar indiriminin söz konusu olup olmadığının ortaya konulması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Karar düzeltme dilekçesinde önceki aşamalarda ileri sürülen iddiaların yanında Dairenin uyuşmazlığın asıl sebebi olan enflasyon değerlendirmesine ilişkin kısmı yönünden değerlendirme yapmadığı belirtilmiştir. Dilekçede BDDK'nın Vergi Mahkemesine gönderdiği yazıdan alıntı yapılarak söz konusu cevapta dahi bilirkişi incelemesi yapılmasının mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiğine dikkat çekilmiştir. Başvurucu, tamamen teknik olan bir konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin hatalı sonuçlara yol açtığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca bozma kararında çelişki olduğunu değerlendirdiği bazı hususlara da dikkat çekmiş ve karşıoy yazısındaki görüş doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Dairenin 10/12/2014 tarihli kararıyla karar düzeltme istemi oybirliğiyle reddedilmiştir. Vergi Mahkemesi bozma kararına uyarak 5/5/2015 tarihli kararıyla davayı vergi aslı ile bir kat vergi zıyaı cezası yönünden bütünüyle reddetmiştir. Vergi Mahkemesi vergi ziyaı cezasının bir katı aşan bölümünü ise iptal etmiştir. Bu karara karşı yapılan temyiz istemi Dairenin 9/5/2016 tarihli, karar düzeltme istemi ise Dairenin 22/3/2018 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Nihai karar 2/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 23/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4743 sayılı Kanun'la 4389 sayılı mülga Kanun'a eklenen geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Kurul, bankacılık sisteminde güven ve istikrarı korumak ve ekonomik krizin bankaların sermayeleri üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf etmek amacıyla, bu Kanunun diğer maddelerinde yer alan hükümler saklı kalmak üzere; Türkiye'de kurulu mevduat kabulüne yetkili özel sermayeli bankaların, krediler ve diğer alacaklar için ayrılması gereken karşılıklardan, kur değişimlerinden veya diğer faaliyetlerinden kaynaklanan zararlarının belirlenerek malî durumlarını yansıtan malî tablolarının hazırlanmasını sağlamak üzere, her bir bankanın sözleşmeli bağımsız denetim kuruluşunu, bankada denetim yapmakla görevlendirir.Bağımsız denetim kuruluşları tarafından 31 Aralık 2001 bilanço tarihi itibarıyla düzenlenen malî tablolar esas alınarak, bilanço tarihinden sonra malî tabloları etkileyebilecek hususlar da dikkate alınmak suretiyle yapılacak özel denetimin kapsamı ve bu denetimde uygulanacak esas ve usuller Kurul tarafından belirlenerek duyurulur. Bağımsız denetim kuruluşu tarafından düzenlenen malî tablolarla ilgili rapor, Kurumca belirlenecek ikinci bir bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetim ilke ve esaslarına uygunluk yönünden incelenir. Bağımsız denetim kuruluşlarınca düzenlenen rapor ve malî tablolar, Kurum tarafından yapılan gözetim ve denetim sonucunda her bir banka için yapılmış olan tespitlerle karşılaştırılarak, bankanın malî durumunu tam olarak yansıtıp yansıtmadığı ve esas ve usullere uygunluğu açısından ilgili bankanın görüşleri de alınarak Kurumca değerlendirilir. Bankaların yukarıdaki usule göre denetimden geçen ve Kurum tarafından yapılan değerlendirmede yeterli bulunan malî tabloları ile bağımsız denetim kuruluşunun malî tablolara ilişkin raporu, bu tespitler neticesinde ortaya çıkan, Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca düzenlenen sermaye yeterliliği standart oranı, bu oranın yüzde sekizin altında olması halinde yüzde sekize ulaşabilmek için gerekli sermaye tutarı, sermayenin artırılması veya sermaye benzeri kaynak temin edilmesi ve alınması gerekli görülen tedbirler Kurum tarafından bankaların yönetim kurullarına bildirilir.... Bu madde uyarınca kanuni ve ihtiyari yedek akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu edilen zararlar, 1949 tarihli ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin 7 nci fıkrasında belirlenen esaslar çerçevesinde bankaların kazancının tespitinde gider olarak matrahtan indirilir. Kurul, bu maddenin uygulanmasına ve bu maddedeki tedbirlerin uygulanması sonucunda Fon tarafından edinilen banka hisselerinin satış ve devrine, sermaye benzeri kredilerin sermayeye dönüştürülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye, bu kapsamda düzenleme yapmaya yetkilidir." 5736 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Mülga 18/6/1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun geçici 4 üncü maddesinin (13) numaralı fıkrası uyarınca kanuni ve ihtiyari yedek akçeler ile sermayenin azaltılmasına konu edilen zararların mülga 3/6/1949 tarihli ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4684 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile değişik 14 üncü maddesinin (7) numaralı bendi kapsamında matrahtan indirilebilmesine yönelik bankalar tarafından yargı mercileri nezdinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yaratılmış ihtilaflar; bankaların bu zararların % 65'ini 2001 yılına ait kurum kazancının tespitinde geçmiş yıl zararı olarak dikkate almaları, izleyen yıllara ait kurumlar vergisi matrahının bu şekilde bulunan zarar tutarı esas alınarak düzeltilmesini kabul etmeleri ve bu konuda açtıkları tüm davalardan feragat ettiklerini bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili vergi dairesine ve yargı merciine bildirmeleri halinde, idarece sürdürülmez. Bankalar tarafından bu şartların yerine getirilmesi halinde, ilgili yıllara ait kurumlar vergisi matrahları, 213 sayılı Kanunun zamanaşımı hükümleri dikkate alınmaksızın düzeltilir." 213 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir." 213 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar."