DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/838 E. , 2024/1193 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/838 Karar No : 2024/1193 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... - (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Gıda Otomotiv Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2023/163, K:2024/169 sayılı bozma kararı üzerin…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/838 E. , 2024/1193 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/838 Karar No : 2024/1193 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... - (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Gıda Otomotiv Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2023/163, K:2024/169 sayılı bozma kararı üzerine verilen ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İkamet amaçlı bina inşaatı faaliyetiyle uğraşan davacı adına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edindiği bağımsız bölümlerin satışından elde ettiği kazancı kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonunca belirlenen matrah esas alınarak re'sen tarh edilen 2010 yılının Mart dönemine ait katma değer vergisi ile verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: 23/12/2014 tarihli tutanak ile davacı tarafından satışı yapılan gayrimenkullere ilişkin yapı kullanma izin belgesinin 18/03/2010 tarihinde alındığı tespit edilmiştir. Davacı adına, söz konusu gayrimenkullere ilişkin faturaların yapı kullanma izin belgesi tarihi dikkate alınarak 2010 yılının Mart döneminde düzenlenmesi gerekirken 2010 yılının Nisan döneminde düzenlendiğinden bahisle takdir komisyonu kararlarına istinaden dava konusu cezalı tarhiyat yapılmıştır. Davacı şirket tarafından yapı kullanma izin belgesinin 18/03/2010 tarihinde alındığı ancak 01/04/2010 tarihinden önce daire teslimi yapılmadığı, faturaların teslimin yapıldığı tarihte düzenlendiği ileri sürülmektedir. Davalı idarece bu iddianın aksini ortaya koyan, usulüne uygun olarak yapılmış herhangi bir tespit veya inceleme bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu cezalı tarhiyata dayanak olarak alınan 23/12/2014 tarihli tutanak, olayın gerçek mahiyetini ortaya koymaması nedeniyle yetersiz olduğundan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk görülmemiştir. Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/12545, K:2021/1697 sayılı kararı: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Tescil" başlıklı 705. maddesinde "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." düzenlemesi yer almaktadır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin (a) bendi uyarınca mal veya hizmet ifası halinde katma değer vergisini doğuran olay, malın teslimi ve hizmetin yapılmasıdır. Aynı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, "teslim" bir malın üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Dosyanın incelenmesinden, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yükümlüsü olan davacı şirketin satışını gerçekleştirdiği bağımsız bölümlere ilişkin gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle sevk edildiği takdir komisyonu kararı uyarınca dava konusu tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki mevzuat ve dava konusu olayın bir arada değerlendirilmesinden, bağımsız bölüm satışlarına ilişkin olarak vergiyi doğuran olayın tescille birlikte gerçekleşmiş olacağı nitekim söz konusu tescilin alıcı için mülkiyet hakkının kazanılması olacağı, buna göre dava konusu olayda vergiyi doğuran olayın tescil tarihi itibarıyla gerçekleşmiş olduğu, elde edilen gelirin kayıt ve beyanlara tescil tarihinden itibaren ilgili mevzuat uyarınca yansıması gerektiği açıktır. Buna göre Vergi Mahkemesince vergiyi doğuran olayın yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilmesi sonucu uyuşmazlığın esası bu kapsamda irdelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Mahkeme, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2023/163, K:2024/169 sayılı kararı: Gayrimenkullerde iktisap, Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesi uyarınca, tapuya tescille olmaktadır. Buna göre, kat karşılığı müteahhide veya kooperatiflere verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkuller dahil, iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılması halinde, ticari kazancın veya değer artış kazancının tespiti yönünden vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih olarak gayrimenkulün tapuya tescil edildiği tarihin esas alınması gerekmektedir. Ancak, gayrimenkulün tapuya tescil tarihinden önce sahibinin fiilen kullanımına bırakıldığı bazı özel hallerde vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih olarak tapuya tescil tarihi yerine fiilen kullanıma bırakılma tarihi de kabul edilebilecektir. Bu durumda, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında edinilen bağımsız bölümlerin satışlarına ilişkin olarak vergiyi doğuran olayın tescille birlikte gerçekleşmiş olacağı, taşınmazın tescil tarihinden önce teslim edildiğine dair karine varsa vergiyi doğuran olay açısından fiilen teslim tarihinin esas alınması gerektiği, teslimin ise en geç kat mülkiyetine ilişkin tescil ile meydana geleceği, tapuda tescilden önce taşınmazın fiilen kullanıldığı hususunun tahsis belgesi, teslim tutanağı, su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve benzeri belgelerle tevsik edilmesi halinde ticari kazancın tespiti yönünden fiilen kullanıma başlanılan tarihin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih olarak kabul edileceği açıktır. Uyuşmazlık konusu olayda bağımsız bölümlerin tapuya tescilinin irtifak hakkına mı yoksa kat mülkiyetine mi dair olduğu hususu net olarak tespit edilememektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında vergiyi doğuran olayın tespiti açısından uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin mülkiyetinin devredilip devredilmediği, tescil tarihinden önce teslim edilip edilmediği, tescilin mülkiyet devrine mi yoksa irtifak hakkının devrine mi ilişkin olduğu hususları araştırılarak karar verilmek üzere ısrara konu kararın bozulması gerekmiştir. Kurul, bu gerekçeyle ısrar kararını bozmuştur. Bozma kararı üzerine verilen ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı: Olayda, davacının süresinde fatura düzenlemediğinden bahisle takdir komisyonuna sevk edildiği görülmüştür. Ancak satışı gerçekleştirilen bağımsız bölümlere ilişkin davacı tarafından 01/04/2010 tarihli faturalar düzenlenmiş ve süresinde verilen katma değer vergisi beyannamesinde değinilen satışlara ilişkin takdir komisyonunca takdir edilen matrahlar ile aynı matrahlar üzerinden hesaplanan katma değer vergisi usulüne uygun olarak beyan edilmiştir. Bu durumda aynı satışlara ilişkin re'sen tarh edilen verginin mükerrer vergilendirmeye yol açacağı anlaşıldığından dava konusu vergi ve cezada hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, mesken olarak satışı gerçekleştirilen bağımsız bölümlerin bir kısmının net alanının 150 metrekareden küçük olduğu ve bu hususun 23/12/2014 tarihli tutanağın 10. maddesinde de belirtildiği görülmüştür. Bu nedenle söz konusu teslimler nedeniyle hesaplanan katma değer vergisinin takdir edilen matrahın %1'i oranında olması gerekmektedir. Davacı tarafından değinilen bağımsız bölümlerin satışına ilişkin düzenlenen faturalarda da %1 oranında katma değer vergisi gösterildiği ve beyannamenin buna uygun olarak verildiği dikkate alındığında takdir komisyonu tarafından takdir edilen matrah tamamı üzerinden %18 oranında hesaplanan katma değer vergisinde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkeme bu gerekçeyle davanın kabulüne karar vermiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu vergi ve cezanın hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında edinilen bağımsız bölümlerin satışlarına ilişkin olarak vergiyi doğuran olayın tescille birlikte gerçekleşmiş olacağı, taşınmazın tescil tarihinden önce teslim edildiğine dair karine varsa vergiyi doğuran olay açısından fiilen teslim tarihinin esas alınması gerektiği, teslimin ise en geç kat mülkiyetine ilişkin tescil ile meydana geleceği, tapuda tescilden önce taşınmazın fiilen kullanıldığı hususunun tahsis belgesi, teslim tutanağı, su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve benzeri belgelerle tevsik edilmesi halinde ticari kazancın tespiti yönünden fiilen kullanıma başlanılan tarihin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda Kurul kararında, vergiyi doğuran olayın tespiti açısından uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin mülkiyetinin devredilip devredilmediği, tescil tarihinden önce teslim edilip edilmediği, tescilin mülkiyetin devrine mi yoksa irtifak hakkının devrine mi ilişkin olduğu hususlarının Mahkemece araştırılarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uymak zorunda olan Mahkemece, bozma kararı uyarınca yapılacak araştırmanın sonuçlarına göre karar verilmesi gerekirken bu kapsamda ulaşılması mümkün olmayan bir gerekçeyle ve uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin tescil tarihinden önce teslim edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararındaki esaslara uygun olmadığı anlaşılan temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 6545 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesinin (3), (4) ve (5) numaralı fıkralarında şu kurallara yer verilmiştir: "3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir. 4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. 5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında edinilen bağımsız bölümlerin satışlarına ilişkin olarak vergiyi doğuran olayın tescille birlikte gerçekleşmiş olacağı, taşınmazın tescil tarihinden önce teslim edildiğine dair karine varsa vergiyi doğuran olay açısından fiilen teslim tarihinin esas alınması gerektiği, teslimin ise en geç kat mülkiyetine ilişkin tescil ile meydana geleceği, tapuda tescilden önce taşınmazın fiilen kullanıldığı hususunun tahsis belgesi, teslim tutanağı, su, elektrik, telefon, doğalgaz faturaları ve benzeri belgelerle tevsik edilmesi halinde ticari kazancın tespiti yönünden fiilen kullanıma başlanılan tarihin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda Kurul kararında vergiyi doğuran olayın tespiti açısından uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin mülkiyetinin devredilip devredilmediği, tescil tarihinden önce teslim edilip edilmediği, tescilin mülkiyetin devrine mi yoksa irtifak hakkının devrine mi ilişkin olduğu hususlarının Mahkemece araştırılarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uymak zorunda olan Mahkemece, bozma kararı uyarınca yapılacak araştırmanın sonuçlarına göre karar verilmesi gerekirken bu kapsamda ulaşılması mümkün olmayan bir gerekçeyle ve uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerin tescil tarihinden önce teslim edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararındaki esaslara uygun olmadığı anlaşılan temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmadığından temyize konu kararın bozulması gerekmektedir. Öte yandan bozma kararı uyarınca belirtilen araştırmalar yapıldıktan sonra ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlık konusu bağımsız bölüm teslimlerine uygulanan katma değer vergisi oranı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılabileceği tabiidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2.... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.