Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/3240 E. , 2024/2219 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3240 Karar No : 2024/2219 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeli
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/3240 E. , 2024/2219 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/3240 Karar No : 2024/2219 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ... Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in; 1- "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “Denetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri” ibaresi ile (d) bendindeki “Gözetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 1 mSv'i aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen” ibaresinin, 2- "Bina durumu ve fiziki şartlar" başlıklı 5. maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendinin, 3- “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “sadece” ibaresi ve üçüncü fıkrasında yer alan; “vardiya ve nöbet şeklinde” ibaresi ile dördüncü fıkrasının, 4- “Sağlık izni” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda”, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ve ”bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, ikinci fıkrasında yer alan; “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile”, “denetimli alanlarda” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, üçüncü fıkrasında yer alan; “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan” ibaresinin ve beşinci fıkrasının, 5- “Uyum sağlanması" başlıklı Geçici 1. maddesinde geçen “beş yıl” ibaresinin, 6- Anılan Yönetmeliğin eki "Ek-2 Sağlık İzni Tablosu"nun, iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava açma ehliyeti yönünden, 06/09/1988 yılında Ankara Numune Hastanesinde röntgen teknisyeni olarak göreve başladığı, 29/05/2015 yılında Ankara Ulus Devlet Hastanesi'nde görevine devam ettiği, daha sonra kurumunun kapatılması üzerine Ankara Pursaklar Devlet Hastanesinde 14/11/2018 yılından itibaren röntgen teknisyeni olarak görevine devam ettiği, Sağlık Bakanlığı tarafından 26 Nisan 2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in radyoloji uzmanlarının hak ve yetkilerine Anayasa başta olmak üzere, 3153 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun'a aykırı sınırlamalar getirdiği, 3153 sayılı “Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun”un Ek 1. maddesi uyarınca; sağlık izninden yararlanılabilmesi için iki alternatif koşulun bulunduğu, bunlardan birincisinin iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerlerde çalışmak, ikincisinin ise, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı iş veya işlemlerde çalışmak olduğu, 3153 sayılı Kanun’da sadece iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma iş veya işlemlerinde çalışanların değil, bu yerlerde çalışanların da bu işleri yapanlarla aynı kapsamda değerlendirildiği, zira bu yerlerde çalışanların da tıpkı bu işleri yapanlarla aynı mekanı paylaştıklarından iyonlaştırıcı radyasyondan kaynaklanan tüm olumsuz etkilere maruz kaldıkları, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma yapılan yerlerde çalışanların, bu işleri yapanlarla aynı mekanı paylaşmalarından dolayı iyonlaştırıcı radyasyondan kaynaklanan tüm olumsuz etkilere maruz kaldıkları ve 3153 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi uyarınca sağlık izni verilmesi için iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerlerde çalışmanın yeterli şart olarak düzenlendiği halde, 3153 sayılı Kanun’da öngörülen hükmün kapsamının “idarenin kanuniliği” ilkesine aykırı olarak dava konusu Yönetmelik'le daraltılmasının dava konusu işlemin iptalini gerektirdiği, Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında kamu görevlisi olduğu hususunda tereddüt bulunmayan radyoloji uzmanlarının özlük haklarının Kanun'da öngörülmeyen bir biçimde sınırlandırıldığı, dava konusu düzenleyici işlemi tesis eden idarenin, radyoloji uzmanı hekimlerini Kanun'da öngörülmemiş bir ayrıma, “radyasyon görevlisi olan” ve “radyasyon görevlisi olmayan” personel ayrımına tabi tutarak Anayasa'nın 128. maddesine aykırı bir biçimde özlük haklarından mahrum bıraktığından, düzenlemenin iptali gerektiği, radyasyona maruz kalan personel için farklı çalışma koşulları belirlenmesindeki temel amacın, bu kişilerin maruz kaldığı radyasyon etkisinin minimum düzeye düşürülmesi suretiyle sağlıklarının korunması olduğu, getirilen düzenlemelere göre, iyonlaştırıcı teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş ve işlemlerde çalışan personele; diğer çalışanlara göre daha az çalışma süresi, çalışma süresi içinde doz limitlerinin aşılması halinde izin hakkı, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni hakkı verildiği, iyonlaştırıcı radyasyonla çalışan personel açısından zarar doğuran unsurun sadece maruz kaldıkları radyasyonun doz oranının yüksek olması değil, maruz kalınan çalışma süresinin kısa ya da uzun olup olmadığı ile de yakından ilgili olduğu, bu şekilde çalışan personele diğerlerinden daha kısa çalışma süresinin öngörülmesinin nedeninin de radyasyona maruz kaldıkları sürelerin kısaltılarak sağlıklarının zarar görmesinin önlenmesi olduğu, nitekim iyonlaştırıcı radyasyonun sağlığı olumsuz etkilemeyen bir limit değeri bulunmadığı, pek çoğu son yıllarda olmak üzere düşük doz radyasyonun insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini saptayan çok sayıda bilimsel araştırma yapıldığı, belirlenen doz limitlerinin altında radyasyona maruz kalan sağlık personelinin çalışma süresi arttıkça sağlığının olumsuz etkilenmesi riskinin de arttığı, Radyasyon Görevlileri İçin Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu'nun 60 numaralı raporunda ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Temel Güvenlik Standartları ismi altında yayımladığı BSS-115 no.lu yayınında, radyasyondan korunma ile ilgili önerilen üç temel ilkenin; 'Uygulamaların Kabul Gerekçelendirmesi', 'Radyasyon Korunmasının Optimizasyonu' ve son olarak 'Doz Sınırlaması' olduğu, bu ilkelerin radyasyonun zararlı etkilerinden korunmak için en üst seviyede radyasyonun kullanıldığı tüm tıbbi ve endüstriyel alanlar ile yapay radyasyon kaynaklarının kullanıldığı diğer bütün alanlarda, radyasyon görevlilerine ve toplum üyesi kişilere bütünüyle uygulanması gerektiği, radyasyona maruz kalınan süre arttıkça sağlığa zarar verme olasılığının da arttığı, bu nedenle çalışma süreleriyle ilgili değişikliklerin, çalışanların sağlıklarının korunması bakımından doğrudan etkili olduğu, radyoloji departmanında çalışma süresi arttıkça tiroid modül görülme sıklığının da arttığı, radyasyondan korunma sisteminde doz sınırlarına uyulmasının radyasyonun zararlı etkilerinden korunmanın tek ve yeterli gerekliliği olmadığı, aksine radyasyondan korunma bakımından alınabilecek diğer önlemlerle dozların alınabilecek en alt düzeyde tutulmasının çok daha önemli olduğu, radyasyonun herhangi bir sağlık sorununa neden olmayan bir düzeyinin bulunmadığı, bu nedenle de radyoloji çalışanlarının ve ailelerinin sağlıklarının korunabilmesi bakımından, doz sınırlamasının yanı sıra çalışma sürelerinin azaltılmasının da büyük önem taşıdığı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'ne göre de “yıllık doz sınırları”nın Yönetmeliğin 10. maddesine göre “sağlığa zarar vermeyecek şekilde” uluslararası standartlara uygun olarak belirlenmesi gerektiği, ayrıca iyonizan radyasyon alanında ölçü olarak kabul edilen doz faktörünün yanında zaman faktörünün de ölçümlerin bir diğer ayağını oluşturduğu, bu durumda çalışma süreleriyle ilgili değişikliklerin çalışanların sağlıklarının korunması bakımından öneminin artmakta olduğu, bu nedenle, çalışma şartlarının (süresinin) belirlenmesinde sadece doz faktörünün esas alınmasının hatalı olduğu, 657 sayılı Kanun'un 103. maddesinin son fıkrasında iyonizan radyasyon kaynakları ile çalışan sağlık personelinin, yıllık 30 gün sağlık izni (şua izni) kullanmak zorunda olduğu, iyonlaştırıcı radyasyonun etkileri konusunda Avrupa Sosyal Haklar Komitesince alınan kararlarda, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere alınması gereken önlemlere ilişkin taahhütlere yer verildiği, iyonizan radyasyonla çalışanların çalışma sürelerinin arttırılmasının, uluslararası mevzuatla güvence altına alınan sağlık ve yaşam hakkının ihlali anlamını taşıdığı, dava konusu Yönetmelik bir bütün olarak incelendiğinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışan sağlık personelinin daha fazla çalıştırılmasını ve bunun karşılığında sağlık izninden daha az hatta hiç yararlandırılmamasını içeren düzenlemenin yanı sıra getirilen çeşitli tanımlamalarla da iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların iş sağlığı ve güvenliği haklarının açıkça ihlal edildiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 2. maddesinde kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve iş yerlerine ve tüm çalışanlara faaliyet konularına bakılmaksızın bu Kanun'un uygulanacağının belirtildiği, dava konusu Yönetmeliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; denetimli alan, (d) bendinde; gözetimli alan tanımlamasının yapıldığı, Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 15. maddesinde radyasyon alanlarının sınıflandırılmasının yapıldığı, Yönetmeliğin 15. maddesinin (a) bendinde denetimli alanların, (b) bendinde gözetimli alanların tanımlandığı, bu tanımlamalarda sadece doz limitleri bakımından ayırıcı özelliklerinin belirtildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğindeki tanımlamalar ile dava konusu Yönetmelikteki tanımlamalar arasında farklılıklar ve uyumsuzluklar bulunduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki denetimli alan tanımı içerisine iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanın tanımlandığı, radyasyon cihazının bir parçası olan kumanda makinası ve o kumanda makinasının bağlantılı olduğu alanın tanıma dahil edilmediği, cihaz ile cihazın kumanda edildiği alet aynı mekanda bulunmasına rağmen her iki mekan ayrılarak cihazın bulunduğu alana denetimli alan, kumandanın bulunduğu alana gözetimli alan tanımı getirildiği ve oldukça riskli bir durum yaratıldığı, röntgen ünitesi içerisine girildiğinde içeride makinanın bulunduğu yer ile makinanın kumandasının bağlı olduğu bölümün aynı oda içerisinde olduğu, sadece kapısı olan bir bölme ile camekanla ayrıldığının görüleceği, hatta çoğu yerde bölmelerde kapı bile olmadığı, kumanda bölümünün bu şekilde ayrı tanımlamalar içerisine alınmasının çalışan sağlığı bakımından oldukça riskli olduğu, uygulamada film çektiren kişinin, filmi çeken teknisyenin komutlarını duyabilmesi için camekanlı bölümün yetmediği, genellikle kapının aralıklı bırakıldığı, bu durumda gözetimli alan içerisine alınan kumanda bölümünün esasında denetimli alanın maruz kaldığı radyasyon riskine maruz kaldığı, kaldı ki, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde daha çok maruz kalınan radyasyon dozuna göre bir tanımlama yapılarak daha doğru bir niteleme yapıldığı, dava konusu Yönetmelikteki denetimli alan tanımının, bilimsel gerçekliklerden uzak ve Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile de uyumsuz olduğundan hukuka aykırı olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki gözetimli alan tanımının da hukuka aykırı olduğu, cihaz odası ile bağlantılı ve iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile görsel takibi sağlayan alanın, yani kumanda bölümünün denetimli alan kapsamından çıkartılıp gözetimli alan kapsamına alınmasının Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile uyumsuz olup açıkça hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendi aynı düzenlemeyi içermekte olup iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazın bulunduğu denetimli alanlardan zırhlama yoluyla ayrılmış alanların, denetimli alan kapsamında yer almayacağının düzenlendiği, denetimli ve gözetimli alanlarla ilgili yapılan açıklamalara paralel olarak aynı düzenlemenin bu şekilde yer almasının açıkça hukuka aykırı olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fıkrasının açıkça hukuka aykırı olduğu, 6331 sayılı Kanun'a göre çıkarılmış bulunan yönetmeliklerde radyasyon kaynakları ile çalışanların tehlikeli ve çok tehlikeli işler yaptığının kabul edilerek, bu çalışanların günlük 7,5 saatten az çalışması gerektiği, bu kişilere başka iş verilemeyeceği ve fazla çalışmanın yasaklandığının belirtildiği, ayrıca Radyoloji Tüzüğü'nde bu çalışanların gece uykularını bozacak şekilde çalıştırılamayacaklarının da düzenlendiği, dava konusu düzenlemede radyasyon kaynakları ile çalışanlara vardiya veya nöbet şeklinde düzenleme getirildiği, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'ne göre yataklı tedavi kurumlarında nöbetin 16 veya 24 saatlik çalışma biçiminde yürütüldüğü, pratikte günlük 7 saat olacak şekilde nöbet uygulaması olmadığı, bu düzenleme ile radyasyon kaynakları ile çalışanlara “gönüllülük” adı altında fazla çalışmanın önünün açıldığı, radyasyon kaynakları ile çalışanların daha fazla gelir elde etmek amacı ile fazla çalıştırılmaları ve bunu kendi isteklerine bağlamalarının uygulamada mümkün olduğu, hayat şartlarının insanları bu şekilde çalışmaya zorladığı, oysa radyasyon kaynakları ile çalışanların sağlık hakkı, yaşam hakkı ile bağlantılı olduğu için öncelikli hak olduğu, bu kişilerin kesinlikle fazla çalıştırılmaması ve gece çalıştırılmaktan uzak tutulmaları gerektiği, uygulamada sorunun vardiyalı çalıştırma ile çözülmüş gibi gözükmekle birlikte, bu düzenleme ile nöbetin getirilmesinin fazla çalıştırmanın tamamen önünü açacağı, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrasında hamilelik şüphesi olan, hamile veya emziren iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanının, çalışma koşulları, fetüsün veya emzirilen çocuğun radyasyondan korunmasını sağlayacak şekilde düzenleme yapılacağı belirtilerek eksik düzenleme yapıldığı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’nin 12. maddesinde özellikle toplum için belirlenen doz sınırlarına uyulacak şekilde çalıştırmanın yapılacağının düzenlendiği, ayrıca emzirme dönemindeki kadın çalışanların radyoaktif kontaminasyon riski taşıyan işlerde çalıştırılamayacağının düzenlendiği, hamile veya emziren çalışanın iş sağlığı ve güvenliği hakkını tam olarak karşılamayan eksik düzenleme nedeni ile 7. maddenin dördüncü fıkrasının da iptali gerektiği iddia edilmiştir. 657 sayılı Kanun’un. 103. maddesinde sağlık izninin kullanılmasında tek kriterin radyoaktif ışınlarla çalışmak olduğu, Anayasa'nın 13. maddesinde bir hakkın kısıtlanmasında kanunilik şartının öngörüldüğü, herhangi bir kanuni düzenleme yapılmadan yönetmelikle bir hakkı kısıtlamanın Anayasa'ya açıkça aykırı olduğu, davalı idarenin amaç bakımından da hukuka aykırı davrandığı, söz konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerinin kesinlikle söz konusu olmadığı, bu nedenlerle dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarının iptali gerektiği, ayrıca 8. maddenin üçüncü fıkrasında sadece denetimli alanlarda çalışanların doz aşımı halinde hemen sağlık iznine çıkarılacağına dair düzenlemenin eksik olduğu, denetimli ve gözetimli alan kriterine bağlı olmaksızın doz aşımı halinde sağlık izninin hemen kullandırılması gerektiği, bu yönü ile 8. maddenin üçüncü fıkrasının da sebep ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu, Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtilen Yönetmeliğe ekli 2 sayılı "Sağlık İzin Tablosu"nun yukarıda belirtilen gerekçelerle kanunilik ilkesini taşımadığından iptali gerektiği, söz konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde halen faal halde bulunan radyoloji merkezleri, nükleer tıp merkezleri ile ağız, diş ve çene radyolojisi merkezlerinin radyasyon alanlarının 5 yıl içerisinde Yönetmeliğe uyumlu hale getirilmesinin istendiği, radyasyon gibi kanser yaptığı kesin olan bir somut durum halinde 5 yıllık geçiş süresi öngörülmesinin kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından açıkça hukuka aykırı olduğu, bu düzenleme ile çalışanların daha fazla radyasyon riskine maruz bırakılabilecekleri, bu nedenle bu düzenlemenin de iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : 3153 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1. maddesi ile, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresinin 35 saat olarak yeniden düzenlendiği, Nizamname ile iyonlaştırıcı radyasyonla çalışan personel için öngörülen 25 saatlik haftalık çalışma süresinin, 3153 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1. madde ile 35 saate çıkartılarak üst sınır belirlenerek, idareye, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin, belirtilen doz sınırlarının üzerinde radyasyona maruz kalma olasılığı gözetilerek öngörülen azami çalışma süresinden daha kısa çalışma sürelerinin belirlenmesi ve doz limitlerinin aşılmaması için alınması gereken tedbirler ile aşıldığı takdirde izinle geçirilecek süreler ve alınacak diğer tedbirlerin Yönetmelikle belirlenmesi konusunda yetki verildiği, sonrasında 06/05/1939 tarihli Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkındaki Nizamname'nin, kullanılan mevzuat dilinin anlaşılırlığı, koruyucu tedbirler, genel esaslar, teşhis için kullanılan teçhizatın kullanım esaslarının geçerliliği, çalışma esaslarındaki uygulama birliği eksiklikleri dikkate alınarak 25/06/2021 tarihli ve 31522 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/06/2021 tarihli ve 4144 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı doğrultusunda yürürlükten kaldırıldığı, sağlık hizmet sunumu kapsamında tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetlerinin planlanması, sınıflandırılması ile bu hizmetlerin sunulduğu sağlık kurum ve kuruluşların faaliyetlerine, standartlarına ve denetlenmesine ilişkin usül ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan “Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği”nin 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, Yönetmeliğin 21. maddesi ile de 05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları ile Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik'in yürürlükten kaldırıldığı, ayrıca, sağlık hizmeti sunumu kapsamında iyonlaştırıcı radyasyon ve radyonüklit kullanılarak tetkik, teşhis ve tedavi amaçlı uygulanan radyoloji hizmetleri, nükleer tıp hizmetleri ile ağız, diş ve çene radyolojisi hizmetlerinin sunulduğu binaların vasıflarını, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı maruziyetine karşı hastalar ve çalışan güvenliğine ilişkin usül ve esasları ve iyonlaştırıcı radyasyon ve radyoaktif maddeyle çalışan personele verilecek sağlık iznini belirlemek amacıyla da 3153 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 657 sayılı Kanun'un 2. ve 103. maddelerine dayanılarak hazırlanan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu savunulmaktadır. 1- a) Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki; “Denetimli alan” tanımında yer alan, “yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri” ibaresi bakımından; 07/09/1985 tarihli ve 18861 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Tüzüğü'nün 2. maddesinin (1) numaralı bendinde; “Denetimli alanlar, radyasyon güvenliği bakımından giriş ve çıkışların özel denetime ve içerisindeki çalışmaların özel kurallara bağlı olduğu alanlardır." şeklinde tanımlandığı, 24/03/2000 tarih ve 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinin; “Radyasyon alanlarının sınıflandırılması” başlıklı 15. maddesinde; “a) Denetimli Alanlar: Radyasyon görevlilerinin giriş ve çıkışlarının özel denetime, çalışmalarının radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alanlardır.” şeklindeki düzenlemeden sonra, devamında denetimli alanların girişlerinde ve bu alanlarda bulunması gerekli radyasyon uyarı levhalarının neler olduğuna yer verildiği, anılan Yönetmeliğin “Yıllık doz sınırları” başlıklı 10. maddesinde, radyasyon görevlileri için doz sınırlarının belirlendiği, mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından hazırlanan Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz'un “Radyasyon Alanları” başlıklı bölümünde “2.1. Denetimli Alanlar ve Özellikleri” alt başlığında “Denetimli alanlar, giriş ve çıkışların özel denetime, çalışmaların radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 3/10'unu aşma olasılığı olan alanlar olduğu, bu tanıma göre denetimli alanların, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlanmalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 6 mSv'in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan alanlardır.” ifadesinin yer aldığı, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, “Denetimli alan: Radyasyon kaynağı ile çalışanların giriş ve çıkışlarının özel denetme, çalışmalarının radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve görevi gereği radyasyon ile çalışan kişilerin yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazın bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan alanı, ifade eder." şeklinde tanıma yer verildiği, belirtilen düzenlemelere göre, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile radyasyon görevlileri için etkin dozun ardışık beş yılın ortalamasının 20 mSv'i, herhangi bir yılda ise 50 mSv'i geçemeyeceği açıkça belirtilmiş olup, bahse konu Yönetmelik'te “Denetimli alan” tanımında belirtilen ardışık beş yılın ortalama yıllık doz sınırlarının 3/10'undan fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri alan olarak tanımlandığı da göz önünde bulundurulduğunda yapılan hesaplama neticesinde (20 mSv x3/10 = 6 mSv) 6 mSv değerine ulaşıldığı, buna göre, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki "Denetimli alan" tanımının Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nde yer alan denetimli alan tanımında belirtilen “3/10” ibaresi ile uyumlu olup, herhangi bir hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, b) Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki; “Gözetimli alan” tanımında yer alan, “yıllık doz sınırlarının mSv'i aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen” ibaresi bakımından; davacı tarafından, dava konusu edilen ibarenin Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği ile uyumsuz ve çelişkili olduğunun iddia edildiği, ancak, 24/03/2000 tarihinde 23999 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin “Radyasyon alanlarının sınıflandırılması” başlıklı 15. maddesinde, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen “gözetimli alan” tanımına yer verildiği ve mülga Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz'un “Radyasyon Alanları” başlıklı bölümünde “2.1. Denetimli Alanlar ve Özellikleri” alt başlığında “Denetimli alanlar, giriş ve çıkışların özel denetime, çalışmaların radyasyondan korunma bakımından özel kurallara bağlı olduğu ve radyasyonla çalışanların maruz kalabilecekleri radyasyon dozlarının, yıllık doz sınırlarının 3/10'unu aşma olasılığı olan alanlardır. Bu tanıma göre denetimli alanlar, bu alanlarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlanmalar da göz önüne alındığında, yıllık olarak 6 mSv'in üzerinde etkin doz alma olasılığı bulunan alanlardır.” ifadesine yer verildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nde gözetimli alan tanımında belirtilen “yıllık doz sınırlarının 1/20'sinin aşılma olasılığı olup, 3/10'unun aşılması beklenmeyen” ibaresi ile İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde belirtilen “gözetimli alan” tanımında yer alan “yıllık doz sınırlarının 1 mSvi aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen” ibarelerinin aynı anlama geldiği, iptali istenilen düzenlemeler ile kumanda ünitesinin önceden denetimli alanda iken yeni düzenleme ile gözetimli alanda kabul edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, anılan Yönetmeliğin “Çalışma koşulları” başlıklı 20. maddesinde, “Görevleri gereği radyasyona maruz kalan kişilerin çalışma koşullarının çalışma koşulu A ve çalışma koşulu B şeklinde sınıflandırıldığı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin "Radyasyon alanlarının sınıflandırılması" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasında denetimli alanlar tanımlandıktan sonra, anılan fıkranın (b) bendinde, “Gözetimli Alanlar” tanımına yer verilmiş olup, buna göre gözetimli alanların, belli sınırlar arasında olan yıllık doz sınırlarının bulunduğu, kişisel doz ölçümü gerektirmeyen alanlar olduğunun belirtildiği, denetimli alanlara girme izni olan veya buralarda çalışan kişilerin, potansiyel ışınlanmalar da göz önüne alındığında, bir yılda alabilecekleri etkin dozun 6 mSv'in üzerinde veya yıllık eşdeğer dozlarının el, ayak veya cilt için 150 mSv'in, göz merceği için ise, 15 mSv'in üzerinde olabileceğinin değerlendirilmesi halinde bu kişilerin çalışma koşulunun A olarak belirlenmesi gerektiği, potansiyel ışınlanma durumları dahil olmak üzere yılda 6 mSv'in üzerinde etkin doz almayacağı; ancak, halk için verilen yıllık 1 mSv'in üzerinde doz alma olasılığı olan personelin ise, çalışma koşulunun B olarak belirlenmesi gerektiği, radyasyon alanlarının ve çalışanların sınıflandırılmasına ilişkin örneklere Kılavuz'un eki Ek-2'de yer verildiği, bu durumda, radyasyon kaynakları ile çalışan personelin durumunda yeni Yönetmelik ile herhangi bir değişiklik yapılmadığı, dava konusu edilen ibare yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 2- Yönetmeliğin “Bina durumu ve fiziki şartlar” başlıklı 5. maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendi bakımından; Yönetmeliğin “Bina durumu ve fiziki şartlar” başlıklı 5. maddesinde; radyasyon uygulamalarının yapılacağı alanların bina durumu ve taşıması gerekli fiziki şartların düzenlendiği ve radyasyondan korunmaya ilişkin radyasyon uygulamalarının yürütüleceği alanların, ilgili mevzuata uygun olarak yapı kullanım izni alınmış binalarda açılacağı, mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip nükleer tıp uzmanları tarafından açılacak nükleer tıp merkezleri ve radyoloji uzmanları tarafından açılacak radyoloji merkezlerinin, okul, kreş, mesken ve benzeri yerlere bitişik olamayacağı; radyasyondan korunmaya ilişkin radyasyon uygulamalarının yürütüleceği alanların mekansal tasarımı, teknik hususlar ve uygunluk ölçütlerinin Nükleer Düzenleme Kurumu mevzuatı kapsamında düzenleneceği belirtildikten sonra dördüncü fıkrasında; radyoloji merkezlerinin; beşinci fıkrasında; nükleer tıp merkezlerinin ve altıncı fıkrasında; ağız, diş ve çene radyoloji merkezlerinin radyasyon alanlarında sağlamak zorunda oldukları kriterlerin düzenlendiği, radyasyon alanlarının, denetimli alan ve gözetimli alan olarak ikiye ayrılmasında esas olarak radyasyon kaynaklarının özellikleri ile kaynağın ve kullanıldıkları alanın zırhlama özelliklerinin göz önüne alındığı, uygulamaya ve radyasyon kaynağının türüne göre değişmekle birlikte, genellikte radyasyon kaynaklarının bulunduğu yerlerin denetimli alanlar, bu yerlere bitişik alanların da gözetimli alanlar olarak sınıflandırılabildiği, radyasyon dozu alma olasılığı açısından, denetimli alanlarda çalışmanın gözetimli alanlarda çalışmaktan daha riskli olduğu, aynı şekilde, gözetimli alanlarda çalışanların radyasyon dozu alma olasılığının, radyasyon alanı olmayan alanlarda çalışanlardan daha yüksek olduğu, bu alanlarda çalışan kişilerin alabileceği radyasyon dozunun azaltılması için kuralların oluşturulduğu, Radyasyon Alanlarının Sınıflandırılmasına İlişkin Kılavuz'un eklerinde örneklere yer verildiği, anılan Kılavuz'un “2.1. Denetimli Alanlar ve Özellikleri” başlıklı bölümünde de, denetimli alanlarla ilgili kurallara yer verilerek, denetimli alanların, fiziksel sınırlarının kesin olarak belirlenmiş ve ayrılmış olması gerektiğinin belirtildiği, bu durumda, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazın bulunduğu denetimli alanlardan zırhlama yoluyla ayrılmış alanların, denetimli alan kapsamında yer almayacağının düzenlendiği dava konusu bentlerin, hukuka ve mevzuata uygun olup, iptal istemlerinin reddi gerektiği, 3- “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sadece” ibaresi ile üçüncü fıkrasında yer alan “vardiya veya nöbet şeklinde” ibaresi ile dördüncü fıkrası bakımından: a) “sadece” ibaresi bakımından; davacı tarafından, “sadece” ibaresinin Kanun'da yer almadığı, bu ibare ile Kanun hükmünün kapsamının daraltıldığının iddia edildiği, 3153 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1. maddesi ile aynı yönde olmak üzere “iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personel”in haftalık çalışma süresinin 35 saat olduğunun düzenlendiği, Yönetmeliğin dava konusu edilen “sadece” ibaresinin Yönetmelik düzenlemesinde yer verilmesine gelince; Bakanlığa bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında radyoloji hizmetlerinin yürütüldüğü birimlerde yaklaşık 25.000 personelin (radyoloji uzman hekimi, tıbbi görüntüleme teknikeri/teknisyeni) görev yaptığı, ancak bu hizmetlerin sunumunda kullanılan tüm cihazların iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermediği, Yönetmelikl'e bu ayrıma ilişkin düzenlemelere yer verildiği, iptali talep edilen “sadece” ibaresinin de iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içeren cihazlarla iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihazlar arasındaki farkı ortaya koymak amacıyla getirilmiş olduğu, dava konusu bu ibarenin Kanun hükmünü daralttığı yolundaki davacı iddialarına itibar edilmesine hukuken imkan bulunmadığı, b) Yönetmeliğin “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “vardiya veya nöbet şeklinde” ibaresi bakımından; 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi ile iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresinin 35 saat olarak düzenlendiği ve Kanun hükmüne dayanılarak çıkarılan Yönetmelik'te azami çalışma süresi gösterilmeksizin doz miktarlarına bağlı çalışma esasının belirlendiği dikkate alındığında, bu birimlerdeki çalışma şeklinin, idarelerce, kanuni 35 saat haftalık çalışma süresinin aşılmamak ve doz aşımı limitleri tedbirleri gözetilmek kaydıyla, hizmetin etkinlik ve sürekliliğinin sağlanması bakımından nöbet ya da vardiya veyahut da mesai kaydırma şeklinde belirlenebilmesinin mümkün hale geldiği, radyasyon kaynakları ile yapılan teşhis, tedavi ve araştırmaya yönelik sağlık hizmeti sunumu 7/24 devamlılık göstermekte olup, bu işlemlerde görevli personele gece nöbeti ya da vardiya usulü ile çalışma yöntemi uygulanmaması halinde hastaların durumunun tespit ve tedaviye başlanmasında gecikmeye sebebiyet verileceğinin açık olduğu, 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde getirilen yeni çalışma süresi ve modeli ve bunun uygulanmasını gösteren eski ve yeni yönetmeliklerle doz limitlerinin aşılmaması için alınacak tedbirler ile diğer koruyucu tedbirlere ayrıca yer verildiğinden iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile iştigal eden personel bakımından da herhangi mağduriyete sebebiyet verilmediği, mülga Nizamname'nin birçok hükmünün, kanuni düzenlemelere uygunluğunun kalmaması, teknolojik gelişmeler ile teşhis, tedavi veya kalibrasyonda kullanılan ve radyasyon yayan cihazların radyasyon limitlerinin zaman içinde değişmesi gibi faktörler nazara alınarak Nizamname'nin yürürlükten kaldırılmasının uygun görüldüğü, böylece Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak gerekli düzenlemelere Yönetmelik'te yer verildiği, yürürlükten kaldırılan Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları İle Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasında da düzenlenmiş olan, radyasyon kaynakları ile çalışacakların çalışma şeklinin, haftalık 35 saatlik çalışma süresini aşmamak kaydıyla, hizmetin etkinlik ve sürekliliğinin sağlanması bakımından vardiya veya nöbet şeklinde düzenlenebileceğine ilişkin düzenlemeye, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fıkrasında da aynen yer verildiği, bu durumda, dava konusu “vardiya veya nöbet şeklinde” ibaresinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, c) Yönetmeliğin “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin dördüncü fıkrası bakımından: Yönetmeliğin 7. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Hamilelik şüphesi olan, hamile veya emziren iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanının çalışma koşulları, fetüsün veya emzirilen çocuğun radyasyondan korunmasını sağlayacak şekilde düzenlenir.” düzenlemesi ile hamile olan, hamilelik şüphesi olan ya da emziren kadın çalışanların korunmasına yönelik düzenlemeye yer verildiği, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin “Hamile radyasyon görevlileri için doz sınırları” başlıklı 12. maddesi ve Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği'nin 13. maddesinin beşinci fıkrasındaki düzenlemelerin, dava konusu düzenleme ile aynı doğrultuda olduğundan, dava konusu düzenlemede eksiklik ya da hukuka aykırılık bulunmadığı, 4- a) Yönetmeliğin “Sağlık izni” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda”, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki Ek-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu"nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir” ibareleri bakımından; ilgili mevzuat gereğince radyasyon görevlisi olarak kabul edilen personelin şua izni olarak da tabir edilen sağlık izninden ve fiili hizmet süresi zammından birlikte yararlanması mümkün olmakla birlikte, bazı sağlık tesislerinde unvanı radyoloji uzmanı ya da tıbbi görüntüleme teknisyenlerinin yıl boyunca iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihazlarla çalışmalarına ya da yılın bazı aylarına tekabül eden sürelere bakılmaksızın sağlık iznini tam olarak kullandıklarının tespit edildiği, bu durumu ayırmak, radyasyonun olumsuz etkilerine maruz kalan personelin sağlığını korunmak amacıyla İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesi ile sağlık izninin kullanımına ilişkin usul esasların yeniden düzenlendiği, yeni Yönetmelik'te radyasyon görevlisi değil, 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi lafzına uygun olarak “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı” tanımının getirildiği, yeni Yönetmelik'le, 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. ve 657 sayılı Kanun'un 103. maddesine uygun olarak iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyoaktif madde ile çalışan ve böylece zararlı radyasyona maruz kalan personele yıllık izinlerine ilaveten sağlık izni verileceğinin daha açık biçimde düzenlendiği, önceki yönetmelikle çelişen ya da yeni getirilen bir durum bulunmamakla birlikte özellikle ERCP, anjiografi cihazları ile çalışan personelin de kapsama alınmasının amaçlandığı, dolayısıyla, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı olarak kabul edilemeyen manyetik rezonans, ultrason ve doppler cihazları ile yapılan çalışma sürelerinin karşılığında radyasyona maruziyet olmadığından, bu süreler için sağlık izni verilmesine imkan bulunmadığı, bu itibarla, Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda” ibaresi ile, radyasyon kaynağı ile fiilen çalışması olan ile olmayan arasında radyasyona maruz kalma açısından bir ayrım yapılması zorunluluğunun ortaya konulması gerektiğinden, söz konusu ibarede üst hukuk normlarına ya da hukuka aykırılık bulunmadığı, anılan fıkranın ikinci cümlesine bakıldığında; “..iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışanlara verilecek sağlık izni süresi, bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” cümlesinde yer alan “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ibaresi, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı olmayan cihazlarla çalışanların radyasyona maruziyetleri olmadığı için bu haktan yararlanmalarına imkan bulunmadığını vurgulamak adına 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine uygun olarak kaleme alındığından, bu ibarenin iptali isteminin de reddi gerektiği, dava konusu düzenleme ile sağlık izninin, iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile denetimli alanlarda fiilen çalışılan süreler dikkate alınarak "Sağlık İzni Tablosu"nda belirtilen çalışma süresine göre belirlendiği, Radyasyon Güvenliği Tüzüğünde, radyasyon görevlisi, denetimli alan tanımlarına yer verildiği, İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklid Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasında da denetimli alan ve gözetimli alanın tanımlarının yapıldığı, dolayısıyla, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışanlara verilecek sağlık izni süresinin, bu çalışanların “iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının bulunduğu ve doğrudan radyasyona maruz kalınan” denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak belirlenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, radyasyon kaynakları ile kullanmak suretiyle sağlık hizmeti sunan sağlık personelinin, kullanılan yöntemlerden kaynaklı olarak ve bu yöntemlerin sağlığı bozucu etkileri nedeniyle, öteki sağlık personelinden farklı çalışma koşullarına tabi kılındığı, radyasyona maruz kalan personel için farklı çalışma koşulları belirlenmesindeki temel amacın, bu kişilerin maruz kaldığı radyasyon etkisinin minimum düzeye düşürülerek sağlıklarının korunması olduğu, Yönetmeliğin 8. maddesi düzenlemesi ile 3153 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmüne uygun olarak sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda çalışanlara sağlık izni verilebileceği; sağlık izninin, bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan Sağlık İzni Tablosunda belirtilen çalışma süresine göre belirleneceğinin düzenlendiği, radyoloji hizmet sunumuna takvim yılı içerisinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları içeren ve içermeyen birimlerde rotasyon yaparak çalışma yapılabilir olması nedeniyle Yönetmeliğin 8. maddesi ile iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışılmayan sürelerin, süre hesabının dışında bırakılması suretiyle iş gücü kaybının da önüne geçilmesinin amaçlandığı, hizmetin sürekliliği ve kamu yararı gözetilerek yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, b) İkinci fıkrasında yer alan “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile”, “denetimli alanlarda” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibareleri bakımından; Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası ile mobil röntgen veya skopi gibi hareketli cihazları kullanan iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışanlara verilecek sağlık izni süresinin de, bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan Sağlık İzni Tablosu'nda belirtilen çalışma süresine göre belirleneceği düzenlenmiş olup, (a) bölümünde yapılan açıklamaların burada da aynen geçerli olduğunu belirterek, bu fıkrada yer alan ibarelerin iptali isteminin de reddi gerektiği, c) Yönetmeliğin 8. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan” ibaresi bakımından; söz konusu üçüncü fıkrada, “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan çalışanların etkin doz aşımı halinde sağlık kurum ve kuruluşu tarafından sağlık izni hemen kullandırılır.” düzenlemesine yer verilmiş olup, anılan fıkra ile etkin doz aşımı halinde sağlık izninin beklenilmeksizin kullandırılmasının idarenin yükümlülüklerinden sayıldığı, davacı tarafça, denetimli-gözetimli alan kriterine bağlı olmaksızın doz aşımı halinde sağlık izninin hemen kullanılması gerektiği, bu nedenle bu düzenlemenin eksik olduğu iddia edilmekte ise de; 8. maddenin birinci fıkrasında yer alan ibareler hakkında yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile bu cihazların bulunduğu denetimli alanlarda çalışanların etkin doz aşımı halinde sağlık izni kullanımının mümkün olabildiği ve doz aşımı halinin de ancak iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile yapılan çalışma neticesinde oluşması mümkün olabildiğinden ve iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı içermeyen cihazlarla yapılan çalışmada radyasyona maruziyet olmadığına göre doz aşımından bahsetmeye de imkan bulunmayacağından, “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı” olarak kabul edilmeyen bu çalışmalar için idarece hemen verilmesi gerekli bir sağlık izninin olduğundan da bahsetmeye imkan bulunmadığı, dava konusu ibarenin, üst hukuk normlarına aykırı bir yönü bulunmadığından iptali isteminin reddi gerektiği, d) Yönetmeliğin 8. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışanlara verilecek sağlık izni süresi hesaplanırken doğum, ölüm, evlilik ve yıllık izin ile geçirilen süreler, çalışma süresine dahil edilmez.” düzenlemesi bakımından; denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışan ve bu çalışma sebebiyle “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı çalışanı” olarak kabul edilen personelin sağlık izni, bu kaynaklarla ve bu alanlarda yaptıkları fiili çalışma süresine göre belirlenmiş olduğundan, sağlık izni hesaplanırken iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışılmayan süreler dışarıda bırakılarak iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalınmayan süreler nedeniyle oluşabilecek iş gücü kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla hizmetin sürekliliği ve kamu yararı gözetilerek yapılan düzenlemede hukuka aykırı ve iptali gerektirici bir yön bulunmadığı, 5-“Uyum sağlanması” başlıklı Geçici 1. maddesinde geçen “beş yıl” ibaresi bakımından; Geçici 1. maddede, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faal halde bulunan radyoloji merkezleri, nükleer tıp merkezleri ile ağız, diş ve çene radyoloji merkezlerinin radyasyon alanlarının, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içinde bu Yönetmelik'te yer alan hükümlere uyumlu hale getirileceğinin düzenlendiği, bahse konu uyum sürecinde radyoloji merkezleri, nükleer tıp merkezleri ile ağız, diş ve çene radyoloji merkezlerinin faaliyetini sürdürebilmesi için bulunması gereken cihazların maliyeti yaklaşık 10.000 - 1.000.000 ABD Doları aralığında olup, ilgili merkezler açısından bu yüksek teknoloji ürünlerin temini, taşınması, montajı, kalibrasyonu gibi işlemlerin yüksek maliyet gerektireceği göz önünde bulundurulduğunda, mevcut merkezlerin mali açıdan zarara uğramaması ve hizmetin sürdürülebilirliği dikkate alınarak uyum sürecinin 5 yıl olarak düzenlendiği, dolayısıyla itiraz konusu 5 yıllık uyum süresinin, personel için merkezlerde alınacak güvenlik önlemlerine ilişkin bir düzenleme olmadığı, güvenlik tedbirleri olmaksızın iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışan personelin görevini ifa edebilmesi mümkün olmadığından, bu düzenlemenin iptalini talep etmekte davacının menfaati bulunmadığı, bu itibarla, bu ibare bakımından davanın öncelikle menfaat yönünden reddi gerektiği, 6- Yönetmelik Eki “Ek-2 Sağlık İzni Tablosu”nun iptali talebi bakımından: Yönetmelik eki Ek-2 Sağlık İzni Tablosu'nun getiriliş amacı, Yönetmeliğin 8. maddesinin muhtelif düzenlemelerinin iptalinin talep edilmesi üzerine 4. başlıktaki açıklamalar doğrultusunda davacının iptal talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik, 12/04/2023 tarih ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğundan, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 26/04/2022 tarihli ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “Denetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri” ibaresi ile (d) bendindeki “Gözetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 1 mSv'i aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen” ibaresinin, 5. maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendinin, 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “sadece” ibaresi ve üçüncü fıkrasında yer alan; “vardiya ve nöbet şeklinde” ibaresi ile dördüncü fıkrasının, 8. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda”, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ve ”bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, ikinci fıkrasında yer alan; “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile”, “denetimli alanlarda” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, üçüncü fıkrasında yer alan; “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan” ibaresinin ve beşinci fıkrasının, Geçici 1. maddesinde geçen “beş yıl” ibaresi ile anılan Yönetmeliğin ekinde yer alan "EK-2 Sağlık İzni Tablosu”nun iptali istemiyle açılmıştır. 12/04/2023 tarih ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesi ile 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan, davanın konusuz kaldığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu ve Onikinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca yapılan müşterek toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı tarafından, 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “Denetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri” ibaresi ile (d) bendindeki “Gözetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 1 mSv'i aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen” ibaresinin, "Bina durumu ve fiziki şartlar" başlıklı 5. maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendinin, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “sadece” ibaresi ve üçüncü fıkrasında yer alan; “vardiya ve nöbet şeklinde” ibaresi ile dördüncü fıkrasının, “Sağlık izni” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda”, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ve ”bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, ikinci fıkrasında yer alan; “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile”, “denetimli alanlarda” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, üçüncü fıkrasında yer alan; “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan” ibaresinin ve beşinci fıkrasının, “Uyum sağlanması" başlıklı Geçici 1. maddesinde geçen “beş yıl” ibaresinin, anılan Yönetmeliğin eki "Ek-2 Sağlık İzni Tablosu"nun iptali istenilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin, 12/04/2023 tarih ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesiyle yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “Denetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri” ibaresi ile (d) bendindeki “Gözetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 1 mSv'i aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen” ibaresinin, "Bina durumu ve fiziki şartlar" başlıklı 5. maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendinin, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “sadece” ibaresi ve üçüncü fıkrasında yer alan; “vardiya ve nöbet şeklinde” ibaresi ile dördüncü fıkrasının, “Sağlık izni” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda”, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ve ”bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, ikinci fıkrasında yer alan; “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile”, “denetimli alanlarda” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, üçüncü fıkrasında yer alan; “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan” ibaresinin ve beşinci fıkrasının, “Uyum sağlanması" başlıklı Geçici 1. maddesinde geçen “beş yıl” ibaresinin, anılan Yönetmeliğin eki "Ek-2 Sağlık İzni Tablosu"nun iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, 25/04/2022 tarih ve 5530 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 26/04/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan “İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “Denetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 6 mSv'den fazla radyasyon dozuna maruz kalabilecekleri” ibaresi ile (d) bendindeki “Gözetimli alan” tanımında yer alan; “yıllık doz sınırlarının 1 mSv'i aşılma olasılığı olan, 6 mSv'i aşılması beklenmeyen, kişisel doz ölçümünü gerektirmeyen” ibaresinin, "Bina durumu ve fiziki şartlar" başlıklı 5. maddesinin dördüncü fıkrasının (i) bendi ile altıncı fıkrasının (i) bendinin, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışanların çalışma esasları” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “sadece” ibaresi ve üçüncü fıkrasında yer alan; “vardiya ve nöbet şeklinde” ibaresi ile dördüncü fıkrasının, “Sağlık izni” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Sadece iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ve radyonüklitlerin kullanıldığı denetimli alanlarda”, “İyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile” ve ”bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, ikinci fıkrasında yer alan; “iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile”, “denetimli alanlarda” ve “bu çalışanların bir takvim yılı içerisinde denetimli alanlarda fiilen çalıştığı süreler dikkate alınarak bu Yönetmeliğin eki EK-2'de yer alan “Sağlık İzni Tablosu”nda belirtilen çalışma süresine göre belirlenir.” ibarelerinin, üçüncü fıkrasında yer alan; “Denetimli alanlarda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı cihazı kullanan” ibaresinin ve beşinci fıkrasının, “Uyum sağlanması" başlıklı Geçici 1. maddesinde geçen “beş yıl” ibaresinin, anılan Yönetmeliğin eki "Ek-2 Sağlık İzni Tablosu"nun iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu Yönetmelik, 12/04/2023 tarih ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, yürürlüğe giren Yönetmek'te, iptali istenilen düzenlemelere ilişkin esaslı değişikliklerin yapılmadığı, yürürlükten kaldırılan Yönetmelik ile benzer nitelikteki düzenlemelere yer verildiği anlaşıldığından, davanın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.