Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalar kapsamında bir gazeteci hakkında uygulanan gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk süresinin makul olmaması, tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik/mahkeme tarafından verilmesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin ve itiraz incelemelerinin duruşmalı ve kısa sürede incelenip karara bağlanmaması nedenleri
Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalar kapsamında bir gazeteci hakkında uygulanan gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk süresinin makul olmaması, tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik/mahkeme tarafından verilmesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin ve itiraz incelemelerinin duruşmalı ve kısa sürede incelenip karara bağlanmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltına alınılan ilk andan itibaren avukat yardımından yararlandırılmama nedeniyle adil yargılanma hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin, arama işleminin hukuki olmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve gözaltında iken bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 20/10/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12). İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 31/7/2016 tarihinde "2016 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından devletin bağımsızlığını zayıflatmak ve birliğini bozmak amacına yönelik kalkışma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya, görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye kalkışılmış, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın gördüğü düzeni ortadan kaldırmaya, bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygu1annasınnı önlemeye teşebbüs edilmiştir. Darbe girişimine ilişkin, olaydan 9 ay 10 gün önce Zaman Gazetesi'nin reklam filmi olarak 2015 tarihinde basın yayın kuruluşlarında yayınlamnaya başlanan ve darbe teşebbüsüne atıf mahiyetindeki ...reklam filminin yapımcıları olduğu" gerekçesiyle başvurucu hakkında da FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıyla bağlantılı olarak (Soruşturma No: 2016/83705) soruşturma başlatılmış ve yakalama ve gözaltı kararları verilmiştir. Bu kararlar uyarınca başvurucu 1/8/2016 tarihinde Trabzon'da babasına ait evde yakalanarak gözaltına alınmış ve ertesi gün hakkında soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirilmiştir. Başvurucu 5/8/2016 tarihine kadar burada gözaltında tutulmuştur. İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 4/8/2016 tarihinde başvurucunun ifadesine başvurulmuştur. Başvurucu ifadesinde; i. Zaman gazetesinde 1991 yılında muhabir olarak işe başladığını, 1992 yılında gazetenin Elazığ temsilciliğini yaptığını, 1994 yılında İstanbul'da bulunan dağıtım büroları koordinatörlüğü görevini yaptıktan sonra 1997 yılında reklam müdür yardımcısı görevine getirildiğini, 1999 yıllında reklam müdürü olduğunu, 2007 yılına kadar bu görevinin devam ettiğini,ii. Başvurucu,2007-2010 yılları arasında gazete satış sorumlusu görevini üstlendiğini, 2010 yılından sonra kayyumlar tarafından çıkışı yapılana kadar olan süreçte marka pazarlama direktörü olarak görev yaptığını, marka pazarlama direktörünün halkla ilişkiler ve tanıtım görevini yaptığını,iii. Feza gazeteciliğin bünyesindeki Aksiyon dergisinin de üç dört defa marka pazarlama ve tanıtım görevini üstlendiğini, 2014 yılı itibarıyla 4/3/2016 tarihinde Zaman gazetesine kayyum atanıncaya kadarki sürede T.S.nin sahibi olduğu ajans ile çalıştıklarını, ajansın birden çok fikirleri getirdikten sonra şirket içinde bir değerlendirme toplantısı yapıldığını, senaryonun getirildiği zaman yönetimde kimler müsaitse o anda o kişilerce toplantı yapıldığını, toplantılara satış adeti sorumlusu F.K., Kültür Sanat ve Edebiyat Uzmanı A.Ç., Grafik Tasarım Sorumlusu F.Y. ve kendisinin katıldığını, zaman zaman Genel Yayın Yönetmeni E. ve Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı K.nın da katıldığını, reklam filmlerine Fetullah Gülen'in bir yönlendirmesinin kesinlikle olmadığını,iv. Zaman gazetesinin 2015 yılı güz dönemi reklam filmi hakkında ise abone kampanyasının yayın satış ekibince başlatıldıktan sonra destek amaçlı marka pazarlama birimi olarak kendisinin de reklam filmi ile her zaman olduğu gibi reklam filminin konusunu belirleyip kampanya düzenlediklerini, daha önceki kampanyalar ile 2015 yılı güz dönemi reklam filminin konusunun belirlenmesi, projenin hazırlanması ve yayın tarihinin belirlenmesinde herhangi bir değişiklik olmadan yapıldığını, ilk etapta konuyu abone sayısının düşük olmasından dolayı yükseltmek amaçlı abone kayıpları yaşadıkları için geri kazanmak amaçlı, abone kampanyasına desteği verebilmek için neler yapabilecekleri hususunu anlaşmalı olduğu reklam ajansı sahibi T.S.ye Brief olarak aktardığını, olabildiğince ekonomik olarak bir reklam hazırlamasını kendisinden istediğini, konuyu T.S.ye gazete binasında yüz yüze konuşarak 2015 yılı Eylül ayı içinde söylediğini, T.S.nin yaklaşık on gün sonra gazeteye aynı konsepte beş değişik senaryo ile geldiğini, bu dönemde K., F.Y., A.Ç. ve kendisinin T.S.nin toplantısına girdiklerini, alternatif olarak sunulan beş senaryoyu da beğendiklerini, 17-25 Aralık sürecinden sonra Zaman gazetesi ve okuyucularının sıkıntılı döneme girdiğini, yürütülen bir soruşturmada gazetenin Genel Yayın Yönetmeni E.nin gözaltına alındığını, bütün bunların okuyucularında bir umutsuzluğa, bir ümitsizliğe yol açtığını, abone sayısında ciddi kayıplar yaşandığını, abone sayısını tekrar eskisi gibi geri kazanabilmek, yükseltebilmek amaçlı umutsuzluğa kapılmaya gerek yok duygusunu verebilecek şekilde T.S. tarafından hazırlanan masa üstü sunumlarının beşini de kullanma kararı aldıklarını,v. Fetullah Gülen'in yazdığıÇağ ve Nesil Serisi kitabı olan Sükutun Çığlıkları isminde bir kitabın olduğundan haberdar olmadığını, tamamen tesadüf olduğunu, yine reklam filminin yayımlandığı tarih ile darbe girişiminin yaşandığı tarih arasındaki 9 ay 10 günlük sürenin olmasının tamamen tesadüf olduğunu beyan etmiştir. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak 27/7/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) maddesinin (l) numaralı fıkrasının (l) bendi uyarınca kısıtlama kararı verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 4/8/2016 tarihinde konuyla ilgili tanık beyanlarına başvurmuştur. Bu kapsamda;i. Tanık S. ifadesinde "... Olay tarihinde Zaman gazetesinin genel yayın müdürlüğünü E. yapmaktaydı. 05/10/2015 tarihinde yayınlanan 9 ay 10 gün sonra darbe imalı reklamın tarafımızca 'brif' adı verilen konusunu diğer gazeteye ilişkin reklamlarda olduğu gibi E. ve gazetenin marka pazarlama direktörü başvurucu belirlemiştir. Reklamın bu şekilde senaryosu belirlendikten sonra başvurucu senaryoyu bana E.ye onaylattığını söylemişti. Ben reklamı 05 Ekim tarihinde yayınlanmasından 1-2 gün önce gördüğümde bir anlam veremedim. Çünkü herhangi bir sebep sonuç bağlantısı yoktu. Birbirinden bağlantısız figürler yer almakta olup ulusal ölçekte yayın yapan bir gazete için anlam ifade etmiyordu. Siren sesleri ve ardından gelen yeni doğmuş bebeğin gülmesi figürlerine bir anlam veremedim. Hatta başvurucuya niye bunun yayınlandığını sordum. Hatta yayınlamamızın saçma olduğunu söyledim. O da bana E. ile birlikte senaryoyu belirleyip onayladıklarını, bunun bir şekilde yayınlanacağını, bana sadece görsel olarak fikrimi söylememi istedi. Ben reklamın sadece fatura işleriyle ilgilendim. Reklam ise daha sonra T.S. nin reklam ajansı ... vasıtasıyla hazırlandı. T.S. piyasada meşhur olarak bilinen bir reklamcıdır. Kendisinin reklam yayınlanmadan önce, içeriğini gördükten sonra tepkisinin ne olduğunu bilmiyorum ..." şeklinde beyanda bulunmuştur. ii. T.H. ifadesinde "... 2016 yılı Mart ayına Zaman Gazetesine kayyum atanana kadar marka pazarlama sorumlusu olarak çalışmaktaydım. Soruşturmaya konu 05/10/2015 tarihinde yayınlanan 9 ay 10 gün sonra darbe iması çağrıştıran reklam filminin senaryosu başvurucu ve E. tarafından hazırlanmıştır. E. reklamın yayınladığı günün akşamında gazetedeki görevinden istifa etmiştir. Neden istifa ettiğini bilmiyorum. Gazete içerisinde istifa nedeni konusunda herhangi bir duyumum olmadı. Reklam fimi yayınlanmadan önce içerisindeki figürleri görünce bir anlam veremedim. Bunun silahlı kuvvetler içerisindeki örgüt mensuplarına bir mesaj olabileceği de aklıma gelmedi. Reklamı hazırlayan ... reklam ajansının sahibi T.S. ile E. ve başvurucunun samimi olduklarını biliyorum ancak ne kadar süredir tanıştıklarını bilmiyorum. Telefonda konuştukları zamanlarda birbirleriyle samimi olarak konuşuyorlardı. T. nin gözlemlediğim kadarıyla cemaat yapılanmasıyla bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum ... Ancak saydığım şahıslarla ilişkisinin boyutunu bilemeyeceğim. T., 17-25 Aralık 2013 sürecinden sonra gazetenin reklam işlerini yapmaya başlamıştır. Brif kendisine verildikten sonra T. reklamı şaşırtıcı bulduğu için reklamcılık açısından başarılı olabileceğini düşündüğünü başvurucuya söylemişti ..." şeklinde beyanda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 5/8/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun Hâkimlikteki ifadesi şöyledir:"... Suçlamalar hususunda kollukta sorulan sorulara ayrıntılı cevaplar verdim, kolluktaki ifadem doğrudur, ben Zaman Gazetesinde marka pazarlama direktörü olarak görev yaptım, yaklaşık 25 yıl bu gazetede çalıştım, kayyum heyeti atanana kadar bu gazetede çalıştım, ayrıntılı savunma yaptığım için kolluktaki savunmama ekleyeceğim bir husus yoktur..." İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 5/8/2016 tarihinde, başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir: " ... atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, atılı suçun katalog suçlardan oluşu, şüphelinin uzun bir süre FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütünün adeta yayın organı olarak bilinen Zaman Gazetesi isimli gazetenin marka pazarlama direktörü olarak görev yaptığı, bu örgütün 2016 tarihinde darbe teşebbüsünde bulunduğu, şüphelinin çok uzun bir süreden beri bu örgütün fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği, bu hususun tanık beyanlarından da açık bir şekilde anlaşıldığı, buna göre şüphelinin atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından ... tutuklanmasına [karar verildi.]" Başvurucu 12/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 19/8/2016 tarihinde "Dosyada tutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek yeni bir delil bulunmadığı ve İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin ... kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on altı şüpheli hakkında da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin yapısına, kamuoyunca bilinen isimleriyle "17-25 Aralık", "MİT tırları", "Selam-Tevhid-Kudüs Ordusu", "Tahşiye", "Kozmik oda" ve "Balyoz" gibi soruşturmalarda veya bu soruşturmalar sonucunda açılan davalarda anılan örgütün yargı ve emniyet içindeki unsurlarını kendi amaçları doğrultusunda nasıl kullandığına ve Hükûmeti devirmeye yönelik eylemlerine değinilmiştir. Devamında ise FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu ve darbe girişimine iştirak ettikleri değerlendirilen Zaman, Today's Zaman, Taraf, Samanyolu TV, Can Ezincan TV gibi örgütün medya yapılanmasına dâhil olduğu belirtilen unsurlara yer verilmiştir. Başvurucuyla ilgili suçlamalara esas alınan iddianamedeki olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesinin marka pazarlama direktörü olarak görev yaptığı ileri sürülmüştür.ii. İkametgâhında yapılan aramada Fetullah Gülen tarafından yazılmış örgütsel doküman niteliğindeki kitapların bulunduğu ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finans kuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyada hesap hareketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun eşi F.Ş.nin Bank Asyada hesabının olduğu, bu hesabında 31/12/2013 ila 24/12/2014 tarihlerinde hesabında 527,63 TL'lik artış olduğu ve her iki çocuğunun aynı dönemde söz konusu Bankada hesap açtırdıkları belirtilmiştir.iv. Telefon kayıtlarına dayanılarak başvurucunun FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticilerinden oldukları iddia edilen ve haklarında bu yapılanmayla bağlantılı suçlardan kamu davası açılan bazı kişilerle (H.K., A.A., A.K., S.K., H.E., ve A.K.) iletişim hâlinde olduğu ileri sürülmüştür. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü şöyledir:" örgütsel amaçlar doğrultusunda öncesinden bildikleri darbe girişimine, maddi cebir kullanmak suretiyle iştirak eden faillerin eyleminegirişime sözde neden teşkil eden siyasal ve toplumsal kaos ortamının bulunduğuna ve bu ortamın yaratılmasına yönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarının hareket unsurunun alt unsuru olan 'cebir' teriminin öncülü ve ayrı düşünülemeyecek bir parçası olan söylem ve propagandalarda bulunmak, medya etki gücünü kullanarak toplumun darbe girişimine karşı koymamasını telkin etmek veya hücre tipi örgütlenme modeline göre teşkilatlanan Silahlı Kuvvetler içerisindeki hücrelerin bir kısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmek suretiyle iştirak ettikleri, asli fail oldukları ... darbe girişimi tarihinden önce haklarında 'silahlı terör örgütü yöneticisi olma' suçundan açılan iddianame ve iddianamelerdeki eylem tarihlerinden sonra faaliyetlerine devam ettikleri, ayrıca ... her birinin kendi bölümünde anlatılan başka soruturmalara konu eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu nazara alınıp iş bu iddianamemize konu eylemleriyle birlikte değerlendirildiğinde eylemlerin kalkışma suçlarıyla amaçlanan zarar tehlikesini yaratmaya elverişli olduğu, tüm şüphelilerin eylemlerinin ise terör örgütünün faaliyeti kapsamında aynı amaca yönelik olduğu için deliller ile eylemlerinin hukuki vasıflandırılmasının birlikte değerlendirilebilmesini teminen aynı iddianameye konu edildiği anlaşılmakla;...... Üzerlerine atılı kalkışma suçları niteliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütünün üyesi olmaları nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediklerinin kabulüyle ... cezalandırılmalarına ..." . İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 3/5/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/127 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 19/9/2017 tarihinde başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu 22/9/2017 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu karara itiraz etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 9/10/2017 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 9/10/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 20/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Cumhuriyet Savcısı 11/12/2017 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Savcılık mütalaasında; iddianamede olduğu üzere (bkz. §§ 20, 21) FETÖ/PDY hakkında genel bazı açıklamalara yer verilmiş, başvurucunun da aralarında bulunduğu her bir sanık hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılmıştır. Başvurucuyla ilgili değerlendirmeler genel olarak iddianamede belirtilen olgularla aynı mahiyette olup bunlara ek olarak Zaman TV isimli Youtube kanalında "Zaman gazetesi reklam filmi- Sükutun Çığlığı-Ekim 2015" ismiyle 5/10/2015 tarihinde bir dakika süreli olarak yayımlanan kayda değinilmiştir. Mütalaada; Zaman gazetesinin 2015 yılı güz dönemine ait kısa reklam filminin açıklama kısmında "Zaman gazetesinin güz dönemi yeni abone kampanyası başladı. Ulusal kanalların yanı sıra internet sitelerinde bu andan itibaren yayınlanmaya başlayan yeni reklam filminde tek bir kelime bile kullanılmıyor." açıklamasının yazılı olduğu, 20 saniyelik reklam filminin olağanüstü ve tehdit durumlarında uyarı amaçlı çalınan siren sesleri eşliğinde boş görünümlü binaların, insansız sokakların olduğu, terk edilmiş izlenimi veren bir yerleşim yerinin havadan çekilmiş görüntüleriyle başladığı, ardından gülen, yeni doğmuş bir bebeğin ekrana geldiği, akabinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kullanmış olduğu zırhlı araçlara ait top sesi eşliğinde Zaman gazetesinin logosunun göründüğü, bu kısa reklam filminin sonunda duyulan top sesinin başlangıçta gösterilen yerleşim yerinin bombalandığı algısını oluşturduğu ifade edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2018 tarihli kararıyla başvurucunun cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. İddianamede ve mütalaada belirtilen delillere atıfla verilen kararın ilgi kısmı şöyledir:"... terör örgütüyle organik bağları açıklanan medya unsurları sanıkların ... söz konusu reklam filminin hazırlanıp yayınlanması eylemine ve anlatılan şekilde darbe girişimini önceden bilerek, maddi cebir kullanmak suretiyle iştirak eden faillerin eylemine girişime sözde neden teşkil eden siyasal ve toplumsal kaos ortamının bulunduğuna ve bu ortamın yaratılmasına yönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarının hareket unsurunun alt unsuru olan 'cebir' teriminin öncülü ve ayrı düşünülemeyecek bir parçası olan söylem ve propagandalarda bulunmak, hücre tipi örgütlenme modeline göre teşkilatlanan Silahlı Kuvvetler içerisindeki FETÖ hücrelerinin bir kısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmek suretiyle iştirak ettikleri ve bu nedenlerle üzerine atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun asli faili olduğu ... somut olayda sanığın eyleminin bir bütün olarak TCK'nın 309/ maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı anlaşılmakla .... cezalandırılmasına ... karar verilmiştir." Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir ve başvurucunun hükmen tutukluluk durumu devam etmektedir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:" Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.… (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak. b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. ...f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. ...j) Konutunu terk etmemek. k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek." 668 sayılı KHK'nın "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "...l) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının kararıyla kısıtlanabilir...." 5237 sayılı Kanun'un "Hükûmete karşı suç" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir." 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör tanımı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." 3713 sayılı Kanun'un "Terör suçlusu" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır." 3713 sayılı Kanun'un "Terör suçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur."