Başvuru, kolluk görevlilerinin gözaltında tutulan kişiye fiziksel ve sözlü saldırıda bulunması ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlilerinin gözaltında tutulan kişiye fiziksel ve sözlü saldırıda bulunması ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/9/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tespit edilemeyen bir tarihte, silahlı terör örgüt kurma veya yönetme ve devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarını işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvurucu Ankara Emniyet Müdürlüğüne (Müdürlük) ait nezarethanede 27/9/2018 Perşembe günü saat 55’ten 4/10/2018 Perşembe günü saat 50’ye kadar gözaltında tutulmuştur. Başvuru formuna ekli belgelerden başvurucunun Ankara Ağır Ceza Mahkemesince yapılan bir kovuşturmada tutuklu olarak yargılandığı ve sözü edilen yargılamada 27/9/2018 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmıştır. Gözaltı sürecinde Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde görevli doktorlarca düzenlenen genel adli muayene raporlarında başvurucuda darp veya cebir izi bulunmadığı açıklanmıştır. Bununla birlikte 29/9/2018 tarihli genel adli muayene raporunda -okunabildiği kadarıyla- başvurucunun ayaklarında mantar enfeksiyonuna bağlı kızarıklıklar olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, müdafii nezaretinde alınan 3/10/2018 tarihli kolluk ifadesi ile 4/10/2018 tarihli Başsavcılık ifadesinde ve 4/10/2018 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunda, gözaltı sürecinde karşılaştığı herhangi bir kötü muameleden söz etmemiştir. Yapılan sorgusu sonrasında isnat edilen her iki suç yönünden tutuklanan başvurucu, aynı gün Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. İnfaz Kurumu görevlilerince yapılan üst aramasında başvurucunun vücudunda bazı morluklar tespit edilince konuyla ilgili bir tutanak tutulmuş ve başvurucu, Kampüs Devlet Hastanesine (Kampüs Hastanesi) gönderilmiştir. Sevk yazısının üstüne muayenenin 4/10/2018 günü saat 08’de yapıldığı, sırt ve göğüs bölgesindeki üç yerde renk değişikliği olduğu, sağ dizin altında yara, şişlik ve morluklar bulunduğu, sağ bacak ile sol bacağın alt kısmında morluklar görüldüğü, darp ve cebir izi olduğuna dair rapor verildiği yazılmıştır. Ayrıca İnfaz Kurumunda yapılan ilk muayene ile ilgili 5/10/2018 tarihli kayıtta “göğüste, her iki yanda, sırtta, her iki skapula üzerinde, sağ bacak diz altında ve lateralda morluk, sağ ayak üst kısımda ağrı, hassasiyet, sol bacak arka kısımda morluk, sağ bacak ön yüzde morluk ve yüzeysel sıyrık” tespit edildiği, başkaca travmatik lezyon saptanmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun vücudundaki izler nedeniyle İnfaz Kurumu müdürü başvurucunun ifadesini almıştır. Başvurucu ifadesinde özetle gözaltında kaldığı ilk gün ayak parmaklarının ezildiğini, ayaklarına vurulduğunu, sonraki günlerde de benzer muamelelere maruz kaldığını, doktorlara bir şey söylememesi konusunda tehdit edildiğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca İnfaz Kurumuna getirilmesinden önce kendisini muayene eden doktorun darp ve cebir olmadığına ilişkin beyanına göre rapor düzenlediğini ve yapılan uygulamalar nedeniyle şikâyetinin olmadığını beyan etmiştir. İnfaz Kurumu 9/10/2018 tarihinde Ankara Batı Başsavcılığına (Batı Başsavcılığı) suç ihbarında bulunmuştur. Suç ihbarıyla ilgili yazının ekine başvurucunun alınan ifadesini içerir tutanak, başvurucunun vücudundaki izler hakkında İnfaz Kurumu görevlileri tarafından tutulan tutanak, Kampüs Hastanesinde görevli doktorun 4/10/2018 tarihli muayenesinde tespit ettiği bulguları içerir belge ve başvurucunun İnfaz Kurumuna teslim edilmesi nedeniyle düzenlenen tutanak eklenmiştir. Teslimle ilgili tutanağa göre başvurucuyu ve tutuklu Ç.yi İnfaz Kurumuna polis T.A. teslim etmiştir. Batı Başsavcılığı 23/10/2018 tarihinde başvurucunun ifadesine başvurmuştur. Başvurucu ifadesinde gözaltında kaldığı ilk iki gün başına ve ayaklarına vurulduğunu, ayakları ile ayak parmaklarının ezildiğini ve tekmelendiğini, ayrıca gözaltı sürecinde tehdit edilip hakarete uğradığını söylemiştir. Başvurucu ifadesinin devamında gözaltındaki ilk gün dövülmesinin ardından doktorun muayene ettiğini, doktora maruz kaldığı muameleleri anlattığını ancak raporun bir suretinin kendisine verilmediğini, bu muayene sonrasında bir polis tarafından tehdit edildiğini, muayeneler sırasında polisler hazır olduğu ve korktuğu için doktorlara bir şey söyleyemediğini ve maruz kaldığı muameleleri yapan polisleri teşhis edebileceğini beyan edip kötü muamelede bulunduğunu iddia ettiği bir polisin eşkâlini vermiştir. Başvurucu, bu polise başkalarınca hangi isimle hitap edildiğini de söylemiştir. Bununla beraber başvurucu korktuğu için polis amir ve memurlarından şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun ifadesinde tehdit içeren sözlerin neler olduğunu açıkladığı ancak hakaret içeren herhangi bir sözden bahsetmediği görülmüştür. Batı Başsavcılığı, soruşturma yetkisinin Başsavcılığa ait olduğu gerekçesiyle 25/10/2018 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir. Başsavcılık 23/11/2018 tarihinde, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında başvurucunun verdiği ifadelere ve Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorguya ait tutanakları dosya arasına almış ve gözaltı sürecinde başvurucu hakkında düzenlenen genel adli muayene raporları ile başvurucunun gözaltında kaldığı yerde bulunan kameralara ait kayıtları getirtmek için Müdürlükle yazışma yapmıştır. Başsavcılığa gönderilen 1/3/2019 tarihli cevap yazısı ile eklerinden Emniyet Genel Müdürlüğü Nezarethane Talimatnamesi’nin maddesi uyarınca nezarethanelerde bulunan kameralara ait kayıtların otuz gün süreyle saklandığı, bu nedenle başvurucunun gözaltında tutulduğu döneme ait kamera kaydı bulunmadığı öğrenilmiştir. Başsavcılık, başvurucuya yönelik işkence ve hakaret suçlarının işlendiğine dair başvurucunun soyut iddiası dışında kamu davası açmaya yeter delil elde edilemediği gerekçesiyle şüpheli kolluk görevlileri hakkında 19/3/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılığa göre başvurucunun gözaltında kaldığı süre içinde işkenceye maruz bırakıldığına ilişkin herhangi bir doktor raporu bulunmamaktadır zira başvurucu hakkında düzenlenen genel adli muayene raporlarında darp ve cebir izi bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kamera kayıtları mevcut değildir. Başvurucu; Batı Başsavcılığında verdiği ifadesini tekrar edip İnfaz Kurumunda vücudundaki izlerin gerek Kampüs Hastanesinde görevli doktor gerek İnfaz Kurumunda ilk muayenesini yapan doktor tarafından tespit edildiğini, karşılaştığı muamele ve tehditlerin İnfaz Kurumuna teslim edilinceye kadar devam ettiğine birlikte gözaltında tutulduğu ve aynı araçla İnfaz Kurumuna getirildiği Ç.nin de tanık olduğunu belirterek Başsavcılığın verdiği karara itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazı 31/7/2019 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince (Hâkimlik) reddedilmiştir. İlgili hukuk için birçok karar arasından bkz. Ahmet Aşık, B. No: 2017/27330, 26/5/2021, §§ 36-