T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/522 Esas KARAR NO: 2025/1525 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/12/2023 NUMARASI: 2021/254 E. - 2023/1069 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/522 Esas KARAR NO: 2025/1525 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/12/2023 NUMARASI: 2021/254 E. - 2023/1069 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili hakkında İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve müvekkilinin bahse konu takibi haricen öğrendiğini, takibe konu kambiyo senedini müvekkilinin, kendisi ve yakınlarına yönelik olarak yakın ve ciddi bir tehlike korkusuyla imzaladığını, zira müvekkilinin 14/02/2020 ila 17/02/2020 tarihleri arasında davalı ve onunla birlikte hareket edenler tarafından hürriyetinden alıkonularak Beylikdüzü tarafında bir evde zorla tutulduğunu, dövüldüğünü ve akabinde ailesinin işyerlerine getirilerek ailesine de zarar verileceği yönünde tehdit edildiğini, söz konusu olayla ilgili taraflarınca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına 2020/83626 sayılı soruşturmaya konu edilen suç duyurusunda bulunulduğunu, ikrah yolu ile elde edilen senedin hükümsüz olduğunu, kambiyo senedi eksik senet olarak tedavüle çıkarılıp müvekkili ile lehtar arasında herhangi bir doldurma anlaşması bulunmadığından hükümsüz olduğunu, davalı-alacaklının peşinde olduğu alacağın da zaten müvekkilinin ailesi tarafından daha önceden ödendiğini ve senedin bedelsiz kaldığını, tüm bu nedenlerle takibe dayanak senetten dolayı müvekkilinin borcu bulunmadığını, müvekkiline senedin zorla imzalatıldığını ve diğer bütün unsurların boş bırakıldığını, daha sonra müvekkilinin bilgisi dışında doldurulduğunu belirterek, İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin dava sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, takibe konu bono ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. DAVAYA CEVAP: Davalı cevap dilekçesi ile; davacının suç duyurusuna konu edilen sözde hürriyetten alıkoyma olayının (kabul anlamına gelmemek kaydı ile) 12/02/2020 ila 17/02/2020 arasında gerçekleştiğini iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile iddia edilen olaylar cereyan etmiş olsaydı bile 17/02/2020 tarihinde son bulan tehditten sonra davacının bir yıllık hak düşürücü sürede ikrah iddiasıyla yasal yollara başvurması gerektiğini, TBK 39. maddesi gereğince davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, ancak davanın 12/04/2021 tarihinde açılmış olup bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, takibe konu senedin 02/05/2020 tanzim, 30/05/2020 vadeli tarihli olduğunu, davacı/borçlu tarafından yapılan suç duyurusunun 12.10.2020 tarihli olduğunu, senet tanzim tarihinden 5 ay sonrasında ve takip açıldıktan, haciz yapıldıktan, borçlunun babası icra kefili olduktan ve daha sonra ikinci bir işlemle iş yerinden menkul mallar muhafaza altına alındıktan sonra yapılan suç duyurusunun planlı yapıldığını, müvekkili alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla atılan kurgusal bir adım olduğunu, davacının senetteki imzayı inkar etmediğini ve eksik senet iddiasını ispatlayamadığını, tamamen soyut ifadelerle dile getirmiş olduğu iddiaların reddi gerektiğini, eksik bono olduğunu davacının yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2023 tarihli, 2021/254 Esas, 2023/1069 Karar sayılı kararı ile "… davacı tarafça kambiyo takibine konu 02/05/2020 tanzim tarihli 30/05/2020 vade tarihli 100.000,00-USD bedelli bono altındaki imzaya itiraz edilmemesine, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/83191 soruşturma sayılı dosyası kapsamında, davalı hakkında, kişiyi hürriyetten yoksun kılma, tehdit, kasten yaralama, hakaret, nitelikli yağma, bedelsiz senedi kullanma suçlarından cezalandırılması talebiyle başlatılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesine, davacı tarafın, takibe konu senedin kendisinden iradesi fesada uğratılarak alındığı iddiasını süresi içerisinde ileri sürmemesine, aynı zamanda bu iddiasını ispat edecek nitelikte delili dosyaya sunamamış olmasına, dava dilekçesi ve savcılık dosyası kapsamındaki davacı ...'nın ifadeleri dikkate alındığında, davacının davalıya borcu bulunduğunu kabul etmiş olduğunun anlaşılmasına, dava dilekçesinde bu borcun davacının ailesi tarafından ödenmiş olduğunun belirtilmesine, ancak borcun ödenmesine ilişkin delillerin dosyaya sunulmamış olmasına, dava dilekçesine ekli birisi 14/04/2020 tarihli diğeri tarihsiz iki adet fotokopi belge sunulmak suretiyle bu belgelere istinaden borcun ödendiğinin ileri sürülmesine rağmen, Mahkememizin 08/06/2023 tarihli ara kararı ile bu belgelerin aslının dosyaya sunulması için davacı vasisi ... adına davetiye çıkarılmasına rağmen, verilen kesin süre içinde belge asıllarının dosyaya sunulmamış olmasına, aynı zamanda davanın açıldığı tarihten itibaren 2 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen de söz konusu belge asıllarının dosyaya sunulmamış olmasına, kaldı ki, söz konusu belgelerde bahsedilen ödemelerin takibe konu borcun ödenmesi ile ilgili olup olmadığının da anlaşılamamasına göre, davacı tarafça açılan davanın ispat edilemediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkememizin 25/05/2021 tarihli ara karı ile, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmişse de, davacı tarafça, ihtiyati tedbir kararında belirtilen teminat yatırılıp ihtiyati tedbir kararı infaz edilmemiş olduğundan, 2004 Sayılı İİK'nun 73/4. maddesi dikkate alınarak, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE,2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE…" karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ: Davacı vasisi süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/128 E. sayılı dosyası kapsamında vekaletname sunulması adına izin talep edilmesi üzerine, Mahkemece dosyanın incelemeye alındığını, henüz ilgili hususta Mahkemece karar tahsis edilmediğini, söz konusu karar beklenilmeksizin huzurdaki davanın karara bağlanmasının ve mevcut vekilin vekil kaydının silinmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini,Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/83191soruşturma sayılı dosyası ile işbu dava dosyası birbirinden bağımsız dosyalar olmakla birlikte, ilgili dosyadaki takipsizlik kararı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Bununla birlikte anılan kararda vekil tarafından sunulan belge asılları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmiş olmasının yasa ve usule aykırı olduğunu, Anılan kararda, deliller usul ve yasaya uygun değerlendirilmediğinden, verilen karar karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını belirterek, yerel Mahkemenin yasa ve usule aykırı kararının kaldırılmasına, açıklanan ve Mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerle davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/128 E. Sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ...'nın kısıtlanarak kendisine vasi tayin edildiği, Mahkemenin 05/07/2022 tarih ve 2020/128 E., 2020/573 K. Sayılı ek kararı ile davacı ...'ya ...'in vasi olarak atanmasına karar verildiği, ayrıca davacı vasisine davayı takip etmesi için izin ve yetki verildiği, Mahkemece davacı vasisine tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı tespit edilmiştir. İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davalı ... tarafından davacı ... aleyhine 100.000,00 USD asıl alacak olmak üzere toplam 102.124,66 USD ile 906,80 TL alacak için 18/09/2020 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 02/05/2020 tanzim ve 30/05/2020 vade tarihli, 100.000,00 USD bedelli bono ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/477 D.İş sayılı ve 14/09/2020 tarihli ihtiyati haciz kararının gösterildiği tespit edilmiştir.Takibe konu bono örneği incelendiğinde; 02/05/2020 tanzim ve 30/05/2020 vade tarihli, 100.000,00 USD bedelli bono olduğu, borçlusunun ..., lehtarının ... oldukları, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı tespit edilmiştir. İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesinin 02/06/2022 tarihli, 2022/53 Esas, 2022/455 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ..., davalının ... olduğu, işbu davadaki ileri sürülen nedenlerle İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu bonodan dolayı borçlu olmadığı iddiasıyla borca itiraz davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı yargı yoluna başvurulmadığından, kararın 14/06/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/83191 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; müşteki ... tarafından, şüpheliler ..., ... hakkında, kişiyi hürriyetten yoksun kılma, tehdit, kasten yaralama, hakaret, nitelikli yağma, bedelsiz senedi kullanma suçlarını işlediklerinden bahisle şikayette bulunulduğu, yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy C. Başsavcılığı'nın 24/12/2021 tarih ve 2021/83191 Soruşturma, 2021/72117 Karar sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın 06/10/2022 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmıştır. G E R E K Ç E : Dava, icra takibinden sonra açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vasisi tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde davanın açıldığı tarihte davacının babasının kendisine veli olarak atandığı ve davacı vekiline kısıtlıyı temsilen vekaletname verdiği, yargılama sırasında vasi değişikliği yapıldığı, davacının yeni vasisinin kesin süreye rağmen davacı vekiline vekaletname vermediği tespit edilmiştir.Davacı vasisinin vesayet mahkemesince vasinin avukata vekalet vermesi konusunda kararı beklenmeden davacı vekilinin vekillikten çıkarıldığına dair istinaf talebiyle ilgili İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/128 Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden incelenmiş ve davacı vasisinin talebi üzerine 08/03/2023 tarihli ara kararı ile vasiye işbu davada davacı kısıtlıyı temsil etmesi için izin ve yetki verildiği, vasinin avukata vekalet vermesi konusunda izin verilmesi talebiyle ilgili ise işbu dava dosyası incelendikten sonra değerlendirme yapılmasına karar verildiği tespit edilmiş, ancak dosyada daha sonra bu konuda verilmiş olumlu ya da olumsuz bir karara rastlanmamıştır.Mahkemece, davacı vekili olarak duruşmaya katılan avukata yeni vasiden alacağı vekaletnameyi dosyaya sunması için kesin süre verilmesine rağmen vekaletnamenin dosyaya sunulmadığı, davacı vasisi tarafından avukata vekaletname verilmesi için vesayet makamının iznine gerek olmadığı, vesayet makamının yalnızca vekalet ücret sözleşmesi yapılmışsa bu sözleşmeyi onaylamasının yeterli olacağı, ancak davacı vasisi tarafından davacıyı temsil etmesi için davacı vekili olarak duruşmalara katılan avukata vekalet verilmediği, bu nedenle Mahkemece yetkisiz olan avukatın vekil kaydının silinmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vasisinin esasa ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; davacının takibe konu bono üzerindeki imzasına itiraz etmediği, bononun iradesi fesada uğratılarak imzalatıldığını ve borcun ödendiğini ispatlayamadığı, mevcut dosya kapsamına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vasisinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vasisinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oybirliğiyle verildi.